Ümit KIVANÇ
Yine bir 2 Temmuz geldi, otuz sene önce duyduğumuz acının, geçtiği yeri zedeleyen katılaşmış halinin iliklerimde dolaştığını hissediyorum ve facianın hatırasının, asla sona erdirilemeyecek dargınlığa dönüştüğünü anlıyorum. 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, her şeyden önce, kimseye en ufak zararı dokunmamış ve dokunmayacağı belli, heveskâr, azimli, güzel ruhlu yoksul aile çocuklarının, memleketin bir grup yazan-çizeni, çalan-söyleyeni, okuyan-anlatanıyla beraber feci şekilde öldürüldüğü bir korkunç hadise. Katliam. Öyle, bir kalabalığın silahlı güçlerce uzaktan taranması falan gibi de değil, içinde insanların bulunduğu bir binanın, kaç kişinin acılar çekerek can vereceği umursanmaksızın yakılması. Alevler yükseldikçe kendinden geçen “insanımız”ın içindeki canavarın sırf acımasızlıkla, gaddarlıkla değil, büyük hoşnutluk ve çocuksu neşeyle sahneye fırlayışı. Ve kimseye göz veya ağız açtırmamaya kararlı olduğu zaman neler yapabileceğini bildiğimiz devlet güçlerinin gayet kolaylıkla önleyebilecekleri bir toplu cinayete engel olmamakla kalmayıp, katliamcı topluluğa gün boyunca “daha ileri gidebilirsiniz” işaretleri verişi. Bütün bu dinamiklerin birarada böylesine kolayca iş görebilmesini sağlayan da, Alevilere saldırmayı düpedüz meşru sayan egemen zihniyet. Üstüne, bu zihniyetin resmen korunması kollanması. Yanlarında namlı solcuların bulunması veya saldırılacak Alevilerin bizzat solcu olması da saldırı için izin gereğini bile ortadan kaldırıyor. Özel teşebbüse açık alan.
Bir Asım Bezirci’nin, kimilerimizin varlığından bile haberdar olmadığı azim, emek, gayret gibi insan zenginliklerinin ne kadarı ne zahmetle biriktirilerek ve nasıl dikkatle harcanarak yetişebildiği, Türkiye’de iki grup tarafından dikkate alınmaz, hattâ bu işten hiç hoşlanılmaz: toplum çoğunluğu ve devlet. Madımak 93’ün doğrudan sorumluları. Memleket kültürüne -ikisinin de hoşlanmadığı- zenginlik(ler) katan bir Asım Bezirci yok olduğunda zenginlik kaybına üzülmez, mikrop azaldı diye sevinirler. (Muhterem okur, burada size hap gibi yakın Türkiye medeniyet tarihi ve güncel kültür tahlili sunuyorum, belki fark edilmemiştir diye izah etme gereği duydum. Lütfen bu izahattan önceki cümleme çabucak bir göz atıverin: Emin olunuz, her şeyin tafsilatlı izahı orada.) Kendini o çoğunluktan ayrı tutan “tahsilli” ahalimizin, ayağını mâhut kırmızı çizginin öbür tarafına basacak bir muhayyel Asım’ın katlini “oh olsun” diye karşılamaması da ancak katilin “gerici” olması halinde mümkün.
2 Temmuz Madımak Katliamı, 12 Eylül’de inşa edilen 1980’ler sonrası Türkiye’sinin kuruluş bildirgesi gibiydi. Ekonomik programı Turgut Özal okumuştu, siyasî-askerî -o sırada siyasî olan askerîydi- program için her gün “yarın sabah”a ertelenen “bölücü terörün bitirilmesi” beklenmekteydi. Umulan zamanda bitmeyeceği belli olduktan, aslında bitirilmeyerek çok daha geniş çerçevede, derinlemesine kazanımlar sağlanacağına kanaat getirildikten sonra, toplumun meydanı boş bulup, Avrupa laflarına falan kanıp tatsız beklentilere girmemesi için ortalığı şöyle bir toparlamaları gerekti. Alevilerin kalkıp Sivas’ın ortayerinde Pir Sultan’ı anması tam da mazallah hepimizi aşırı cüretkâr davranışlara sürükleyebilecek girişimdi. Ve tam o esnada!.. Kitleleri kendi tahripkâr emellerinin peşinden sürüklemek için taarruz ve tahrip fırsatları arayan birileri, yüzyılların alışkanlıklarından yararlanarak, aynı şehirde henüz on beş yıl önce tekrarlanmış -1970’lerde birçok Anadolu şehrinde gerçekleştirilmiş- bildik işin ufağına soyunmasın mı! Oteli yaktılar, kimi, kaç kişiyi öldürdüklerini bile bilmeden otuz üç insanın hayatını söndürdüler.
