Münir AKTOLGA

-Bilişsel Tarih ve Toplum Bilimlerinin Esasları-
ÖNSÖZ:
Bu çalışmanın temelleri de -benim bütün diğer çalışmalarım gibi- 70 ‘lerde başlayan ve 79 Yaz’ına kadar cezaevinde geçen süreçte ortaya çıkmıştı.[1] Sonra, iğneyle kuyu kazar gibi -keçi boynuzundan bal çıkarmaya çalışarak- adım adım bu noktalara kadar geldik!..
Tabi o ilk dönemde benim en büyük dayanağım annemdi. Bunun hep altını çiziyorum, çünkü o olmasaydı bu çalışmaların hiçbirisi ortaya çıkamazdı. Düşünün, her hafta, önce Ankara’dan İstanbul’a, sonra da Niğde’ye cezaevine beni görmeye gelirken elinde hep benim istediğim kitaplarla gelirdi. İstanbul’daki bütün o Sahaflar Çarşısı’nda nerde ne var ne yok hepsini bilirdi “fukara” anam![2] Ve de tabi daha sonra son nefesini verirken bana söylediği hiç unutamayacağım o sözü... “Bana bak” demişti, “bütün yaşadıklarımızı, bunlardan çıkan sonuçları tek tek yazacaksın, yoksa hakkımı helal etmem”!..
Evet, bu çalışmanın temelleri de, Selimiye’nin kalın duvarları arasında başlayan o kendi kendini sorgulama süreci içinde ortaya çıkmıştı; ama tabi o ilk aşamada ortada henüz daha “Bilişsel Tarih ve Toplum Bilimi” diye bir şey söz konusu değildi! Yaşanılan süreci halâ Marksist diyalektik süzgecinden geçirerek “Tarihi Materyalizm” çerçevesi içinde açıklamaya çalışıyordum...
Ancak, neresinden bakarsanız bakın, Türkiye toplumunun tarihsel evrimi sürecini, hiçbir şekilde, Batı toplumlarında olduğu gibi, klasik Tarihsel Materyalist şablomun içine sığdırarak açıklamak mümkün değildi. İşte, ilkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum ve kapitalizm!.. Koy sen de bu şabloma içinde yaşadığın toplumu, nerede olduğunu, nereye doğru gittiğini görürsün!..
Ama olmuyordu işte; bizde tarihsel evrim süreci böyle değildi; biz ne köleci, ne de feodal toplum aşamalarından geçmemiştik. Ortada, “tarihsel devrimci” bir aşiret toplumunun fetih süreci-diyalektiği içinde yukardan aşağıya doğru Devletleşmesiyle ortaya çıkan antika Devletçi bir yapı-sistem vardı!.. Ve siz bunun üstüne bir de tutmuş -adeta bir “iç tarihsel devrim” süreciyle- “Batılılaşmayı”, Batılılaşıp-modernleşerek kapitalistleşmeyi ilave etmiştiniz!.. Gel de çık işin içinden!..
Şimdi, bütün bunları söylemek kolay! Ama siz bir de bunu, olayları ve süreçleri, tarihsel akışı belirli bir ideolojinin içine sığdırmaya çalışarak açıklamaya çalışanlara -bir zamanlar ben de onlardan biri idim- anlatın bakalım!.. Hemen karşınıza, kapitalizm aşamasına gelene kadar Batı toplumlarının geçirdiği evrim süreci konulur ve bu şabloma göre nerede bulunduğunuz açıklanarak hemen ileriye yönelik “devrim stratejileri” belirlenir!..
Tipik pozitivizm hastalığıdır bu! Buna göre, nasıl ki fizik, kimya, biyoloji... doğa bilimleri evrenseldir, yani bunlar nerede olursak olalım geçerli olan bilim dallarıdır, aynı şekilde “toplum bilimi”de buna benzer. Bu nedenle, nasıl ki her durumda Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoksa, aynı şekilde, herhangi bir toplumu, onun tarihsel evrimi sürecini ele alırken de yeni bir toplum bilimi icat etmeye gerek yoktur!.. Hepsi bu kadar!..
İnanın işin en zor yanı, beyin hücrelerimizin en ücra köşelerine kadar işlemiş olan bu zihinsel virüsü oralardan çıkarıp atmak oldu!.. Sakın öyle “pozitivizm” deyip geçmeyin! Özellikle bizde -Türkiye’de- birinci kuşak Jöntürklere kadar uzanan tarihsel kökleri vardır bunun. E, ne de olsa bizler de ikinci kuşak Jöntürkler değil mi idik!..
