Yıldıray OĞUR
Fakat, ilk bandoyu kurduran II. Mahmud’dan beri her padişahın tahta çıkışı için besteletilen Mahmudiye, Aziziye, Hamidiye gibi marşlar dışında Osmanlıların bir milli marşı yoktu.
1857’de Paris’e eğitim için gönderilen öğrencilerin başında olan Hoca Tahsin Efendi, kendileri için ziyafet veren Fransız Kültür Cemiyeti’ne verdikleri mukabil ziyafet sırasında bunun eksikliğini hissetmişti.
Çünkü Fransızlar kendi ziyafetlerine milli marşları La Marseillaise’ı okuyarak başlamışlardı. “Peki şimdi biz hangi marşı okuyarak yemeği açacağız” diye düşünürken, Hoca Tahsin Efendi, Itri’nin herkesin ezbere bildiği Tekbir’ini okumaya başladı. Öğrenciler de onu izlediler. Hatta bu hikayeyi aktaran Abdurrahman Şeref’e göre Fransızlar bu “marşı” çok beğenip tekrarını bile istemişlerdi.
Ama her zaman böyle çözümler bulabilen Hoca Tahsin Efendi gibi biri bulunmayabiliyordu.
Ethem Ruhi Üngör’ün “Türk Marşları” kitabında anlattığı bir hatıraya göre 1914’de İngiltere’nin New Castle Limanı’nda Reşadiye gemisinin kızaktan indiriliş töreninde, İngiliz denizciler kendi marşlarını okuduktan sonra sıra Türklere gelmiş, onlar da birbirine bakıp durmuş, sonra çarkçıbaşı Türk denizcilere “Entarisi ala benziyor’u biliyor musunuz” diye sorarak şarkıya girmişti.
Milli maçlardan önce okunacak milli marş meselesini ise Türk sporcular herkesin ezbere bildiği başka bir şarkıyla çözmüşlerdi. Milli futbolcu Ali Sami Yen’in yeğeni Belkis Dişbudak’tan dinleyelim:
“Viyana’da ve Berlin’de maçları varmış. Viyana’da onlara Maça başlamadan önce milli marşınızı söyleyeceksiniz denmiş. Ama o zaman daha milli marş yok. Ne söyleyelim ki kendi aralarında konuşmaya başlamışlar... Sonunda başlamışlar “Hamsi koydum ta ta tavaya’yı söylemeye. Ertesi gün trenle Berlin’e geçmişler. İstasyonda bando başlamış “Hamsi koydum ta ta tavayı çalmaya.”
https://www.facebook.com/ataunieglencekulubu/videos/207551912632326/
Bu yüzden yeni cumhuriyet daha İstiklal Harbi sürerken önce İstiklal Marşı için güfte yarışması açmış, 12 Mart 1921 günü de Meclis’te defalarca okunarak ve çoşkulu alkışlar eşliğinde Mehmed Akif'in yazdığı şiir, milli marş güftesi olarak kabul edilmişti.
Hemen ertesi gün Meclis ikinci başkanı Adnan Bey (Adıvar) Maarif Vekillği’nden bu şiirin milli marş olarak bestelenmesi için çalışmaların başlatılmasını istedi. Savaş dönemi uygun olur mu tartışmalarına rağmen, vekillik Kızılay tarafından 500 lira ödül verilecek bir beste yarışması açtı.
Mayıs 1922’ye kadar 55 eser yarışmaya başvurmuştu. O sırada ülkede müzik otoritesi ve besteci kabul edilen neredeyse herkes bir besteyle yarışmaya katılmıştı.
Fakat böyle bir besteyi seçecek jüride olabilecek neredeyse herkes yarışmaya katıldığı için Maarif Vekaleti çare olarak bestelerin Paris’e gönderilmesini ve orada bir kurul tarafından seçilmesini önerdi. Ama savaş şartlarında bu öneri de fazla lüks bulundu. Sonra bir süre mesele askıda kaldı.
