Ferhat KENTEL
Ulus-devletlerin en büyük takıntısı eğitimdir. Yani torna... Ya da daha sofistike tabirlerle, cerrahlık ya da mühendislik...
Ulus-devleti kuranların etnik ya da dinsel mensubiyetleri ne olursa olsun, aslolan kurdukları düzene uyumlu, uysal bedenler ve beyinler yetiştirmektir. Sınırları çizilmiş bir pazardaki iktidar ilişkilerinin sürdürülmesi için, her şeyden önce kutsal devlet karşısında oyunbozanlık yapmayan, yapanı da dışlamayı öğrenen insancıklar olmalıdır bu çocuklar.
Bu nedenle, dünya Fransa’yla birlikte modern ulus fikrini öğrendiğinden beri, yani önce milliyetçiliği bir güzel üretip, peşinden taş gibi bir ulus inşa etmeyi taklit edip, ezberine kazıdığından beri, “modern” devletlerin seçkinleri ve yöneticileri, asıl olarak ulusa uyumlu bedenleri gözeterek, eğitimi çeşitli gübrelerin atılacağı, kafalarına göre ekip biçecekleri ve “ürün” alacakları bir tarla olarak gördüler.
Tabii ki çocuklar bu tarlanın taşı toprağı oldu her zaman. Bu yüzden “ne ekersen, onu biçersin”dendi onlar için... Bu yüzden tarlanın taşı, çakılı hep ayıklandı; amaçlanan üretime uymayan ayrıkotları ve yabani otlar da hep ayıklandı.
Devleti ele geçirmek için uğraşan farklı ideolojik ve siyasal akımlar da kendi çizgilerine uygun çocuklar yetiştirmek için, gene ulus-devlet mantığı içinde türlü çeşitli “eğitim reformlarına” giriştiler.
Ama tarla doğanın bir parçasıdır ve bir yere kadar onu suni gübre, böcek ilacı kimyasal madde, GDO’lu tohum gibi dışarıdan yoğun müdahalelerle, zapturapt altına alsanız da, tarla bir müddet sonra yorulur. Toprağın sesini, nefesini dinleyen köylü onu dinlendirir, nadasa bırakır. Onu sonuna kadar, iliklerine kadar sömürmeyi kafaya takmış olan modern kapitalist toplumun tarımcıları ise sürekli artan dozlarda ilacı, gübreyi boca ederek o toprakların dibine kibrit suyu eker. Sonunda ne tarla kalır, ne toprak... Doğa isyan eder; otoyollara isyan eden Karadeniz gibi... İflas eder; kuruyan Aral Gölü, Tuz Gölü gibi... Ortasından zehir akan Trakya’nın Ergene Ovası gibi...
Eğitimi tarla, çocukları toprak ya da içinden çıkacak ürün olarak gören bütün ulus tornacıları da bu sesi duyamadıkları için, çocukları kuruturlar... Kurumuş çocuklar uysallıkla hizmet ederler o tornacılara... Ama aradan çok uzun zaman geçse de, o zapturapt altına alınan çocuklar beklenmedik yerlerden tornacıların oyununu, hesaplarını bozar...
Bu hep böyle oldu... Bir model olan Fransız eğitiminde olduğu gibi... Cezayir’de, Senegal’de, Antiller’de kökleri olan; anadili Arapça, Swailice, Kabilce olan çocuklara, hafızalarında yatan bütün o kültürleri öğretmek yerine, sadece IV. Henri’yi, Jeanne d’Arc’ı, Fransız Devrimi’ni ezberletmeye kalkışıp, hayalî bir yurttaşlık dayatan eğitim sistemi artık ayakta duramıyor. Her gelen hükümet yeni “reformlar” yapmaya çalışıyor ama nafile... Bir türlü “sosyalize” olamıyor o çocuklar. Birörnek önlüklerden, hep bir ağızdan söylenen cumhuriyet ritüellerinden geçip, “mülti-kültürel” önlemler alsa da, göçmen çocuklarına, nihayet kendi dillerini öğrenmeleri için olanaklar tanısa da, kara çocuklar yola girmiyor bir türlü ve uygar Fransa anlamıyor bir türlü bu çocukların neden isyan edip durduğunu...
Bu hep böyle oldu... “En model ülkeyi” taklit eden Türk eğitim sisteminde olduğu gibi... “Tevhid-i tedrisat” kendi tasarrufunda olduğunu iddia ettiği çocukları analarından-babalarından, tarihlerinden, dillerinden, inançlarından, hafızalarından kopardı.
Bu toprakların Ermeni, Rum, Yahudi çocukları yabani ot gibi görüldü; “yabancı” olarak addedildi ve okullarına “Türk” müdür yardımcıları atandı! Neredeyse her Kürt çocuğu ilkokula başladığı gün, hâtıra defterine kaydedilmek üzere devletin tokadını yedi.
Ve o çocuklar kururken, bir yandan da bir türlü istendiği gibi hizaya gelemediler; istenen verimi veremediler. O yüzden darbeciler habire darbe yaptılar; GDO’lu tohumlar attılar tarlaya, toprağa... Vatandaşı çok konuşabilmesi için Türkçe konuşmaya zorladılar, hapishanelerdeİstiklal Marşı’yla ceza verdiler... Diyarbakır cezaevlerini, Metrisleri, Mamakları, “hayata dönüş” operasyonlarını ve Pozantıları yarattılar...
Bugün, darbecilere rağmen topraktan çıkıp, dinlerini, imanlarını hasbelkader korumuş olanlar da darbecilerin izinden gidip, tasarruflarında varsaydıkları çocukları yeni torna makinelerine sokmaya çalışıyorlar.
Tarlanın ruhunu, hikâyesini, humusunu, kültürünü, azotunu, dilini duymak ve görmek istemeyen ulus-devletler, tek tek her çocuğa, her kültüre, onların farklılıklarına, biricikliklerine, içinde evrildikleri dünyaya saygı duymadıkları, değer vermedikleri sürece, daha çok yapboz “eğitim reformları” görürüz.
Ve tabii ki ayrıca, dün sekiz yıllık olan “zorunlu eğitim”den bugün 4+4+4 taktiğine geçerken, futbol maçlarının akabindeki tv tartışmalarında, dünyanın en mühim meselelerini konuştuğunu zanneden akla ziyan ukalalarınkine benzer biçimde, yarın da 4+4+2 ya da 3+5+2+3,5 gibi birtakım taktikler üzerine debelenir; tornanın kendisiyle değil, cilasıyla uğraşıp dururuz.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020