Levent Gültekin
Şeriat yönetimi dendiğinde insanların zihninde İran, Suudi Arabistan gibi ülkeler canlanıyor.
Böyle olunca da “Türkiye İran veyahut Suudi Arabistan gibi olur mu” sorusu doğal olarak fazla abartılı bir yorum olarak değerlendiriliyor.
Çünkü Türkiye’nin cumhuriyet değerleriyle oluşan 100 yıllık tecrübesinin, toplumsal alışkanlıklarının, bu alışkanlıklarla şekillenen toplumsal dinamiklerin, özellikle seküler yaşamı benimsemiş genç nüfus çoğunluğunun böyle bir dönüşüme müsaade etmeyeceği kanaati ağır basıyor.
Doğrusu ben de benzer düşünüyorum.
Yani Türkiye’nin bu çağda İran ve Suudi Arabistan gibi bir ülkeye dönemeyeceğini, döndürülemeyeceğini çünkü toplumun bunu kabul etmeyeceğini düşünüyorum.
Dahası hayatın gerçeklerinin de buna müsaade etmeyeceği kanaatindeyim.
Zaten kamuoyu araştırmaları da bize bunu net bir şekilde gösteriyor.
Mesela yanılmıyorsam Metropoll’ün bir araştırmasında “Laiklik Türkiye için çok önemli” diyenlerin oranı yaklaşık yüzde 87’lerde.
Ya da Konda’nın bir araştırmasında “Türkiye dışında başka bir ülkede yaşamak isterseniz bu ülke hangisi olur” sorusuna toplumun yaklaşık yüzde 75’i “Bir batı ülkesini tercih edeceği” cevabını veriyor.
“Suudi Arabistan’da yaşamak istiyorum” diyenlerin oranı yaklaşık yüzde 3 bandında.
“Afganistan gibi olmak veyahut Afganistan’da yaşamak ister misiniz” diye bir soru sorulsa muhtemelen bu soruya “Evet” cevabı vereceklerin oranı yüzde 1 bile çıkmayacaktır.
Peki bütün bunlar Türkiye’de, dinin esas alındığı bir yönetim tehlikesi yoktur anlamına gelir mi?
Bence burada asıl mesele şeriat dendiğinde aklımıza yalnızca İran veyahut Suudi Arabistan gibi ülkelerin gelmesi.
Yanılgımızın da burada başladığını düşünüyorum.
Nasıl ki sosyalist yönetim dediğimizde her ülkede aynı yorumdan, yaklaşımdan bahsetmiyorsak şeriat dendiğinde de tek bir anlayıştan, tarzdan, yaklaşımdan bahsedemeyiz.
Her ülkenin kültürü, toplumsal alışkanlıkları, tarihsel geçmişi doğal olarak yorum ve yaklaşım farklarının oluşmasına neden oluyor.
Böyle olduğu için dini esas alan bir yönetim anlayışı her ülkede farklı tonda, farklı yorumla uygulanabiliyor.
Buradaki esas soru şu: Türkiye’de toplumsal yaşamda ve yönetimde din temel referans olur mu ve bu durum genel geçer bir kural haline dönüşür mü?
Bu soruya bugünlerde hiç kimsenin gönül rahatlığıyla “Hayır” cevabını verebileceğini sanmıyorum.
Her gün yeni bir olay yaşıyoruz.
Dini ve ahlaki değerler ileri sürülerek konserlerin ve festivallerin yasaklanması, Diyanet işleri başkanının müftüleri seçim çalışmasına çağırması, İçişleri bakanının jandarma personeline ‘göreve abdestli çıkın’ çağrıları dini değerlere karşı iktidarın hoşuna gitmeyecek söz söyleyenlerin hukuk hiçe sayılarak hapse atılması, farklı cinsel tercihlerdeki insanlara tehditler ve hakaretler, devlet kurumlarının açılışlarında Diyanet işleri başkanı eşliğinde dualı merasimler, dindar nesil yetiştirmek, dindar toplum oluşturmak için Diyanet’e her yıl milyarlarca liralık bütçenin ayrılması, ülke yöneticilerinin dilinden düşmeyen ‘İslam davası’ vurgusu, din adamı görünümlü birilerinin “Namaz kılmayan öldürülür” veyahut “Eğer Müslümansan dinde zorlama vardır, ya uyarsın, ya da ceza alırsın” gibi vaazlarının giderek çoğalması ve bu tür deli zırvası sözlerin giderek baskıcı bir yaklaşıma dönüşmesi…
Bütün bunlar bize ülkede bir şeylerin olduğunu, ülkenin bir yere doğru sürüklendiğini gösteriyor.
