Berrin Sönmez
Düşünme etiğini yok sayan, hatta yok eden retorik tutkusu, hastalıklı zihniyeti büyütüp düşünce dünyamızı sığlaştıracak denli hâkim topluma. Özellikle bugünün iktidarı, teşkilatı ve tabanıyla birlikte yüzyıllardır medeniyeti çölleştiren retoriklerle doldurmuş halde düşünce yapısının arka planını. “Sui misal emsal olmaz” sözü pek sevilir örneğin. Böylece yanlış davranışların, kötü örneklerin ait olduğu kurumsal yapı koruma altına alınır. Sui misal, yani "kötü örnek, örnek alınmaz" vecizesi doğrultusunda "o kötü örnek açıkça konuşulursa toplumda yaygınlaşır" kaygısı taşırlar. Zira sık tekrarlanan bir diğer kalıp -ki bu kalıplarla düşünmek, düşündüğünü zannetmek alışkanlığının ne denli yaygın olduğu hatırda tutulmalı- “şüyuu vukuundan beter” sözüdür. Sorunları halının altına süpürmek anlamına geldiğini de dikkate almadan “her doğru her yerde söylenmez” retorik kalıbına uygun davranış geliştirme alışkanlığı çok yaygındır. Dindar algıyı, dindarların düşünce ve hatta inanç dünyasını oluşturan bu retorikler özellikle fıkıh usulü ile kurulmuş kalıplar olarak çıkar karşımıza. Bu edebiyata, şiire, sanata da yansır. Yüzyıllardır toplumumuzda riyakarlığın bu denli yaygın oluşunda en büyük etken, sadece birkaç örneğini sıraladığım benzer sözlerdir. Biraz 'sert eleştiri' olarak görülse de evet, böyle düşünüyorum.
Tekrar sıralayayım örnek olarak yazdığım söz öbeklerini: 'Sui misal emsal olmaz', 'Şüyuu vukuundan beter', 'Her doğru her yerde söylenmez'. Ve üzerine 'üslub-ı beyan aynıyla insan' sözünü ekleyelim. Ne söylendiğine değil, nasıl söylendiğine önem veren, içeriğe değil biçime, düşünceye değil tarza önem atfeden bu retorik kalıbın izlerini siyasal, toplumsal, kişisel tüm tartışmalarda görebiliriz. Ayrıca insanları eşit görmeyen, ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği pekiştiren, 'bir söylenene bakarım söz mü diye, bir söyleyene bakarım adam mı diye' retorik kalıbı, düşünmeyi engelleyen, kötüleyen davranış alışkanlıkları geliştiriyor. Düşünceyi değil düşüncenin ifade ediliş üslubunu, söylenen fikrin 'ney'liğini değil söyleyen kişinin 'kim'liğini ölçü olarak kabul etmenin yerleştiğini görüyoruz bu retorikler sayesinde. Sanat eleştirisinde bile, örneğin; bir erkek şairin bir başka erkek şair hakkında “çorapsız ayakkabı giydiği için şiirinin sanat değeri taşımayacağı” yargısını okumuşluğumuz vardır.
