Hasan CEMAL
Uzunca bir aradan sonra başlarken...
"Uyan evlat!
Yolculuk bitince
uyumak için
fazlasıyla vaktin olacak."
Perulu romancı Vargas Llosa’nın sözü aklımda: “Yazarın içinde bulunduğu durum her zaman başkaldırıdır, şeytanın avukatı rolüdür.” Ben de yazıyorum, gazeteciyim, çok uzun yıllardır yaptığım bu işi seviyorum. Ve ‘gazeteci milleti’ var oldukça, gazeteciliğin batmayacağını da adım gibi biliyorum.
Madrid’de Plaza de Mayo.
Meydana bakan küçük bir kahvede Cimbom’un Real Madrid’le maçını bekliyorum.
Sabahtan beri içimde kıpırdanan bir burukluk var. Galiba akşamki maçı yazamayacağım için kıpırdanıyor bu burukluk...
Köşem yok!
Bir şeyi yazmak isteyip de yazamamak çok uzun yıllardır ilk defa başıma geliyor.
Tuhaf bir his.
Bir süredir gitgide büyüyen bir boşluk içine çekiyor beni, hüzünlü bir yalnızlık duygusuyla birlikte... Ama bu arada insanın ruhunu acıtan böyle bir duyguyla baş başa kalmasının öğretici, olgunlaştırıcı bir yanı da yok değil.
Her gün kalkınca yazı düşünen, neredeyse her Allah’ın gününü kafasının arkasında durmadan dönen bir teyple geçirmeye alışmış bir gazetecinin içine düştüğü boşluğun derinliğini uzun yıllardır ilk kez hissediyorum.
Yazısız geçen her gün biraz daha şiddetlendi bu duygu. Sanki yazımı yazmayınca görünmez adam olacaktım, kaybolacaktım. Belki de dışlanmışlık duygusuydu uç veren.
Olabilir.
Her gün iyi kötü bir yazı yazmaya ne kadar alışmış olduğumu ilk kez fark ediyorum. Ahmet Altan’ın yeni çıkan Son Oyun isimli romanından bir cümle:
“Yazı yazamayan her yazar ölüdür zaten...”
Hayal kırıklıkları hayat boyu devam mı edecek?
Belki de...
Bu yakın dönemde yaşadığım hayal kırıklıkları ve karşılaştığım bazı insan halleri içimi acıtmıyor değil.
Ama aynı zamanda bir gazeteci ve bir insan olarak son haftalarda şahit olduğum destek, dayanışma ve ilgi halesi gerçekten içimi ısıttı, geleceğe daha bir umutla bakmamı sağladı.
Başkaldırı ve şeytanın avukatlığı
En sevdiğim romancılardan birinin, Peru’lu Mario Vargas Llosa’nın şu sözü aklımda:
“Yazarın içinde bulunduğu durum her zaman başkaldırıdır, şeytanın avukatı rolüdür.”
Devam ediyor:
“ ... toplumda, dün ve bugün olduğu gibi hayır diyerek, başkaldırarak, farklı düşünme hakkımızın tanınmasını talep ederek...
... dogmanın, sansürün ve keyfiliğin, ilerleme ve insan onurunun ölümcül düşmanları olduklarını göstererek...
... hayatın ne basit bir şey olduğunu, ne de şemalara oturtulabileceğini, gerçeğe giden yolun her zaman dümdüz ve doğru olmadığını, sıklıkla dolambaçlı ve engebeli olduğunu söyleyerek...
... dünyanın temel karmaşıklığını ve çeşitliliğini ve insani olguların çelişkin biçimde her yöne çekilebilirliğini kitaplarımızla bıkıp usanmadan ortaya koyarak yürümeye devam etmek zorundayız.
Dün ve bugün olduğu gibi, eğer yaptığımız işi seversek, Albay Aureliano Buendia’nın otuz iki savaşını vermeyi sürdürmemiz gerekecek, bunların hepsinde, tıpkı onun gibi bozguna uğrasak da...” (Gabo ve Mario, Doğan Kitap, sayfa 66)
Gazeteci milleti var oldukça gazetecilik batmaz!
