Cihan AKTAŞ
Gittiğim herhangi bir şehirde duvarlarda neler olup bittiğini görmeyi önemli bulurum. Duvar resimleri kadar heykelleri de inceleyerek şehirle bağları üzerine düşünürüm. Ev içinde boş duvar gözleri ve gönlü dinlendirir, şehir içinde ise sorular sordurur. Bir şehir niye duvar resimlerini seçer, diğeri niye heykelde karar kılmıştır, merak ederim.
Eskişehir heykelde karar kılmış bir şehir olarak görünüyor. Yerleşme karakteristiğini belirleyen Porsuk Çayı üzerindeki köprünün etrafında olduğu gibi çeşitli meydanlarında da bol bol heykel var. Bu heykeller sanat şaheseri değiller ve çevreden kopuk, bir Venedik, bir Roma çağrışımı yapan üsluplarıyla bir iddiayı haykırıyorlar. Bazıları bir soyutlama halinde tasarlansaydı, kendi geleneğimizle buluşma örnekliği sergileyebilirdi. Eskişehir, Batılı anlamda modern bir kültür şehri olmayı ideal olarak benimsediği düşünülen bir şehir. Göçmenlere açık olma yeteneği bu iddiasını tutarlı bir şekilde sürdürmesine ne ölçüde destek oluyor, emin değilim.
Bütün bu konuları ve daha birçok başlığı geçen hafta beni şehre davet eden Sahibül Vefa Kuran Kursu’nun öğretmen ve öğrencileriyle Cuma günü öğleden sonra ve ertesi gün ikindi üzeri de Tiryakizade Kıraathanesi’nde konuşma fırsatı bulduk.
Sahib’ül Vefa Kuran Kursu’nun davetinin beni çok heyecanlandırdığını belirtmeliyim. Yıllardır STK, belediye veya üniversite bağlamı olan konferans ve söyleşilere katılıyorum. Gecekondu mahallelerinde açılmış Kur’an kurslarına konuşma yapmaya gittiğim yıllar düştü aklıma. Daha öncesi de var. Üniversite yıllarında bir yaz mevsimini Süleymaniye’de bulunan Tuğba Kur’an Kursu’nda geçirmiştim, o havayı soluduğumu duydum Sahib’ül Vefa Kur’an Kursu’nda karavana yemeği yerken. Yemekten sonra “Ailenin Dönüşümü etrafında “neler yapabiliriz?” sorusuna cevap aradık öğretmen ve öğrencilerle. Daha sonra Kurs Müdiresi Berrin Yolaçan, Müftü Yardımcısı Şerife Altuner ve CNR Fuarı’na bir otobüs dolusu öğrencisiyle gelişini hayranlıkla her yerde anlattığım Sabire Öztürk’ün katılımıyla sürdü sohbetimiz.
Ertesi gün, sitemiz yazarı ve aynı zamanda Osmangazi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Levent Baştürk’ün davetiyle, Oduncular Tiryakizade Kıraathanesi’nde bir söyleşiye katıldım. Bir kıraathane söyleşisi, ilk kez yaşadığım bir tecrübe. Geniş kıraathanenin bir tarafında biz söyleşiyi sürdürürken karşı tarafta insanlar oturuyor, gelip gidiyorlardı ve bu çok hoş geldi bana. Kıraathanenin işletmecisi Bayram Kök’ün bu söyleşileri sürdürmeyi amaçladığını öğrendim.
Aileler, öğrenciler, hocalar, kahve müdavimleriyle hareketli bir topluluk oluşturduğumuz için, konuşma başlıklarının hepsine değinmem imkânsız. Anadolu Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden Serpil Cebeci’nin sorusu kamusal alan muaşaretinin nasıl gelişeceği üzerineydi. Anadolu İletişim’den İsmail Kaplan, kendisinin de dahil olduğu –Mavera Gençlik” tarafından başlatılan “Zarif Haykırışlar” edebiyat hareketi üzerinden bir araya gelip sohbet etme konusundaki problemleri irdeledi. Osman Çalışkan “klasik” olarak bildiğimiz eserler listesindeki postkolonyalist gölge kuşkusunu dile getirdi. İnşaat Mühendisliği öğrencisi Recep Bilal Aksu, öğrenci yurtları örneğinde mekanların kişiliklere etkisini tartışmaya açtı. Gülsüm Uzer kadınların kendi adına konuşamaması ve kadın meselelerinin temsiller üzerinden tartışmaya açılmasının getirdiği problemlere işaret etti. Levent Baştürk, Ahmet Altan’ın “günah işlemeyi göze alamayanın sanat eseri üretemeyeceği” şeklinde özetlenebilecek ifadeleri üzerinden sanat eserinin günahla ilişkisini tartışmaya açalım istedi. Sırf o başlık altındaki konuşmamız bile yazılsa sayfalar tutar.
