Bayram ZİLAN
Yukarıdaki soru asıl itibariyle bölgede bugün yaşananların kaynağına inmek için çok kritik, dokunulmamış, bakir bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Zira İslamcı/Dindar Kürtlerin bölge siyaseti içerisinde aktörleş(e)memesi, Kürt coğrafyasının tepeden indirgemeci tarzı siyaset ile sekürleşmesine ve dolaysıyla toplum üzerinde etkili olan din, medrese, mele/molla gibi kurumların güç kaybetmesine neden oldu.
90’lı yılların başından itibaren derin devletin ve PKK’nın Dindar/Müslüman Kürtleri hedef alması, bölgedeki İslamcı entelektüel kuşağın hicrete zorlanması, öldürülmesi, toplumsal tabanı olan cemaatlerin lağvedilmesi/dağıtılması, İslami STK’ların kapatılması ve Müslümanların zindanlara atılması gibi sebepler, bölgedeki manevi ve sosyal dokuyu bozdu. Derin devletin faili meçhul cinayetleri, köy yakmaları, kötü, ağır ve insanlık-dışı, onur kırıcı muameleleri ve red ve inkâr politikalarıyla köyden kente kontrolsüz göç başladı, kentlerdeki sosyal/siyasal/ekonomik yapı “İslamsızlaştırma” projesine uygun hale getirildi.
Bu projeyi hazırlayan “mühendisler”, şüphesiz sadece bölge ile sınırlı kalmadı. Batı’daki İslami yapılara da baskılar yapıldı, Müslümanlar ağır bir zulümden geçirildi.
Ne var ki, Batı’da Müslümanlara yapılan baskı, karşıt bir ideolojiyi yahut sekülerizmi topluma empoze edecek bir yapıyı ya da örgütü güçlendirmezken, Doğu’da PKK gibi Marksist/Sosyalist silahlı bir örgütü güçlendirdi. Dahası, PKK’yı daha da işlevselleştirerek İslam’ın toplum üzerindeki etkinliğinin azalması sağlandı. Öte yandan 1.Cumhuriyetçilerin ve ittihatçı zihniyetin miras bıraktığı acılar ve toplumsal travmalar PKK’yı siyasallaştırmaya da yaradı. PKK, böylesine geniş bir spektrumda neşvu nema buldu ve haliyle bölgenin İslamsızlaştırılması projesi başarılı oldu.
Bu başarının detaylarına girmeden şunu söylemek de fayda var: PKK’nın varlığı, siyaset-dışı, legal/illegal kurumlara ve yapılara alan açtı. Vesayetin yaşaması için en büyük oksijeni sağlayan PKK’nın bizatihi varlığı oldu. Zira PKK ile mücadele, devletin derin tarafını ve siyasetin gayri-meşru tarafını güçlendirdi, büyüttü.
Buraya kadar anlatılanlar, İslamcı/Dindar Kürtlerin neden aktörleşemediğinin tarihsel arka planıydı.
Ancak bundan daha önemlisi, İslamcı/Dindar Kürlerin özellikle 2002’den itibaren, yani 13 yıllık Ak Parti iktidarında neden aktörleş(e)mediği sorusudur.
Bam teli tam da bu noktadır.
Çünkü Ak Parti, Muhafazakâr/demokrat bir parti olarak ortaya çıktı ve dolaysıyla hem Muhafazakâr kimliği hem de demokrat kimliği, İslamcı/Dindar Kürtlerin küllerinden yeniden doğması ve 90’lar öncesindeki etkinliğine dönmesi için önemli bir fırsat ve sebepti. Beklenen buydu. Fakat bu dönüşüm olmadı. Batı’daki İslamcı/Dindar Türkler yeniden aktörleşirken, Doğu’daki İslamcı/Dindar Kürtler bu iyileşme ve dönüşüm sürecinden nasiplenemedi.
Şüphesiz bunun birçok sebebi var. Bu sebeplerin masaya yatırılması, teşhisin konması ve teşhisten sonra uygun reçeteler ile çözüm bulunması, önümüzdeki sürecin en hassas konusudur.
Öyleyse nedir İslamcı/Dindar Kürtlerin aktörleşmesini “engelleyen” sebepler?
Sırayla gidelim:
1-Ak Parti, kendi bünyesine aldığı İslamcı/Dindar Kürtleri hem doğru seçemedi, hem de onların siyaset arenasında çok fazla konuşmasını istemedi.
