Oya BAYDAR
“Devlet aklı”ndan söz ederiz; kimileri yücelterek, överek, kimileri eleştirip yererek. Eskiler “hikmet-i hükûmet” ya da “hikmet-i devlet” derlerdi. Terimin bugün kullandığımız hali, yani devlet aklı, “devletin de aklı mı olurmuş”, ya da “akılsız devlet” türünden yüzeysel algılamalara ve yorumlara neden oluyor. Oysa hikmet-i devlet kavramında, “hikmet” sözcüğünün işaret ettiği, hâkimlik, bilgelik, akıl kavramları yanında, ağırlıklı olarak “insanlar tarafından anlaşılmayan gizli amaç, sır, sıradan fanilerin akıl erdiremediği gizli neden, ilk bakışta anlaşılması güç gerçek nedenler” anlamı vardır. Fransızcadaki “raison d’état” terimi de akıldan çok devletin kendine özgü nedenleri, sırları ve amaçları anlamına gelir. Tam bu noktada, devlet aklıyla derin devlet buluşur. Başka türlü söyleyecek olursak, özünde devlet aklı derin devletin aklıdır.
Ardındaki güçlerin, azmettiricilerin bir türlü bulunamadığı cinayetlerle (örnekse: binlercesi arasından Hrant Dink cinayeti, Güneydoğu’daki faili meçhuller, Uğur Mumcu, Hablemitoğlu, Zirve, vb cinayetleri); akıl, vicdan, izan sahibi herkesi bu ülkede hukuk, adalet ve yargıdan kuşkuyla düşüren, isyan ettiren yargı kararlarıyla (örnekse: Pınar Selek davası); askerî darbeler, müdahaleleler, darbe planları, darbe davalarıyla; Susurluk, Şemdinli, geriye doğru gidecek olursak 6- 7 Eylül, 1978-79 Maraş, Sivas, Çorum, vb. katliamlarıyla ve onlarca siyasal suikastle gündemden hiç düşmeyen derin devletin aklı kimlerin aklıdır? Hangi akıl, ya da hangi nedenler ve amaçlar hepimizin kaderine hükmediyor?
Bazı hatırlatmalar
Susurluk olayı patlak verdiğinde, Türkiye’nin şahit olduğu en kitlesel, en etkili yurttaş eylemi olan o unutulmaz “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” günlerinde, devletin derinliklerindeki suç örgütlerine ulaşabileceğimizi, derinlerin temizlenebileceğini sanmış, umutlanmıştık. Derin devleti, bir takım uğursuz kişilerden oluşan gizli bir odak olarak görüyorduk, ulaşılabileceğini sanıyorduk. Bir dakika karanlık eylemi bütün amacından ve anlamından koparılarak kendisini tehdit altında gören, deşifre olacağını düşünen derin devletin başarılı manipülasyonuyla, zamanın iktidarına karşı protestoya dönüştürüldüğünde, (böyle algılanması tezgâhlandığında) heyecanımızla birlikte umutlarımız da söndü, söndürüldü. Aradan yıllar geçti, Şemdinli olayları sırasında bölgeye gittiğimizde, yöre insanları umutla şöyle diyorlardı: “Canavarı kuyruğundan yakaladık, şimdi hep birlikte asılalım, gövdesini, başını ortaya çıkaralım”. Başaramadık, canavar derinlerdeydi ve o derinlerdeki güç, yani canavarın ta kendisi, bizleri toprağın altına çekmeye çalışıyordu. On yıl önce, Mersin’de bayrak yakma provokasyonu ile başlayan, Agos davaları ve Hrant Dink’in öldürülmesiyle süren, müdahaleci-ulusalcı yükselişi körüklemek için adım adım tırmandırılan, toplumu düşman cephelere ayıran, bayrak mitingleri destekli bir dizi darbe planının gündemde olduğu, nihayetinde Ergenekon, Balyoz, vb. davalarına varan süreç derin devlete göndermeler yapıyordu. Yine de, aslında nedir derin devlet, gerçekten var mıdır, varsa kimlerin güdümündedir, bilmiyorduk; hâlâ da bilmiyoruz. Çoğu zaman çözemediğimiz melanetleri, cinayetleri derin devlete yükleyip rahatlıyoruz.