Bu arada yarışmaya katılan besteciler çoktan kendi eserlerini bulundukları şehirlerde ve bölgelerde milli marş olarak çaldırmaya başlamışlardı.
Edirne’de müzik öğretmenliği yapan Ahmet Yekta’nın bestesi Trakya’da, İzmirli müzik öğretmeni İsmail Zühtü’nün bestesi Ege’de, Ankara’da Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın başındaki, Zeki Bey’in bestesi ve İstanbul’da Ali Rifat Bey’in bestesi Milli Marş olarak çalınıyordu.
(Yarışmaya katılan bazı besteleri dinlemek için https://www.youtube.com/watch?v=wA7_IfqvoXY)
Bu doğal rekabet iki yıl devam ettikten sonra 12 Temmuz 1923’te komisyon Ali Rifat Bey’in bestesinin milli marş olarak kabul edilmesine karar verdi. Zeki Bey’in bestesi ise beşinci sırada kalmıştı.
(Ali Rifat Bey’in İstiklal marşı https://www.youtube.com/watch?v=eYkp4tb3Z04)
Ali Rifat Bey’in bestesinin seçilmesi tartışmalara neden oldu. Çünkü Ali Rifat Bey’in kardeşi Samih Rifat, hem Atatürk’e çok yakın bir vekildi hem de yarışmayı düzenleyen Maarif Vekaleti’nde müsteşarlık yapmış bir isimdi.
Ama aynı zamanda Ali Rifat Bey de böyle bir iltimasa ihtiyaç duymayacak kadar seçkin ve tanınmış bir müzisyendi.
1848 yılındaki ihtilalde Macaristan’dan kaçıp Osmanlı’ya sığınmış bir Macar olan babası Hurşit Paşa, Manastır’da kaymakamlık yapmış bir devlet adamı olması dışında Batı klasik müziğini çok iyi bilen bir bestekardı da. Müzikle ilişkisi babasından gelen Ali Rifat Bey de Şark Musiki Cemiyeti, Üsküdar Musiki Cemiyeti, Darülbedayi’de yöneticilik yapmış, en meşhuru “Tereddüt” olan bestelere imza atmıştı.
https://www.youtube.com/watch?v=c4ZsOJ2Dww0
Ali Rifat Bey’in bestesinin seçilmesinin sebeplerinden biri de onun Mehmet Akif’le yakınlığı ve Akif’in daha önce de başka şiirlerini bestelemesi olabilir. 1920’de marş olarak bestelediği Akif’in Ordunun Duası şiiri, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak tarafından bütün orduya gönderilmiş ve resmi marş olarak çalınmıştı. Yine Akif’in “Bülbül” şiirini bestelemiş, beste Akif’i de mest etmişti. Ali Rifat Bey’in abisi Samih Rifat da Akif’in birlikte Divan-ı Lügatit Türk’ü çevirdikleri yakın bir arkadaşıydı.
(Ali Rifat Bey’in diğer kardeşi Yahudilik ve masonluk avcısı Cevat Rifat’tı. Oktay Rifat da Sanih Rifat’ın oğluydu)
Ama 1930 yılına kadar İstiklal Marşı olarak çalınan Ali Rifat Bey’in bestesi yerine, 1930’da Maarif Vekaleti yedi yıl önce beşinci olmuş Osman Zeki Bey’in bestesinin marş olarak kabul edilmesine karar verdi.
Bu kararın sebebi üzerine rivayetler meçhul. Ali Rifat Bey’in eseri artık alaturka bulunduğu için, halk tarafından çok bilinmediği için ya da Osman Zeki Bey’in daha sonra adı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olacak Riyaset-i Cumhur Musiki heyeti Şefi olarak bir akşam konserde Atatürk’e bu besteyi dinleterek bu kararın verilmesini sağladığı iddia edilir.
Ama bugünlerde pek çoklarının kafasındaki İslamcı Mehmet Akif, batıcı laik Osman Zeki Bey ikiliği de gerçeğe pek yakın değil.
