Hakan TAHMAZ
7 Haziran seçimleri sonrasında hızla gelişen savaş ve siyasal kutuplaşma toplumda ciddi karamsarlığa yol açtı. Milliyetçi ve ayrımcı nefret söylemi siyasetin ve medyanın diline hâkim oldu. Kuşkusuz bütün bunlara 15 Temmuz darbe girişimi sonrası hükümetin geliştirdiği siyasal yönelim, uygulama ve öncelikler yol açıyor. Ancak çözüm sürecinin bitirilmesinin yarattığı sonuçlar da belirleyici oluyor. Çözüm sürecinde, PKK ile Türk ordusu arasında ilk kez çift taraflı ateşkes sağlanması nedeniyle iki yıldan fazla bir süre çatışma ve ölümler büyük ölçüde durmuş, savaşın sona ereceğine ilişkin umutlar hiç olmadık ölçüde yükselmişti.
7 Haziran sonrasında süreç kolayca bitirilerek beklentiler ve umutlar yerle bir edildi. Türkiye, bugün bu kolaycılığın ve kıymet bilmezliğin bedelini ödüyor.
İnkârın sonu
Türkiye devletinin kuruluşun sorunlarından biri olan Kürt sorunu, AK Parti döneminde yeni bir nitelik kazandı. Devlet geleneksel ‘inkâr ve imha’ siyasetinden, ‘kabullenerek asimile etme’ siyasetine geçti. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2005 tarihinde Ankara’da bir grup aydınla Başbakanlık’ta buluşması sırasında “Kürt sorunu bu memleketin bütün diğer sorunları gibi anayasal çerçevede çözülecektir” diyerek ilk kez sorunun adını koydu. Bu görüşmeden iki gün sonra 12 Ağustos’ta Diyarbakır’daki konuşmasında, “Kürt sorunu benim de sorunum, anayasal zeminde çözeceğiz. Büyük devlet hatalarıyla yüzleşebilen devlettir, geçmişte hata yapıldı, bunlarla yüzleşeceğiz” sözleriyle Kürt sorunun bir dönemini kapattı. Aynı zamanda devlet kurumları arasında ve içinde büyük bir tartışma ve çatışmayı başlattı.
Dönemin cumhurbaşkanı, bazı kuvvet komutanları ve bazı yüksek yargı mensupları Başbakan’ı eleştirdi. Bölünme korkusu canlandı. Kürt kimliğin tanınması, Kürtlerin haklarının neler olduğu, nasıl, ne kadar ve hangi zaman diliminde tanınacağı gibi sorular etrafında gerilimli ve çatışmalı bir tartışma yaşandı. Askerî vesayetin, statükoculuğun ve Türk milliyetçiliğinin güçlü olması ve kurucu ideolojinin toplumsal kesimlerde derin etki ve izlerini olması tartışmayı zorlaştırıcı unsurlardı. Kürt ve bölünme korkusu toplumu frenlemeye veya harekete geçirmeye devam ediyordu. Türkiye’yi Kürt sorununu çözmeye zorlayan dinamiklerin başında ise, Irak işgali sonrasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin (Kürt Federal Bölge Yönetimi’nin oluşmasının) yarattığı siyasal sonuçlar geliyordu. AB ile müzakere sürecinin gerekleri ve Kürt mücadelesinin silahlı bir hareket olma özelliğini aşıp toplumsal ve siyasal bir güç olma boyutuna ulaşmış olması da devleti çözüme mecbur bırakıyordu. Hükümette Cumhuriyet’in ötekilerinden biri olan siyasal İslamcıların olması ise işi kolaylaştırdığı gibi sınırlıyordu da. Cumhuriyet mağduru olmaları kolaylaştırıyor, soruna din kardeşliği ekseninde yaklaşmaları ise güçlük oluşturuyordu.
AK Parti hükümetleri 2005 yılından sonra kendi içlerinde ve devlet kurumları arasından bu tartışmayı ve gerilimi sürekli yaşadı. Gelgitler oldu. Türkiye bu gelgitleri yaşayarak Kürt sorununda çözüm arayışını 10 yıl sürdürdü. Başbakan’ın 2005 yılında, “Kürt sorunu” diyerek başlattığı çözüm arayışının ismini gelen tepkilerden sonra “Demokratik Açılım Süreci, Millî Birlik Kardeşlik Süreci” olarak değiştirmek zorunda kalması, çözümün sınırlarını ve sorununun kavranma düzeyini gösteriyor.
Suriye/Kobanî
Çözüm süreci 2013 yılının başında başlatıldığında devlet/hükümet aklı böyle çalışmaya devam ediyordu. Ortadoğu’da taşlar yerinden oynamış, Suriye’de iç savaş başlamıştı. Sürecin başında her iki taraf da Suriye savaşını fırsata dönüştürmek üzere planlar yaptı. Bugün çok daha iyi anlaşılıyor ki, bu hesaplar tutmadı, Kobanî’de ve Suriye’de yaşan gelişmeler çözüm sürecinin bitirilmesinde belirleyici rol oynadı.
