Ümit KIVANÇ
17 senedir, ayrı bir mevzu olan Taraf macerası dışında, bana "gel, yaz" diyen olmamıştı. Şimdi işte yeniden köşeyazarlığına terfi etmiş bulunuyorum. Bu köşede, güncel felaketler izin verdiği ölçüde, bakış açımızı, ufkumuzu genişletecek mevzuları da araştırıp aktarabilirsem, kendimi marifet yapmış sayacağım.
Uzuun bir aradan sonra, köşeyazarınız yeniden hizmetinizde. Gerçi bir süredir blog'um Riya Tabirleri'nde, zaman zaman tek kişilik gazete olmaya heves ediyor, bazen de “köşeyazarı” sıfatına maruz kalmama yolaçacak okkalı ahkâm yazıları yazıyordum. Ama yuvarlak hesap on yedi senedir, başlı başına ayrı mevzu olan Taraf macerası dışında, bana “gel, yaz” diyen olmamış, ben de medya âlemimizin dışında kalmıştım. Şimdi, işte, memleketimizin pek ilginç müesseselerinden biri olan köşeyazarlığına yeniden terfi etmiş bulunuyorum. Üstelik bu makama ilk adım attığım gazetede. (Radikal yazıişleri, yeniden burada yazacağımı duyururken, “evine döndü” ifadesini kullanmış; beni evden biri görmek istedikleri için onlara teşekkür ederim.)
Gazeteciliğe adım attığım ilk günden itibaren, bu köşeyazarlığı denen makamda bir arıza, bir yamukluk olduğunu hissettim. Sonra, biraz bilgi ve tecrübe biriktirince, bu konumu ve okur-köşeyazarı ilişkisini kurcalamanın insana toplumumuz hakkında birşeyler öğretebileceğini keşfettim.
Cumhuriyet'te çalışırken; gerçi zaten haber merkezinde işim başımdan aşkındı, ama olmasaydı da fark etmeyecekti; köşeyazarlarının ne yazdığını hiçbir zaman merak etmedim. Herhangi bir gelişme karşısında ne diyeceklerini, üstelik neyi nasıl söyleyeceklerini kestirmek mümkündü. Buna karşılık, her sabah gazeteye girer, her akşam çıkarken önünden geçilen posta kutularında hemen her köşeyazarına gelmiş en az beş-on zarf görürdünüz. Bazılarınınki resmen tomar tomar olurdu. (E-mail'in olmadığı bir dönemden, basbayağı mektuptan bahsediyoruz, gençler; biliyorum, tahayyül etmesi zor ama...) Okurların en çok önemsediği, ilgilendiği insanlar köşeyazarlarıydı. Haberler, fotoğraflar, sayfa düzenleri, kağıt, mürekkep... hepsi, köşeyazarları o yazıları yazabilsinler diye mecburen kurulan bir düzenek gibiydi.
1980 sonrasında, darbenin karanlığı yavaş yavaş dağılırken, bir yandan Türkiye serbestleşiyor, hayat çeşitleniyor ve zenginleşiyor, öbür yandan prensleriyle papatyalarıyla Özal sarayından etrafa yayılan bir tür umursamazlık, pişkinlik, açgözlülük, utanmazlık “kültürü”, zamane ruhuna rengini veriyordu. Basın, o arada “medya” oldu. Ve kollarını kavuşturmuş gülen köşeyazarları çağına, yazının değil yazanın önem taşıdığı döneme geçildi.
SANHE OLARAK MEDYA, "ÜNLÜ" OLARAK KÖŞEYAZARI
Köşeyazarı, artık nasıl göründüğünü okurun ille de bilmek istiyorsa anca hayal etmek zorunda olmadığı, yüzünü uzaktan görebilmek için bir konferansa, panele gelmesini beklemeyeceği, kendini yazısıyla, kelimesi-cümlesiyle, fikriyle değil, güzel gömleği, kaliteli gözlüğü, saçlarıyla, gülüşüyle karşımıza koyan, âdetâ sahneye çıkmış bir “ünlü”ydü. Basın, bir faaliyetti; medya ise daha çok bir sahne.
