Berrin Sönmez
Sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Adet olduğu üzere sosyal medyanın zararlarından söz edecek değilim. Tersine, günümüz fenomeni sosyal medya sayesinde birbirimizin sesini duymanın verdiği güçle yürüyen hak ve adalet arayışlarından bir örnek sunmak istiyorum.
Kasım ayında ‘A. A. İçin Adalet’ isimli hesap kadınlar arasında çok konuşuldu. Kadın hareketi kısa sürede ilgi odağına aldı efsane gibi aramıza dalan bu hesabı. Çünkü özgüvenli bir haykırışla kendisine yaşatılanları yazıyordu A. A. Profiliyle haykırıyordu: “Öz babam tarafından 9 yıl cinsel istismara uğradım. 2016 yılında dava açtım, 13 yıl 6 ay ceza almasına rağmen tutuksuz yargılanıyor. Dosya istinafta. Adalet istiyorum.”
Başarı öyküsü olarak tanımladığım bu hak arayışının nedenini, nasılını anlatmaya girişmeden önce, çok önemsediğim “hayatta kalan” kavramını açıklamak isterim. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği sitesinde yayınlanmış kavram tartışmalarından bir alıntı, hayatta kalan kavramının seçilme nedenini açıklayacaktır. Hem medya mensupları hem de sosyal medya kullanıcıları için kılavuz niyetine, tartışmaların yer aldığı bağlantıyı buraya bırakmak faydalı olabilir…
Önce kavram arayışının nedenlerine bakalım: “24 Nisan 2016’da Cinsel Şiddet Kavram Tartışmaları’nın ilkinde, cinsel şiddetin faillerine ve cinsel şiddete maruz bırakılanlara yönelik kullanılan çeşitli kavramları tartıştık. Bu kavramların hangilerinin mitleri yeniden ürettiği, hangilerinin güçlendirici bir dili desteklediği, hangilerinin mağdurlaştırıcı dili üreterek bir kimlik gibi üzerimize giydirdiği üzerine verimli bir tartışma yürüttük. Çok kullanılan ‘kurban’, ‘mağdur’ gibi cinsel şiddet deneyimi yaşatılmış bireyi güçsüzleştiren ve çaresizlik hissi veren kelimeler yerine, İngilizcedeki ‘survivor’ kavramından Türkçeye uyarladığımız ‘hayatta kalan’ kelimesini kullanmayı önemsiyoruz.”
Bağlantıdan tartışmaları inceleyenlerin göreceği üzere, ilgilisine kullanım kolaylığı sağlayacak şekilde adeta ‘hap gibi’ hazırlanmış maddelerden bir tanesi, bu yazının konusuyla çok ilgili:
-Cinsel şiddet kurbanı yerine cinsel şiddetten HAYATTA KALAN’ı kullan. Saldırgan, pedofil, sapık yerine FAİL kelimesini kullan. Hayatta kalanları aşağılayan, suçlayan, aciz kılan ve utandıran dilden uzak dur.
Hayatta karşılaşacağımız en zor işlerden birisi dilimizi değiştirmek. Ancak başarabildiğimiz takdirde suçla mücadeleyi yarı yarıya başarmış olacağımız gerçeği bizi ‘ağzı olan konuşuyor’ tavrından uzak tutabilir. Böylesi kolaycılık yerine ‘boğaz dokuz boğum, dokuz kere düşün sonra söyle’ şeklindeki kadim tavsiye uyarınca dilimize ayar vermek elimizde.
Türkiye kamuoyu A. A’nın hikayesine yabancı değil. Yaklaşık bir yıl önce 13 Ocak 2018’de Melis Alphan yazmıştı. Öğretmenleri, “Dava açarsak yetiştirme yurduna gidersin. 18 yaşında yurttan çıkınca gidecek yerin mi var?” diyerek çocuğu korumadı… Adam üç ay mahcup gezdi, herkesi pişman olduğuna inandırdı. İki ay namaz kılınca babaanne de inandı. Ama olayın üstünden üç ay geçmeden, A.A. ’ya karşı psikolojik ve fiziksel şiddeti yeniden başladı…”
Melis Alphan bu satırlarla olayı köşesine taşıdığı sıralarda A., kendisine yaşatılan şiddeti yargıya taşımış, babası Şenol Barut hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Çeteleşen ailenin suçu örtbas etme çabasına rağmen, çocukluk yıllarında uğratıldığı bu şiddetten kurtulmak için susmamıştı zaten. Anne, babaanne, hala, amca, teyze dahil aile büyükleri destek vermek yerine susturmaya kalkışınca öğretmenlerinden yardım ummuştu. Ailesinden görmediği desteği, bir çocuk için tek sosyal çevre olan okulda aradığı zaman da hüsrana uğradı. Müdür ve öğretmenler, çocuğu şiddetten kurtarmak için atılması gereken adımlardan habersiz değillerdi ama hukuka, adalete güvenerek sorumluluklarını yerine getirmeyi değil “mahalle baskısının” körelttiği geleneksel yaklaşımı seçtikleri anlaşılıyor.
