Sinan ÇİFTYÜREK
Bölgesel jeopolitik gerilim yeterince yüksekti ki Rus uçağının düşürülmesi ve Türklerin Musul’a asker göndermeleri gerilimi daha da tırmandırdı! Bu siyasal ve askeri gerilim ile bir- birini besleyen diğer gelişme ise AB, ABD başta olmak üzere gelişen ekonomik milliyetçilik.
Kapitalist sistemin suyunun ısınmasıyla paralel siyasal aktörleri arasındaki hegemonya savaşları da kızışıyor. Bu iki olgu birbirinden bağımsız değil çünkü ağırlaşan kriz; patronları bile ekonomik milliyetçiliğin basıncı altında da olsa kapitalizmi reforme etmeye yöneltirken, siyasi patronlar egemenlik savaşlarına odaklanıyor. 20 yıldır Mısır- Afganistan-Ukrayna üçgeninde yaşanan, yaşanacak olan savaşın nedeni; “kapitalizm için yaşamsal önemi olan bu üçgendeki enerji kaynaklarına kim egemen olacağı”dır. Aynı amaçla küresel aktörler arasında süren Avrasya üzerindeki egemenlik savaşları bu kez Suriye’de yoğunluk kazandı.
ABD, 1947 Truman Doktrini ile 40 yıl boyunca yaptığını şimdi Avrasya üzerinde egemenlik projesi ile yapmak istiyor. SSCB yıkılınca son bulan soğuk savaş 40 yıl sürmüştü, şimdi sürdürülen postmodern savaşların da 40 yıl süreceği tahmin ediliyor. Hedef yine Rusya; ama sosyalist değil emperyalist Rusya’yı çevreleyip etkisizleştirmek. Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu’da 20 yıldır benzer bir çevreleme harekâtı geliştirilmek isteniyor.
I - Küresel Doğu-Batı saflaşması bir adım daha derinleşti
Asya üzerindeki hesaplaşmanın ağırlık merkezi bu kez Suriye’de yoğunlaştı. Öyle ki küçücük alanda dünyanın belli başlı askeri güçleri yığınak yapıyor! Denilebilir ki Akdeniz ve Ortadoğu hiç bu kadar ısınmamıştı! Rusya ve ABD’nin başını çektiği eksenler hiç bu kadar burun buruna askeri güç denemesine girişmemişlerdi. Havada, denizde, karada kuyrukları birbirine değecek kadar yakın askeri hareketlilikten bir melamet çıkabilir! Zaten Rus uçağının 24 Kasım’da düşürülmesi göstermiştir ki, Suriye özelde Rojava üzerinde küresel hesaplaşmanın bir adım ötesi aktörlerin doğrudan savaşıdır ki süreçte son derece tehlikeli evreye gelindi!
IŞİD’e karşı 40 ülkenin yer aldığı Koalisyon oluşmuş; ama bu yetmiyormuş gibi belli başlı emperyalist devletler etkin askeri güçleriyle bölgede konuşlanıyorlar. ABD ve Rus emperyal gücünü İngiliz, Fransız, Almanlar izledi. İran bölgedeki militan müttefikleriyle zaten bölgenin her yerinde aktif! Bu durum yıllarca kazasız belasız devam edemez!
24 Kasım’da Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi, Rusya’yı Suriye’de giriştiği askeri operasyonları durdurmak, azaltmak yerine daha aktifleştirdi. Benzer bir adımı Paris katliamından hareketle Fransa attı. Katliamı kendi 11 Eylül’ü olarak kabul edip Suriye özel kuvvetlerini ve uçak gemisini gönderdi. Bunlar olurken Türkiye de “benim neyim eksik, üstelik buralar eskiden benim imparatorluk sınırlarımın içerisindeydi. Madem Rusya engeli nedeniyle Suriye’ye (Fırat’ın Batısına) asker gönderemiyorum bari Musul’a göndereyim” diyerek Beşika’ya asker gönderince gerilim daha da arttı.
Türkiye’nin Musul’a asker göndermesi, iddia edildiği gibi ne “rutin nöbet değişimi” ne de Musul operasyonu ile ilgili değil; çünkü Musul operasyonun bilinçli olarak gelecek yıla ertelendiği söyleniyor. Özetle Türkiye, herkesin askeri yığınak yaptığı bölgeye “ben niye yokum” diyerek Suriye’de doğrudan yapamadığını Irak’ta yapmak istedi. Bu hamlede İran’ın başını çektiği Şii eksene karşı Sünni ekseni dengelemek hesabı da var! Ki bu nedenle Güney Hükümeti de bu adımı, Şii İran, Irak’a karşı denge unsuru olarak görüp dolaylı desteklemekte.