Hükümet, hegemonyası altında Ortadoğu’da suni bir güç odağının oluşmasına elverişli bir yapının Suriye’de oluşmasının imkânsızlığını gördü, Suriye politikasında yalnız kaldı. ABD ve AB ülkeleri IŞİD’ de karşı Kürtleri (PYD’yi) müttefik olarak seçti. Beşir Esad’ın gidişinin kolay olmadığı anlaşıldı. Türkiye’nin yanlış Suriye ve IŞİD politikası Kürt korkusunu güçlendirdi. Kürt hareketi ise, ABD ve AB’nin IŞİD’e karşı mücadelesine verdiği destekle Kobanî’de sağladığı başarının ve çözüm sürecinin girdileriyle önce 2004 yerel seçimlerde Kürt illerinde AK Parti’yi geriletti, akabinde Cumhurbaşkanı ve 7 Haziran seçimlerinde beklenmedik sonuçlar elde etti. Bu süreçte kazandığı moral üstünlükle bazı Kürt bölgelerinde ikili iktidar aygıtları oluşturma çaba ve denemelerini yoğunlaştırdı.
Kobanî’de oluşturulan kantonları gelecek için tehdit olarak algılayan hükümet, 7-8 Ekim Kobanî direnişi ile dış güçlerin desteği ve arzusuyla iplerin elinden kaçtığı ve geriye dönüşü zor ve pahalı bir yola girildiği vehmine kapıldı, çözüm sürecinin devletin sınırlarını zorlama ve gelecek planlarını altüst etme potansiyelini gördü. Kısacası, çözüm süreci Türkler ve Kürtler için Kürdistan sorununun kapağını yeniden açtı. Bir yanda bölünme, aldatılma korkusuna, öte yanda ‘zamanı geldi’ yanılgısına yol açtı.
Hükümet çözümü kültürel hakların tanınması, yerel demokrasinin geliştirilmesi ve silahlı güçlerin Türkiye için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarılması sınırında tutmak istedi. Daha açık bir ifadeyle, egemenliğin paylaşılmasından veya merkezî idarî yapını adem-i merkeziyetçi bir yapıya doğru evrilmesinden korktu. Buna zorlandığını hissettiğinde de müdahalenin zamanının geldiği yanılgısına kapıldı. Kobanî’de PYD öncülüğünde gelişen kantonları ve Güney Kürdistan’da gelişen bağımsızlık tartışmasını Türkiye sınırlarına dayanmış bir Kürt tehdidi olarak algıladı. Bu tehdidin savuşturulmasını öncelikli meseleye dönüştürdü.
Bu nedenlerle PKK’yı/ana akım Kürt siyasetini çözümün muhatabı/aktörü olmaktan çıkardı. Daha vahimi, Türkçülerle, Kürt düşmanlarıyla, statükocularla ve Ergenekoncularla millî cephe oluşturup millî seferberlik ilan etti. Bir süredir “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” ve “Yedi düvel bize düşman” siyasetiyle bu “tehdidi” savuşturabileceğini sanıyor. 1990’ların güvenlikçi politikalarını sert ve acımasızca uygulayarak, ana akım Kürt siyasetinin kabul edilebilir bir noktaya çekme planlarını hayata geçiriyor. Oysa, dağı taşı bombalayarak, seçilmiş Kürt siyasetçilerini cezaevlerine doldurarak, belediyelere kayyım atayarak, OHAL uygulamalarıyla, yasaklarla, hukuksuz, kontrolsüz bir biçimde askeri, polisi yetkilendirerek ileri gidilemeyeceğini ülke ve dünya deneyimlerinin çoktan öğretmiş olması gerekiyor.
Bugün, yıllardır Abdullah Öcalan’a uygulanan rehin tutma politikası bütün Kürt seçilmişlere uygulanıyor. Bunun o siyasetçilere oy vermeyen Kürtleri de rencide ettiğini göremeyen ve bu politikalarla Türkiye’nin partiler ve siyasetçiler mezarlığına döndüğünü kavrayamayanların çözümün aktörü olma şansını tamamen yitirdikleri bir siyasal tabloyla karşı karşıyayız.
Öcalan bugünleri anlatmış
Avrupa’da yayınlanan İmralı Tutanakları‘ndan anladığım kadarıyla iki yıl boyunca İmralı’da yapılan görüşmelerde bugünlerde yaşadığımız her şey konuşulmuş. Öcalan, istisnasız her görüşmede PKK’yi ve hükümeti bekleyen tehlikelere işaret etmiş, hükümeti zaman kazanma taktikleri, PKK’yi ise Kobanî ve bölgedeki ülkelerle ilişkiler konularında uyarmış.