Toplu kurban ayini veya binlerce kişilik kalabalığın vecd-coşku içerisinde kendini kaybettiği orjiye dönüşen siyasî kitle eylemi olarak katliam ve nasıl olup da böyle bir felakete yol verildiği üzerine uzun konuşulabilir. Konuşacağız. İnanın, yeterince deşilmedi mevzu.
Fakat esas deşilmeyen ve deşilmedikçe bizi insanlığımızın kalan kısmından da çıkaran bir tarafı daha var meselenin. 2 Temmuz’da yaşanan, feci bir katliam olmasının yanı sıra, ahlâk bakımından Türkiye toplumunun yüz karasıdır. Karanın da karası. Bu katliamı birileri örgütledi, birileri yol verdi, birileri yaptı, birileri de zevkten kendinden geçerek seyretti, orjiye katıldı. Sivas Katliamı ile fiilen, doğrudan veya dolaylı olarak, yol verici, ilham verici, güven verici, kol kanat gerici olarak ilgili hiç kimse ve onlarla muhit, kültür, inanç, siyaset, ideoloji vs… bakımlarından ilişkili hiç kimse çıkıp doğru dürüst “üzüldüm” bile demedi. İslâmcı camia, olabilecek en utanç verici yollardan ikisini seçip, ya hiç böyle bir şey olmamış gibi davranma pespayeliğine savruldu ya da insanları yakmış güruha sahip çıkıp kurbanları suçlama tutumunu benimsedi. Katliamdan vali, Aziz Nesin, Alevi dernekleri… böyle birileri sorumluydu. Zaten bunu Sivas halkı yapmamıştı. O asla öyle şeyler yapmazdı. Dışarıdan gelenler yapmıştı. Derin devlet yapmıştı. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük megalomanı olmaya hevesli, şımarık herif çıkıp “ne yani, n’olmuş!" postası bile koydu. “Sivas’ın üstünde Sırp tayyareleri mi uçsun?” sürmanşetiyle “millî” gazete çıktı. Millîydi hakikaten.
Madımak Katliamı’nın sonrası, kendisi kadar feci. Bu topraklarda kimin kimi öldürmeye alenen hakkı olduğunu, o onu öldürdüyse devletin, hukuk kisvesi altında karşımıza konan mekanizmanın hangisine sahip çıkacağını, buradaki düzenin temel direklerinin neler olduğunu ve haksızlıktı, hukuksuzluktu, gasptı, cinayetti, katliamdı, bunların hiçbiri yüzünden o direklerin sarsılmasına müsaade edilmeyeceğini, aptal veya akıllı, hepimize tane tane izah ettikleri dava süreci kadar öğretici pek az şey vardır diyeceğim, ama diyemiyorum. Çünkü yıllar boyu takip ettiğimiz Hrant Dink Cinayeti Davası geliyor aklıma meselâ. Onda da hep o şarkı vardı: Senin yolun yol değil / vakit varken çark et / na buralar hep bizim / sev veyahut terk et…
Gerçekte Nusret Demiral’ın çıkıp şöyle bir görünmesi yetebilirdi, hak arayanın karşılaşacağı muameleyi anlayıp yol yakınken evine dönmesine. Tabiî evladını, eşini, babasını kaybetmiş insanları vazgeçirip evlerine döndürmek kolay olmuyor; “yok lan size hukuk mukuk!” desen de. Hem de yıllar boyu davalar falan yürütmek, memleketin kudretlisine ayrıca imkânlar sunuyor: Çocuğunu öldürmüşsün, bir de üstüne mahkeme kapısında itip kakıyor, suratına gaz sıkıyorsun, allaah, ne zevk!..
