Yıldıray OĞUR
Milattan sonra 305 yılı. Roma’da Hristiyanlık gizlice ve hızla yayılırken, Romalıların Hristiyanlara baskıları da artmaktadır. Giragos, Konyalı dul bir kadın olan Hugida’nın üç yaşındaki oğludur. Hristiyan olan annesi baskılardan kaçmak için Giragos’u alıp Tarsus’a göç eder. Ama orada da huzur bulamazlar. Yakalanıp mahkemeye çıkarılırlar. Mahkemede işkencelere rağmen imanından vazgeçmeyen annesine yapılanları gören küçük Giragos, onu yanına çağırıp güzel sözlerle ikna etmeye çalışan yargıca annesinin mahkemede söylediklerini tekrar eder: “Hristiyan'ım ve Rab İsa’ya tapıyorum”
Yargıç çok öfkelenir, çocuğu tutup merdivenden aşağı atar. Başını taşa çarpan küçük Giragos orada ölür.
Hristiyanlık Roma’nın resmi dini olduktan sonra kilise tarafından annesiyle birlikte aziz ilan edilir. Ve bu aziz çocuk anısına çok sayıda kilise açılır.

Diyarbakır Sur’da Hançepek ya da meşhur adıyla Gavur Mahallesi’ndeki 16. yüzyılda inşa edilmiş Surp Giragos Ermeni Kilisesi, inandıkları uğruna mahkemede öldürülmüş bu çocuk azizin adını taşıyor.
Beş horanlı (yani mihraplı) kilise Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kilisesi.
Sadece otoriteye isyan, zorunlu göç, hukuksuz bir mahkeme, genç bir ölümden gelen adı dışında, başına gelenler de Diyarbakır’ın kaderiyle örtüşüyor.
1881 yılında yangınla kül olunca, Şeyhulislam’dan alınan fetvayla yeniden inşasına izin verilmiş.
Birinci Dünya Savaşı’nda Alman askerlerine ev sahipliği yapmış. (Hatta restorasyon sırasında bile Alman askerlerin şapkaları bulunmuş.) 1913’de yıldırım düşen çan kulesi yıkılınca, yerine çok büyük ve görkemli yeni bir çan kulesi inşa edilmiş. Şehirdeki bütün minarelerden yüksek bir kuleymiş bu.

24 Nisan 1915’de başlayan tehcirden sonra önce cemaatini, bir yıl sonra da askerlerin bir kilise için fazla görkemli bulup top atışıyla yıktığı çan kulesini kaybetmiş.
Cumhuriyetin ilanıyla Ermeniler sürüldükleri yerlerden memleketleri Diyarbakır’a meşhur Gavur Mahallesi’ne dönmeye başlamışlar. Ama görkemli kilise 1959’a kadar askeri depo, Sümerbank bez deposu olarak kullanılmış.
1950’den itibaren seçimlerde Ermeni cemaatinin de desteğini alan DP iktidarının son yılında, Ermeni cemaati kiliseyi Menderes’ten istemiş.
Cemaatten Yassıada’da birlikte gidip yargılanacağı milletvekilleri de olan Menderes de kiliseyi esas sahiplerine teslim etmiş.
Uzun yıllar Diyarbakır’daki kalabalık Ermeni cemaatinin özel günlerde yer bulmak için geceden sabahladığı hayatın merkezi olmuş kilise.

Sonra 1964 kararnamesi, 1974 Kıbrıs harekatı, ASALA ile artan gerilimlerle birlikte gelen göçle cemaati neredeyse kalmayan kilisenin 1980’lerden itibaren ahşap tavanı çökmüş ve kilise bir harabeye dönmüş.

