Murat Sevinç
Zamanında hocasının dediği gibi, asli görevi devletin çıkarlarını savunmak, sadakatten ayrılmamaktı. Birkaç yıl önce başlatılan ‘çözüm sürecini’ desteklemiş, arada bir girdiği derslerinde sürecin ne denli hayati olduğunu; süreç sona erdiğinde ise yeni siyaseti destekleyip Kürtlerin nankörlüğünü anlatmıştı.
Dizginlemekte zorlandığı bir duyguydu yaşadığı…
Apartman toplantılarında, yönetici olan emekli binbaşının patlak su boruları ve mantolama giderleri gibi konularda hazırladığı belgelere attığı imzalar gibi değildi. İlk kez devletin değerlerini korumaya yönelik hazırlanmış siyasi içerikli bir metne adını ekleyecekti. Bölüm başkanının, dekanının ve birlikte çalıştığı muhtelif ebatta akademisyenin isimlerini gördüğünde heyecanlanmış, onların yanında olabilmenin haklı gururunu henüz imzasını koymadan yaşamaya başlamıştı. Her kula, her akademisyene nasip olmayacak bir andı ve perçeminden süzülen son ter damlası, yağlı ciltler için üretilmiş sabunla yunmuş yanaklarından süzülürken, akşam evde eşine nasıl anlatacağını hayal ediyordu. İhanet zehrini almış, o melun yabancı maddenin neden olduğu hezeyanla devlet ve millet menfaatlerini görmez olmuş sözde akademisyenlere hadlerini bildiren, bir sözde yüksek mahkemeye vatan sevgisini hatırlatan satırların altına adını eklediği, o benzersiz gurur anını. Eşi çocuklarını uyutunca, her akşam olduğu gibi televizyon karşısına oturacaklardı. Eniştesinin, evli çiftler için vazgeçilmez olduğunu hatırlatarak hediye ettiği zigon sehpanın orta boy olanını, diğerlerinin arasından çıkarıp çayının gelmesini bekleyecekti. İlk yudumdan sonra konuya girecekti. Belki de ikinci. Henüz karar vermemişti. Çocuğunun anasının kendisine nasıl gururla bakacağını düşünürken, bilgisayar başındaki gülümsemesine engel olmakta zorlandığını fark etti. Allah utandırmasın, yar ve yardımcı olsun, dileklerini tekrar ediyordu içinden.
Tarih profesörü hocası, bir akademisyenin öncelikli görevinin devlet müdafaası olması gerektiğini öğütlemişti yıllar önce, çay içerlerken. Asistanlığının ilk yıllarıydı. Çalıştığı kurumda hocalarıyla, zorunlu durumlar haricinde genellikle öğle yemeği sonrasında arada bir çay içmek için bir araya gelebilirdi. Fakülte yemekhanesi, hocalar, asistanlar ve idari personel arasında bölündüğü için birlikte yemek yeme şansına erişemiyordu. İlk kez doçent olduğu gün oturmuştu hocalar kısmında ve heyecanını dün gibi hatırlıyordu. Paravanla ayrılan bölümde yemeklerini yiyen asistanlara, başıyla hafifçe selam vererek geçmişti birinci mevkiye. Hak etmişti bunu. Onlar da çok çalışırlarsa günü geldiğinde aynı şansa erişecek, sünnete uygun biçimlendirilmiş bıyıklarına değen çorbayı usulünce temizlerken hatıralarını anlatmayı ihmal etmeyen bölüm başkanıyla yan yana yemek yiyebilme şerefine nail olacaklardı. Hiç kolay değildi bu mertebeye ulaşmak, hocalarıyla birlikte çorba kaşıklamak.