Derin devlet bir zihniyettir
Süleyman Demirel’e derin devleti sorduklarında, “Ben hiç öyle bir şey görmedim, derin devlet falan yoktur, derin devlet askerdir” diyor. “Derin devleti görmek için zihninizin aynasına bakınız Sayın Demirel” demek geliyor içimden. Demirel’den rahmetli Rauf Denktaş’a, kod adı Mehmet Ağar’dan bol yıldızlı bazı komutanlara, en güçlü sermaye gruplarının kimi CEO’larından ağır abi kimi diplomatlara, yüksek yargıçlardan ya da akademisyenlerden birilerine, işadamı sayılan mafya babalarına, daha kim bilir kimlere uzanan bir yapı var mı, yok mu? Kimileri isim isim sayarak var derler, ben bilemem. Bildiğim şey: bu yapının tümünden süzülüp çıkan, daha doğrusu o adsız çekirdeğin genetik bir kod olarak taşıdığı ve topluma püskürttüğü bir zihniyetin varlığı. Bu zihniyeti “devletin bekası” ve bu bekayı sağlamak için her türlü aracın meşruiyeti olarak özetleyebiliriz. Tabii ki devletin bekasından kast edilen aslında muktedirlerin ideolojilerinin ve çıkarlarının bekasıdır. Devlet aklı bu çıkarlara ve ideolojik konuşlanmalara göre biçimlenir. İttihat Terakki’den başlayarak Türk ulus devletinin kuruluş sürecindeki ordu-asker ağırlığı Kemalist ideolojiyle de perçinlenerek derin devlette ve devlet aklında askeri öne çıkarmışsa da, Demirel’in “derin devlet askerdir” önermesi gerçeğin sadece bir bölümüdür. Söz konusu derin zihniyet Demirelgilleri, Ağargilleri, Evrengilleri, bu zihniyetle mücadele ettiklerini sanan iktidarın yeni sahiplerini, siyasetleri, cemaatleri kuşatarak devlet ve siyaset sınıflarını dün olduğu gibi bugün de etkilemektedir.
Kod adı Ergenekon olan çeteler, asker-sivil Susurlukçular, cumhurbaşkanlarına kadar yönelen suikastlerin, faili meçhullerin tetikçileri, kontrgerilla ya da Seferberlik Tetkik Kurulu, ya da Özel Harp Dairesi, ya da, ya da...bir sürü gizli ve karanlık yapı, kimi zaman doğrudan üstlerden gelen emirle kimi zaman kısmen bağımsızlaşarak o aklın gösterdiği doğrultuda destabilizasyona (kargaşa yaratmaya), kitlelerin psikolojik manipülasyonuna (psikolojik harekât) yönelik operasyonlar yaparlar. Amaç, “iç düşmanların” tehditi altında görülen devletin bekasını sağlamaktır.
Başta yaşama hakkı olmak üzere bireyin/yurttaşın hak ve özgürlüklerine kasteden, adaleti, hukuğu ayaklar altına alan, ayrımcılığı körükleyen, darbelerden ve gereğinde cinayetlerden kaçınmayan bu devlet aklı, demokratik gelişmesini tamamlayamamış biat kültüründen gelen toplumlarda büsbütün mutlakçı ve gaddardır. Türkiye gibi siyasî-kültürel geleneğinin prangasından kurtulmakta zorlanan, biçimsel olarak benimsediği demokrasiyi içselleştirmekte güçlük çeken ülkelerde yurttaşın, yani birey insanın bekası (varlığı ve yaşaması) devletin bekasına her zaman feda edilir. Günümüz AKP iktidarında da gördüğümüz gibi siyasete yeni kadrolar hâkim olup devlet büyük ölçüde el değiştirse de o derin zihniyet “devlet aklı” olarak varlığını korur. AKP’nin Ankaralılaşması, ya da devletleşmesi denilen olgu aslında budur.
Derin Devlete Neden ulaşılmaz?
Ergenekon’dan Balyoz’a, Hrant Dink cinayeti davasından, mış gibi yapılıp görülemeyen 12 Eylül davasına, faili meçhul davalarından Diyarbakır’a, vb., vb. bir fon müziği gibi sürekli adı geçen derin devlete bir türlü varılamamasının, bir türlü açığa çıkarılamamasının, bu konudaki isteksizliğin ve niyetsizliğin nedeni, derin zihniyetin yasama, yürütme ve yargıdaki egemenliğidir. Eskiler yeniler, dünküler bugünküler hepsi, siyasi kesimler ve muktedirler hep aynı zihniyetin, aynı devlet aklının parçası olarak biraz derin devlettir. Yargıç ve savcılara yönelik bir araştırmada, devletle hukuk (adalet) arasında seçme yapmak zorunda kalsanız hangisini tercih ederdiniz sorusuna yüzde 60’ı aşan oranlarda “devlet” cevabının verilmesi yeterli göstergedir.