Gençler, bakın, zor değil: Nus-ret De-mi-ral. Hemencecik arama yapıp bir çırpıda bakıverin, kimdir, nedir, ne yapmış, hangi hayatları nasıl karartmış falan, az buçuk öğrenin de yakın Türkiye medeniyet tarihi dersi hukuk bahsi bakımından zayıf kalmasın. Nusret Demiral’sız Türkiye dersi olmaz. Türkiyem dersi hiç olmaz.
Şimdi biz bir 2 Temmuz’u daha geride bırakıyoruz. Katliama yol açan zihniyetle, hurafe ve nefret âlemiyle doğrudan ilişkili kimse kendinden şüphe etmiyor, benzer şeyleri tekrarlama hakkını kendinde görüyor, nefret suçlarını, hattâ katliamı, ahiret yolunda hesabı sorulacak iş gibi bile görmüyor. O o olduğu için onun her şeye hakkı var! Beri yanda, kendini toplumun aydınlanmış zihni sayan, otel etrafındaki “cahil” kalabalığı küçümseyici bakışlarla süzerken “bilime inanma” gibi bir sözel ucûbeyi kutsallaştıran tahsilli ahali, isteseler anında önleyebilecekleri katliamın yolunu açanlara toz kondurmadı. “Devlet”i sorumlu tutacaksa bile Demirel’i, Çiller’i seçti. ’93 yılındaki ordu katliamı önlemeye niyetlense Çiller’i dinlermiş gibi.
Madem yakın Türkiye tarihine çok atıfta bulunduk, o halde 2 Temmuz Madımak Katliamı ve gösterilmeyen tepkileriyle ertesinin, rezilâne dava süreciyle sonrasının bir araya getirdiği ülke koalisyonunu başka hangi olaylardaki millî koalisyonlarla karşılaştırabileceğimizi de düşünelim. “…lar” dediysem lafın gelişi; yoksa hep aynı koalisyon. Hangi pogromda, toplu katliamda, linç girişiminde örgütleyiciler, failler, sahip çıkıcı-kollayıcılar, içinden onaylayıcılar ve tepki göstermeyiciler cephesine başımızı çevirsek onunla karşılaşıyoruz. Yelpazenin iki ucunda güya birbirinden tiksinen iki ortak; tam ortada, Nusret Demiral portresinin ardına gizlenmiş, vaziyete hep hakim birileri. O ikisini birden temsilen iş gördükleri için oradalar.
Madımak’ta can verenlerin hepsi için ayrı ayrı acı çekmemek çok zor. Ama insan ister istemez, lafın tam anlamıyla hayatının baharına yeni adım atmış gençlere başka türlü yanıyor. Onları hayattalarken tanıyamadım, yokluklarını fark edemiyor, hayattalar sanıyorum. Üstelik hep o yaştalar. Yüzlerine bakıp bakıp gözyaşlarımı sildikçe içimde imkânsız telafi hisleri uyanmıyor artık; merhamet, şefkat, birilerinin yardımına koşma arzusu, bir şeyleri değiştirme isteği uyanmıyor. Hiçbir yere götürmeyeceği belli, tahripkâr bir öfke uyanıyor. Sanki kalkıp zihnin, ruhun bütün odalarını dolaşıyor, beslenebileceği, kullanabileceği bir şey arıyor. Allahtan galiba bulamıyor, kenara çöküyor. İlk fırsatta yeniden ayaklanmak üzere.
Madımak’ta sevdiklerini canilere ve komploculara kurban veren insanların acısını azıcık olsun hafifletebilecek, eksik, yoksun hayatı onlar için birazcık katlanılabilir hale getirecek, dahası, koskoca Alevi toplumunu artık güvencesiz, tehdit altında yaşamak zorunda olmadığına ikna edebilecek o kadar çok şey yapılabilirdi ki. Tam tersi yapıldı. Bu tercihe yol açan cânice, haince ruh hali ile bunun ürünü, resmiyet kazanmış uygulamalar -buyurun gençler, bu son bahis-, yakın Türkiye medeniyet ve kültür tarihinin sayfası açılamayan, açmaya kalkanın kafası koparılan parçası. Altın bulma hırsıyla delik deşik edilmiş kanlı toprak parçası. Bütün kötülüklerin fışkırdığı kaynak orada.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları


























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024