Gazetecinin karikatürde daktilo, simit ve çayla çizildiği dönem zaten çok gerilerde kalmıştı. Cebi para gördüğünde, meslek onurunu zaten darbecilere teslim etmiş gazeteci, bir an önce her şeyi unutmak ve vaat edilen parlak geleceğe doğru doludizgin koşmak istedi. Sendikayı bünyesinden atmış, sahiden gazetecilik yapmak isteyenleri anca bir tür üvey evlat gibi barındıran “medya”, işçilerin, yoksulların, eşitsizliğin, adaletsizliğin en fazla üçüncü sayfaya sızabildiği, ışıltılı bir âlem yaratmıştı. Bu büyük sahnenin starlara ihtiyacı vardı; onlar da köşeyazarlarıydı - başka kimler olacaktı?
Köşeyazarı, araştıran, soruşturan, habere derinlik katan, ilişkileri sağlam, sözüne güvenilir bir gazeteci olmalıydı; ama değildi. Çoğu zaman bu rolü oynama gereği bile duymuyordu. Hikmeti kendinden menkûl, görmemiş zengin kimliğindeydi daha çok. Oturduğu yerden birşeyler yumurtluyor, bunlara başlı başına değerler biçiliyor, köşeyazılarından manşetler, köşeyazarlarından ünlüler imal ediliyordu.
Televizyon, bu ünlülerin eline başka araçlar, konumlarına başka güçler bahşetti. O gün her ne olduysa, buna dair ne düşünmemiz ne hissetmemiz gerektiğini akşam, icabında karşılıklı laflar sokarak, heyecanlanarak, öfkelenerek, her türlü tartışmaya dramatik yapı, gelişme, “karakterler” katarak bize anlatabilecek birileri vardı artık.
LALEELER, LALELEEER...
Ancak bu bile köşeyazarı için bir yükümlülük değildi. Gerek görürse, isterse bunu yapardı. 1980 sonrasının belli başlı karakteristiği şımarıklıktan nasibini aldığı ölçüde, hangi lüks lokantada hangi güzel ve pahalı yemekleri yediğini, bizim vakıf olamadığımız ne tür incelikleri yalayıp yutmuş sindirmiş olduğunu, kızının/oğlunun ABD'deki okuluna giden otobüslerin güzergâhındaki laleleri falan anlatıyor, “başbakan bana dedi ki”lerle başlayıp “Türkiye bi noktaya geldi”lerle süren nafile yazılar yazıyor, şöförlü arabayla geziyordu. Bizim ulaşamayacağımız biryerlerden arka plan bilgileri toplaması gerekmiyordu; hepimizinkinden değerli ve nadir rastlanan bir canlıydı o. Aklından geçen en ufak ihtimal bize sunulmaya -ve kendisine büyük paraların ödenmesine- değer bir hazineydi.
Uzatmayayım, ABD'deki okulun otobüs güzergâhında lale falan yok elbette. Simgesel olsun, muradımı kısa yoldan hem de başımı fazla belaya sokmadan ifade edeyim dedim: Köşeyazarlığında lale devrine geçilmişti özetle. (“Herkesi kastetmiyorum, düzgün insanlar elbette vardı” diye bir not düşmesem olmaz değil mi? Düşeyim o halde.)
Lale devri bir bakıma hâlâ sürüyor. Eskisinin ezcümle musibetini bünyesinde barındıracağı, belki daha beterine uzanacağı belli olan “Yeni Türkiye”nin de kendi laleleri ve lale devri var. Somut bilgiye dayanmadan küstahça ahkâm kesen köşeyazarı modeline İslâmcılar da epeyce yeni çeşit kattı. Talimatla “güdümlü gerçek” oluşturan sözde gazeteci modeline kattıkları gibi.