Aşağı da koysan, yukarı da koysan olmuyordu!.. “minare” bir türlü zihinlerimizdeki o ideolojik “kılıfın” içine sığmıyordu! Ya bütün o ideolojik kılıfları-şablomları bir yana bırakacaktık, ya da yaşanılan süreci açıklamayı!.. Ne olacaktı ki, diğer yol arkadaşları gibi ben de bozuk plak örneği aynı şarkıyı söyleyerek yola devam edebilirdim!..
Ama ben zor olanı seçtim!.. Ve o uçsuz bucaksız deryada bilinç dışı olarak başlayan arayış süreci, sonunda beni adım adım bambaşka bir yola soktu, öyle ki, önceleri hiç hesapta olmayan limanlara ulaştık. İşte “Bilişsel Tarih ve Toplum Bilimi” anlayışı böyle ortaya çıktı.[3]
“Sistem Teorisi”-“Enformasyon İşleme Teorisi”, “Varoluşun Genel İzafiyet Teorisi”[4] derken, ortaya çıkan bu evrensel sonuçları açıklamadan önce, onların hayatın bütün alanlarında nasıl işlediğini -işleyip işlemediğini- görmeye çalıştım. Tek bir hücreden başlayan süreç, çok hücreli bir organizmaya, oradan da doğaya yöneldi. Derken sonunda tarihsel toplumsal evrim sürecinin açıklamasına geldi sıra...
Bu çalışmanın ana hatlarını daha önce online olarak yayınlanan çalışmalar oluşturuyor (www.aktolga.de), ama elinizdeki kitap bir yerde onlardan bağımsız; yeni bölümler ve ilavelerle kendi başına bir bütün...
Çalışma bittikten sonra redaksiyon sürecinde en büyük katkıyı Zeki Alptekin yaptı. Onun önerilerini mümkün olduğu kadar dikkate almaya çalıştım. Ama bütün bunlara rağmen halâ eksikler, hatalar varsa bunlar bana ait... Hani bir söz vardır ya, “en iyi iyinin düşmanıdır” derler, ben biraz da böyle düşünür oldum artık! Elli yıllık bir sürecin içinden çıkıp gelirken daha mükemmelini beklemeye pek zaman kalmadı!..
Başlarken, önce esasa ilişkin bir noktanın altını çizmek istiyorum:
Bu çalışmada konumuz “Bilişsel Tarih ve Toplum Bilimlerinin” esasları... Sonra, bu zeminden yola çıkarak, “Batı’da kapitalizm gelişti de bizde neden gelişemedi” sorusuna cevap ararken, “Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiğini” ele almaya çalışıyoruz.
Yani bu çalışma klasik anlamda bir “Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi” çalışması değil! Dikkat ederseniz başlıkta da zaten, “Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği” deniyor. Buradaki ayırdedici kavram, “kapitalizmin gelişme diyalektiğidir”!..
Yanlış anlaşılmasın, böyle bir ayrım yaparak konuya ilişkin diğer çalışmaları küçümsüyor falan değilim! Tam tersine, onlardan çok yararlandım, onlar olmasaydı böyle bir çalışma da ortaya çıkamazdı zaten!.. Kitabı okurken sık sık karşılaşacağınız -hatta bazan biraz uzun kaçan- alıntılar bu gerçeğe işaret ediyor. Ben “tarihçi”, ya da “ekonomist” olmadığım için benim görevim olayları ve süreçleri aktarmak değil. Benim için kaynakça olan bu çalışmalar, değerlendirilip işlenilmesi gereken birer enformasyon -hammadde kaynağı- olarak önem kazanıyor!.. Benim görevimin bunları Bilişsel Tarih ve Toplum Bilimleri süzgecinden geçirerek yaşanılan tarihsel-toplumsal süreçlerin diyalektik akışını bilince çıkarabilmek olduğunu düşünüyorum...
Evet, insan toplumsal-tarihsel bir varlık, yani kendi tarihinin içinden süzülüp geliyor. Geliyor ama, eğer söz konusu toplum, bizimkisi gibi, tarihsel gelişme süreci içinde belirli kırılma noktalarını yaşamışsa ve her seferinde, neredeyse sil baştan, yeni bir kulvarda kendini -kendi kimliğini- yeniden üretmeye çalışarak bugünlere gelmişse, burada tarihsel toplumsal gelişme sürecini -ve de tabi kapitalizmin gelişmesi sürecini- öyle Batı toplumlarının tarihsel gelişme sürecini açıklar gibi, “onlarınkini örnek alarak” açıklayamayız demiştik!.. Sadece bugüne, yani şu an görünene bakınca “evet, bu da gene -bizdeki de- son tahlilde bir kapitalizm değil midir” diyebilirsiniz! Ama onu açıklamak için bu tesbit yetmiyor; çünkü sistemin inşa zihniyeti ve malzeme farklı! Benzer görünüşlere sahip iki bina eğer farklı zamanlarda, farklı anlayış ve malzemelerle yapılmışsa sadece görünüşle yetinirseniz yanılırsınız!..