Yazarlığı benimsememin hikayesini anlatırken elbette konu konuyu açtı. Osmangazi Üniversitesi Matematik Öğretmenliği öğrencisi Hilal Satıç, kadınların düşüncelerini doğrudan ifadesine izin vermeyen bir kamu anlayışını Atasoy Müftüoğlu’nun bir cümlesi üzerinden eleştirdi: “Zamanın Zeynebi diyoruz, ancak zeynepler perde arkasında dinliyor konuşmayı.” Genç bir işadamı, Burak Uslu “kadın şadırvanları”nın eksikliğinden söz etti; onu da anmadan geçemeyeceğim. Mimarimiz ve şehirciliğimiz niçin kadınlar üzerine düşünmüyor? Uslu müteahhitlerle görüşüp onları işte şöyle sorguladığını anlattı: “Dindar olabilirsiniz, ama yaptıklarınız seküler binalar. Abdest için uygun olmayan lavabolar yapıyorsunuz. Kötü niyetli değilsiniz, ama taklitle yetiniyorsunuz.” Bunun ardından gelen soru şehrin duvarlarını ilgilendiriyordu. Niçin bu konuda bireysel olarak sorumluluk duymuyoruz? Hangi sebeplerle kirli duvarları boyamak, resimlerle kaplamak gibi bir derdimiz yok? Niye artık “helal gıda” üzerine düşünmeyi sürdürmüyoruz? Üstelik “helal gıda”yı test eden bir laboratuvardan bile yoksun Türkiye. Doğrusu “helal yoldan üretme korkusu” içinde görünüyoruz.
Uslu’nun eleştirileri, sokağın seslerine duyarlı bir kültürel üretimin soruları etrafında gelişiyor. Şehrin duvarlarında neler olup bittiğiyle niye ilgili olmasın gençler? Genç kuşak el becerilerinden yoksun, boya badana yapmayı bilmiyor, tamirden yamadan anlamıyor, şeklinde bir genelleme yapacak değilim. Bir eşyayı emek çekip yenilemektense değiştirmeyi tercih etmeyi de gençler aile ortamında öğreniyorlar hoş. Salon duvarlarının çocuk çizgilerine terk edilmesi alışılmış bir terbiye örneği sayılmaz. Kaldı ki elinde boya kutusu ve fırçayla şehrin duvarlarını yenilemeye çıkan gençleri teşvik ettiğimiz de söylenemez.
Rastlantı olmasa gerek; Burak Uslu’nun sorusu aynı günün akşamı farklı bir ortamda yine karşıma çıktı.
Aydın Işık sürekli okuyan düşünen proje üreten bir kitap dostu. Bir akşam bizi evinde ağırladı, sağ olsun. Çevre meseleleri konusundaki duyarsızlığımız üzerine konuşurken kirli ve boyası dökülmüş duvarları boyamayı iş edinen bir arkadaşına getirdi sözü. Onu izlerken, “İşte İslam bu, yoksulların evini boyuyor” diye düşünmüş. “Niye Müslüman gençler ellerinde fırçayla şehrin kirli duvarlarını boyamıyor? Müslüman kadınlar gün yapacak yerde Eskişehir vilayetinin çöplerini toplayamaz mı? Ertesi gün de başka bir iş düşünülür.”