Meşhur şekerci Hacı Bekir ailesinden gelen Osman Zeki Bey (Üngör) de müzisyen bir aileden geliyor. Dedesi Müzika-i Humayün’un santurisi Miralay Hilmi Bey’di. 11 yaşında girdiği Müzika-i Hümayun’da yeteneğini keşfedip ona en iyi hocalardan dersler aldıran bizzat II. Abdülhamit olmuştu. Ve devlet tarafından ilk Türk konser kemancısı olarak yetiştirilmişti. Daha sonra şefliğine geldiği Saray Orkestrası’nı, geliştiren, 1917 ve 1918’de ilk defa Avrupa’ya konserlere götüren de oydu.
Her ne kadar İstiklal Harbi’nin başında İstanbul’dan Ankara’ya gitmiş, daha da sonra orkestrasını Ankara’ya getirmişse de Padişah Vahdettin’in orkestrasının şefi olması peşini bırakmayacaktı.
Bestelediği marş ise hep tartışıldı.
1932 yılında Cumhuriyet gazetesinde Abidin Daver ve Peyami Sefa’nın başlattığı bir tartışmadan anlaşıldığına göre o tarihlerde bile milli marş pek bilinmemekteydi, halkın marşı ezbere söylemesi ya da marş çalınırken ayağa kalkılması gibi adetler de henüz yerleşmemişti. Peyami Safa’ya marşın halk tarafından bilinmemesinin sebeplerinden biri Osman Zeki Bey’in marşının söylenmesinin zor olmasıydı.
1940’larda marş yeniden tartışıldı. Bursa milletvekili ve besteci Osman Şevki Uludağ, Zeki Üngör’ün bestesinin ilk kısmındaki on ölçünün 1845-1902 seneleri arasında yaşayan Romen besteci Ion Ivanovici’in Carmen Silva adlı eserinden alındığını da iddia etti.
İddiasını 7 Mayıs 1940’de CHP meclis grubunda Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’e de sormuştu. Ama sadece marşın çalıntı olup olmadığını da değil, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın başına gelmeden önce Vahdettin’in orkestrasının başında olan Zeki Üngör’ün bu marşı önce Vahdettin’e sunup sunmadığını, marşın orkestrasyonunu da “Ermeni milletinden [Edgar] Manas Efendi”nin yapıp yapmadığını da.
Hasan Âli Yücel iddiayı doğrulayan bir cevap verdi;
“Mütehassısların bendenize söylediklerine göre bu bize Karmen operasından bir kısım değil de Karmen Silva diye bir vals varmış, revaçta imiş, onun bilmem kaç batutası benziyormuş. Zeki Bey bunun orkestrasyonunu Ermeni bir zata yaptırmıştır.”
Bahsedilen “Ermeni zat” besteci Edgar Manas İtalya’’da ve Viyana’da eğitimler almış, İstanbul Konservatuvarı’nda dersler vermiş, Ermeni Patrikliği’nin kilise korolarını yönetmiş önemli bir besteciydi ve İstiklal Marşı bugünkü haline onun orkestrasyonuyla gelmişti.
1950’lerde marşın zor söylendiği için değiştirilmesi gerektiği üzerine tekrar bir tartışma çıktığında Moda’daki evine çekilmiş, emekli hayatı yaşayan Zeki Üngör bir röportajla iddialara sert bir cevap verdi.
Röportajında marşı İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra süvarilerin şehre girişini anlatan bir arkadaşından etkilenerek, atlıları düşünerek bestelediğini söylemişti (Bu bilgi yarışma tarihleriyle tam uyuşmuyor) ve haberin manşetini de bizzat kendisi atmıştı “İstiklal Marşı yanlış tempo ile çalınıyor”:
“Sahibinin sesi müessesi orkestrayla marşı çalmamızı istedi Gittik. Orada marşı çaldığımız zaman teknisyenler bunun pek süratli bir marş olduğunu ve dolayısıyla plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler...O anda aklıma bir şey geldi. Marşı biraz ağır çalalım. Böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır. Olur biter dedim... Fakat bilahare böyle bir teklifi vermekle hata ettiğimi anladım. Çünkü marş çalınırken gramofonun hızlıya ayarlanması icap ettiğini kim bilebilir ki? Nitekim bu yüzden ağır bir marş olarak dünyaya yayıldı.”
