Murat Sevinç
Onlarca gencecik insan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Suriye toprağında can verdi. Kişisel olarak, ‘şehit’ sıfatının kullanılmasına karşı olanlardan değilim. İnanan insanlara ve hele ki ellerinde evladının sıfatı ve mezarı dışında bir şey bırakılmamışlara biraz olsun iyi gelecekse, tarihsel-ideolojik bağlamını görmezden gelmekten yanayım. Buna mukabil şehitlik kavramı öylesine ‘istismar’ ediliyor ki memlekette, kullanmayı tercih etmiyorum.
Yüzbinlerce gencin ‘bedelli askerlik’ kuyruğuna girdiği ve artık belli miktar parası olanların askerlikten tümüyle muaf tutulduğu bir toprakta, herhalde türlü riyakârlıklara katlanmanın da bir sınırı var, olmalı. Adı üzerinde, ‘istismar.’
Kuşkusuz bu sözcüğün en yakıştığı ideolojilerden biri, siyasal İslam. Bir insanın aklına gelen ya da gelmeyecek her şeyi ve herkesi, ama öncelikle Müslümanları istismar eden bir ideoloji. Çok sevip saydığım, hayli zaman söz konusu ideolojiyi çalışmış bir yakınım, “Siyasal İslamcı olmak için Müslüman olmaya da gerek yok” dedi geçenlerde ki, haklı!
Şu ana dek 34 asker yitirildiği açıklandı. Her zaman olduğu gibi, sıvasız evlere, yoksulun evine acı, diğerlerinin payına slogan ve hamaset düştü.
Konunun uzmanları, yıllarını bu işleri okuyup çalışarak, görüp gezerek, anlatarak geçiren aklı başında sesler, beklendiği gibi duyulmadı, ciddiye alınmadı.
Artık yerle bir olmuş ‘köklü’ bürokrasi geleneği içinde, onun en prestijli parçası ‘monşerler’ de umursanmıyor zaten. Büyük ölçüde 1961 Anayasası dönemi Türkiye sağından miras aldıkları ‘bürokrasi düşmanlığını’ vardırdıkları yerde, bürokrasi yok artık. Yerinde yeller esiyor. Ne yapacağını bilmez, hangi politikanın uygulayıcısı olduğundan habersiz, başı kesik tavuk gibi çırpınan ve ‘yeni istihdam edilenlere’ okuma yazma öğretmeye çalışan bir ‘devlet memurları kalabalığı’ mevcut.
Dış politika bilmiyorum. Bilenlerin kitap ve gazete yazılarını okuyup öğrenmeye çalışıyorum yıllardır. Buna mukabil, eğer sizin toprağınıza ve özgürlüğünüze musallat olanlara karşı verilmiyorsa, bir savaşa karşı olmak için Türk Dış Politikası tarihini çok iyi bilmeye gerek yok sanırım.
Ayrıca, bırakın savaş karşıtlığını, bir devletin ordusu bir başka ülkenin sınırları dahilindeyse, insanınızı kaybediyorsanız; vergi veren bir yurttaş olarak “Neden?” sorusunu yöneltmek bir lüks ya da tercih değil, ‘yurttaşlık’ görevi ve ‘hakkıdır.’ Hele ki bir de Cuma hutbesinde ‘cihat’tan söz edildiyse; bu cihat kavramı Anayasası’nın ikinci maddesine göre ‘laik’ olan bir Cumhuriyet’in ibadethanelerinde geçtiyse…
Gevezeliğin alemi yok, her zamanki gibi, her şey herkesin gözünün önünde gerçekleşiyor; iktidar tüm bileşenleriyle, ‘olduğu’ gibi davranıyor. Muhalefet de bildiğimiz gibi. Aklımıza hakaret etme yarışında iktidarı yakalamak ister gibiler. Kendilerinin desteklediği tezkerenin sonuçlarına tepki gösterip hemen ardından, Allah korusun ya üç beş oy kaybedersek endişesiyle olsa gerek, ortak bildiri imzalıyorlar.
Böyle zor dönemde, bu denli ‘siyasetsiz’ bir ana muhalefetin olması da hakikaten ne büyük talihsizlik. Fakat kabul etmek gerek, konumlarının, aldıkları maaşların, imtiyazlarının hakkını veriyor ve çok iyi ‘başsağlığı mesajı’ yazıyorlar. Bizim vergimizle bize başsağlığı ve vefat edenlere rahmet diliyorlar, bıkıp usanmadan. Maaşlı rahmet dileyicileri! Yazık bu ülkenin yoksul insanına, sizin gibisine mecbur bırakıldıkları için.