2001’de teşkilat kurma aşamasında, bölgedeki il ve ilçe başkanlıklarının birçoğu “geleneksel siyasetçi ailelere” teslim edildi. Sonraki yıllarda, listeye konan adayların birçoğu Kürt meselesinde hem kendi partilerinin hem de HDP’nin gerisinde kaldı. Ak Parti’nin Kürt meselesinde attığı adımlar/reformlar ile Ak Parti’nin Kürt Milletvekilleri arasında “söylem bazında” en az 3 yıl oldu hep. Makas hiçbir zaman kapanmadı. Siyasetçiler, pratiğin çok gerisinde bir retorik geliştirdi. Bunun yanı sıra Ak Parti’nin “kitle partisi” olduğu gerekçesiyle parti içerisindeki Kürt siyasetçilerinin “pasif siyasetçi” olmaları istendi. Söz gelimi Kürt meselesi ile ilgili herhangi bir tartışmada HDP Milletvekillerinin hemen hepsi o radyo senin bu televizyon benim deyip canhıraş propaganda yaparken, boy gösterirken, “Kürt hakları savunuculuğu(?) postuna” otururken, Ak Parti’nin Kürt Milletvekilleri, siyasetçileri konuş(a)madı veya konuşturulmadı.
2-Ak Parti, bölgede yeni(den) bir sınıf oluşturmak, sekülerleştirme projesine karşı Müslümanları korumak ve etkinleştirmek için (kalıcı) adımlar atmadı.
Ak Parti’nin Çözüm Süreci’ne en hazırlıksız yakalandığı nokta da burası. Barış sağlandığında, silahlar gömüldüğünde bölge nasıl bir bölge olacak? Siyasi açıdan bölge, çoğulcu, demokratik bir bölge mi olacak,yoksa Kürtler için İkinci Kemalizm döneminin açıldığı bir bölge mi olacak? Siyasi hegemonyayı kırmak ve “ötekine” yaşam hakkı tanımayan zihniyeti pasifleştirmek için nasıl bir yol izlenecek? Soruları çoğaltmak mümkün. Ne var ki, Ak Parti tüm bu sorulara esaslı cevaplar bulamamış ve haliyle gereğini de layıkıyla yapamamıştır. Bölgedeki İslami yapılar, STK’lar ve medreselerin önünü açmamış, onlarla ciddi bir ilişki kuramamıştır. Çözüm Süreci boyunca seküler/laik zihniyeti muhatap almış, Müslüman Kürtleri küstürmüş ve yalnız bırakmıştır.
3-Ak Parti, Kürt (siyasetinin) terminolojisini kullanmamış, gasp edilen Kürt haklarını iade ederken gösterdiği cesareti, Kürt haklarını ifade etmekte gösretememiştir.
En önemli nokta burasıdır. Zira Ak Parti’nin bugüne kadar beceremediği ve dolaysıyla bölge siyasetinde HDP’nin gerisinde kaldığı nokta burasıdır. Bu nedenle burayı açmak gerekiyor.
Ak Parti, hem Türklerin hem de Kürtlerin partisi olmasına rağmen, hem Türklerden hem de Kürtlerden oy almasına rağmen, algı yönetimi, dil ve retorikte Türklerle Türk olabildiği kadar Kürtlerle Kürt olamamıştır.
Her ne kadar bu tespit, kısmen tarihsel süreç, kısmen de “Türk-İslamcı damarla” alakalı olsa da bugün artık bu zihniyetin Ak Parti içerisinde bir karşılığı olmamalıdır. Ya da bu tarihsel hafızanın parti içerisinde varlığını sürdürmesine izin verilmemelidir. Çünkü PKK’nın zayıflaması, doğrudan Ak Parti’nin Kürt siyasetçilerinin ve İslamcı/Dindar Kürtlerin dil ve retorikte en az HDP’liler kadar aktörleşmesiyle ilintilidir. Ancak bu konuda Ak Parti henüz yolun başındadır. Sözgelimi coğrafi anlamda kullanılan “Kürdistan” kelimesinin kullanılması alerji yaratmaktadır. Bir devleti değil, yüzyıllardır Kürdistan diye anılan coğrafyayı gerçek adıyla anmak, “Kürdistan” diye ifade etmek bile şüpheyle karşılanmaktadır. Bu, Ak Parti gibi devrimci-reformcu bir partiye yakışmamaktadır. Kaldı ki, bu tip kavramları kullanmaktan korkan/kaçınan bir Ak Parti, bölgede her daim HDP gibi “suistimal siyaseti” yapan partilerin oluşturduğu rüzgârın gerisinde kalmaya devam edecektir.
4-Kürtlere ait tüm söylemler, ritüeller, figürler, Kürt kahramanlar, Kürt edebiyatı ve Kürt (siyasi) terminolojisi tamamen seküler bir zihniyetin insafına terk edilmiştir.
