Akın ÖZÇER
Özgür Özel ve ekibinin seçildiğinden bu yana kısa zaman içinde parti politikasında sessizce önemli değişiklikler gerçekleştirdiği gözleniyor. Bu değişiklikler iktidarın izlediği yanlış siyasi ve ekonomik politikalar sayesinde CHP’ye olan desteğin artmasını sağlıyor. Bu da yapılacak ilk seçimde CHP’nin uzun bir aradan sonra iktidara gelebileceğinin işareti.
Cumhuriyet Halk Partisi, kaybettiği 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden bir süre sonra oylarını arttırmaya başladı. Öyle ki genel seçimlerden sadece on ay sonra yapılan yerel seçimlerde AK Parti’yi geride bıraktığı gibi, aradaki farkı da giderek açıyor. Bunda Mehmet Şimşek’in sabit gelirlilerin yoksullaşmasına yol açan ve iki yılda hedefine bir türlü varamayan yanlış enflasyonla mücadele politikasının rolü var. Kamu yönetiminde kapsamlı bir tasarruf yapmadan ve bu nedenle azaltılamayan bütçe açığını karşılamak için enflasyonu tetikleyen dolaylı vergileri, akaryakıtta olduğu gibi, sürekli arttırarak enflasyonla mücadele etmek mümkün değil, ayrı bir tartışma konusu.
CHP’nin oylarını arttırmasında, başarısızlığının yanı sıra, AK Parti’nin demokratik rejimler normalinin üzerinde aralıksız yirmi yılı aşkın iktidarının raf ömrünü doldurmasının da rolü var. İktidarın bu doğal gidişat karşısında muhalefet partilerine karşı bir süredir giriştiği baskı politikaları ve siyasi mühendislik de yarattığı mağduriyetle, CHP’nin oylarının artmasına yol açıyor kuşkusuz; bu da ayrı bir tartışma konusu. Peki, seçimlerden sonra yapılan kurultayda seçilen CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibinin bu başarıda hiç mi rolü yok, CHP’de neyi değiştirdiler?
Milli irade vurgusu
Atatürk’ün 9 Eylül 1923’te kurduğu CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi tarihinde ve özellikle çağdaşlaşmasında oynadığı önemli rolü gözardı etmek elbette mümkün değil. Ama yüz yaşını geçmiş bu siyasi partinin geçmişte birçok hataları olduğunu da öyle. 1937’de anayasaya da dahil edilen partinin temel ilkelerini içeren Altı Ok’u üzerinden değerlendirildiğinde, CHP’nin demokrasinin temelini oluşturan milli iradeye her zaman olması gerektiği gibi bakmadığı açık. Altı Ok’un içerisinde demokrasi ilkesi yok ama yerine Fransız Devrimi’nden esinlenen ve Fransız siyasetçilerin bugün hala her vesileyle vurguladıkları Cumhuriyetçilik ilkesi yer alıyor. Bu ilke egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunun altını çiziyor. Aslında demokrasi başlığı altında ele almanın daha doğru olduğu bir ilke bu. Bugün dünyada monarşiyle yönetilmekle birlikte milli iradeye dayalı demokratik anayasal sisteme sahip ülkelerin sayısı az değil çünkü. Buna karşılık Cumhuriyet olmakla birlikte demokrasiden nasibini almamış birçok ülke var. Özetle, Cumhuriyetçi olmak mutlaka demokrat olmak anlamına gelmiyor.
CHP’nin programına bakıldığında, milli irade vurgusu, sadece Cumhuriyetçilik değil halkçılık ilkesi içinde de var. Bu başlık altında, “CHP’nin halkçılık anlayışı, siyasal meşruiyetin temelinin halkın iradesi olduğunu kabul etmektir” deniliyor. Bunun hep böyle mi olduğu sorgulandığında, CHP’nin asker-sivil ilişkilerine bakışının, Atatürk’ün sarf ettiği çabalara karşın, maalesef son yıllara kadar halk iradesi ilkesine özellikle 27 Mayıs darbesinden bu yana pek uymadığı görülüyor. Ayrı bir tartışma konusu kuşkusuz ama özet olarak belirtmek gerekirse, DP iktidarıyla birlikte hükümetin icraatlarından rahatsız olan Ordu 27 Mayıs darbesini yapmakla kalmadı, sonrasında özerk siyasi bir konum da edindi. CHP ne yazık ki halk iradesine aykırı olmasına karşın bu darbeyi onayladı. Ayrıca 12 Eylül darbesiyle Yunanistan ile aynı zamanda AB üyeliği için elde tutulan NATO kozunu bir çırpıda çöpe atan Kenan Evren gibi, kendilerini her şeyin en iyisini bilen “akil devlet adamları” yerine koyup siyasete sürekli müdahale eden yüksek rütbeli komutanlarla arasına uzun süre açık ve net mesafe de koyamadı.
