Mesut YEĞEN
“Yaklaşıyor yaklaşmakta olan” ve hayırlı bir şeye benzemiyor. Türk tipi başkanlıktan, milli ve yerli rejimden söz ediyorum. Yaklaşıyor olan yaklaştığında, milli ve yerli rejimimiz kurulduğunda, kıyamet kopmayacak belki, ama “bildiğimiz Türkiye” de olmayacak, bu belli. Muhalif olmanın daha zor, vatandaşlıktan çıkarılmanın daha kolay olacağı bir Türkiye’ye geçecek görünüyoruz, yaklaşmakta olan yaklaştığında.
Peki ama olacak olanlar pek parlak değilken nasıl oluyor da yaklaşmakta olanın yaklaşması durdurulamıyor. Cevabım şu: Milli ve yerli rejim, çoklarınca sanıldığı ve resmedildiği gibi Erdoğan ve inanmışları istediği için bunca yaklaşmış değil; en azından sadece ya da esas olarak bundan dolayı değil. Milli ve yerli rejim, Erdoğan ve inanmışlarının haricinde başka pek çoklarınca da istenildiği, tek çare olarak görüldüğü için yaklaşıyor; bir de milli ve yerli rejimi istemeyenler ürkek, kifayetsiz ve basiretsiz oldukları için.
Bir zamandır yazıyorum, Türkiye’de artık yeni bir müesses nizam, bu yeni müesses nizamın yaslandığı yeni bir milli hayal var. Erdoğan ve Ak Parti’nin büyük kısmını, MHP’nin büyük, CHP’li sekülerlerin önemli bir kesimini ve güvenlik ve Dışişleri bürokrasisini yan yana getiren bir müesses nizamla ve cümle alemin bize düşman olduğu vehmine dayalı bir milli hayalle yaşıyoruz bir zamandır. Yaklaşmakta olan milli ve yerli rejimi her geçen gün daha çok yaklaştıran bu yeni müesses nizamdan ve milli hayalden başkası değil. Demem o ki, milli ve yerli rejim arzusu ne Erdoğan ve inanmışlarına sınırlı görünüyor, ne de geçici olacağa benziyor. Aksine, söz konusu arzu hem kuvvetli hem de sürekli olacak görünüyor, çünkü kuvvetli bir milli hayale, milli hayalin köklü bir biçimde yenilenmiş olmasına yaslanıyor.
İzah etmeye çalışayım. Bugün memlekette pek çok kişi ve kurum, 2. Dünya Savaşından bugüne, neredeyse altmış senedir, Türkiye’ye kendisini hem bölgesel hem de uluslararası düzlemde güvende hissettiren sigortalara eskisi kadar güvenmiyor. NATO içinde olmak ve AB ya da Batı dairesinde kalmak memleketin hem devletlularının hem de sıradan insanlarının epey bir kısmınca eskisi kadar güvenilir bulunmuyor. NATO, AB, Batı, her neyse o, bugün pek çok kişi ve kurumun nazarında, Türkiye’nin Tunus’tan Suriye’ye uzanan havalide ağabeylik yapmasına engel olan, Irak’ta ve Suriye’de ve tabii ki Türkiye’de de Kürdleri destekleyen ve iki bölgesel rakip İran ve Rusya karşısında Türkiye’ye rahatlatıcı bir destek vermekten imtina eden bir mahfil. Türkiye’nin büyümesini engellemekle kalmayıp, bütünlüğünü tehdit eden, en azından dert etmeyen bir mahfil. Türkiye’yi milli hayalini yenilemeye ve bu yenilenmiş milli hayal etrafında bir müesses nizam kurmaya sevk eden Batı’ya dair bu yeni tespit; aslında yeni değil de, yeniden canlandırılan tespit, bu tespitten doğan endişe. Osmanlıcıları Cumhuriyetçilere, İslamcıları Kemalistlere raptiyeliyecek kadar kuvvetli bir endişe.
Sözünü ettiğim endişeye dayalı milli hayalin peşine düşenler gerçekten de Erdoğan ve inanmışlarından ibaret olsaydı milli ve yerli rejim bu kadar yakınlaşmazdı. Ama galiba şunu görmek durumundayız: 2003’ten beri hem bölgede hem de Türkiye’de olan bitenlere bağlı olarak Türkiye’nin Cumhuriyetle birlikte temelleri atılan müesses nizamının önemli aktörleri ve bu aktörlerin inanmışları Türkiye’nin Batı alemi içindeki yerinden artık emin değiller. Daha doğrusu hiç bir zaman tam emin olamamışlardı ama şimdi iyice emin değiller. Hep tekinsiz olmuş bir bölgede eskisinden daha az korunaklı ve daha yalnız oldukları zannındalar. Milli ve yerli rejimi bunun için istiyorlar, bu durumla ancak milli ve yerli bir rejimle, kuvvetli ve kararlı bir liderle başa çıkabileceklerine inandıkları için.
Hülasa, Batı’nın 2003’ten beri yapıp ettiklerinden endişe edenlerle 2011’den beri yapıp ettiklerinden endişe edenler, enerjilerini ve endişelerini birleştirmiş görünüyor. Yaklaşmakta olanı, milli ve yerli rejimi yaklaştıran bu endişe sarmalı, başka bir şey değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTBir kongrenin düşündürdükleri… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBahçeli’nin ortağını sürece ikna etme vakti… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu5 Aralık tecavüzü… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTepki oylarını yönetmek başka, iktidar olmak başka 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan‘Terörsüz Türkiye’ye evet ama mış gibi yaparak mümkün mü? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkanİnsanlığın yüzlerce yılda oluşturduğu birikime ne oldu? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTürkiye Yüzyılı okullarda zorbalığı niye durduramıyor? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİşte faturalar: Şirketi kurduğu gibi ESK ile anlaştı! ‘Genç boğalar’ hep ondan alınmış 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANZor ve kırılgan sürece girdik! 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdaletsizliğin böylesi 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBu ne dünya kardeşim böyle… 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciErdoğan ne zaman iktidara gelecek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Hakikat Sonrası” dünya: “Post-truth” ne demek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"Demokrasinin Beşiği Olmak!" "İmralı Artık Tecrit Değil, Barış ve Demokratik Toplumun Çözüm Adasıdır 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBahçeli–Öcalan görüşse... 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNETaha Parla’dan kalan ayak izleri 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÇözüm Süreci’nde top MİT’ten Meclis’e geçti 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselIMF’in siyaseten can sıkıcı tavsiyeleri 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBireysel borçluluk gerçekten düşüyor mu? 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump’ın karnesi ve dünyanın kaderi… 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezBüyüme Buysa Niçin Şikâyet Ediyorlar? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHaksızlık mı dediniz? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞReel politika, pragmatizm, ilkesizlik, oportünizm batağında AKP 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇNifak ve münafık 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEKürt olmak 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTers köşe... 1.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025
29.06.2025
15.06.2025
1.06.2025
18.05.2025