Bir toplum mühendisliği harikası olarak ortaya çıkan toplumsal dokumuz, insan yapımız ve zihniyetimiz farklı olduğu için, bizdeki insan ilişkileri de buna göre oluyor! Evet, “burjuvaysa” burjuva, “işçiyse işçi”, bunların hepsi bizde de var; yani Batı’da olup da bizde olmayan bir şey yok neredeyse, ama işte aradaki farkı açıklayabilmek için sadece bu yüzeysel tesbit yetmiyor! Yetmiyor, çünkü bu çalışma boyunca göreceksiniz ki, tarihsel gelişme sürecimizin sonucu olarak, sistemin bütünü açısından esasa ilişkin niteliksel bir değişim yaşanılmadığı için (ve tabi buna bağlı olarak da, sistemin “merkezi varoluş instanzı” olan Devlet[5] özünde niteliksel olarak değişmediği için) bizde neredeyse “toplum” içinde iki kültürel “Mahalle”-toplum, buna bağlı olarak da iki farklı insan tipi ortaya çıkmıştır.[6] Ben bunları, kendilerini “Batıcı” olarak gören Devletçi-laik-“Beyaztürkler ve Kürtler”- ve de gene Devletçi, ama kendilerini diğerlerinden farklı gören dinci-İslamcı-“Siyahtürkler ve Kürtler” olarak ifade ediyorum... Bu gerçek, bu toplumsal doku, bizim henüz daha tek bir toplum haline gelemeyişimizin sonucudur...
Hal böyle olunca tabi, siz tutar da bizi bu noktaya getiren süreci her durumda geçerli olan belirli ideolojik şablomların içine sığdırarak açıklamaya kalkarsanız olmuyor! Bu türden çabalarla bütün bir toplumun değil ama, belki sadece içinde bulunduğunuz “Mahallenin” -kendi toplumunuzun- tarihsel gelişme sürecini açıklamış oluyorsunuz!! Çünkü, yola çıkarken koordinat sisteminin merkezini koyduğunuz yer burası!.. Bir kere yola böyle çıkınca tabi bu durumda artık “öteki Mahalle” diye bir şeye de yer kalmıyor; o andan itibaren “onlar” artık sizin için “dış güçlerin içerdeki uzantıları” olarak görünmeye başlıyorlar![7] Bu durumda, daha işin başında, sizin tarihsel göreviniz de, “bir kurtuluş savaşı vererek” “Devleti kurtarmak” -“ötekilerin” elinden almak-, sonra da “yeni nesiller yaratarak, yeni bir toplum-millet yaratmak” olarak belirleneceği için,[8] ortaya bir türlü tarihsel-toplumsal bir sentez çıkmıyor...
Alın işte size “tarih” ve “karşı tarih” adı verilen duygusal tarih anlayışlarının varacağı yer! Bu hep böyle olmuş; Bolşevikler gelmiş kendilerine göre bir Rus Tarihi yazmışlar, sonra onlar gitmiş başka bir “karşı tarih” çıkmış ortaya!.. Aynı durum Çin’de de böyle... Bizde de böyle olmamış mı? “Beyaztürklerin” yazdığı tarih şimdilerde “Siyahların” yazmaya çalıştığı bir “karşı tarihle” değiştirilmeye çalışılmıyor mu!.. Buna bakarak şimdi öyle “tarih” diye bir bilimin olmadığı, tarihin daima güçlü olanın yazdığı ve diğerlerine kabul ettirdiği bir hikaye olduğu sonucu çıkarılabilir mi!?. İşte, “Bilişsel Tarih Bilimi” anlayışı tam bu noktada ortaya çıkıyor ve bütün o “duygusal tarih” anlayışlarının yanı sıra bilişsel bilim zemininde kendine yer açıyor...
Şimdi, daha ileri gitmeden önce, bir an için Batı’yı falan bir yana bırakarak kendimize dönelim ve şu soruya cevap arayalım: Ülkemizde, tarihsel olarak yaşanılan travmalar sonucunda girilen farklı kulvarların ürünü olarak ortaya çıkan farklı kimlikler arasında geçiş nasıl sağlanacaktır; kültürel “Mahalle” kimliklerini aşarak “tarihsel bir uzlaşma” anlayışı içinde tek bir kimliğe sahip bir toplum haline nasıl geleceğiz?..