Herkesin her zamanki ‘görevlerini’ yerine getirdiği son bir haftada, az çok vicdan sahibi, insanlık mevhumunun kenarından bir biçimde geçmişleri kahreden bir şey daha oldu. Sığınmacılar Suriyeliler sınırlara yönlendirildi.
Altında yatan dış politika dehasını tahmin etmek benim açımdan kolay değil, fakat yapılmak isteneni anlamak için öyle pek akıllı olmaya da gerek yok sanki! Çoluk çocuk sınıra yürüyor. Sınırların açılmayacağı (hiç olmazsa şimdilik!) ve o insanların orada kış vakti rezil olacakları malum.
Bir kısmı da sahillere akın ediyor. İnsan kaçakçılarının plastik botlara doldurduğu ‘insanların’ karşı kıyıya geçip geçemeyecekleri, TV’lerdeki ‘insansılar’ tarafından tartışılabiliyor. Canlı yayınlanıyor olup biten. Canlı seyrediyoruz. Üç gün sonra “Bilmiyorduk” deme şansı yok, en alçağımızın bile. O kadar ‘canlı’ oluyor, gözümüzün önündeki.
Birkaç aylık bebekleri elden ele botlara bindirmeye çalışıyor Suriyeliler.
Dün öğle vakti başka bir vesileyle Vatan Caddesi’ndeydim. Yüzlerce insan, kadın, erkek, çocuk, battaniyelere sarılmış bebekler… Kendileri için tahsis edilen otobüsleri bekliyordu sınırlara ulaşmak için. Birbirini eziyordu insanlar.
Tüm bu çaba, biraz daha insan muamelesi görecekleri, daha iyi yaşayabilecekleri bir yere gitmek için ve kuşkusuz orada da hayal ettiklerini bulamayacaklar, ulaşabilenler. Muhtemelen gidemeyecekler de.
Türkiye’deki ‘Suriyeliler’ meselesinin, benzer diğer göçler açısından olduğu gibi duygusallıkla, romantik cümlelerle çözülemeyecek boyutları var. Konunun uzmanlarını okuyup dinleyince, henüz kullanılan terminolojinin dahi yanlış olduğunu fark ediyorsunuz.
Suriyeliler konusunu her açana ve her eleştirel yaklaşana aşırı tepki gösterilmesinin akıl alır bir yanı yok. Ayrıca önüne gelene “Irkçı” demeyi marifet sayanların, şu ana dek hangi yaralı parmağa işediği de bilinmiyor! Milyonlarca ‘yabancının’ gelişi elbette her ülke açısından sorun olur. Ayrıca trajedi yalnızca göçenler değil, geldikleri yer ahalisi bakımından da yaşanıyor farklı ölçülerde.
Örneğin savaşın daha ilk yıllarında, solcu ve Alevi, gayet aklı başında bir tanıdığım, ömrünü geçirdiği Gaziantep’teki nüfusun dönüşmesinden çok rahatsızdı ve gelenlerin ‘niteliğinden’ hayli kaygılıydı. Korkuyordu. Ya da, örneğin Yunanistan’da sığınmacıların ilk ayak bastıkları adalarda ‘yerlilerin’ neler yaşadıklarını bilemiyoruz. Bazı yerlerde sığınmacı nüfus, ahalinin çok üzerinde.
Hal böyleyken, her konuda olduğu gibi Suriyeliler konusu da sözüne güvenilir insanlardan, konu hakkında çalışanlardan, emek harcayanlardan ve tabii, Suriyelilerden dinlemek, öğrenmek, anlamak; devlet siyasetinin bunu gerçekleştirmeye yönelik olması gerekirdi. Türkiye’de hiç olmayacak bir şeyden söz ettiğimin farkındayım kuşkusuz. Eh, bu durumda o insani dediğimiz yaklaşım için gerekli siyasal zeminin yaratılmasını ummak dahi, hayli naif kalıyor.