Özetle Türkiye, gerek ABD’nin çıkardığı sorunlar gerek Kürtler ile doğrudan muhatap olma durumu gerekse de Rus uçağının düşürülmesi üzerine Güney’den gelen Rus+İran basıncıyla adeta kendi sınırlarına hapsedilip Suriye’ye doğrudan müdahale edemeyince askeri olarak “ben de varım” çıkışını Musul üzerinden deniyor! Tabii sürdürebilirse!
“Malum 14 Kasım’da Viyana’da ABD, Rusya, İran, S. Arabistan ve Türkiye gibi krizde parmağı olan 17 ülke Suriye’de geçiş süreci için bir yol haritası belirlemişti. Buna göre 1 Ocak’ta Suriye yönetimi ile muhalifler müzakere masasına oturacak, 6 ayda geçiş hükümeti kurulacak ve 18 ayda seçimlere gidilecek” deniliyor. 1 Ocak veya sonra siyasi masa er geç kurulacak. Bu nedenle herkes daha fazla bölgeye askeri olarak yerleşme çabasında.Çöken Sykes- Picot dikkate alındığında küresel odakların her biri kendi yeni Sykes Picot’unu oluşturma hesabıyla sahada askeri olarak elini güçlendirme arayışında. Çünkü sahada mesele fiilen az çok çözümlenmeden kimse masaya pek itibar etmiyor.
II - Suriye, Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgenindeki olgu-olaylar zincirinin sadece bir halkası!
Rusya, ABD’nin Irak’ta sütten ağzı yanınca ayranı üfleyen (kararsız) tutumunu da fırsata çevirerek Suriye’de beklenilmeyen bir hamle yaptı. “Sırtında Gürcistan, Ukrayna-Kırım ve hatta Orta Asya’da Afganistan yükü varken kımıldayamaz” diyen herkesi şaşırttı. Sadece kendi sınırlarını korumakla yetinmeyeceğini, gerektiğinde sınır ötesinde ABD ile küresel yarışa gireceğini de ilan ederek tüm hesapları alt üst etti. Rusya’nın da Esat, İran ve Hizbullah’ın yanında aktif savaşa katılması Suriye rejimini sahada güçlendirdi.
Rusya ve İran’ın, Suriye’de ölümüne savaşmalarının temelinde; dün “Irak düşerse sıra önce İran’a sonra Rusya’ya gelecek” tezi, bugün Suriye için geçerli! Bu nedenle Rusya ve İran “yarın parçalanma sırası bize gelmeden savunmadan saldırıya geçelim” derken her ikisi de antrenmanlıydı. Rusya; ABD liderliğindeki Batı saldırılarını önce Afganistan, sonra Gürcistan, Ukrayna üzerinden karşı saldırılarla boşa çıkarırken İran; ABD’yi Irak’ta ve ABD’nin bölge cahili olması sayesinde bir sıfır mağlup etmişti ki ABD, Irak’ta durumu ancak IŞİD saldırıları üzerinden yeniden toparlamaya çalışıyor.
Son haftalarda ABD ve Rusya, Suriye’nin parçalanmasında “anlaştılar” söylemi yoğunlaştı ki bunu doğru bulmuyorum. Çünkü Suriye kendi başına bir halka değil, 20 yıldır üzerinde hesaplaşmanın devam ettiği üçgendeki çatışma ve hesaplaşma zincirinin (Avrasya üzerindeki egemenlik savaşının) bir halkasıdır. Dolayısıyla taraflar Irak, Afganistan, Gürcistan, Ukrayna … üzerinde anlaşmadan Suriye’de anlaşamazlar. Şimdi olup biten ABD ile Rusya’nın “geçici” olarak uzlaşmalarıdır. Rusya ile ABD, Esad’la siyasi geçişte uzlaştılar ama bu daha çok ABD’nin geçici de olsa Rus tezine yaklaşması olarak okunmalı.
Ortadoğu’da da Suriye kendi başına halka değil zincirin önemli bir halkasıdır. Suriye’nin parçalanması demek öncesinden Irak’ın da Suriye gibi üçe parçalanmasını gerektirir ki bu da domino taşı misali bağımsız Kürdistan dahil zincirleme yeni sonuç ve haritalara yol açacaktır. Buraya doğru hızla gidiliyor ama halen hedeflenen yere varılmadığı için sınırları bile belirlenmiş Irak’taki parçalanma bilinçli olarak erteleniyor. Çünkü burası Ortadoğu, yerinden oynatılan her taş beraberinde 10 taşı yerinden oynatıyor domino taşları misali. Herkes hesabını buna göre yapıyor.
