Halil BERKTAY
(8) Gelmeyen devrimin diğer ikameleri: Krizcilik, devirmecilik, darbecilik, boykotçuluk, ayaklanmacılık
[5-6 Eylül] Gelmeyen veya gelmeyeceği düşünülen devrimin, soldan sağa büyük kaçışlara yol açması ilk defa gerçekleşmiyor. Faşizm böyle doğdu zaten, Mussolini’nin İtalyan Sosyalist Partisi’nden ve Avanti! (İleri) gazetesi editörlüğünden Uluslararası Devrimci Eylem Grupları’nın (Fascio) örgütleyiciliği ve Il Popolo d’Italia (İtalyan Halkı) gazetesinin editörlüğüne sıçramasıyla. Ardından Hitler de Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’ni kurup, emeğin eşitlikçi ve özgürlükçü özlemlerini aşırı milliyetçiliğe ipotek etmenin benzer bir formülünü buldu. Dolayısıyla Doğu Perinçek’in İşçi Partisi aşamasında emekli generallerle başlayıp Ergenekon’dan tahliye olmasının ardından Vatan Partisi aşamasında Cumhur İttifakı’na kapılanmakla devam eden serüveni şaşırtıcı sayılmamalı.
Fakat tabii benim asıl derdim bu tür eksen ve şuur kaymaları değil; benim derdim, siyaset ve düşünce yelpazesinin sol kanadında yer almakla birlikte, kendini (1 Eylül’deki yazımın en sonunda kullandığım bir ifadeyle) “gelmeyen devrimin reel veya psikolojik ikamelerini” aramaktan kurtaramayıp, politikaya böyle arkaik bir kültürün içinden bakanlarla. Telâfi mekanizmalarından biri, demiştim, başlı başına Marksist teorinin azameti. Her türlü başarısızlık hissini silip, olguların sarsamadığı bir kibiri hâkim kılmaya yarıyor. Öte yandan, bu ezelî ve ebedî haklılık gururu kendini bazı somut siyasî duruş ve tavırlarla açığa vuruyor. O tavır ve duruşların da kökeninde, eklektik, karmakarışık, çarpıtılmış, süper radikalizmin biçimsel jestleriyle hokkabazlık yapmayı marifet sayan bir solculuk mirası yatıyor.
Burada içiçe geçmiş, örtüşen ve birbirini tamamlayan bir dizi düşüncesiz refleks söz konusu. Bu yazının başlığına çıkardığım terimlerle: krizcilik, devirmecilik, darbecilik, boykotçuluk, ayaklanmacılık; hepsi geçişimli bir yumak oluşturuyor. Bu tipik sol duruş karmaşasının kalbinde, merkezinde, demokrasiyi, seçimleri, çoğulculuğu, genel oy hakkını sindirememişlik yatıyor. Devrimci bir kültürden gelen solcu, reel anlamda devrimci olamıyor (devrimci bir pratiğin içinde yer almıyor) ama devrimseverliği sürüyorsa, devirmeci oluyor. Yönetimin, hükümetin kötü bir sınıf karakteri var. Şu veya bu şekilde hâkim sınıfların: ülkesine göre, “burjuvazi”nin, “tekelci büyük burjuvazi”nin ya da “işbirlikçi burjuvazi ve yarı-feodal toprak ağaları”nın iktidarı. Öyleyse onlardan her yolla kurtulmak gerekiyor.
