Levent Gültekin
Asıl söylemek istediklerime geçmeden önce bir konunun altını çizmek istiyorum.
Bu yazının konusu muhafazakar kesimin endişelerine ve bu endişelerin hesaba katılmasına vurgu yapmak değil.
Çünkü ülke endişesi muhafazakarların endişesini kat be kat geçmiş durumda.
Dahası toplumun her kesiminde ciddi endişeler var, ülke muhafazakarlardan ibaretmiş gibi sadece onların endişelerine vurgu yapmanın, bu endişeyi önemseyip buna göre politika belirlemenin farklı kesimlerdeki rahatsızlığı daha da artırdığını, bütün bunların toplumu bir amaç etrafında birleştirmekten çok ayrıştırdığını düşünüyorum.
Yani ülke ağır bir tahribat altındayken ve toplumun geniş kesimlerini ülke ve yaşam endişesi sarmışken muhafazakarların endişeleri birinci öncelik olamaz, olmamalı.
Fakat benim başka endişelerim var.
Müsaade ederseniz bugün size son dönemde giderek artan ciddi endişelerimden bahsetmek istiyorum.
7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidarı kaybeden AK Parti ne oldu da beş ay sonra yapılan 1 Kasım seçimlerinde oyunu yüzde 8,63 artırarak yeniden tek başına iktidar oldu?
Veyahut 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerini muhalefet niçin kaybetti?
2018 seçim sürecinde yapılan mitinglere katılım yoğunluğu, oluşan siyasi atmosfer, özellikle de sosyal medyadaki hava CHP adayı Muharrem İnce’nin lehine görünüyordu.
İnce’nin ilk turda kazanamasa bile ikinci tura kalacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu.
Fakat seçim sonuçları açıklandığında beklentilerin tersine bambaşka bir tablo çıktı ortaya.
Peki niçin?
Bu soruya vereceğimiz cevap bugünler, özellikle de 2023 seçimleri için hayati derecede önem taşıyor.
“Endişeliyim” derken tam da bunu kastediyorum.
Yani ülke yeniden 2018 sendromuna doğru koşar adım ilerliyor.
Moral üstünlüğü muhalefette olmasına rağmen 2018 seçimleri niçin kaybedildi sorusuna yönelik yüzlerce analiz ve yorum yapıldı.
Bu analiz ve yorumlarda aklı başında siyasi gözlemcilerin, siyaset bilimcilerin ortaklaştığı bir nokta vardı. Seçim sürecinde, özellikle son haftalarda yaşam tarzı ve siyasi tercihler üzerinden oluşan ‘biz ve onlar’ ayrımı, muhalif kesimde giderek artan “Artık biz geliyoruz” vurgusu, muhalefet adaylarının katıldığı TV programlarının ülke meselelerine çözüm önerilerini konuşmak yerine iktidara yakın kimi gazetecilerin manipülasyonları sonucu bir horoz dövüşüne dönüştürülmesi… Bütün bunlar AK Parti’den kopmuş kararsız seçmenin yeniden partilerine dönmesine neden oldu ve nihayetinde Erdoğan’a bir seçim daha kazandırdı.
Yapılan yorumlar böyleydi.
Bu görüşe ben de katılıyorum
Hatta hem 2015 Haziran seçimleri öncesi hem de 2018 cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, hem yazılarımda hem konuşmalarımda bu endişelerimi sıklıkla dile getirmeye çalıştığımda ‘felaket tellallığı yapmak’, ‘oyun bozmak’, ‘karamsarlık yaymak’, ‘pişmiş aşa su katmak’ gibi akıl almaz suçlamalara maruz kaldım.
Şimdilerde benzer endişelerim var ve giderek de artıyor.
Amacım ne karamsarlık yaymak ne de felaket tellallığı yapmak.
Türkiye’nin, mevcut iktidar anlayışıyla yönetilmesine ne ülkenin ne de toplumun dayanacak gücü kaldı.
Mevcut durumdan çıkmak için hepimize büyük sorumluluk düşüyor.
Bu sorumluluk duygusuyla ve adeta bir feveran halinde giderek artan bu endişelerime dikkatinizi çekmek istiyorum.
Öncelikle belirteyim ki taşıdığım endişeler kişisel duygulara veyahut hissiyata dayalı değil.
Kimi siyasetçilerle yaptığım sohbetler, kararsız seçmenlerden aldığım mesajlar, AK Parti’den kopmuş kesimlerde dönen sohbetler…
Bütün bunlar bana 2018 benzeri bir sendromla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor.
Lafı fazla uzattığımın farkındayım.
Ne demek istiyorum?
Anlatayım.
Bütün araştırmalar bize gösteriyor ki yüzde 21 oranında bir kararsız seçmen var.
Yazıya başlamadan önce yorumlarımdan emin olmak için araştırma şirketi Metropoll’ün başkanı Özer Sencar ile konuştum.
Son araştırmada kararsız seçmene şöyle bir soru yöneltmişler: “Bir partiye oy vermek zorunda kalırsanız yani mecburen vermek durumunda kalırsanız bu hangi parti olur?”
Yüzde 21’lik kararsız seçmenin yüzde 16’sı “Hiçbir şartta hiçbir partiye oy vermeyeceğim” cevabını vermiş.
Endişemin birinci kaynağı kararsız seçmenin sandığa gitmeme ihtimali.
Yani katılımın düşük olması durumunda bütün araştırmalar bize bundan en büyük kazancı Erdoğan’ın sağlayacağını söylüyor.
Bunca yıkım, bunca yolsuzluk, bunca yoksulluk, bunca tahribat, bunca adaletsizlik yaşanırken seçmenin yaklaşık dörtte birinin kararsız olması anlaşılır bir durum değil.