Demokratların, askerin siyasete sürekli müdahalesini, bu bağlamda giriştikleri post modern ve elektronik darbeleri ve terörle organik bağı olmayan tüm siyasi partilere olduğu gibi, önce Refah Partisi’nin kapatılmasını sonra AK Parti’ye kapatma davası açılmasını onaylamaları mümkün değildi elbette. Bu tutumun aslında CHP’yi uzun yıllar boyunca kemik seçmenine hapsetmek gibi olumsuz bir sonucu olduğunu da kabul etmek gerekir. Ama buna karşın CHP’nin bir önceki Genel Başkanı, partiye getirisi olur diye midir anlaşılmadı ama 15 Temmuz darbe girişimine bile “kontrollü darbe” deyip durdu. Oysa CHP’nin, programında açıkça yazdığı gibi, halkın iradesini gasp etmeye kalkışan her türlü girişime ilkesel olarak amasız, fakatsız karşı çıkması gerekirdi.
Bu nedenle, Özgür Özel’in sürekli milli iradeyi ön plana çıkaran söylemlerinin ve 15 Temmuz’da TBMM çatısı altında darbeye direnişin başını çektiğini dile getirmesinin partide olumlu bir değişimin işaret fişeği olduğuna kuşku yok. Söylemlerinde, geçmiş dönemlerde partili siyasetçiler ne demiş olurlarsa olsunlar, açık ve net biçimde milli irade vurgusu yapması takdire şayan. Bu sessiz değişimin aslında CHP’nin bir süredir maruz kaldığı hukuksuzluklara karşı kararlı direnişine de haklılık kazandırdığına kuşku yok. İlkeli demokratlar askeri darbelere olduğu gibi, parti farkı gözetmeksizin halk iradesine aykırı her türlü anti-demokratik girişime ve hukuk ihlallerine de karşı dururlar elbette.
Özgür Özel’in gerek yeni anayasa gerek Terörsüz Türkiye gibi iktidarın geliştirdiği projelerin dışında kalmamaya özen gösterdiği yönünde. Özgür Özel’in bu iki konuda izlediği olumlu tutumun demokratik hukuk devletini savunan bir lider olarak yerinde olduğu ortada.
Demokratik hukuk devleti vurgusu
Demokratik hukuk devleti CHP programında Altı Ok’un “Devrimcilik ilkesi” çerçevesinde yer edinmiş bulunuyor. Devrimciliği elbette “révolutionnaire” değil, “reformiste” olarak anlamak gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olması için devrime değil, reforma gereksinimi var. Programda “CHP, halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak, demokratik hukuk devleti kurallarına ve barışçı yöntemlere bağlı kalarak devrimciliği sürdürür. “ ifadesine yer verilmiş. Bu ifadeden reformcu bir parti olduğu sonucunu çıkarmak mümkün.
CHP, bir önceki yazımda belirttiğim gibi, KOB çerçevesinde hazırlanan 2001 anayasa değişikliklerine onay vermiş, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşılamasına veAB ile “müzakere eden ülke” konumuna yükselmesine katkıda bulunmuştu. Bugün de parti programında, “Yurtta sulh cihanda sulh” başlığı altında, hedefin “AB’ye diğer üyelerle eşit haklara sahip biçimde tam üye olmak, demokrasinin bölgemize ve dünyaya yayılmasına katkıda bulunmak” olduğunun altı çiziliyor. Ne var ki 2007’de AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının halk tarafından seçilmesini engellemek için düzenlediği Cumhuriyet mitinglerinde sürekli AB’ne karşı sloganlar da atılmıştı. Ayrı bir tartışma konusu ama bu da bir gerçek ne yazık ki.
Oysa Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olmasına giden yolda Kopenhag kriterlerinin karşılanması olumlu bir adımdı ve o dönemde AB üyeliğine giden yolun açılması ayrıca halkı refaha taşıyan önemli bir ekonomik çıpa işlevi görüyordu. AB karşıtı bu söylemler, demokrasiden maalesef geriye gidişi simgeliyordu. Bir sosyal demokrat partinin, sivil toplumun da katıldığı yeni anayasa sürecini Meclis’te MHP ile birlikte frenlememesi, gerektiği gibi işlememiş olmakla birlikte en azından terörü demokratik yollardan bitirmek için çaba harcaması, hatta bu girişimlere öncülük etmesi gerekirdi. O dönemde ABD’nin henüz PYD/YPG’yi yeterince güçlendirememiş olduğu dikkate alınacak olursa, sadece PKK’nın değil KCK’nın da silah bırakması ve lağvedilmesi sağlanabilirdi belki.