Geçmişte de çok yazdım; bu anlayış, Türk solculuğunun vokabülerinde “devirme” sözcüğünün önemli bir yer tutmasına yansıyor. İngilizce karşılığı overthrow. Kâh Demokrat Parti, kâh Adalet Partisi, kâh ANAP, kâh AK Parti… İngiltere’de ve sair Batı demokrasilerinde, karşı oldukları bir parti (veya koalisyon) hükümetteyse, insanların how to ovethrow them (bunları nasıl devirmeli) veya let’s overthrow them (hadi bunları devirelim) diye konuştuğuna rastlayamazsınız. Zira bu, başlı başına ihtilâlci bir terimdir; 1640-48’den veya 1789-92’den, monarşilerin büyük isyanlarla devrildiği çağ ve olaylardan kalmadır. Hükümetlerin düzenli seçimlerle değiştiği normal demokratik politika işleyişinde artık modası geçmiştir; kendine yer bulamaz. Ama Türkiye’de bir türlü geçmiyor böyle deyimlerin modası. Sanki hâlâ Osmanlı sultanlığındayız. Genç Osman’ın, (Deli) İbrahim’in, IV. Mehmed’in, II. Mustafa’nın, III. Ahmed’in, III. Selim’in, IV. Mustafa’nın, Abdülaziz’in, II. Abdülhamid’in tahttan indirilmelerinde yaşıyormuşuz gibi, “devirme” ve “alaşağı etme” hevesleri dinmek bilmiyor. Benim bu fenomeni algılamam, AK Parti iktidarının ilk (en olumlu) dönemine, 2002-2010 arasına rastlar. Fark ettim ki seçimle gelen seçimle gitsin diye bakmıyor Türk solcusu politikaya. Normalize edemiyor; demokratik sabır ve hoşgörüyle yeniden terbiye edemiyor kafasını. Başka heyecanlar, başka süreç ve yöntemler arıyor. AKP’ye de, o sırada sırf dindar-muhafazakâr olduğu için, ne yapsam etsem de bir an evvel kurtulsam diye bakıyor. “Devirmeci/lik” (overthrow/ism) kavramını o zaman kullanmaya başladım. (Fakat ne ilginç: 31 Mart ve 23 Haziran 2019 yerel seçimlerinden bu yana, aynı devirmeci tahammülsüzlük AK Parti’nin kaybettiği büyükşehir belediyelerine, özellikle Ekrem İmamoğlu’na muamelesinde de gözleniyor.)
AKP’yi bırakalım ve gene solculuğa dönelim. Başlıkta sıraladığım bütün diğer nevrozlar, bu köklü patolojiden, anti-demokratik devirmecilik patolojisinden kaynaklanıyor. Krizcilik — elbette, çünkü seçilmiş, demokratik meşruiyete sahip bir iktidarı devirmek büyük bir krizin patlak vermesine bağlı. Zaten teorinin öngörüsü: kapitalizm er ya da geç krize girecek; ekonomik kriz derinleşecek; üretim duracak; siyasî krize dönüşecek. Üstelik, 1950’ler ve 60’lardan itibaren, habire yeni ilâveler de yapılmış bu kriz corpus’una: “Emperyalizmin üçüncü bunalım dönemi” ve “sürekli kriz” teorileri. Dolayısıyla her işçi hareketi, her grev, her büyük gösteri (meselâ Gezi), “hah işte… sonun başlangıcı… bu sefer giderler artık…” diye karşılanıyor. Mesele konu değil, içerik değil, protestonun doğruluğu-yanlışlığı, haklılığı-haksızlığı değil. Mesele krizin derinleşmesine katkıda bulunup bulunmayacağı. Dolayısıyla ayaklanmacılık — her fırsatta ayaklan ki kriz iyice derinleşsin; (Lenin’in ifadesiyle) “yönetenler yönetemez, yönetilenler yönetilemez” hale gelsin. Barikatlar kurulsun — Paris 1789, 1830, 1848, 1870 gibi. 1830’dan 2013’e, yani 183 yıl sonra İstanbul’un, Nişantaşı’nın ara sokaklarında, kendimizi gene Délacroix’nın ünlü tablosundaki gibi hissedelim (bkz en yukarıdaki başlık resmi). Ya da Komüncüler gibi veya Rosa Luxemburg gibi, üstelik ikinci örnekte ayaklanma kararının yanlış olduğunu bile bile, gene “gökyüzünü fethetmeye” cesaret edelim ve icabında dövüşerek ölüp devrim şehitliği mertebesine erişelim. (Nitekim 2013’te Gezi’nin makul ölçüler çoktan tüketildikten sonra da illâ sürdürülmek istenmesinin temelinde, şehitlik özlemi değilse bile, her nasılsa elimize düşmüş bu “devrimci kriz”den ve Taksim Meydanı’nda “ayaklanma” halinden bir türlü vazgeçemeyiş; geri çekilmeksizin sürekli o olağanüstülük heyecanının ve “her şey mümkün” hissinin içinde yaşamayı sürdürmek isteyiş yatıyordu.)
