Yıldıray OĞUR
27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis Köyü'nde resmen kurulan PKK’nın kuruluş manifestosunda Kürt kelimesi 34, feodal kelimesi 49, emperyalist kelimesi ise 54 kez geçmişti.
Hepsi negatif cümlelerde olmak üzere ABD ise Kürt'ten biraz daha az; 24 kez.
Abdullah Öcalan, 12 Eylül darbesinden bir yıl önce 1979 yılının Mayıs ayında geçtiği Suriye KGB’den habersiz kuş uçmayan bir Sovyetler müttefikiydi. Baba Esad 1971’deki darbesinden sonra sırtını Moskova’ya dayamış, Akdeniz’de (Tartus) Sovyetlerde üs kurdurmuştu.
PKK’nın sosyalizm aşkında ilk sapmalar 89’da duvarın çökmesiyle başladı. 1990’ın son günlerinden toplanan Dördüncü Kongresi’nde PKK kendine has bir sosyalizme doğru dümen kırdı. Hatta Kongrenin başkanlığını yapan Mehmet Şener, gerillacılık yerine siyasete geçilmesiyle ilgili önerileri bile kongrede kabul görmüştü (Daha sonra PKK’dan ayrılıp kendi örgütünü kurmuş, ardından da Suriye’de infaz edilmişti.)
7 Haziran 1990’da PKK çizgisindeki ilk siyasi parti olan Halkın Emek Partisi kurulmuş, 21 Ekim 1991 genel seçimlerine başında İsmet Paşa’nın oğlunun olduğu SHP’yle ittifak içinde girerek Meclis’e girmişlerdi. Yeni kurulan DYP-SHP hükümetinin ilk işlerinden birinin Diyarbakır’a gidip Kürt realitesini tanıma kararını açıklaması, Özal ve Demirel’in Öcalan’la kurdukları dolaylı diyaloglarla siyasi çözüm arayışları da Berlin Duvarı’nın çökmesi sonrası oluşan yeni havanın sonuçlarıydı. Aynı sıralarda İngiltere’nin IRA, Güney Afrika’nın Mandela, İspanya’nın ETA’yla diyaloglara geçmesi de tesadüf değildi.
Onların şansı Ortadoğu’ya uzak olmaları oldu. Çünkü hiç beklenmedik bir şey oldu ve 17 Ocak 1991’de ABD Kuveyt’i işgal eden Saddam’ın Irak’ına saldırı başlattı. PKK, ilk başta Saddam karşıtı Kürt cephesinden uzak dursa da, Körfez Savaşı’nın en büyük kazananlarından biri oldu. ABD’nin 36. Paralelden yukarısını uçuşa yasak bölge ilan etmesi PKK’nın bölgeye rahatça yerleşmesini sağlamıştı. Esas kazanç ise Saddam’ın ordusunun silahlarına el koymasıyla elde ettiği büyük cephanelikti.
Murat Karayılan Bir Savaşın Anatomisi kitabında Körfez Savaşı’nın PKK’yı nasıl heyecanlandırdığını şöyle anlatmış:
“Uluslararası güçlerin BM öncülüğünde kurdukları Çekiç Güç ile 36. paralelin kuzeyinde güvenli bölgenin oluşturulması sonucu Saddam güçleri çekilmek zorunda bırakıldı. Güney Kürdistan halkı BM denetiminde tekrar yerlerine getirilerek yerleştirildiler. Bu dönemde PKK gerilla güçleri hem Güney’de, hem Kuzey’de güçlü bir konuma ulaşmışlardı. Koşullar birçok açıdan müsaitti. Yeni bir çıkışın yapılmasının zemini fazlasıyla vardı. Güney’de halk ayaklanması, Kuzey’de Cizre ve Nusaybin’le başlayan serhildanlar Kürdistan’ın her tarafına hızla yayılmaktaydı...”
Artık PKK’yı siyaset, müzakereler, Meclis’te grup kuracak bir güce ulaşmak heyecanlandırmıyordu. 1992’de Türkiye içinde Botan-Behdinan Savaş Hükümeti’ni ilan etmiş, Kürdistan Ulusal Meclisi’ni kurdular. 18 Ağustos 1992 gecesi ise kurtarılmış bölge ilan etmek için Şırnak’ta ayaklanma başlattılar. Ayaklanma onlarca insanın ölümüyle bitti. PKK’nın özgüveni ABD’nin Körfez Savaşı’yla önüne açtığı imkanlarla o kadar yükselmişti ki -Karayılan’ın tabiriyle erken iktidar hastalığına kapılmıştı- 1992’nin Ekim’inde Talabani ve Barzani güçlerine karşı alan savaşına girişti. Bine yakın kayıp vererek tarihinin en büyük yenilgisini aldı.