Upuzun bir girizgâh olsa da konuya ilişkin kaygıları ve yargıları anlamak ve neyi reddetmek gerektiğini konuşabilmek için bir de Erdoğan’ın adını anmak, sözüne yer vermek şart: “Güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur.” Muazzam retorik değil mi? Arka planında çok derin felsefi, sistemli düşünme edimi varmış gibi duruyor ve bağlılarını kendisine bir kere daha hayran bırakıyor. Ama öyle değil, arkasında sadece ırkçı nüfus politikası var ki; gelişmiş, medeni, demokratik sayılan pek çok devletin de uyguladığı ırkçı bir nüfus politikasının örnek alınışından ibaret. Yazık ki o ülkelerin 'insan hakları bilinciyle' perdelemeyi başardıkları bu ırkçı politikayı, son derece kabaca ve hak ihlallerini fütursuzca besleyerek kullanılan bir söylem ve eylemden ibaret, taklit politika. Bu ülkede bu toplumda bu politikanın bunca insan hakları hukukundan soyutlanmış olarak uygulanışının nelere mâlolduğunu anlamak için bir sözüne daha yer vereyim: “Ataerkil de değil anaerkil de değil, biz aileerkil bir toplumuz” demişti mealen. 2019 yılı AKP kuruluş yıldönümü kutlamalarındaki bu sözü, İstanbul Sözleşmesi karşıtı hukuksuz kararının işaret fişeğiydi. Ardından “tartışmalara nokta koymak gerektiğini düşünüyorum” diyerek medyada, toplumun kısa sürede bilgilenmesini ve karşıtların oranını, bir ay gibi kısa sürede yüzde 17’den 7’ye; 'fikrim yok' grubunun oranını ise yüzde 74’den 56’ya düşüren serbest tartışma sürecini kapatmıştı.
Aileerkillik, yaşanan kötülükleri, hak ihlalleri ve suçları perdeleyen zihniyetin arka planı, “bir kereden bir şey olmaz’ denilebilecek kadar bir siyasi iradenin pervasızlaşmasını; Ensar’ın koruma altına alınışı gibi ev içi şiddetin konuşulmayışını; kadınlara ve çocuklara yönelik eril şiddetle mücadelenin niçin iktidar tarafından yasalara ve İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerine uygun biçimde yürütülmediğini gösteriyor. Kabul etmek değil kesinlikle, fakat anlamak mümkün oluyor bu örneklerle. Kutsanan kurumların başında gelen aile, içindeki insanlardan bağımsız olarak dokunulmaz kılındığında, adı aileerkil olarak konulsa bile –ki bu da ayrı bir retorik, bilinçli bir çarpıtma ile patriarkal sistemin sürdürülüşü- bir ailenin karanlık dehlizleri de koruma altına alınmış oluyor. Herkesin bildiği sırlar, suçun gizlenişi zehirliyor bir aileyi ve toplumu giderek. Şüyuu vukuundan beter, denilerek suç gizlenirken, suçlunun cezasızlıkla ödüllendirilmesi, tüm toplum ve daha doğrusu tüm eril şiddet biçimleri için teşvik edici nitelikte.
2021 25 Kasımı'na, kadınlara yönelik eril şiddetle uluslararası mücadele ve dayanışma haftasına yaklaşırken gözümüz kulağımız Müslüme’deydi. 2,5 yaşındaki bebek on gün boyunca yirmi kilometre çapındaki bir arazide arandı. Ve on gün sonra aile çadırından yedi kilometre uzakta bulundu. Kıyafetleri başka yerde, bedeni başka yerde ve cinsel istismar nedeniyle ağır kan kaybından ölmüş halde bulundu. Çocuk şube uzmanları küçük çocukların kayıplarında en çok aile çevresinden şüphelenirler. Fakat nedense arama çalışmalarına aile bireylerinin, aile yakınlarının katılmasını engellemezler. Anlaşılmaz, kabul edilemez, hatta aymazlıktan bile ötede, uzman görüşleri hiç dikkate almayan arama çalışmalarında delillerin nasıl failler tarafından yok edildiğini veya yanlış izler yerleştirildiğini defalarca gördük. Leyla’da olanı Müslüme’de tekrar izledik. Çok merak ediyorum, tek bir kişi çıkıp da bu tekrarlanan arama hatalarının, arama çalışmalarını yürüten ve yöneten kurumların mensuplarınca 'aileye kutsiyet' atfeden zihniyetinden bağımsız olabileceğini söyler mi? Söyleyen çıksa, inanan çıkar mı o da ayrı mesele. Ailenin şerefi denilen şey kadınların ve çocukların yaşam hakkından, onurundan daha üstün tutulduğu içindir ki tüm dünyada kriminolojinin esas aldığı, çocuk kayıplarında en yakınlardan başlanarak şüpheli listesi oluşturma prensibi, hiçbir olayda kullanılmadığına göre kutsal aileden şüphelenmek, ailenin kutsiyetine zarar verir endişesi önemli bir nedendir.