Öcalan’ın gözlemci heyetinin ve müzakere masasının bir an önce oluşmasını ve PKK’nin silahsızlanması takviminin netleşmesini öncelediği, hükümetin ve Kandil’in ise Kobanî/Suriye endeksli bir plan uyguladığı görülüyor. Kandil, Kobanî kantonlarına benzer uygulamalara ve Kobanî başarısına öncelik verirken; hükümet bunların engellenmesini ve PYD’nin başarısını önlemeyi ülke ve bölge politikasının merkezine koydu. Dünya deneyimleri, taraflardan birinin kazanması diğerinin kaybetmesi üzerine kurulmuş bir çözüm masasının ayakta durma şansı olmadığını gösteriyor. Bu bakımdan, “Kobanî düştü, düşüyor”, “Seni başkan yaptırmayacağız”, “Suriye’de Kürt koridoruna izin vermeyiz” ve “AK Parti ile hiçbir biçimde hükümet ortaklığı ya da işbirliği yapmayız ” gibi söz ve politikalar çözüm süreçlerinin ruhuna aykırıdır. Bunlar çözüm sürecini ciddi etkiledi ve sonuçları yıkıcı oldu.
Bu ve buna benzer politikalar, sürecin temel aktörlerinin çözüm hedefleri arasındaki açının daha da genişlemesini getirdi. Çözüm sürecini sürdürülebilir kılmak için çözüm hedeflerinden buluşmayı sağlayacak politikalara ve güven artırıcı önlemlere ihtiyaç vardı. Öcalan’ın İmralı görüşmelerinde bunu yapmaya çalıştığını görüyoruz.
Suriye/Kobanî konusunda yanlış hesaplar, Kürt meselesini yeni bir boyuta sıçrattı. Artık Türkiye’de Kürtlerin eşit vatandaşlığı ve egemenliğin paylaşılması tartışmalarının çok ötesinde, Kürdistan sorunuyla karşı karşıyayız. Diğer taraftan çözüm sürecinin kolaylaştırıcı aktörü olma işlevi verilen HDP’nin yargı eliyle tasfiye edilmesi ve başarısızlığın faturasının seçilmiş Kürt siyasetçilerine ve demokratik alanda çalışma yürütenlere ödetilmeye çalışılması, Türkiye’yi çıkmaz sokağa soktu.
Çıkmaz sokaktan çıkış yolunu bulmaktan başka yol yok. Demokratik alanın ve siyasetin bitap düşürülmesi ve HDP’nin devre dışı bırakılması sürecin önüne konulan büyük bir takozdur. Bunun kaldırılması zorunludur. HDP’nin yeniden küllerinden doğmasının zorluğu ortada. Kürt ana akım siyaseti süreçten çıkışta kendine yeni bir kanal arayacağa/oluşturacağa benziyor.
Barışın toplumsal zeminlerini inşa etmeliyiz
Genel kuraldır, bütün savaşların kaderi son tahlilde masada belirlenir. Çeşitli nedenlerle yenişemeyen güçler, er geç sorunu masada müzakereyle çözmek zorundadır. Kürt sorunu gibi çok yönlü, çok aktörlü ve küreselleşmiş temel insan hakları kapsamdaki siyasal sorunların müzakeresi uzadıkça sorun kronikleşir, ağırlaşır, içinden çıkılmaz hâle gelir.
Çözüm sürecini geliştirme konusundaki gecikmenin bedelini bugün çok ağır ödüyoruz. Bölgedeki ve ülkedeki gelişmeler kısa sürede yeni bir çözüm sürecinin imkânsızlığını gösteriyor. Hem yıpranmış ilişkileri onarmak güç, hem de çözümün zorunlu siyasal aktörleri PKK ve AK Parti’nin siyasî angajmanlarındaki değişiklikler bu güçlüğü büyütür nitelikte. AK Parti’nin MHP ve Ergenekoncularla girdiği yakınlaşma süreci geciktirecek önemli bir faktör. Yeni sürecin başlaması, ABD’nin yeni başkanının Suriye’de ve Kürt meselesinde izleyeceği politikayla ve Suriye/Kobanî meselesinin nasıl bir hâl alacağıyla yakın ilişki içinde olacak.
Siyasal aktörlerin ve toplumun yeni sürece şimdiden hazırlanması gerekiyor. Barış çabalarını savaşın en fazla kızıştığı şu anda yoğunlaştırmak anlamlı ve kıymetli bir şey olacak. Barışın toplumsal zeminleri güçlü bir biçimde inşa edilebildiği ölçüde yeni müzakere de o derece kısa sürede başlar ve sağlam zeminlerde ilerler. Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla CHP ve MHP katılımıyla Yenikapı mitinginde kuruluşu ilan edilen millî cephe ve millî seferberlik siyasetinin taşıyıcı ve yönlendirici aktörü olan AK Parti seçmeninin siyasal tutumunda bir değişiklik olmadan barış sürecinin yeniden gelişmesini beklemek hayalcilik olur. Bu değişikliği başarmanın imkânları kısa bir süre öncesine göre bugün daha fazla. AK Parti seçmenin süreci sorgulayıcı tutumunu cesaretlendirici tavır bugün hayatî önemdedir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları






















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
14.01.2026
6.01.2026
2.01.2026
30.12.2025
28.12.2025