Onu bu uykusundan 2011 yılında Ermenistan açılımı, demokratikleşme reformlarıyla değişen havayla birlikte dünyadaki Ermeni cemaatinden toplanan paralar ve Diyarbakır’ın belediye başkanı Osman Baydemir’in desteği uyandırmış. Kilise törenlerle açılmış, en iyi restorasyon ödülleri almış.
Çözüm sürecinde yıkılmış çan kulesi tekrar yerine konulmuş.
Tam yan komşusu dört ayaklı minareden yükselen ezan sesleri ile uyum içinde çan sesleri yükselmeye başlamış ki hendek olayları patlak vermiş.
Kurşunlar, bombalar cami, minare, kilise dinlememiş. Dört yıllık restorasyonla ayağa kalkmış Surp Giragos da tekrar kullanılmaz hale gelmiş.
Kilise vakfı çalmadığı kapı bırakmamış. Nihayet 2019 yılında kilisenin restorasyonunun maliyetini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile birlikte üstlenmiş.
Neyse ki On Gözlü Köprü başta olmak üzere Diyarbakır’daki tarihi eserleri ayağa kaldıran mimar Zülfikar Halefoğlu’na emanet edilen kilisenin restorasyonu, hemen karşısında hendek olayları sırasında yıkılan tarihi evlerin yerine bakanlığın yaptırdığı beyaz badanalı toplu konutlara benzememiş.
Surp Giragos bir kez daha 8 Mayıs günü kapılarını Ermeni patriğinin ve bakanların katılacağı bir törenle açacak.
Ermenistan’la değişen atmosfer olmasaydı muhtemelen böyle bir açılış da olmazdı.
Zaten Diyarbakır, Türkiye’de değişen siyasi iklimin mevsim normallerinin üzerinde hissedildiği bir şehir.
Türkiye’de siyasi iklimlerin değişiminin habercisi olan ilk cemreler de genelde Diyarbakır’a düşüyor.
Şehrin gökkubbesinde pek çok öncü söz hoş bir nida olarak kalmış.
İlk akla gelenler 1991’de Başbakan Demirel’in “Kürt realitesini tanıyoruz”, 1999’da Mesut Yılmaz’ın “Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer”, 2005’de Erdoğan’ın “Kürt sorunu benim sorunum”, 2013’de Newroz mitinglerinde silahlı mücadele devrinin bittiğinin ilanı ve son olarak 2022’de Kılıçdaroğlu’nun “Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer” sözü.
O yüzden özellikle son 20 yılda yüzlerce Kürt sorunu ve çözüm başlıklı toplantıya ev sahipliği yapmış Diyarbakır, içinde Kürt sorunu, barış, çözüm geçen cümle yorgunu.
10 yıldır barış çözümleri üzerine çalışan Demokratik Gelişim Enstitüsü'nün (DPI), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ile birlikte Diyarbakır’da düzenlediği yuvarlak masa toplantısı o yüzden en baştan başlığıyla kulakların açılmasını sağladı:
“Türkiye’de Barışın Kâr Payını Haritalandırmak: Barışın Alt Yapısı Olarak Ortak Ekonomik Çıkarlar”

Başlığın bir zamanlar ısrarla “Kürt sorunu yok, sorun ekonomik” diyen inkarcıların tezleriyle bir ilgisi yok.
Ama konu seçimi meselenin lügatçesinin değişmeye başladığının bir işareti.
Toplantıya gösterilen ilgi de artık sorunun “analar ağlamasın” yerine daha soğukkanlı bir rasyonaliteyle konuşulmasının zamanının geldiğini gösteriyor.
Yuvarlak masada konuşan ekonomist İzzet Akyol daha önce kimsenin girişmediği bir işe soyunup şiddetin ekonomik bilançosunu çıkarmış.
Buna göre 1985-2021 Türkiye ekonomisinin toplam büyüklüğü 23 trilyon dolar. 35 yıl Kürt meselesindeki çatışmalarla buhar olan kaynak 229 milyar dolar. Her yıl bu yüzde 1'lik kaynak buhar olmasa, 4.5 trilyon dolar daha büyük ekonomi olacaktı. Milli gelir %35 daha yüksek olacaktı.
Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı'ndan (BAYETAV) Dr. Cuma Çiçek ise coğrafi varlığını iddia etmenin bile gözaltı nedeni olduğu Kürdistan’ın ekonomik parametreler ortaya konduğu zaman Türkiye haritasında sosyo-ekonomik bir gerçeklik olarak kendiliğinden ortaya çıktığını söyledi.
Fakat bölge Türkiye’nin gerisinde kalsa, yavaş ilerlese ve son krizle bu ilerleme de sekteye uğrasa da ekonomik gelişme Diyarbakır’da oyunun kurallarını değiştiren gerçek bir king-maker.
Şehirde 70’in üstünde özel okul var. Artık Diyarbakır’ın buluşma merkezi şehre gelen gazetecilerin nabız tutmaktan yorgun düşürdüğü Ulucami etrafındaki çay ocakları değil, adını caddenin 75 metrelik eninden alan 75 Cadde’deki şık restoran ve kafeler.
Caddenin resmi adı ise Mahabad. 1946’da İran’da kurulan ve bir yıl dayanan Kürt devleti Mahabad Cumhuriyeti’nden geliyor.
Tabela değiştirmekten hoşlanan kayyımlar bu iddialı ada dokunmamış.
Ama dokuz kilometreyi bulan cadde zaten bu adın içindeki nostalji, trajedi ve siyasi davadan epey uzaktaki canlı bir hayatın merkezi bugün.
Caddenin bu hale gelmesinin kredisini herkes yurtdışına giderek hapisten kurtulan HDP’li eski Kayapınar Belediye başkanı Zülküf Karatekin’e veriyor.
2009’daki meşhur kelepçe fotoğrafındaki siyasetçilerden biriydi Karatekin.