Tabii basına yayın yasağı, davalara gizlilik kararı kolaylıkla getirildiği için detayların kamuoyundan gizlenmesi de yukarıdaki kalıplaşmış sözlerle yakından ilişkili. Aile kutsal göründüğünde tam anlamıyla aile kurumu put edinilmiş oluyor. Dindar olduğunu iddia eden yöneticiler eşref-i mahluk olarak bildirilen insanı bırakıp Kur’an’da yeri olmayan aile kurumunu kutsadığında, ataerkinin en büyük erkeği egemen saydığı kurum içinde yaşayan tüm insanlar, egemenin insafına ve keyfine terk edilmiş oluyor. Müslüme bir egemenin keyfi için, aile putlaştırıldığında tanrı ilan edilmiş o ailenin egemeni için kurban edilmiş bebeklerimizden biri oldu. Annesine tecavüz ettiğinde, aile putunun karanlık dehlizlerinde koruma altına alındı o suçlu. Garibim Müslüme’nin annesi, bir başka erkeğe gönül vermiş olsa 'namus' diyerek öldürürdü koca olan erkek. Ama tecavüz eden aile reisi olunca sustu, o korkunç cenderede yaşattı tecavüze uğrayan kadını. Herkes suçu bildi ve sustu. Çünkü o çetenin adı aile idi. Aile put olmuştu. Aile kutsal sayıldığı için iktidarlar tarafından, o ailenin muktediri de haşa tanrı sayılmış oldu.
Sorunların açıkça konuşulmayışı, suçluların cezasızlığına ve suçun yaygınlaşmasına yol açıyor. Ancak bizim iktidarın zihniyetinde kötülük bulaşıcı kabul edildiğinden kötülükler konuşulmuyor, yargıya taşınsa bile kamuoyundan gizlemenin binbir yolu bulunuyor. Oysa biliriz ki, kötülükler konuşulmadığında, gizlendiğinde zehirli bir salgına dönüşür ama sorunlar cesaretle ortaya konulduğunda o cesaret topluma bulaşır. Ancak tepemizdeki zihniyete göre bebek, nitelikli cinsel istismar nedeniyle ölmüş, kadın cinsel şiddete uğramış, bitmek tükenmek bilmeyen duygusal şiddet içinde yaşatılıyormuş ne gam. Yeter ki aile putunun adı lekelenmesin. Tıpkı Yağal ailesi bireyleri gibi daha on binlerce ailenin üyeleri ismin lekelenmesini insanların ölmesinden daha önemli görüyor. Suçun işlenmesi değil, suçun işlendiğinin duyulması aile adı için lekeleyici sayılıyor. Zehirli sarmaşık gibi toplumu tepeden tırnağa kuşatan retorikler, düşünmeyi, ifade özgürlüğünü ve bireyin hak savunusunu ketlemiş halde. Devlet, toplum, yargı korumadığı, yasalar uygulanmadığı için aile içinde veya dışında eril şiddet karşısında kadınlar ve çocuklar yalnız ve çaresiz bırakıldığı için isyandayız. Bu 25 Kasım'da isyanımızı büyüten isimlerden biri Müslüme oldu. Hukukçu değilim ve doğrusu kimseye danışmak da istemediğim için bu yazı, yayın yasağı nedeniyle sakıncalı olur mu, bilmiyorum. O nedenle bu yazı için en uygun olacak bitiş cümlesi olarak eşitlik ve eril şiddetle mücadele için zihniyet dönüşümü sağlayan sloganı seçtim.
Gelsin baba! Gelsin Koca! Gelsin Devlet! Gelsin Cop! İnadına İsyan! İnadına İsyan! İnadına İSYAN!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları












































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025