Bu çok ciddi bir kriz ve paradokstur. Kürtlerle alakalı neredeyse bütün konuları siyasette dolaşıma sokan neden HDP’li, seküler, sol siyasetçilerdir? Kürt siyasetinin öznesi, etkeni, aktörü neden Ak Parti değil de HDP’dir. Tersinden soralım: Ak Parti, Kürt siyasetinde niceliksel olarak var olmasına rağmen neden niteliğe önem vermeyip “edilgen ve pasif” bir görüntü çizmektedir? Neden Kürtlerin hak ve özgürlükleri, talepleri hususlarında gündemi belirleyen değil, gündemi belirlenen konumundadır? HDP, suiistimal etmek için bile olsa Kürtlerle ilgili herhangi bir konuyu açmadan, gündeme sokmadan, patentini almadan önce Ak Parti o konuyu/konuları açmaz, gündeme sokmaz, patentini almaz? Kürtlerle alakalı her meseleden nemalanan ve hatta bu meselenin çözülmesini istemeyen siyasi parti atak yapıyor ama Kürtlerle alakalı tüm meseleleri çözmek isteyen, asla nemalanma konusu yapmayan Ak Parti defans yapıyor? Bu siyaset tarzı sürdürülebilir mi? Rasyonel mi?
Misal, yakında sokağa çıkma yasakları tamamen kalkacak ve operasyonlar sona erecek. Muhtemelen, HDP Milletvekilleri, seküler/laik/sol siyasetçiler gidip bölgeyi karış karış gezecek ve “devlet yaptı” temalı inanılmaz güçlü bir propaganda süreci başlatacak. Böyle durumlarda neden Ak Parti; tüm Kürt Milletvekillerini, siyasetçilerini, teşkilatlarını, ilgili kurum ve kuruluşlarını oralara gönderip ana aktör olmanın gereğini yapmaz. Neden hep geride kalır?
Neden sadece HDP’nin iddialarına cevap vermekten ibaret olan bir siyaset tarzı yürütüyor Ak Parti?
Neden hep defans ve savunma siyaseti yapıyor Ak Parti’nin Kürt siyasetçileri?
Kürt meselesinin çözülmesi için her türlü reformu/icraatı yapmasına rağmen neden doğru ve etkili bir şekilde yaptıklarını anlatamıyor Ak Parti?
Ak Parti’nin Kürt Milletvekilleri neden hala “Kürt değilmiş gibi” konuşuyor?
Daha cesur olamazlar mı? Bölgede, TBMM’de, medyada, orda, burda, her yerde… Daha cesur konuşmaları için onlara fırsat verilemez mi? Ya da teşvik edilemezler mi?
Son tahlilde, PKK’nın zayıflamasını istiyorsak, Müslüman Kürtleri güçlendirmemiz gerekiyor.
Unutmayın, Kürtler, masaya yumruğunu vuran, Kürt gibi düşünen, Kürt gibi hisseden ve Kürt gibi konuşan, defans değil atak yapan güçlü siyasetçileri daha çok benimser, daha çabuk içselleştirir. Kürtler, korkak, çekingen siyasetçileri içselleştirmez, benimsemez.
Ak Parti’nin tüm bunları fark etmesi gerekiyor. Gereğini yapması gerekiyor.
Bunlar yapılmazsa, İslamcı/Dindar Kürtlerin ve Ak Parti'de siyaset yapan Kürt siyasetçilerin önü açılmazsa, Ak Parti, sosyoloji havanında su dövmeye devam etmiş olacak.
Daha kötüsü, günün sonunda, “o kadar yol, havaalanı, köprü, üniversite yaptık, hâlâ neden HDP’ye oy veriyorlar” sorusunu sormaya ve bu eğilimin sebeplerini anlamamaya devam edecek.
Şimdi zaman, İslamcı/Dindar/Müslüman Kürtlerin ve siyasetçilerin en az Seküler/Laik/Sol Kürtler ve siyasetçiler kadar cesur olma zamanıdır.
Zaman, sahaya inme, her yerde boy gösterme, her yerde olma ve her yeri kapsama zamanıdır.
Var olmadığınız yer, var olmadığınız alan, hiçbir zaman sizin yeriniz, sizin alanınız değildir, olmayacaktır da...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları











































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.05.2024
7.05.2024
3.05.2024
29.04.2024
26.04.2024
18.04.2020
25.02.2020
12.02.2020
19.01.2020
15.01.2019