Bana kalırsa Türkiye’de asıl rahatsız edici olan, baştan beri toplum ortalamasına ve kimi sersem ‘kanaat’ önderlerine hâkim olan dil ve bu dilin tek müsebbibi, iktidar değil. Kendisini muhalif olarak tanımlayan, çeşitli ideolojilere mensup yurttaş kesimlerinin belli konularda takındıkları tutum ve tercih ettikleri terminoloji, utanç verici olduğu gibi, iktidarın da çok işine geliyor.
Daha önce de yazmıştım, Erdoğan yalnızca kendi seçmenini değil, karşı tarafı da az çok tanıyan, muhalifin kumaş hakkında fikir sahibi olan biri. Muhalefeti, çoğu yaşamsal konuda kedinin fareyle oynadığı gibi kolaylıkla yönlendirebilmesinin nedenlerinden biri de bu. Türk-İslam sentezinin yaygınlığının, gördüğü iltifatın farkında.
Dinin yetmediği yerde milliyetçi duyguları; kendi siyasetinden hoşnutsuzluğun yükseldiği yerde, bunun karşısına muhalif yurttaşın ‘diğer’ hoşnutsuzluklarını çıkarıveriyor. Halihazırda, milyonlarca muhalif yurttaş Suriyelilerin sınırlara koşmasından memnun mu, memnun. Bu hamlesi nedeniyle iktidarı takdir ediyor mu, ediyor. İktidar bunun farkında mı, farkında. Melese bu!
Yıllardır ama özellikle son birkaç gündür, canını ortaya koyup o botlara binen insanlar için söylenenlere bakınca, konunun can yakıcılığının, sığınmacı krizlerinin yarattığı doğal/beklenebilir tepkisel davranışların çok ötesinde olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Koyu milliyetçilik, bilinçli ya da bilinçsiz ırkçılık.
Bir Batı ülkesine gezmeye ya da çalışmaya gittiğinde oraların aşırı milliyetçileri/ırkçıları tarafından ‘kara kafalı’ olarak adlandırılan insanların, burada Suriyeliler için tercih ettikleri terminolojinin ırkçı olmadığını düşünmeleri, onların sorunu ve cehaletlerinden kaynaklanıyor. Çoğu ırkçı gibi, cahil ve aptallar.
İşin daha da vahimi, Türkiye’de kendilerinin solcu olduğunu düşünen kimi aklı evvellerin zihniyeti de, biraz daha medeni dünyada ‘aşırı milliyetçi/ırkçı’ sıfatına layık görülüyor. Onlar da herkes gibi tuhaf ve yalnızca kendilerinin ciddiye aldığı bir hayal dünyasında yaşıyor.
Yeryüzündeki tüm birincilik madalyalarını hak ettiğini düşündüğüm ‘milli eğitim’ tornamız ve başta ‘aile’ olmak üzere toplumsal-siyasal kültürün müsebbibi diğer kurumlarımız, Türkiye ahalisine yalnızca kendilerini tatmin edecek ve dünyanın geri kalanının haberdar olmadığı bir düş dünyası sunuyor. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyor, aynadaki suretimize duyduğumuz hayranlıkla ömür tüketiyoruz.
Tabii bu durumda, bizler hiçbir kötülüğün müsebbibi olmadığımız, olamayacağımız için; Almanların, Fransızların, İsveçlinin ırkçısı çok canımızı sıkıyor. ‘Kara kafalıları’ çekemeyen, kıskanan Almanların!
Muhterem okur;
Durum çok vahim ve halimize bakıp bundan ‘yalnızca’ AKP’yi sorumlu tutmak, tarihimiz boyunca yapıldığı gibi kendimizi bir kez daha kandırmaktan başka anlam ifade etmiyor.
Devam ettirmeye çalıştığım ‘anayasa’ tartışmaları bakımından da çok gerekli olduğunu savunduğum bir soruyla bitirmek istiyorum yazıyı:
“Böyle bir iktidar, hangi niteliklere sahip bir toplumu on sekiz yıl yönetebilir?”
Bu soru üzerinde dürüstçe ve çuvaldızı herkese batırarak kafa yormadığımız sürece, herhangi bir şey değişmeyecek. Her ay yeni bir anayasa yapılsa dahi.
İşe, bota bindirilemeye çalışılan insanların, bebeklerin milliyetini ve burada bulunma nedenlerini hiç düşünmeden, utançtan ve üzüntüden yerin dibine geçmeyi deneyerek başlayabiliriz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları


































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025