1990’larda bu kez şef Gürer Aykal’ın bir iddiasıyla marş yeniden tartışmaya açıldı. Aykal, Zeki Üngör’ün marşı Vahdettin’in tahta çıkması şerefine yazdığını ama padişah tarafından beğenilmediği için kullanılmadığını iddia etti.
En sonuncusu geçen hafta olmak üzere, çeşitli dönemlerde İstiklal Marşı’nın bestesi ve Zeki Üngör’ün besteciliği tartışılmaya devam edildi.
Padişahların orkestralarını yönettikten sonra Cumhurbaşkanlığı orkestrasını yönetmiş, Türkiye müzik tarihinin en önemli isimlerinden birinin adının bu kadar kolay unutulması, bu kadar rahat dokunulur olmasının belki de başka bir sebebi daha vardır.
1923’de Türkiye’yi terk etmek zorunda hisseden ve Mısır’a giden Mehmet Akif gibi Zeki Üngör de 1935 yılında daha 55 yaşındayken emekliğe ayrılıp, Ankara’dan ayrılıp İstanbul Moda’ya yerleşmişti.
Bu erken emekliliğin sebebi bir rivayete göre başka bir marştı.
1933 yılında, Cumhuriyet’in 10. Yılı için Cemal Reşit Rey’e bir beste sipariş edilmişti. O sırada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın başında İstiklal Marşı’nın bestecisi Zeki Üngör vardı. Rivayet o ki, kendisinin de bir Onuncu Yıl Marşı olan Üngör, kanun, ud, kemençeden bir orkestrayla Rey’in marşını çalmış, tabii Atatürk hiç beğenmemiş, öfkelenerek derhal bir orkestrayla dinlemek istediğini söylemişti. İtfaiye Bandosu çağırılmış, marş bestelendiği tarzda yeniden çalınınca da Atatürk’ten onayı almıştı. Yine rivayet odur ki Atatürk, bu hareketi yüzünden Zeki Üngör’den Ankara’yı terk etmesini istemişti.
Zeki Üngör 1958’de vefat ettiğinde artık adını hatırlayan çok az insan vardı. Hakkında daha önce de bir kaç defa öldüğü yolunda haberler dahi çıkmıştı. Cenazesinde Mehmet Akif’inki gibi İstiklal Marşı çalındı.
İstiklal Marşı’nı yazan isimlerin bile devletin hışmından paylarını aldığı bir ülkede toplumun üzerinde anlaştığı ortak değerlerin sayısının az olması çok şaşırtıcı değil. O değerlerden biri de söylenmesi zor olsa da, kelimeler tuhaf yerlerde bölünse de İstiklal Marşı. Sadece marşın sözleri ve melodisi değil, onun yazan ve besteleyen hatta orkestrasyonunu yapan insanların hikayesi de İstiklal Marşı’nın hikayesinin bir parçası artık.
Savaş boyunca kahramanlık destanlarıyla cesaretlendirmeye çalıştığı ülkesini savaşın ardından burada yaşamayacağını düşünerek terk etmek zorunda kalmış bir şair ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tarihi sürekliliğin kanıtı ve adı devletle ters düşünce unutulmuş bir bestecinin bestelediği, Ermeni bir bestecinin orkestraya döktüğü İstiklal Marşı, bize bu ülke, geçirdiğimiz tecrübeler, aştığımız eşikler hakkında da marşın kendisi kadar çok şey anlatıyor çünkü.
Varsın –larda yüzen alsancak diye okunsun...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları




















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026