Bugün edindiğim izlenim, Özgür Özel’in gerek yeni anayasa gerek Terörsüz Türkiye gibi iktidarın geliştirdiği projelerin dışında kalmamaya özen gösterdiği yönünde. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi, görev süresinin yarısı geçmekte olduğu ve partiler arası transferler yaşandığı için milli iradeyi güncel olarak tam temsil etmeyen bir TBMM’nin mevcut anayasanın birçok maddesi ihlal edilirken yeni bir anayasa yapması, ayrıca ilk 4 maddesi değişmeyen bir anayasanın yeni olması hiç mümkün değil. Üçte iki çoğunluk bulunur doğrudan anayasada değişiklikler yapılır ve halkoyuna sunulmazsa bunun ne kadar demokratik olacağı soru işareti olur. Bir başka soru işareti de anayasa metninin, çoğunluğu erken seçim talep eden halk tarafından kabul edilip edilmeyeceği hususudur. Ama bu konuda ön alan siyasi partilerin değişiklik metinlerini görmeden kategorik olarak bu girişimi reddetmek de yanlış anlaşılabilir. Dolayısıyla Özgür Özel’in bu iki konuda izlediği olumlu tutumun demokratik hukuk devletini savunan bir lider olarak yerinde olduğu ortada.
Sosyal devlet vurgusu
CHP programında sosyal demokrasinin evrensel ilke ve değerlerinin benimsendiğine dair bir bölüm var. O başlık altında “ Cumhuriyet Halk Partisi, Sosyal Demokrasinin evrensel değer ve kurallarını benimseyen, onları yaşama geçirmeyi amaçlayan bir SosyalDemokrat Partidir “ deniliyor. Özgür Özel ile birlikte Cumhurbaşkanı adayının birçok sol partide olduğu gibi sadece üyelerine değil, halka açık bir ön seçimle belirlenmesi demokratik bir yenilik. Avrupa’da bunu yapan, sadece sol partiler değil, Fransa’da geçen dönem görüldüğü üzere, Cumhuriyetçiler (LR/ Les Républicains) gibi sağ partiler de var. Ön seçimlerin delegelerle değil üyelerle bile sınırlı tutulmayıp halka açılması CHP açısından olumlu bir değişiklik.
Özgür Özel’in düzenlediği mitinglerde kalabalıkları bir araya getirmesinde seçmenin bel kemiğini oluşturan sabit gelirlileri, emekçi, emekli, esnaf ve çiftçileri iki yıldır yüksek enflasyon altında ezen Şimşek politikalarının büyük rolü olduğunu kabul etmek gerekir. Bu politika nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın toplumun çeşitli kesimlerine verdiği sözleri tutamaması bir tarafa, memur emeklilerinde olduğu gibi yasal kazanılmış haklarının da ellerinden alınması sosyal devlet kavramının içinin boşaltıldığı anlamına geliyor. Sosyal demokrat bir siyasi partinin bu kitlelere sahip çıkması, vergi reformunu ve sosyal adaleti savunması çok doğal. Demokratik toplumlarda adil gelir dağılımı ancak adil vergi politikalarıyla sağlanır çünkü.
Toplumun yoksullaşan kesiminin, 31 Mart’ta yaptığı gibi, iktidarı sandıkta protesto etmesini ve erken seçim istemesini de doğal kabul etmek gerekir. Demokrasilerde yerel seçimler sadece yerel yöneticilerin belirlendiği seçimler değildir. Birçok demokratik ülkede, örneğin geçen yıl Fransa’da Avrupa Parlamentosu seçimlerinde olduğu gibi, Cumhurbaşkanı ve partisi protesto edilebilir. Cumhurbaşkanı Macron’un yaptığı gibi, iktidarın güven tazelemek için seçimleri yenilemesi milli iradeye saygının gereğidir. Bu nedenle Özgür Özel’in gerek enflasyon altında ezilen çoğunluğun gelir sorununu nasıl çözümleyeceğini anlatmasını gerekse acil seçim istemesini doğal karşılamak gerekir.
Sonuç olarak, Özgür Özel ve ekibinin seçildiğinden bu yana kısa zaman içinde parti politikasında sessizce önemli değişiklikler gerçekleştirdiği gözleniyor. Bu değişiklikler iktidarın izlediği yanlış siyasi ve ekonomik politikalar sayesinde CHP’ye olan desteğin artmasını sağlıyor. Bu da yapılacak ilk seçimde CHP’nin uzun bir aradan sonra iktidara gelebileceğinin işareti. Kısa sürede sağlanan sessiz dönüşümle, CHP’yi iktidar alternatifi bir parti konumuna getiren Özgür Özel ve arkadaşlarını herhalde kutlamak gerekir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları














































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025