Darbe ve darbecilik — zira “ne olursa olsun, nasıl olursa olsun gitsinler” takıntısına çok yakından bağlı. Başka bir deyişle, devirmecilik ister istemez buraya da varıyor. Biraz önce “kafasını normalize edemediği; demokratik sabır ve tahammülle yeniden eğitemediği”nden söz ettiğim yenik solcu tipi açısından, gayet mantıklı bir sıçrama. “Ben yapamıyorsam, kim yaparsa yapsın; yeter ki ilerlemenin önü açılsın biraz daha.” 1969-70’te Ankara sokaklarında İşçi Köylü sattığımızı hatırlıyorum. “İşbirlikçi AP iktidarı diken üzerine oturmuştur” diye bağırıyorduk. Neden ki? Açık ara kazanmışlardı 1969 seçimlerini. Ama yok, bu “diken üzerine oturmuşluk” bir şekilde gidicilik imâsında bulunuyordu. Bir yandan da, özellikle şiddet ve silâhlı mücadele yanlısı, Millî Demokratik Devrim yanlısı fraksiyonlar olarak, 1960’lar ve 70’lerde çok nefes, çok mürekkep tüketiyorduk, darbeci değil devrimci olduğumuzu ispatlamak için. Devrim ile darbe arasına çok kesin sınırlar çizmeye çalışıyorduk. Bunu da daha ziyade aşağıdanlığa, kitleselliğe, halkın katılımına dayanarak yapıyorduk.
Bugün, biraz zorlamaydı, biraz nafileydi diye bakıyorum. Bu kitlesellik ölçütü daima görelidir, bir kere şiddete dayalı anormal siyaset mecrasına girdiğinizde. Bütün devrimci öncüler (vanguards) daima “bütün halk” ya da en azından “ezici çoğunluk” tarafından desteklendiklerini iddia eder. Bu retoriktir, ideolojidir, propagandadır. Gerçekte ise hemen hiçbir devrim çoğunluğa dayanmaz; tersine, hemen daima aktif azınlıkların eseridir. Zaten söyledikleri kadar büyük kitle desteğine sahip olsalar, şiddete ve silâha ihtiyaç duymazlardı (1989-90’da Doğu Avrupa komünist rejimlerini yıkan barışçı, silâhsız halk ayaklanmaları, bildiğim tek gerçek çoğunluk devrimleri — ve tam da bu hipotezimi kanıtlıyor). Rus işçi sınıfı ve halkı adına silâhlı ayaklanma düzenleyip Geçici Hükümeti devirerek Moskova ve Petrograd’da iktidara el koyan Bolşevikler ile, bütün Osmanlı milletleri adına harekete geçip Rumeli’de ellerindeki garnizonları ayaklandırarak Abdülhamid’i deviren İttihatçılar, ne kadar farklı bu açıdan? Her ikisinde, aşağıdan ve yukarıdan yöntemlerin, ya da klasik “darbe” ve klasik “devrim” karakteristiklerinin bir karışımı söz konusu. Dolayısıyla buradan objektif bir kıstas, genelgeçer bir tanım çıkarmak olanaksız. Aslında tek mesele var: kimin hegemonyası? Leninizm-Stalinizm açısından, komünist partisinin hegemonyasıysa devrim; diğerlerinin (Nasırcıların, Baasçıların, 27 Mayısçıların) hegemonyasıysa darbe denebilir. Yani ez kaza “biz” yapsaydık (maazallah) devrim olacaktı; Doğan Avcıoğlu yapsaydı darbe olacaktı. Ama tabii, o diğerleri de devrim diye bakıyordu — ve bakacaktı — yaptıklarına. O da başka.
Ve nihayet, boykotçuluk. Ahh, boykotçuluk. İllâ boykot. Aman boykot. Zaman boykot. Canım boykot. Haydi onu da yarın anlatayım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları








































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024