Ben de yaptığım işi seviyorum.
Gazeteciyim ben...
Ve gazeteci milleti var oldukça, gazeteciliğin hiç batmayacağını da adım gibi biliyorum.
Bunun için de, T24’e teşekkür ederken yine yollara düşüyorum, Türkiye’nin barışını aradığı şu kritik dönemde. Diyarbakır’dan ilk yazım aşağıda yer alıyor.
Gazeteci böyledir, bir koşturmaca halinde geçer hayat onun için. Güncel gerçeğin peşinde koştururken de, hep bir yerlerden bir şeyler toplayıp derli toplu aktarmayı sever.
Almanya'daki 2006 Dünya Kupası’nda bir ay meşin top peşinde dolaşmıştım. O günü hatırlıyorum. Trenle Köln'den Berlin'e gidiyordum bir maç için. İngiliz Daily Telegraph gazetesini karıştırırken, mesleğinde 75. yılını doldurmuş bir gazeteciyle yapılmış bir röportaj okumuştum.
Yazının içine siyah beyaz fotoğrafı da oturtulmuştu, trende pencere kenarına oturmuş yazısını yazarken. Kutlama yemeğinde sormuşlar:
“93 yaşına geldin, hâlâ ne diye her gün bilgisayarının karşısına oturuyorsun?”
O da bu soruyu, çok sevdiği bir şiirle yanıtlamış:
“Uyan evlat!
Yolculuk bitince
uyumak için
fazlasıyla
vaktin olacak.”(*)
(*) The Daily Telegraph, 19 Haziran 2006, sayfa 12. 93 yaşındaki gazetecinin, W.F. Deeds’in şiirinden aktardığı dizelerin İngilizcesi şöyle: “Up, lad: when journey’s over, there’ll be time enough to sleep.”
.jpg)
Diyarbakır’da genel hava:
Çözüm sürecinden geri dönüş uzak ihtimal!
Biri kulağıma eğildi Diyarbakır’da:
“Apo ne dedi 21 Mart’taki Newroz çağrısında? 'Silahları bırakın, demokratik siyasete geçin' dedi. İki gün sonra 23 Mart’ta, Kandil’de Murat Karayılan size ne dedi? 'Türk ordusu bizi bitireceğini sandı; biz de Türk ordusunu Kürdistan’dan çıkaracağımızı sandık; ikisi de olmadı' dedi. İşte bu, sizin de deyişinizle barışın olgunlaşması demektir. Bu saatten sonra bu süreçten geri dönmek olmaz, oyun bozanlık olmaz. Yoksa alnına barış karşıtı, barış düşmanı damgasını yersin.”
Dedi ki: "Bu süreçte daha çok silahlar konuşuluyor. Silahlar nasıl gömülecek, sürekli olarak bu boyut ön planda. Tamam silahları gömelim de... Demokratikleşme ne olacak?.. Hükümet, nasıl bir demokratikleşme konusunu, özgürlükleri fazla konuşmuyor. Gerçek barış ancak demokrasi ve özgürlüklerle mümkün."
DİYARBAKIR
Kandil’de geçen ay tanıdım onu, Murat Karayılan’la görüşmeye gittiğim zaman. Sakalı daha bitmemiş çok genç bir gerillaydı, omzunda kocaman Kalaşnikof’uyla.
“Adın ne?” diye sordum.
“Mahir Çayan.”
Şaşırdım:
“Annenle babanın nerden aklına gelmiş sana bu ismi koymak?”
Yanıt daha şaşırtıcıydı:
“Bu ismi onlar değil ben koydum.”
Jeton ancak düştü:
“Yani bu senin kod adın. Peki, neden Mahir Çayan?”
“Evde annemle babam Mahir Çayan’ı aralarında konuşurlardı, onlardan duymuştum.”