Küçüklüğünden beri sosyal konulara daha meraklıydı. Daha doğrusu, ilgiliydi. ‘Merak’ sözcüğünden hazzetmezdi. Çocukluğunu geçirdiği Orta Anadolu şehrinde sık işittiği öğütlerden biri, fazla meraklı olmanın insana hayır getirmeyeceğiydi. Devlet büyükleri, aile büyükleri, mahalledeki abiler bir şeyi yapıyor ve söylüyorsa elbette bir bildikleri vardı. Lisede tarih dersini çok sevmişti. Hocası, o güne dek karşılaştığı en bilgili ve muhterem insandı. Sağda solda duyduğu, zaman zaman evinde konuşulan kimi konuların aslını dinlerdi ondan. Osmanlı’nın Müslüman olmayanlara nasıl vicdanlı davrandığını, onları koruyup kolladığını ama bu ekmeksizlerin, ceddi arkadan vuran kalleşler olduğunu o yıllarda öğrendi. Aleviler’in, sol görüşlü bozguncuların ve aslında dağ Türk’ü olup emperyalistler tarafından Kürt olduklarına inandırılan bölücülerin ne denli tehlikeli olabileceklerini de. Bir iki yaz tatilinde, Pendik’te marketi olan dayısına gidip büyük şehrin karmaşık yapısını gördüğünde, her türlü farklılığın kargaşa ve rahatsızlık nedeni olduğu yönündeki duygusunun haklılığına kanaat getirmişti. Duygu ve düşüncelerinin doğruluğunun kanıtlanmasından büyük mutluluk yaşıyordu. Yıllar içinde, aldığı zevke duyduğu ihtiyaç, her düşündüğünün doğru olduğu saplantısına eşlik etmeye başladı.
Sekizinci tercihi olan, bir diğer Anadolu şehrindeki üniversitenin tarih bölümünü kazanmıştı. İlk tercihleri büyük şehirlerdeki adı sanı duyulmuş okullardı; ancak aile fertlerinin “Vardır her işte bir hayır,” demeleri de boşuna olmamalıydı. Üzüntüsü ilk günün sonunda geçmiş, kazandığı okulun diğerlerine her bakımdan üstünlüğüne ikna olmaya başlamıştı bile. Okul yıllarını üç arkadaşıyla birlikte kiralık bir evde geçirdi. İkisi, devlet nezdinde giderek popüler hale gelen bir cemaatin evlerine gidip gelir, arada bir çok sevdikleri muhterem hocalarının video konuşmalarını birlikte izlerlerdi. Zorda kaldıklarında kiraları da ödenir ve evin eksiği gediği her biri diğerinden muhterem, bıyıkları sünnete uygun kesilmiş abileri tarafından karşılanırdı. Ailesi de kendisi de memnundu bu durumdan. Yıllar içinde, yalnızca hiç açılamadığı bir kızdan çok hoşlandı; ancak üçüncü sınıftayken Alevi olduğunu öğrenince şükretti. Ev arkadaşları da ucuz atlattığını söylediklerinde içi iyice rahatlamıştı. Davul bile dengi dengineydi nihayetinde. Çevresince münasip görülen ikincisi, mezuniyetinin ardından eşi olmuştu.
Elitist, değerlere ve devlete saygısız bulduğu üniversiteleri aklından dahi geçirmedi araştırma görevliliği sınavına girmek için. Mezuniyetinin ardından, girmesi gereken sınavlara girip gerekli notları, ne eksik ne fazla almayı başarmıştı. Göreve başladığı fakültesinde bir profesör, bir doçent, bir yardımcı doçent ve üç araştırma görevlisi vardı. Profesör hocası aynı zamanda dekan ve şehirdeki üç vakıfta yönetim kurulu üyesiydi. Meşguliyeti nedeniyle işleri genellikle dekan yardımcısı ve aynı zamanda cemaat gönüllüsü olan doçente havale ederdi. Doçent, cemaat faaliyetleri ve arada bir girdiği akşam dersleri nedeniyle, hemen her işine yardımcı doçenti koştururdu. Girmediği akşam derslerine üç araştırma görevlisini sokar, sınav kağıtlarını onlara okutur, ders tecrübesinin hayati önemini anlatırdı. Akşam okulundan kazandığı parayla iki yılda bir arabasının modelini yeniler, yaşadığı şehrin bağlık bahçelik yerinde yaptırdığı üç katlı evin harcamalarını karşılardı. Bir yandan fakültedeki görevleri üstlenip diğer yandan tüm sınavlarda gözetmenlik yaparak kâğıtları okumak zorunda kalan araştırma görevlileriyse, bir gün kendi alacakları ev ve arabaların hayalini kurmakla yetinirdi. Hiçbir aksaklık yaşanmadan işleyen bir dişlinin parçası olmaktan, memnuniyet duyarlardı.