1993’de Öcalan, Özal’ın temasları sonucu ateşkes ilan etti. MGK’dan PKK’ya af anlamına gelen bir tasfiye kararının çıktığı gece PKK, 33 silahsız eri öldürerek tekrar savaş şartlarına geçti.
PKK’yı yenilgilere rağmen özgüvenle yeniden savaşa sürükleyen Körfez Savaşı’ndan sonra uluslararası aktörler tarafından kıymetinin artması oldu. PKK her zaman herkesle dans ediyordu.
Rusya’nın Dış istihbaratının başında olan Yevgeny Primakov o yıllarda sıkı müttefiki olan Saddam Hüseyin’e PKK’nın Irak’ta faaliyet yapmasına izin vermesi için tavsiyelerde bulunuyordu.
ABD’nin PKK’yla bilinen ilk görüşmeleri de o yıllarda gerçekleşti.
Wikileaks’in yayınladığı ABD Dışişleri Bakanlığı telgraflarından 24 Mart 1994 tarihli olanı ABD Ankara Büyükelçisi Barkley’den dönemin Dışişleri Bakanı Warren M. Christopher’e yazılmıştı:
“Bakanlığın, ABD hükümetinin PKK ile resmî temaslarına ilişkin yönlendirici metnine teşekkür ederiz. Bize göre, PKK temsilcilerinin, davalarını anlatma amacıyla, ABD ve diğer Batılı büyükelçilik yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirme girişimlerini sürdürmeleri, hatta arttırmaları beklenebilir. Ancak Kıbrıs’ta, yerel nitelikteki Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı’nın, (ABD’nin) Kıbrıs Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarıyla görüşmesinden kısa bir süre sonra öldürüldüğü göz önüne alındığında ve hem bu görüşmenin hem de ondan önce yapılan ve İstanbul’daki Başkonsolosumuzun dahil olduğu başka bir görüşmenin bizi, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerle beklenmedik biçimde karşı karşıya bıraktığı gerçeği düşünüldüğünde, Büyükelçilik personelimize ve burada Türkiye’deki bize bağlı temsilciliklere, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerden gelebilecek yeni yaklaşımları, şimdilik, geri çevirme talimatı verdik. Bakanlığın bu konuda Avrupa’daki bütün temsilciliklere yönlendirici bir resmî metin göndererek, bu temsilciliklerin de şimdilik aynı yaklaşımı benimsemelerinin ısrarla istenmesini öneriyoruz.”
ABD’nin, PKK’yla ilgili ikinci kritik hamlesinin tarihi de ilginç. ABD PKK’yı 10 Ağustos 1997 günü terör örgütü listesine aldı.
10 Ağustos 1997, yani Başbakan Necmettin Erbakan’ın istifasından, yani 28 Şubatçıların başarmasından 10 gün sonra. ABD’nin 28 Şubat sonrası ortaya çıkan müttefik iktidarlara tek jesti de bu olmayacaktı. 15 Şubat 1999’da Öcalan’ı Kenya’da sıkıştırıp, Türkiye’ye teslim eden de ABD’ydi. 1999 seçimlerinde iktidarı da anti-Refah partilere hediye etmiş oldu.
Ve 2003. PKK, silah bıraktığını açıklamış, güçlerini Türkiye dışına çekmiştir. Hatta örgüt adını KADEK olarak değiştirmiştir. Türkiye’de de yeni bir iktidar vardır artık. Değişim vaatleriyle iktidara gelen AK Parti’nin gündemlerinden biri de Kürt meselesini çözmek olacaktır. Peşi sıra Avrupa Birliği uyum yasaları çıkmaktadır. Şartlar yine çözüm için müsaittir.
İşte tam o sırada ABD’nin Ortadoğu’daki ikinci büyük müdahalesi gelir. 20 Mart 2003’te başlayan ABD’nin Irak’ın işgali.
1 Mart 2003’te TBMM’de ABD askerine Türkiye’den Irak’a giriş izninin verildiği tezkerenin reddedilmesi ABD’yi çok kızdırmıştır. PKK’yla ABD arasında görüşmelerin yaşandığı biliniyor. (Can Dündar, kaynağının daha sonra dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Büyükanıt olduğunu iddia ettiği bir haber yayınlamıştı. http://www.milliyet.com.tr/17-yil-sonra-ortaya-cikan-gercek/gundem/gundemyazardetay/01.04.2011/1371623/default.htm)
Türkiye’ye ceza vermek isteyen ABD’lilerin PKK’yla kurdukları temaslar ve PKK’ya açtıkları alana en somut göstergesi, PKK’nın ilgalden sonra 2003 yılında hâlâ karargâh olarak kullandığı Irak’taki Kandil Dağlarına yerleşmesiydi. Ortaya çıkan iktidar boşluğu ve bollaşan cephane ve silahlarla PKK, KADEK adından vazgeçti ve 2005 yılında yeniden savaş kararı aldı.