Derin devlete ulaşmak ancak bu zihniyete dokunmakla, onu değiştirmekle olur. Devlet yüceltmesinden kurtulup devletin birey yurttaşların haklarını ve huzurlarını sağlayıp korumakla yükümlü bir aygıt, bir hizmetkâr olduğunun anlaşılıp içe sindirilmesiyle olur. Dahası derin devlet aklının dayandığı tehdit ve düşman algısından, “devlet gerekli durumlarda rutin dışına çıkabilir” anlayışından, devlet kutsamasına dayanan kof hamasetten kurtulmakla olur. Devletin bekası değil yurttaşın hak ve özgürlüğünün bekası diye düşünebilmekle olur. Derin zihniyet değişmeden derin devlete ulaşılamaz. Derin devlet, aslında son derece sığ olan devlet aklının, devlet zihniyetinin kristalise olmuş halidir. İktidarlar, ideolojik tercihler ve kadrolar da değişse, “derin akıl” yeni gelenler tarafından devletin bekası odaklı aynı zihniyetle kurgulandıkça tehdit ve düşman tanımı değişerek aynen sürer gider.
Yaşadığımız güçlüklerin, çözümsüzlüklerin, hukuksuzlukların temelinde bunları içimize sindirememenin ve zihniyeti değiştirememenin olduğunu düşünüyorum ben. Derin zihniyeti nasıl değiştireceğiz, derin devletin sığ aklını nasıl yeneceğiz ve derinin karanlıklarını nasıl aydınlatacağız sorularının cevabı bu yazıyı da beni de aşıyor. Şu kadarını söylemek mümkün: Demokrasiyi sabırla, cesaretle, ilmek ilmek örerek; derin zihniyetin ürünü olan tarihsel suçlarımızla yüzleşme cesaretini göstererek; cepheleşme yerine hak ve özgürlükler için, barış ve adalet için buluşma adımları atarak ve kutsal devlet mitini aşıp devletin bekası ezberini hür insanın bekası amacıyla değiştirerek...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Çocukları kefene sokan ruh hastası ilkel zihniyet
24.05.2024 - "Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete" mi, hukuka dönüş umudu mu?
14.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamamanın sorumlusu kim?
3.05.2024 - Istakoz, Maldivler, pahalı saat muhalefeti AKP'nin AK'lanmasına yeter mi?
22.04.2024 - "Kobane düştü düşecek"ten Kobane Davası provokasyonuna
16.04.2024 - Hukuksuzluk değil irade gaspı ve siyasî ahlâksızlık
3.04.2024 - Desteğim DEM Parti'ye, oyum İmamoğlu'na
29.03.2024 - Vicdanını yitirmiş dünyanın vicdanını, ahlakını yitirmiş siyasetin ahlakını savunmak
22.03.2024 - Oy yüzdesiyle ölçülemeyecek kadın: Gültan Kışanak
7.03.2024
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları


















































































































































































Rahmi Yılmaz
Teşekkürler markar, senin algına, anlatımına ve yüce gönüllülüğüne hayranım. Önerilerine katılıyorum.
Ad Soyad Giriniz...
ilginç bunca yıldır ezilen bir azınlığa mensup olupta hala katilini sevmek dedikleri stokolm sendromu var sende.yazık.demek ki ermeni muhafazakar yada türk muhafazakar değişmiyormuş.zihniyet aynı.
Hrac Madooglu
Tum farkliliklarimizla birarada olak guzel bir sey de, olamiyoruz iste. 80 sene Ataturk milliyetcisi olmamiz emredildi. Milliyetci nesiller yetistirildi. Azinliklar vatandas sayilmadi, tehdidle eskiyalikla kacirildilar. Turk olmayan muslumanlari asimile ettiler. Ya sev, ya terket dediler. Birarada yasamak istemediler, homojen bir millet yaratmak icin ellerinden gelen kotulugu yaptilar. Simdi onlar azinlik ve bunu hazmedemiyorlar. Ote yandan iktidari ele geciren Erdoganin amaci ne? Egri oturup, dogru konusalim; dindar nesiller yetistirmek degil mi? Sunni musluman nesiller. Bu ulkenin kulturunde var bu. Ben cogunlugum, astigim astik - kestigim kestik. Kemalist iktidarlar zamanindaki gibi, liberallere, sosyalistlere, demokratlara, insan haklarini savunanlara, iktidara karsi eylem yapip elestirenlere hayat yok burda. Bosuna umitlenmeyin.