Araştırma görevlisi olduktan sonraki yılları, o fakültede araştırma görevliliği sınavını kazanan birinin yılları nasıl geçerse, öyle geçti. Hemen hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek bir konuda yazdığı yüksek lisans tezi, dekan, yardımcısı ve yardımcı doçentin jüriliğiyle kabul edildi. Doktora sınavı sorularını yardımcı doçent hazırlamıştı. Kâğıdını, dekan yardımcısı doçent ve yardımcı doçent okuyarak, başarılı buldu. Dersleri ortalama notlarla geçti. Aldığı derslerin üçünü doçent, ikisini yardımcı doçent hocaları veriyordu. Birini, komşu fakültede bölüm başkanı olan diğer yardımcı doçentten aldı. Ortalama notlarla tamamladı. Doktora yeterlilik sınavında, dekan, doçent ve yardımcı doçent hocaları bir kez daha jüri üyesiydi. Başarılı bulundu. Tez konusu olarak ‘sözde soykırım yalanı’ üzerine çalışmasının kendisi açısından eğitici ve öğretici olacağı söylenince, mutlulukla kabul etti. Böylece sözde aydınların sözde düşüncelerine ve emperyalizm tarafından zehirlenmiş sözde bölücü kamuoyuna anlamlı bir mesaj verebilecekti. Doktora çalışması esnasında, dekanı, dekan yardımcısı doçent ve bir yıl önce doçentlik mertebesine erişen yardımcı doçent hocalarının onayıyla altı aylığına yurt dışına, Londra’ya gitti. Mezuniyeti ardından evlendiği eşini ve henüz dört aylık olan çocuklarını götüremedi ne yazık ki. Güney Londra’da, yıllar önce tanıştığı ve çeşitli üniversitelerde okuyan, muhtelif cemaatlere mensup arkadaşlarıyla birlikte aynı evde kaldı. Altı ayın sonunda, kendisini emperyalist medeniyetin tüm etkilerinden korumuş, şehrin kozmopolit yapısından zehirlenmemiş olmanın övüncüyle döndü. Sözde akademisyenlerin yalanlarını teker teker çürüttüğü doktora tezinin jürisinde, cemaat bağlantıları nedeniyle üçüncü kez atanan dekanı, dekan yardımcısı, üçüncü hocası, komşu şehirdeki üniversitede çalışan ve bıyıkları muntazaman kesilmiş iki tarih hocası vardı. Beş kişilik jüri, sözde tarihçilerin yalanlarını başarıyla çürüten ve sonuç kısmında, diğer emperyalist yalanların ortaya çıkarılabilmesi için ‘arşivlerin açılması’ gerektiğini salık veren çalışmayı, büyük takdirle kabul etti.
Kısa süre sonra ulaşacağı doçentlik rütbesine dek ve sonrasında yaşadıkları da, önceki süreçten farklı olmadı. Doçentliğini, Özbekistan’da yayın yapan uluslararası dergide neşrettiği, muhtelif emperyalist yalanları ve sözde tarihsel iddiaları çürütmeye yönelik birbirine benzer üç makale ve çeşitli Anadolu şehirlerinde düzenlenen uluslararası sempozyumlara sunduğu dört tebliğ ile elde etti. Katıldığı ve iştirakçilerinin hemen hepsinin Türk olduğu bir uluslararası sempozyum ise Tayland’daydı. Doğrusu en zevklisi o toplantı olmuştu. Bu arada, bağlık alanda iki katlı bahçeli evlerini ve lüks sayılabilecek arabalarını almıştı. İkinci öğretimde verdiği derse, sınavı iki yıl önce kazanan araştırma görevlisini sokuyor, kâğıtlarını okutuyor, artık hayırlısıyla profesörlüğünü bekliyordu. Mutlu, gururlu, çevresinde saygı gören bir öğretim üyesi ve aile reisiydi.