Hem de AK Parti’nin Leyla Zana ve arkadaşlarını serbest bırakmasına ve Erdoğan’ın Diyarbakır’a gidip Kürt açılımını resmen başlatmasına rağmen.
PKK’nın 2003 Irak işgaliyle birlikte bölgede oluşabilecek çalkantılar için attığı en ilginç adım ise Suriye, Irak ve İran’da ilk kez partiler kurarak örgütlenmesi oldu. ABD’nin Irak’tan sonra İran ve Suriye’ye saldırabileceğini hesaplayan PKK, böyle bir durumda aktör olabilmek için 2003 yılında Suriye’de PYD’yi, İran’da PEJAK’ı ve Irak Kürdistan’ında PÇDK’yi kurdu. 2005 yılında PKK’dan ayrılan Osman Öcalan bu girişimi şöyle anlatıyor:
"PYD'yi biz Kandil'de kurduk. ABD'nin bölgeye müdahalesi ihtimaline karşı Suriye'deki Kürtler için PYD'yi; İran'daki Kürtler için ise PJAK'ı kurduk. PYD'nin ilk kongresini Ekim 2003'te, PJAK'ın ilk kongresini ise Eylül 2003'te Kandil'de yaptık. Her iki örgütün kadrolarını da yine Kandil'de biz eğittik."
ABD Türkiye’nin yanında PKK’ya karşı en net tavrı ise 5 Kasım 2007’de Beyaz Saray’daki Erdoğan ile Bush görüşmesinden sonra aldı. ABD, PKK’ya karşı Türkiye ile anlık istihbarat paylaşmaya başladı. Aslında bu da Türkiye’nin ABD yönetiminin Ortadoğu’daki Büyük veya Genişletilmiş Ortadoğu Projeleri denen kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerinin içinde yer almasının bir ödülüydü.
Ve 2009 sonrası. Türkiye adları değişen açılımlarla PKK’yı siyasi alana çekmek için müzakerelere başladı. Müzakereler 2012’den sonra Öcalan’la yürütülmeye başlanmıştı. 2011’de Öcalan’ın 'Barış Konseyi’nde anlaştık' açıklamasından kısa bir süre sonra PKK, yeniden savaş başlattı. Savaşın motivasyonu Suriye’de başlayan iç savaştı. Türkiye, PKK’yı silah bırakmaya ikna etmeye çalışırken Suriye’deki savaşla silahlı örgütlerin kıymeti yeniden yükselişe geçmişti. Arap Baharı’nın popüler ve makbul olduğu, Esad rejiminin ömrünün kısa olduğu düşünülen günlerde Öcalan örgütüne yaptığı çağrılarda onları Esad-İran cephesinden “Yeni orta doğu” dediği Türkiye ve ABD’nin de içinde olduğu Batı cephesine doğru çekmeye çalışıyordu. Muhtemelen bu uluslararası dengenin de teşvikiyle Öcalan’la yürütülen müzakereler silah bırakma, sınır dışına çekilme çağrılarına kadar vardırıldı. Öcalan, 2013 Mart’ında Newroz’da yayınlanan mektubunda silahlı mücadele döneminin bittiğini ilan etti. Hemen ardından Kandil’de basın toplantısı düzenleyen Karayılan Türkiye’den şartsız çekilme takvimi açıkladı. Ardından Türkiye'de başlayan 'Gezi Olayları’yla iktidarın uluslararası desteğini kaybettiğini düşünen PKK çekilmeyi durdurdu.
Esas kırılma anı ise; Obama’nın 31 Ağustos 2013’de kameraların karşısına geçerek, kırmızı çizgi ilan ettiği kimyasal silah kullanan Esad’a yönelik askerî müdahaleyle ilgili kararda topu Kongre’ye atmasıydı. Bu ABD’nin Suriye’ye müdahil olmayacağının ilanıydı.
Bu açıklamadan iki hafta önce Ankara’ya davet edilerek üst düzey görüşmeler yapılan Salih Müslim bir anda ağız değiştirip, Türkiye’yi suçlayan açıklamalara başladı.
Artık Suriye’ye ABD askerinin basmayacağı anlaşılınca İran ve Rusya Esad'a desteklerini artırdı. Suriye’de patronun kim olduğunu gören PKK da buna göre pozisyon aldı.