Her ne kadar anayasada “Türkiye laik ve hukuk devletidir” yazsa da laikliğin kâğıt üzerinde kaldığını, uygulamada esamesinin okunmadığını hepimiz biliyoruz.
Bugün bana “Türkiye’nin en temel sorunu nedir” diye sorulsa hiç tereddüt etmeden toplumsal yaşamın kurgulanmasında, ülke yönetiminde dinin giderek güçlü bir referans kaynağına dönüşmesi ve laikliğin tahrip edilmesi derim.
Bana göre laikliğin tahrip edilmesi, ortadan kaldırılması ekonomideki yıkımdan da, iktidardaki yozlaşmadan da, yargıdaki ağır tahribattan da daha büyük bir sorun.
Böyle düşünmemde belki de gençliğimde dindar kesimde bulunmuş olmamın etkisi var.
Çünkü bir iktidar dini kullanmaya başladığında bunun dindar insanlar üzerindeki etkisini, din üzerinden giden tartışmaların toplumun büyük bir kesimi tarafından ‘dine saldırı’ olarak algılandığını ve bunun o insanları nasıl düşünemez hale getirdiğini çok iyi biliyorum.
Dahası dini kullanan bir iktidarın da zaman içinde hiç istemese de nasıl dönüştüğünü, giderek nasıl daha radikalleştiğini toplumu dindarlaştırmaya çalışırken farkında olmadan kendisinin de aynı değişimi yaşadığını ve daha uç noktalara savrulduğunu çok iyi biliyorum.
Bütün bunlar beni doğal olarak birçok kimseden daha tedirgin ediyor, daha endişeli hale getiriyor.
“Laikliğin yok edilmesi en temel sorundur” diyorum çünkü özgürlükçü bir laiklik olmadan demokrasinin inşa edilemeyeceğini, toplumsal barışın sağlanamayacağını, bağımsız bir yargının tesis edilemeyeceğini, dahası insanların inancını özgürce yaşamayacağını düşünüyorum.
Bütün bunlar olmadığında ne ekonomideki sorunları çözebiliriz ne de bu ülkeyi herkes için yaşanabilir hale getirebiliriz.
Lafı beni bile rahatsız edecek kadar dolandırdığımın farkındayım.
Müsaade ederseniz meramımı biraz daha net cümlelerle anlatmaya çalışayım.
Ülkemiz için nefes borusu diyebileceğimiz laiklik büyük tehdit altında.
Ciddi bir önlem alınmazsa bu tehlikenin bir süre sonra baş edilemeyecek boyutlara varacağını, bu gidişatla mücadele etmenin imkansızlaşacağını düşünüyorum.
Konser iptalleri, dini tartışmalarda yargının devreye girmesi, laikliğe aykırı söz ve davranışlara getirilen eleştirilere ‘din karşıtı, din düşmanı’ damgasının vurulması bunun sonucunda insanların konuşamaz hale gelmesi…
Sağlıklı bir tartışma ortamı bırakılmadığı için laikliğin ne anlama geldiğini, yok edilmesinin nelere mal olacağını, dindar insanlar dahil toplumun her bir bireyinin hayatını nasıl cehenneme döneceğini anlatma imkânı da giderek azalıyor.
Bir metafor üzerinden anlatmam gerekirse Türkiye’yi bir ev olarak düşünün. 85 milyonun o evde yaşadığını hayal edin lütfen.
İktidar ve iktidarın desteklediği çevreler evin duvarlarından içeri sarkıttıkları borularla eve devamlı bir duman pompalıyorlar.
Bu duman sayesinde insanlar giderek düşünme yetilerini kaybediyor, olup biten normal görmeye, yıkımı yeni inşaatın hafriyatı olarak algılamaya, din üzerinden yapılan tartışmaları dine saldırı olarak görmeye, inancını kaybetme korkusu yaşamaya başlıyorlar.