Cadde 500 yıllık Şeyh Sadeddin Cübbavi Örfizade Eş Şeyh Es Seyyid El Hüseyni El Amidi Abdurrahman Bin Numan Vakfı’na ait araziler üzerine kurulmuş. Adından anlaşılacağı gibi bir tarikat silsilesine ait vakıf, Orfioğlu Vakfı olarak biliniyor. Vakfın mirasçıları arsaları imara açarken açgözlülük yapmamış, belediye da vakfın hassasiyetine dikkat ederek ODTÜ’den mimar akademisyenler getirip projesini çizdirmiş.
Ve sonuçta ortaya Türkiye’nin başka şehrinde göremeyeceğiniz estetik standartlara sahip, hepsi aynı boyda olan, aralarında geniş aralıklar ve yeşil alanlar bırakılmış lüks apartman sitelerinin dokuz kilometre boyunca sağlı sollu sıralandığı bir cadde çıkmış.

Sitelerdeki yüksek tavanlı ve geniş dairelerin son fiyatları iki-üç milyon arasında değişiyor.
Apartmanların altında ise caddede yol boyu yine ancak Bağdat Caddesi’nde ya da Ankara Çukurambar’da göreceğiniz ünlü markalar ve yerel markalara ait çok şık restoranlar, cafeler, kahveciler, tatlıcılar sıralanıyor.
İftar sonrası tıklım tıklım dolan üçüncü nesil kahvecilerde oturanlar arada bir üstlerinden gürültüyle geçen jetlerin seslerine aldırış etmeden San Sebastian kekleriyle, kahvelerini yudumlamaya devam ediyorlar.
O jetlerin gittiği Pençe Operasyonu şehrin pek de ilgisini çekmiş görünmüyor.
Zaten Kürt meselesinde uzun süredir tartışmaların odağı şiddet değil siyaset, PKK değil HDP, Öcalan değil, Demirtaş.
Şehrin elitleri artık Rojava’dan çok Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin adayını, CHP’nin ya da DEVA’nın şehirden kimi aday göstereceğini ve tabii hapishaneden Demirtaş’ın gönderdiği mesajları konuşuyor.
Hayat kendi çözüm sürecine devam ediyor Diyarbakır’da.
Diyarbakır merkezli Rawest, anadilde eğitim gibi Kürtlerin taleplerine olan desteğin ve Kürt milliyetçiliğinin yükseldiğini gösteriyor.
Ama artık şiddet hayatı felç eden, Kürt sorunun çözümü en acil kısmı değil artık.
Kürt sorunu artık daha komplike sorunlar demek; Belediyelere şube müdürlerini bile şehir dışından bulup atayan kayyımlar, en son işadamlarına dönük yeni bir gözaltı dalgasının olduğu hukuki standartları düşük davalar, devlete iş alımlarında Kürtlerin ayrımcılık gördüğü yolunda yaygın kanaatler artık.
Bu arada Diyarbakırlıların çoğunun şehrin Rizeli valisi Münir Karaloğlu’nu diğer kayyımlar sınıfına sokmadıklarını da söylemek gerek. Karaloğlu, şehirle iyi ilişkiler kurmuş, Kürt kimliğine saygılı, belediye başkanı vekili sıfatını mümkün mertebe kullanmayan, iş yapan bir vali olarak iyi intibalar yaratmış.
Ama şehrin ekonomisi valiliğin yatırımlarıyla düzelmeyecek kadar bozuk.
Çünkü Diyarbakır artık vergi rekortmenleri listesinde en üst sıralarda sadece müteahhitlerin olduğu bir şehir değil. Artık bütün dünyaya pijamadan çikolataya kendi ürettiği ürünleri ihraç eden bir şehir.
Ekonomik sorunlar sadece şehrin yoksul semtlerini değil, çözüm süreciyle motive olmuş girişimcileri de vurmuş.
2016’dan bu yana Hevsel Bahçesi markasıyla bölgeden tarım ve gıda ürünlerini tüm Türkiye’ye gönderen eski gazeteci Şehadet Çitil de onlardan biri.