Kandil’deki Mahir Çayan’ı geçen gün Fırat Anlı’yla kahvaltı ettiğimiz Hasanpaşa Hanı’nda hatırladım. Bu ülkede devlete isyan edenlerin, başkaldıranların, bu yüzden idam sehpasında, çatışmada, sürgünde hayatını kaybedenlerin resimlerini kare şeklinde küçük halılara işlemişler, hanın bir duvarına boydan boya asmışlar.
Aralarında Mahir Çayan da var. Ama en üstte Şeyh Sait. Sonra Seyid Rıza. Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya. Che Guavera... Bu tablo bana Diyarbakır gibi barışını arayan bir şehirde, barış için ödenen bedelleri, yaşanan kopuş ve acıları düşündürüyor.
Barış olacak, inadına barış
Yanıma oturuyor:
“Lice'liyim ben. Biz tam 12 yıl köyümüze gidemedik, sokmadılar.”
“Umudun var mı süreçten?”
“Barış olacak, inadına barış...”
“Yoksa bu resmi görüş mü?”
“Hayır, söylüyorum inadına barış... Elbette Türkler de yardımcı olacak. Batı’dakiler de biraz anlayış gösterecek. Her dil var, bizim de Kürtçemiz var. Ana dilde eğitim bizim de hakkımız...”
“Kafalar biraz karışık mı?”
“İnsanların kafası karışık da olsa, bu barış işi olacak. Başka çaresi yok.”
Hemen ekliyor:
“Sabır lazım, kolay değil tabii.”
Sohbetler, 2009’un Habur öncesinden, yani demokratik açılım döneminden farklı. Barış süreci konusunda kafa karışıklığı, eleştirel yaklaşımlar yok değil. Ama dil negatif değil, pozitif.
Daha uçaktan iner inmez şöyle dedi:
“Bu sefer beklenti çıtası çok yüksek. Habur zamanı, yani demokratik açılım dönemindeki gibi değil. Barış umudu çok daha güçlü. Hemen herkes bu defa iyi bir şeyler olacağını düşünüyor.”
Demir Otel'den Liluz Hotel'e...
Diyarbakır’ın faili meçhul cinayetlerle cehennemi yaşadığı 1990’ların olağanüstü hal dönemlerinde gazeteci milletinin kahrını çekmiş olan Demir Otel artık Liluz Hotel olmuş. Barış zamanına hazırlanan tertemiz gıcır otelin restoranında, çok uzun yıllardır bölgenin nabzını çok iyi tutan, değişik meslek gruplarından Kürt dostlara şu soruyu sordum:
“Bu süreç bu saatten sonra tersine döner mi?”
Yanıtlar kısaydı:
“Çok düşük ihtimal.”
“Uzun zamana yayılırsa dönebilir.”
“Zaman iyi değerlendirilirse dönmez.”
“Az da olsa sürecin geri dönme ihtimali var. Fakat Apo’nun çözümü Kandil’e kabul ettirecek gücü var.”
“Hani kızla oğlan işi pişirmiştir. Aileler de bilir artık evliliğin yakın olduğunu. Ama yine de kız istemeye gidilir, âdet yerini bulsun diye... İşte bizim çözüm sürecinde de durum böyle diye düşünüyorum. Bu sürecin geri dönüşü çok uzak ihtimal...”
Ankara – İmralı - Kandil üçgeninin nabzını şöyle ya da böyle tutabilenlere kulak verildiğinde genellikle şöyle bir değerlendirme şekilleniyor:
“Ankara’yla, bir başka deyişle MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la Öcalan arasında ayrıntılı bir yol haritası çizilmiş durumda. Bu harita sıkı bir mühendislik çalışmasına dayanıyor. Öcalan’laKandil’deki lider kadrosunun geleceklerini de güvence altına alan bir yol haritasının uygulamasına geçilmiş durumda...”
Nasıl bir yol haritası?
Nasıl bir yol haritası sorusunu biri şöyle özetledi:
“Şu aşamalar akla geliyor:
(1) Ateşkes...
İlan edildi.
(2) KCK tutuklularının salınması...