Umarım bu lale bahçesinde uygun terkip ve muameleyle birilerine şifa da verebilecek bir ayrıkotu olarak bulunabilirim. Bu ilk amacım.
MIRO DA BENDEN SORULUR, MELO DA!?
Böyle deyince, ikincisine geleceğim anlaşılmıştır... Köşeyazarı “gibi” bir makam, dünya basınında hiç yok diyemeyiz. Var. Ama bunun önkoşulu bir alana ilişkin uzmanlık. Oysa meselâ bendeniz köşeyazarı, istersem Miro sergisinin tasarımındaki aksaklıktan, istersem serginin yapıldığı binanın mimarî özelliklerinden, hattâ istersem Miro resminin sanat tarihi içindeki yerinden bahsedebilir, istersem siyasî partilere şöyle değil böyle yapmaları konusunda akıl verebilir, canım çekerse Putin'in Ukrayna'da neleri amaçladığına, Merkel ile Hollande'ın bunu şöyle değil böyle karşılamalarının Kandil-İmralı ilişkilerini nasıl etkileyeceğine, Melo'nun sakatlığının Galatasaray'a hangi taktiği dayattığına dair atıp tutabilirim. Araya da iki film eleştirisi sıkıştırabilirim.
Olur mu allahaşkınıza böyle şey? Kimim kardeşim ben!?
Ne yazık ki Türkiye'de köşeyazarına bütün bu mesnetsiz hak ve yetkileri veriyoruz. İşin kötüsü, çeşitli dönemlerde yapılmış birtakım araştırmalar gösterdi ki, önemli bir okur kitlesi, kendi hissettiklerini, düşündüklerini, tepkilerini, eleştirilerini karşısında bulmayı seviyor ve köşeyazarlarından böyle bir doğrulama-tasdik faaliyeti bekliyor. Bunun genelleşmiş bir patolojik durum oluşu bir yana, yazar olarak bu tuzağa düşmeniz, sevilme, beğenilme, tutulma iğvasına kapılmanız hiç zor değil.
Umarım buna düşmem, okurları kızdırmayı göze alabilirim, doğru ve gerekli bulduğumu yazmaktan vazgeçmem.
Bu köşede, güncel felaketler izin verdiği ölçüde, bakış açımızı, ufkumuzu genişletecek mevzuları da araştırıp size aktarabilirsem, kendimi marifet yapmış sayacağım. Miro'nun sanat tarihi içerisindeki yerine dair şüphesiz yazamam, çünkü böyle bir bilgi birikimim yok. Ama bu konuda birilerinin söylediklerinden birilerini haberdar edebilirim. Veya zamane ruhu ve büyükşehir insanları, hayatı üzerine üç-beş söz söyleyebilir, daha çok da, sorular sorabilirim. Haddimi aşmadan, en güzel edebiyat türlerinden biri olan deneme külliyatına azıcık katkıda da yapabilirsem, ne mutlu bana.
Blog'ta, meşhur ses kayıtları, Kabataş yalanı, Soma maden kazası gibi konularda yapmaya çalıştığım, iz sürme, kurcalama, anlama, kıyaslama, kısaca “şüphelenme” faaliyetini de elbette sürdürmeye çabalayacağım. Şimdi bu işi bir gazete ile ilişki içinde sürdüreceğim için gazetecilik “eylemlerim” belki daha doyurucu olur.
Bunu uzunca bir hoşbulduk yazısı kabul edin. Köşeyazarlığı müessesesine dair düşündüklerimi kısaca da olsa anlatmadan, daha önemlisi belli etmeden başlayamazdım. Hem de hiç merhaba demeden geçip oturmak olmazdı.
Ümit Kıvanç'ın kişisel blog'u: Riya Tabirleri
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/umit_kivanc/buyurun_nasil_yardimci_olabilirim-1301116#
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları






























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024