Burası Ortadoğu, daima hesap içerisinde hesap vardır. Doğu ve Batılı güçler bugün bölgede Şii ve Sünni dinamiklerle ilişki içerisinde etkinlik ararken yarın kendi iç hesaplaşmaları gündeme gelebilir. Bugün düşürülen Rus uçağı üzerinden Türkiye’yi eleştiren hatta doğal gaz kısıtlamasına giden İran’ın, yarın bölgede nüfuzu güçlenmiş Rusya ile karşı karşıya gelme ihtimali gibi!
IŞİD’in ipinin çekilmesinin de zamanı daha gelmedi!
Tıpkı ABD ve Batılı müttefikler gibi Rusya için de IŞİD ve diğer cihatçı gruplara karşı operasyon araçtır, amaç bölgedeki etkinliğini sürdürmektir. IŞİD nasıl ki ABD’nin yeniden Irak’a/bölgeye dönmesinin aracı olduysa Rusya’nın da Suriye/bölgede aktifleşmesinin aracı oldu. Fransa da, on yıllardır bölgeye adım atamayan Almanya da aynı gerekçeyle asker gönderdi.
Suriye ve elbette Irak meselesi, küresel ve bölgesel güçlerin siyasi masada ele alınıp çözümleyecekleri kadar olgunlaşmadıkça IŞİD’e nihai darbe de ertelenecektir. Bölgesel-küresel güç denklemine iyi yerleşen Suriye’de erken rejim değişikliği tezi çökünce, Rusya’nın Esad’lı siyasi geçiş tezi güçleniyor; böylece IŞİD’in ipinin nihai çekilmesi de erteleniyor. Yani savaş daha sürecek ama daracık alanda tempo düşürülecek. ABD ile Rusya’nın şimdi yaptığı da bu; yoksa daha büyük kazalar çıkabilir!
40 ülkeyi barındıran IŞİD karşıtı Koalisyonun, halen elle tutulur müdahale stratejisinin olmamasına ve tekrar ertelenen Musul operasyonuna bu açıdan da bakılmalı.Denilebilir ki, “IŞİD’e doğum sertifikasını verenler hesapları nedeniyle ölümünü geciktiriyorlar!”
III – Türkiye, Rusya’ya “ben ettim sen etme” diyor!
Lazkiye’nin kuzeyi ve Antakya’nın güneyi! Rus uçağı burada düşürüldü! Bu daracık alan herkes için ağırlıkla Akdeniz koridoru nedeniyle önem kazandı! Suriye, İran, Rusya; gerek Suriye’nin birliği gerekse bununla bağlantılı Sünnistan veya Kürdistan’ın Akdeniz’e açılmasını engellemek istiyor. Türkiye ise burada sadece Kürdistan koridoruna karşı!
Uçağın düşürülmesinin ardından Ruslardan beklenilmeyen sertlikte gelen tepki üzerine; Erdoğan, “Rus uçağı olduğunu bilseydik, farklı biçimde davranırdık”,“biz buna şahit olmak istemeyiz. Böyle bir durumla karşı karşıya bırakılmanın ıstırabının yaşıyoruz”;Başbakan Davutoğlu,“Bu olayda Rusya Federasyonu ile ipleri germek, gerilim yaşamak gibi bir niyetimiz yok";Genelkurmay “Uçağın vurulduğu sırada hangi ülkeye ait olduğunu bilinmediğini” söyledi. Açıkça “Uçağın Ruslara ait olduğunu bilseydik vurmazdık” diyerek bir nevi“biz ettik siz etmeyin” mesajını gönderdiler; fakat olanlar oldu!
*Rusya, uçağının düşürülmesiyle askeri olarak bölgeye daha çok yerleşiyor. Türk devletinin “tarihsel bağım, ırkdaşlarım var” diyerek ilgilendiği Antakya güneyine Rusya ve İran’ın daha fazla yüklenmesine yol açtı.
*Yakında başlayacağı söylenen ABD ve Türkiye’nin Ceraplus-Azez hattına ortak operasyonunun da süresiz ertelendiği görülüyor.
*Türkiye “güvenli bölge” meselesinde ABD engelini aşmaya çalışırken şimdi Rusya+İran engeliyle yüzleşti.
*Saflar daha da netleşti. Atlantik Paktı (NATO) ve genelde Batı bloğu uçak krizinde usulen de olsa “Türkiye’nin yanındayız” masajını verirken, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ve Doğu bloğu Rusya’nın yanında saf tuttular. Çin özellikle İran bunu açıkça deklare ettiler.