Bunun tek bir yolu olduğunu düşünüyorum: Toplumsal olarak yaşanılan sürecin diyalektiğini duygusal düzeyden bilişsel düzeye çıkararak bir tür TOPLUMSAL PSİKOTERAPİ sürecini başlatmak!.. İşte, bu çalışmanın amacı budur!.. Daha önce birey olarak bizzat yaşadığım süreci, toplumsal boyutlarıyla ele alarak varılan sonuçları açıklamaya çalışacağım. Kolay iş değil tabi bu!.. Ama işte hayat bazan insanların önüne daha önceden hiç hesapta olmayan bu türden “zor” görevleri de çıkarıyor!..
İlk yola çıkışımızda, önümüzdeki yolda yürümenin ne kadar zor ve zahmetli olacağının farkında olan dört kişi idik; İrfan Uçar, Ulaş Bardakçı, Necmettin Giritlioğlu ve ben...(aslında tabi bu dörtlüye hep benim arkamda duran ve beni destekleyen annemi de ilave etmem lazım...) Müthiş bir arayış ve kararlılık içinde yol almaya çalışıyorduk.. Şimdi onlardan geriye bir tek ben kaldım... Bu çalışmayı onların hatırasına adıyorum...
ALTER YAYINCILIK:
https://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&product_id=609564
[1] Bu süreci daha önce bütün ayrıntılarıyla anlatmıştım. M.R.Aktolga, „Hatıralar, Nereden Başlamıştık, Nerelere Gitti İşin Ucu- 68’den bu yana ideolojik, teorik bir arkeoloji çalışması“, https://www.kitapyurdu.com/kitap/hatiralar-amp-nereden-baslamistik-nerelere-gitti-isin-ucu-/487478.html
[2] Ben, fedakarlıklarından olsa gerek, hayatta iki kişiye hep “Fukara” derdim; bunlardan biri annemdi, diğeri de Ulaş... ikisine de Allah’tan rahmet diliyorum...
[3] „Marksizmin ve Diyalektik Materyalizmin Eleştirisi“.. M.R. Aktolga, http://www.aktolga.de/m23.pdf
[4] M. R. Aktolga „Herşeyin Teorisi-Sistem Teorisinin Esasları, Varoluşun Genel İzafiyet Teorisi ve Tasavvuf“, Alter Yayınları…https://www.kitapyurdu.com/kitap/herseyin-teorisi-amp-sistem-teorisinin-esaslari-varolusun-genel-izafiyet-teorisi-ve-tasavvuf/583860.html&filter_name=M%C3%BCnir%20aktolga%20herseyin%20teorisi
[5] Bakın, buradaki „Devlet“ ve „Devletçilik“ kavramını bile, bunun Batı toplumlarına özgü devletten ve devletçilikten farkını ortaya koyabilmek amacıyla büyük harfle yazıyorum!.. Lütfen dikkat edin, bu basit bir imla olayı değil!..
[6] Eğer Batı’daki gibi bir süreç yaşanmış olsaydı, kapitalist bir toplum haline gelişe paralel olarak, antika toplumsal yapıya ilişkin bu türden bütün o kültürel-“Mahalle” farklarının da ortadan kalkmış olması gerekirdi!..
[7] Altını çiziyorum, bu durum her iki „taraf“ için de geçerli; çünkü her iki „tarafın“ ideologları da diğerlerini “emperyalizmin içerdeki işbirlikçileri” olarak görüyorlar!.. İki „tarafın“ da kullandığı o “ikinci kurtuluş savaşı” kavramının altında yatan bu anlayış değil midir!..
[8] Yalan mı!? Önce, “Kemalist nesiller yetiştirerek yeni bir “ulus” yaratmaya çalışmadık mı!? Şimdikiler de, aynı toplum mühendisliği anlayışını, “İslami nesiller yetiştirerek yeni bir millet” yaratma şekline dönüştürmediler mi!? Dikkat ederseniz aradaki tek fark, birinin „yarattığı Mahalleye“ “ulus” denirken, ötekilerin yarattığı „Mahalleye“ “millet” denmesi o kadar!! Sonuç ise, ne „ulus“, ne „millet“, iki „Mahalle“den oluşan bir karışım!.. Bu çalışmanın sonuç bölümünde benim „tarihsel uzlaşma“ olarak ifade etmeye çalıştığım süreç ve çözüm yolu aslında tek bir toplum haline gelme sürecinden ve anlayışından başka bir şey değil!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları








































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023