Kararsız seçmene durumun vahametini anlatacak, dahası sorunların çözümünde onlara güven verecek, onları inandıracak ve onların zihninde bu seçimin ülke için bir kader seçimi olduğu duygusunu yaratacak politikalara ihtiyaç var.
Fakat bu konuda yeterince cesur, yeterince kararlı, yeterince açık davranıldığı kanaatinde değilim. Hatta yeterli bir çaba gösterildiğini bile söyleyemem ne yazık ki.
Tam tersine bu seçimin bir iktidar değişimi, yani filan parti ile falan parti arasındaki bir yarışa indirgenmesi özellikle son dönemde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Biz geliyoruz” temalı vurgusunun seçmenin durumun vahametini kavramasını engellediğini, mevcut durumu normalleştirdiğini, meselenin bir rejim krizi değil sadece iktidar değişimi olduğu izlenimi yarattığını düşünüyorum.
Bu da ister istemez kararsız seçmeni rejim krizine daha duyarsız hale getiriyor.
Bir diğer endişe konusu ise muhalefet cenahında giderek artan “Artık biz kazanıyoruz” vurgusu ve bunun yarattığı rehavet.
“Biz kazanıyoruz” duygusu bütün muhalefetin birbirine ihtiyacını da görünmez kılıyor.
Öyle bir havaya girildi ki artık kimsenin kimseye ihtiyacı yokmuş gibi bir algı oluşuyor.
Toplumda oluşan Erdoğan karşıtlığının Erdoğan’ın karşısına çıkan kim olursa olsun orada toplanacağı hesabıyla herkes o karşıtlığı kendi hanesine yazdırabileceği yanılgısına düşüyor.
Siyasetten biraz anlayan aklı başında herkes Erdoğan karşıtlığının tek başına bir adayın ya da bir partinin kazanmasına yetmeyeceğini söylüyor.
Fakat kimse bu uyarılara kulak vermiyor.
Daha üç beş ay önceki ‘Erdoğan kazansa da gitmez‘ anlayışından ‘İşleri bitti gidiyorlar‘ anlayışına bu kadar kolayca geçilmesini de şaşkınlıkla izliyorum
‘Kazansalar da gitmezler‘ anlayışı ne kadar sakıncalı, sorunlu bir anlayışsa ‘İşleri bitti gidiyorlar‘ yaklaşımı da benzer derecede gerçeklikten yoksun.
Dahası durumun ciddiyetinin kavranmasını da engelliyor.
Diğer taraftan Erdoğan’ın kaybetme, yenilme ihtimali üzerin kimilerinin yaşam ve anlayış temelli ‘biz ve onlar’ ayrımının, “Onlar Mehter Marşı ile gidecekler biz İzmir Marşı ile geleceğiz” türü tuhaflıklar ve buradaki ‘biz’ tanımının bir yaşam tarzını, bir mahalleyi işaret etmesi…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişteki “Bu seçim demokrasiden yana olanlarla otoriterlikten yana olanlar arasından olacak” yaklaşımından vazgeçip seçimi CHP ile AK Parti arasındaki bir seçime indirgeyici politikalara yönelmesi…
AK Parti’ye kızanların haklı öfkelerini muhafazakar kökenli muhalefet partilerine de yansıtması ve “Hepiniz aynısınız, siz sadece bu iktidardan kurtulmamıza yardım edin, başka bir şeye karışmayın” tarzı yaklaşımları…
Özellikle sosyal medyada hakim olan muhalefetin moral üstünlüğünü bir iktidar üstünlüğü olarak görüp atılan erken sevinç naraları AK Parti’den kopan seçmenin kendini öteki hissetme duygusunu fena halde kabarttığını ve tüm bunların o insanların istemeyerek de olsa Erdoğan’a yöneleceğini bir kere daha görmemiz gerekiyor.
Tekrar edeyim: Muhafazakarların endişelerini odak yaparak politika yapmak ne kadar sorunluysa bu endişeyi kabartacak, büyütecek ve AK Parti’den kopmuş kararsız seçmeni yeniden Erdoğan’a döndürecek söz ve yaklaşımları da o kadar sorunlu buluyorum.
Çünkü bu çok ciddi bir sorun.
Aynen Kasım 2015 seçiminde olduğu gibi, aynen 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminin son haftasında olduğu gibi.
2015’den ders alınmadı, aynısı 2018’de de yapıldı.
Şimdi 2018’den de ders alınmayacaksa işimiz gerçekten zor.
Rol yapalım, dereyi geçene kadar ayıya dayı diyelim anlayışında değilim.
Ülkemizin bu girdaptan çıkması için gerçekten içsel, düşünsel, zihinsel değişikliğe ihtiyacımız var.
Kimseyi yaşam tarzı, tercihleri, kimliği, inancı nedeniyle öteki görmemek ve ‘biz’ derken bütün ülkeyi kastetmek dahası bunu hissettirecek sahici bir değişime ihtiyaç var.
İktidarı almanın Türkiye’yi almak anlamına gelmediğini, İzmir Marşı’nın da, Mehter Marşı’nın da bizim olduğu duygusunu içselleştirmek ve bunu da bütün topluma yansıtmak dahası bu tür ayrımları ortadan kaldırıp esas meselenin ülke olduğu vurgusunu ön plana çıkarmak gerekiyor.
Aksi takdirde kimse kazanmayacak, hepimiz kaybedeceğiz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları







































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023