Yıllar içinde güncel siyasetten ve herhangi bir muhalif düşünceden mutlak biçimde kaçınmıştı. Zamanında hocasının dediği gibi, asli görevi devletin çıkarlarını savunmak, sadakatten ayrılmamaktı. Birkaç yıl önce başlatılan ‘çözüm sürecini’ desteklemiş, arada bir girdiği derslerinde sürecin ne denli hayati olduğunu; süreç sona erdiğinde ise yeni siyaseti destekleyip Kürtlerin nankörlüğünü anlatmıştı. Her şey devlet için ve devlet dışında hiçbir şeydi. Araştırma görevliliğinin ilk yıllarında, türban yasakları sürüyorken, bıyıkları sünnete uygun kesilmiş hocalarını dinleyip yasaklara tepki göstermemişti. O günler geçer ve sorumlular hesabını verirdi, nasıl olsa. Cemaatçi yakınlarıyla sıkı fıkı olduğu ve epey yararını gördüğü yıllarda Gezi eylemlerini şiddetle eleştirmiş, devletin bağırsaklarını temizlediği iddiasıyla süren tüm yargılamaların haklılığını savunmuş, hatta bir ara dönemin meşhur bir savcısının fotoğrafını duvarına iliştirmişti.
2016 yazındaki darbe girişiminin sabahındaysa ilk işi, gardırobundaki kareli ceketini çıkarmak ve telefonundaki isimlerin bir kısmını silmek olmuştu. Büyük saygı duyduğu dekanı kayıplara karışmış, yardımcısı gözaltına alınmıştı. Çevre üniversitelerden, bir kısmı yakın arkadaşı olan meslektaşları tutuklanır ve işlerinden atılırken, mahalli gazete için kaleme aldığı “Hainler mezarlığı elzemdir!” başlıklı yazı büyük beğeni ve takdirle karşılanmıştı. Bunu, “Onları öyle bırakmayacağız” ve “Hiç kimse sabrımızı sınamasın” başlıklı diğer ses getiren yazılar izledi.
Artık profesördü… Ulaşabileceği en yüce mertebedeydi. Devlete sadakatten bir an olsun vazgeçmemenin haklı gururunu yaşıyordu. Bu arada iki katlı evi satıp üç katlısını almıştı.
İmzacı sözde akademisyenler hakkında yüksek mahkemenin verdiği ve meslektaşlarının cezaevine girmesini imkânsız hale getiren, kabul edilemez sözde kararı kınayan metne onay verdiğinde, öğleden sonrasıydı. Perçeminden, yağlı ciltler için üretilmiş sabunla yunmuş yanağına süzülen teri silmeye çalışırken, gözü bilgisayarının saatine takıldı. 14.53’ü gösteriyordu. Bir tarihçi hassasiyetiyle, neden imza için 1453 rakamının hedeflenmediğini düşündü. Daha yerinde olmaz mıydı? Düşünme eylemini fazla uzatmadı ve yöneticileri 1071 rakamını hedefledilerse bir bildiklerinin olduğuna kanaat getirdi.
Çaycıyı arayıp Türk kahvesi getirmesini söyledi. Kahveyi yudumlarken, ceddin zaferlerini düşündü bir kez daha. Alparslan’ı, Diyojen’i, sözde akademisyenleri… Keşke cennetmekân Osmanlı, Tayland’a kadar ilerleseymiş diye geçirdi içinden, istemsizce. Tedirgin oldu. Fakülteden çıkıp aracına yöneldiğindeyse, çocuklar gibi şendi…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları


































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025