Ve nihayetinde o dumanla sindirilmiş, düşünme yetileri köreltilmiş, iyiyle kötünün ayrımını yapamayacak bir hale getirilmiş bir toplumla baş başa kalacağız.
Dahası aynı duman iktidar mensuplarını da dönüştürüyor. Dumanı içine çektikçe dönüşüyor, dönüştükçe daha çok duman veriyor.
Konser iptallerini de, “Namaz kılmayan öldürülür” gibi zırvaları da, her bir dini tartışmanın dine saldırı olarak yorumlanmasını da, iktidar mensuplarının dillerinden Allah, kitap gibi kutsal terimleri düşürmemesini de ben topluma verilen o duman gibi görüyorum.
Yukarıda toplumun büyük bir kesiminin laikliği önemli bir değer gördüğünü söylemiştim.
İşte bu duman işlevi gören yaklaşımların bir süre sonra toplumu, kaybettiği değerin önemini kavramaktan uzak hale getirecektir.
Neyin laiklik karşıtlığı, neyin din karşıtlığı olduğu ayrımını anlatmak büyük bir mesele haline gelecektir.
Bir süre sonra laikliği tahrip ediyor diyerek itiraz ettiğimiz her şey dine karşıymışız gibi gösterilmeye, görülmeye başlayacaktır.
Mesela bir devlet kurumunun açılışındaki dualı gösteri laikliğe aykırı itirazları yaptığımızda, ya da din referans gösterilerek özel yaşamı ihlal eden bir karar alındığında bu karara getirdiğimiz itirazlar din dışı bir hayat özlemi olarak görülecektir.
Toplumdaki bu dönüşümü ivedilikle hesaba katmak zorundayız.
Özellikle de muhalefet partilerinin katması gerekiyor.
Sandık beklenerek, konser iptalleri gibi bazı olaylara anlık tepkiler vererek, suya tirit açıklamalarla laikliğin önemine vurgu yaparak, bu gidişatı durduramazlar/durduramayız.
Hem dindar toplum kesimini iktidarın istediği kutuplaşmanın bir parçası yapmayacak hem de gidişatın vahametine dikkat çekecek bir yaklaşıma ihtiyaç var.
Özellikle de toplumun dindar kesimine laikliğin olmadığı bir ülkenin ne demek olduğunu anlatacak, Afganistan gibi bir ülkede onların da inancını özgürce yaşayamayacağını en somut haliyle gösterecek çabalara ihtiyaç var.
Laikliğin aynı zamanda inandığı gibi yaşamanın da teminatı olduğunu topluma anlatmak, bazı uygulamalara karşı olmanın din karşıtlığı olmadığına toplumu şimdiden ikna etmek gerekiyor.
Bu tehlike tek bir seçime havale edilemez/ edilmemeli.
Organize olmuş yüzde 10 organize olmamış yüzde 90’ı yener.
Bu nedenle mevcut gidişatın varacağı yeri topluma gösterecek, toplumdaki hassasiyeti canlı tutup bu gücü şimdiden iktidar ve yandaşlarının karşısına dikecek organize bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.
Ülkemiz için bu kadar önemli bir meselenin seçime endekslenmiş olması kabul edilebilir bir durum değil.
Umarım olmaz da seçimler kaybedildiğinde esasında neyi kaybetmiş olacağımızın farkında mıyız?
Seçimler kaybedilirse iktidarı değil, ülkemizi kaybedeceğiz.
Tekrar edeyim: Muhalefet kutuplaşma tuzağına düşmeden şimdiden bu tehlikeye dikkat çekecek, toplumun, verilen dumandan etkilenmesinin önüne geçecek bir siyaset anlayış sergilemesi gerekiyor.
Aksi takdirde ülkemizi kaybedeceğiz.
Bana göre gelen şeriatın ayak sesi olmasa da ülkemizin yıkıma sürüklenişinin sesleridir.
Dindarı, ateisti, hepimizin altında kalacağı bir yıkım bu.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları


















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023