*AKP hükümeti özellikle de Erdoğan ve ekibi, iç siyasette gerçekleştirdikleri algı operasyonunu dış politikada da Bayırbucak Türkmenleri üzerinden Suriye’de yapmak istedi ama tutmadı. “Bayırbucak Türkmenlerine yardım ediyordum telaşıyla yüklü propaganda, kabarık olan IŞİD dosyasını sümenaltı yapmaya yetmedi”
*Ankara’nın daha fazla Atlantik Paktı’na yaslanmasına yol açtı. Avrasyacı ulusalcılar ile AKP içerisindeki önemli bir damarın “NATO’ya mahkûm değiliz Şanghay Altılısı var” alternatifi uçak düşürülmeyle tümüyle çökmüş oldu. Zira Rus, İran basıncı; Türkiye’yi güvenliğini daha fazla NATO’da aramaya itti, itecek. Avrasyacılık serüveni de başlamadan bitti böylece!Hatta Türkiye, bölgede aleyhine oluşan güç dengesini lehine çevirebilmek için İsrail ile uzlaşma yolunu bile yeniden arıyor.
IV – Herkes Kürtlere oynuyor tamam da peki ya Kürtler!
Kara gücü olarak IŞİD’e karşı savaşma gücüne sahip olmanın ötesinde, Kürdistan’ın jeopolitik konumu nedeniyle hem ABD liderliğindeki Batılı güçler hem de Rusya liderliğindeki Doğu ekseni Kürtleri yanlarına almak istiyor!
Nihayet Rusya da Kürt kartını açtı. Kime karşı? Türkiye başta olmak üzere Batılı eksene karşı! Rusya’nın, “Bağımsız Kürdistan’ı destekleriz” beyanı da böyle okunmalı. Türkiye’nin uçak krizinde işi alttan almasında da Kürdistan meselesinin belirleyici payı var. Elbette buna karşı Türklerin açacağı Kafkasya-Çeçenya vb. kartlar var.
Herkesin bölgede Kürtlere oynadığı koşullarda Kürtler kendilerine oynayabiliyorlar mı? Can alıcı meselemiz budur!
*Kürt siyaseti dikkat! ABD bölgede hem Türkiye’nin hem de Kürtlerin elini tutarak yürümek istiyor ki bunun gelip dayanacağı bir sınır vardır. Yanı ya Türkiye ya Kürtler ikilemiyle karşılaşabilir, karşılaştı bile. Türkiye “ya ben ya Rojavalı Kürtler” diyor. Türk dışişlerinde “PYD bizim HDP gibi” türünden yumuşatıcı açıklamalar gelse de kökten bir değişiklik yok!
*Türkiye’nin algıladığı tehdit esas olarak Kürtler, Kürtlerin devletleşmesi “tehlikesidir”
Güvenli bölgehedefi ile Türkiye iki şeyi hedefliyordu: Birincisi, Rojava’nın coğrafik birliğinin yani Kobanê ile Efrin’nin birliğinin engellenmesi. İkincisi ve önemlisi Güney ile Rojava Kürdistan’ın coğrafik birliğine dayalı Akdeniz’e Kürdistan koridorunun açılmasını engellemek. Türkiye bu koridoru Türkmen kartı ile engellemeye kalktı ama Rusya ile İran tarafından bu hamle şimdilik boşa çıkartılmış; ancak Rus+İran ekseni Kürtler açısından yeni olarak ne vaat ediyor? Bu sorunun yanıtı belirsiz! Hele esas mesele olan Güney ile Rojava’nın birleşmesi olunca Rus ve İran kartı çok daha sorunlu hale gelir.
*Demek ki, Kürt hareketleri öncelikle Kürdistan parçalarının örtüşen geleceklerine paralel siyasal yanıtlar üretmek zorundalar ki bu yanıt bağımsız Kürdistan ile doğrudan ilintili. Kürt siyaseti, İran ile Türkiye ya da Rusya ile ABD arasında uğradığı iç yarılmayı aşamazsa somutta bugün iki parçanın örtüşen geleceklerine siyasal yanıt üretemezler. Başka bir ifadeyle Kürt siyaseti, aynı süreçte hem Batılı (ABD) hem Doğulu (Rusya) güçlerin ellerini tutarak ilerleyemez, bu bakımdan açı gittikçe daralıyor.
*Ve diğer önemli nokta, sürecin siyasal gereklerine yanıtlar üretmek bir yanıyla parça ve parçalar arası iç demokrasinin güçlendirilmesiyle mümkündür. Kendi içerisinde çatışmalı olan Kürt hareketi dış müdahalelere açık kapı bırakır!
Özetle bağımsız Kürdistan meselesi artık Irak, Suriye’nin geleceğinin yanı sıra daha çok Kürt siyasetinin stratejik duruşu ve taktik politika yeteneğine bağlıdır.14-12-2015
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları

















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018