Çevremizle ilgisizliğimiz dinimizin emirlerinin halefine oluşmuş bir mustazaf olma hali. Dünyayı kurtarma yollarına düşüyor, ancak elimize fırça alıp da kirli yüzeyleri tazelemeyi bir sorumluluk saymıyoruz. Cumhuriyet döneminde yetişen ilk kuşak mimarlardan olan ve modern mimariyi geleneksel kodlarıyla yorumlamayı önemseyen bir üslup geliştiren Mimar Abdurrahman Hancı’nın ifadesiyle, evimizin içiyle ilgilenmek yetiyor bize; dışarıda ne olup bittiğiyle ilgilenmiyoruz. Evinden ayrılırken Aydın Işık’ın hediye ettiği kitaplar arasında bulunan şehit İsmail Raci Faruki’nin eseri Tevhid, bu eksikliğimizi tanımlayacak tespitler içeriyor. Biz olguları bütüncül görme becerisini yitirmişiz. Amaçlı evren üzerine layıkıyla düşünmediğimiz için onun düzeni konusunda da işleri oluruna bırakıyoruz. Tevhidi dünya görüşünü kalben ve zihnen anlayıp hayatımızın mihverine yerleştirdiğimiz asırlar boyunca mekan ve zamanla uyumu gerçekleştirmeyi büyük ölçüde başarmışız. Şehirlerimizi planlayan aceleci muhayyile çevre bağlantılarını dikkate almayacak kadar önemsiz buluyor şimdilerde. Bir bina grubu yapıldığı yerden alınıp bambaşka bir semte kondurulabilir.
Şehrin duvarları ve sokaklarıyla ilgili kaygıları olan Aydın Işık, ressam Burhan Doğançay’ı hatırlattı bana. Bu köşede “Takım Elbiseli Ressam” başlığıyla üslubunu irdelediğim Doğançay, sanatını bir bakıma şehrin duvarlarını kurtarmaya adamış bir ressam sayılabilir. Duvarı kurtarmak, farklı bir okumayla bir Hızır eylemi; yıkılmakta olana müdahalenin anlamlı bir sebebi olsa gerek. Aydın Işık kitap okuma sevgisini/sorumluluğunu yaygınlaştırma çabasıyla duvarların harabeye dönüşmemesi veya yalıtım sebebi olacak şekilde yükselmemesi için “tevhid” üzerine düşünmeye çağırıyor.
Mesele yine -bir önceki yazımda irdelediğim şekilde- sokaklarla ilişkimize dönüyor. Gençleri sokaklardan korkuttuğumuzda duvarları da bir bakıma reklam panolarının imajlarına terk etmiş oluyoruz. Onları siyasal dışavurumlar konusunda çekinmeye sevk eden cümleler kurarken çağırdığımız yer ise ekran bağımlılığı olmaktan öte geçemiyor.
Sokak elbette geçişlerin olduğu kadar itirazların da alanı. Modernist siyasetçilere tehlikeli görünen şehirlerimizin geleneksel labirent dokuları, kendi halinde gelişerek bir varlık edinen ve alternatif söylemlerin dillendirilmesine izin veren sokakları da içeriyor. Bir mazisi olan sokaklar mahallenin kılcal damarları halinde sesleri, cümleleri, adımları, beklemeleri ve buluşmaları, tartışmaları ve barışmaları, tanışmaları ve ayrılıkları kendi içinde harmanlayarak kaynaşmayı mümkün kılıyor.
Tevhidin prensiplerin arasında saydığı “İnsanın kapasitesi ve doğanın bükülebilirliği” başlıklı bölümde, “ahlaki hareketin faili olarak insanın” kendinde ve kendi dışındakilerde ilahi modeli ya da emirleri kuvveden fiile çıkarmak için arkadaşlarını veya toplumunu, tabiatı ve çevresini değiştirme kabiliyetine sahip olmasının gerekliliğini” vurguluyor Faruki.
Eskişehir, her şeye rağmen kültürel araçlar üzerine düşünen, bu araçları tazelemenin yollarını arayan bir şehir. Kendi haline veya kapitalizmin amaçlarına terk edilmiş çevre, Aydın Işık’ı barışın geliştirilmesi adına da tedirgin ediyor. Yapılaşma kaynaşmaya değil ayrışmaya dönük olarak sürüyor çünkü.
Sahib’ül Vefa Kur’an Kursu konuşmam sırasında da değindim bu konuya: Göçmen şehrinin –geniş bir mülteci nüfusunu ağırlamaya çalıştığımız bir dönemde- bize yeniden kaynaşmanın imkânlarını öğretmesi beklenirdi. Kes yapıştır uygulamalarıyla ise ayrıştırmayı değil kaynaştırmayı sağlayan bir hayat tarzı idealine ulaşılamadığı gibi, modern kentin kendi içindeki tutarlı örgüsüne yakın düşmek de mümkün olmuyor.

Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2021
9.08.2019
16.01.2019
4.02.2018
28.08.2018
15.08.2018
28.07.2018
19.07.2018
21.10.2017
21.09.2016