Hendek olaylarından sonra döndüğü Diyarbakır’da Sur’da açtığı Hevsel Bahçesi artık Türkiye’de tanınan bir marka.
Ama enflasyonu fırsatçılara yıkan iktidar medyasının çizdiği profilin tam zıddı Şehadet.
Çünkü eli bir türlü ürünlerine zam yapmaya gitmemiş.
Hatta dostları, arkadaşları onu uyarmasa artan maliyetlere rağmen zam yapmadan zarar ederek devam edecekmiş.
Ama artık girdi fiyatları dayanılmaz bir hale gelmiş.
Ürünleri koyduğu kutuları bantladığı koli bandının tanesi bile 3,5 liradan 13 liraya çıkmış.
Artık rakamlar öyle bir hale gelmiş ki 2021 yılında Temmuz-Ağustos ayında yaptığı salçaların kilogram başına maliyeti, bir kilogram salçayı doldurduğu bidondan daha düşük kalmış.
Yine pek çok ürünün konup satıldığı cam kavanoz fiyatları, kavanoz başına 1,25 liradan 6 lira bandına yükselmiş.
Cam kavanoz bulunsa da kargoya koyarken kırılmasın diye ona sarılan pıtpıtlı ambalajın balyası 350-450 TL’den 1100-1200 TL olmuş.
2021 bahar aylarında 5000 adet farklı ebatlarda yaptırdığı karton kolilere 17,500 lira vermişken, Aralık ayında 75 bin TL vermiş.
O yüzden artık bazı ürünleri listeden çıkarmış.
Mesela un fiyatları yüzünden en çok rağbet gören Diyarbakır çörekleri listeden çıkmış.
Üreticiler de aynı durumdalarmış.
5 yıldır Hevsel Bahçesi için Derik zeytini üreten aile bu sene zeytinlerini toplamama kararı almış.
Zira Nisan sonu başlayacak olan zeytin bahçesi sulama işleminde geçen yıllarda gelen aylık ortalama 2000 lira elektrik faturası, bu sene aylık ortalama 8000 lira bandında.
Yani ekime kadar uzayan bir sezon için bu ortalama 40 bin lira elektrik parası demek.
Derik'teki birçok zeytin bahçesi sahibi aynı durumdaymış. Hatta artan fiyatları öngören bahçe sahiplerinden bazıları zeytin ağaçlarını kesmişler. Boşalan arazilere düğün salonu, kafe veya ev yapılmış. Aileler de Batı illerime çalışmaya gitmişler.
Bütün bölgenin morali bozulan ekonomiyle bozulmuş durumda.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası başkanı Mehmet Kaya, evsahipliği yaptığı toplantıyı şehrin ekonomik şikayetlerini özetleyen bir espriyle kapattı:
“Keşke 90’larda ‘Kürt sorunu ekonomik sorun’ diyenlerin dediklerini kabul etseydik.”
DPI VE DTSO’nun ortak toplantısının yapıldığı Divan Hotel’de aynı anda şehri ziyaret eden DEVA Partisi lideri Ali Babacan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da misafirdi.
Bundan altı yıl öncesine kadar çözüm sürecini yürüten aynı kabinede yer alan bakanlardan Babacan Dağkapı meydanında halka açık kalabalık bir iftardan sonra Ulucami’de teravih kıldı, çıkışında halkın ekonomiden şikayetlerini dinledi, 75 Cadde’de gençlerle buluştu, bir köyde melelerle görüştü.
Bakan Soylu’yu ise şehirde sınırlı sayıda insan ancak kapalı salonlarda görebildi.
İki ziyaretin içeriği son altı yılda Türkiye’deki değişimin de özeti gibiydi.
8 Mayıs’ta Diyarbakır’a Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin açılışı için Ankara’dan yine bakanlar gelecek.
Bu yaptıkları hayır işini tamamına erdirmek isterlerse yanlarına az sayıda güvenlik alarak birkaç saatlerini Ulucami önünde ve 75 Cadde’de geçirmeleri tavsiye edilir.
Halkın bazı söyleyecekleri olabilir…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları











































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026