Bu süreç de başlamış durumda. Ankara, Adana, İzmir, Van, hatta Erzurum’da yoğun KCK tahliyeleri oldu. Ankara’da KESK’çilerin 22’si birden tahliye oldu. Buna karşılık Diyarbakır ve İstanbul’da tahliyeler henüz çok sınırlı... Bu konuda şu söylenebilir:
Cemaat, sürece mesafeli duruyor ama suyu da bulandırmıyor.
(3) Yeni yargı paketleri ile ‘yol temizliği’ne devam etmek, yani Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nda demokratik düzenlemeleryapmak...
(4) PYD’nin Suriye’de Esat karşıtı muhalefetle çatışmaması, Şam rejimine karşı tavır geliştirmesi... (Bunun da Öcalan’ın talimatıyla gerçekleşme yoluna girdiği söyleniyor.)
(5) Sınır dışına çekilme süreci...
Çekilme süreci, öyle anlaşılıyor ki, çok yakında Öcalan’ın yapacağı bir çağrıyla, Kandil’de mevcut endişe ve tereddütlere rağmen başlayacak. Ama Ankara’da bazı adımlar atılmazsa, çekilme sürecinin aksayabileceğini söyleyenlere de rastlanıyor.
(6) Anayasa meselesi.
Yeni vatandaşlık tarifi... Ana dilde eğitimin önünü açmak... Yerinden yönetimi güçlendirici formüller...
(7) Adını koymadan af konusu.
Bir başka deyişle, Öcalan’la Kandil’deki lider kadrosunun geleceğini güvence altına alabilecek düzenlemeler... Öcalan’a gelecekte ev gibi bir hapishane... Kandil kadrolarına bilmem kaç yıl sonra siyaset yapma hakkının tanınması... Öcalan’ın “Hep birlikte özgürleşeceğiz” sözünü unutmayın.
(8) Silahların gömülmesi...
Bir başka deyişle, PKK’nın dağdan inmesi... Sekiz maddelik yol haritası için bu noktalar söylenebilir.”
Süreci baştan beri yakın markajda tutanlar, bu sekiz maddede özetlenen ‘yol haritası’nın uygulanmaya başladığını belirtiyorlar. Ama aynı zamanda sürece eleştirel yaklaşmayı da elden bırakmıyorlar.
'Barış sürecine elbette taraftarız, ama' diyenler...
“Elbette barış sürecine taraftarız ama...” demenin, ama sözcüğünü eklemenin barışa karşı olmak diye algılanmasını yanlış bulanlar var. Sürecin sağlıklı işlemesi için bazı eleştirel soruların sorulması gerektiğini belirten BDP’li bir üst düzey yetkili bana şöyle dedi:
“Bu süreçte daha çok silahlar konuşuluyor. Silahlar nasıl gömülecek, sürekli olarak bu boyut ön planda. Tamam silahları gömelim de... Demokratikleşme ne olacak?.. Hükümet, nasıl bir demokratikleşme konusunu, özgürlükleri fazla konuşmuyor. Gerçek barış ancak demokrasi ve özgürlüklerle mümkün. Hükümet de, hükümete yakın medya da bu noktayı çok konuşmuyor. Ayrıca AKP her şeyi kendi kontrolünde tutmak istiyor. Ve son on, on iki yılın güvensizliği var tabii... İşte bu iki nokta ister istemez Kürtlerde soru işaretlerine yol açıyor.”
Biri kulağıma eğildi:
“Apo ne dedi 21 Mart’taki Newroz çağrısında? 'Silahları bırakın, demokratik siyasete geçin' dedi. 23 Mart’ta Kandil’de Murat Karayılan size ne dedi? 'Türk ordusu bizi bitireceğini sandı; biz de Türk ordusunu Kürdistan’dan çıkaracağımızı sandık; ikisi de olmadı' dedi. İşte bu, sizin de deyişinizle barışın olgunlaşması demektir. Bu saatten sonra bu süreçten geri dönmek olmaz, oyunbozanlık olmaz. Yoksa alnına barış karşıtı, barış düşmanı damgasını yersin.”
Barış süreci konusunda yarın Diyarbakır’dan ikinci yazı...
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024