Tam bu sırada DAEŞ sahaya girdi. PKK’nın kurduğu YPG DAEŞ’e karşı laik güçler olarak bir anda Batı’da tarihinin en popüler günlerini yaşadı. PKK liderleri üst üste Batılı medyalara röportajlar veriyor, kadın militanlar Marie Claire kapaklarına çıkıyordu.
ABD, kırmızı çizgilerin ihlalinden sonra Suriye’de Rusya’yla birlikte yol almaya başladı. Artık hedef Esad değil DAEŞ’ti. Kendini aldatılmış hisseden Türkiye bu planların içinde yer almadıkça üzerindeki baskı artırıldı. ABD medyasında Türkiye’nin DAEŞ’e destek verdiği haberleri çıkmaya başladı. Rus, İran ve PKK medyası da bu kampanyayı yükselttiler.
Kobani örneğiyle bu baskı ve PKK’nın Batı’daki popülaritesi zirve yaptı ve ABD, PKK’nın kurduğu PYD’ye havadan askerî mühimmat attı. Bu arada barış sürecini yürütmeye çalışan Türkiye, öcalan’la anlaşmasına rağmen PKK’nın ayak sürtmeleri yüzünden mesafe alamamaya başladı. Sık sık Batılı başkentlerde ağırlanan Demirtaş, bir taraftan müzakere yürüttüğü AK Parti hükümeti ve Erdoğan’ın en şiddetli muhalifi haline geldi. 6-7 Ekim’de HDP’nin çağrısıyla sokaklara çıkan kalabalıkların başlattığı olaylarda 52 kişi öldü. Çözüm süreci ağır yara almıştı.
Buna rağmen iktidar, Dolmabahçe gibi radikal bir adım dahi attı. Ama PKK için artık Türkiye’de elde edilecek siyaset hakkının hiçbir cazibesi kalmamıştı. PKK, doğrudan ABD ve Rusya’yla muhatap olan, tarihinde ilk kez bir alan hakimiyetine sahip olduğu Suriye’deki kantonlarının şehvetine kapılmıştı. O yüzden HDP’nin yüzde 13 ve yüzde 11’le Meclis’e girmesi, koalisyon görüşmelerine katılması bile onlar için bir şey ifade etmedi.
Suriye’nin artık İran ve Rusya cephesine teslim edildiğinin anlaşılması, Suriye meselesinde ABD’yle Türkiye’nin anlaşmazlığının sürmesi, 1 Kasım seçimlerinden sonra AK Parti’nin yeniden iktidara gelmesi; ama en çok da ABD’nin YPG’yi Suriye’deki en güvenilir müttefiki olarak görmesinden sonra yapacakları en iyi hamlenin Türkiye’yi de Suriyeleştirmek, burada güçlü oldukları yerlerde halk ayaklanmalarıyla sınırı hükümsüzleştirmek olduğunu düşündüler.
Bunu yaptıklarında özellikle insan hakları ihlalleri üzerinden Ankara üzerinde Batı’nın baskı kurabileceğini de hesap ettiler.
Bu hesapları tutmadı. Türkiye PKK’ya karşı operasyonlarda 90’lara dönmedi, dikkatli ve özenli davrandı, Kürtler PKK’nın stratejisine ve direnişine destek vermedi ve göçmenler meselesi üzerinden Türkiye Batı’yla ilişkileri onardı.
Sonuç olarak ABD’nin son 30 yılda Ortadoğu’ya yönelik üç müdahalesinde de sonuç değişmedi. PKK bu müdahalelerden güçlenerek çıktı. Bu müdahaleler Türkiye’deki üç barış denemesini de sabote etti.
Bundan 37 yıl önce anti-ABD sloganlarıyla kurulan PKK, bugün her fırsatta ABD’ye iş birliği, ortaklık çağrısı yapan bir örgüte dönüştü. ABD’nin DAEŞ temsilcisi Kobani’de PKK kadrosu olan YPG komutanlarıyla pozlar veriyor, ABD Kandil’de kurulmuş YPG’nin PKK’dan farklı olduğunu iddia ediyor. Demirtaş Amerika medyasında liberal Kürt Obaması muamelesi görüyor. PKK, bu özgüvenle epey bir süre daha barış masasına yanaşmaz, her fırsatta silahla kazanım elde etmenin yolunu arar.
Ne de olsa müttefikleri ABD artık…
2016 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi Barack Obama Türkiye’nin bu kez çok yaklaştığı barışı sabote etmiş olarak evine dönecek.
Tebrikler…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları










































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026