A.A., 17 yaşına geldiğinde öğretmenlerinden birisi, şiddetle mücadele yöntemlerinden “susma bağır” ilkesi uyarınca faili ifşa etmesini öneriyor. Ancak bu yolla, anne ve kardeş şiddete tanık olduktan sonra sonlanıyor babanın cinsel istismarı.
Eğitimini tamamlayıp meslek sahibi olarak çalışmaya başladıktan bir süre sonra suç duyurusunda bulunmak için güç topluyor. Tabii kolay bir karar değil. Aile ve sosyal çevrenin yalnızlaştırma çabası, suç duyurusunda bulunma niyetini geri çekmek yönünde işliyor yine. Fakat uğratıldığı cinsel şiddetin yol açtığı çocukluk travmasının, yetişkin yaşamında da hayatını esir almasına izin vermemek için sosyal çevresinde yine yalnızlaştırılmasına rağmen eşinin desteğiyle yargıya başvurmaktan çekinmiyor.
Fakat bu sefer de yargının sesini duymadığını görünce akla gelebilecek her yöntemle davasının kabulü için uğraşmak zorunda kalıyor. Aylar boyunca dilekçesinin bekletildiğini CİMER’e yazdığında verilen cevap, “yargı bağımsızlığı” olmuş. Fakat bu bağımsız yargı ne hikmetse Melis Alphan’ın köşe yazısı yayınlandıktan sadece bir gün sonra “CİMER başvurunuz sonuçlandı” ibaresiyle yargı aşamasının başladığı bilgisini iletiyor A. A’ya.
Davanın başlamasıyla her şey bitmiyor tabii, daha pek çok sorun yaşatılıyor yargı eliyle. Örneğin savcılık makamının çocuklukta yaşatılan cinsel istismar taciz olarak dosyada geçmesine rağmen iki çocuklu yetişkin kadını, iddianame yazma aşamasında bekaret kontrolüne gönderiyor. Fail, müşteki için akıl sağlığı şüphesi iddia ettiği için akıl sağlığının kontrolüne sevk edilirken de savcılık makamı hangi hastanenin adli rapor düzenleme yetkisi olduğundan habersiz görünüyor. Alakasız hastanelere sevk ettikten sonra müştekiye yetkili hastaneyi bulup kendisine bildirmesi “görevi” yüklüyor.
A. A., babasının yargı aşamasında kendisini rahatsız etmesini önlemek için adres ve iletişim bilgilerini gizlediği halde duruşmada hakim, sanık önünde müşteki ve tanıkların kimlik, adres ve iletişim bilgilerini tek tek soruyor. Sanık avukatının dahi etik gereği dosyada yer alan bu bilgileri sanıktan gizlemesi gerektiği halde, duruşma hakimi, gizli kalması gerekenlerin duruşma salonunda açıklanmasına yol açıyor. Yetmiyor, karar dava açıldığı tarihte geçerli olan kanun maddesine göre değil, suçun işlendiği tarihlerde geçerli olan eski maddeye göre veriliyor ve fail 13 yıl 6 ay cezaya çarptırılıyor. Üstelik iddianamede yer alan “hürriyetinden yoksun kılma” suçundan beraat veriyor, faille aynı evde yaşadığı gerekçesiyle. Bir çocuk babasının evinden ayrılıp bir başka evde yaşama özgürlüğüne sahipmiş gibi. Dosyada çocukken odasının kapısını kilitlemesine izin verilmediği, babası tarafından anahtarın saklandığı, hatta kendi başına taktığı sürgü kilidin bile fail baba tarafından kırıldığı bilgileri yer aldığı halde.
Yine de, anne ve diğer akrabalar sustuğu halde kardeşi, lehine tanıklık yaptığı için karar A.A. lehine çıkıyor ve failin suçu sabit bulunuyor.
Şöyle bir çırpıda yazarken bile hafakanlara yol açan tüm bu engelleri düşününce, A.’nın direncine hayran kalıyor, ne denli güçlü bir kadın olduğunu anlıyoruz. Mahkeme, dava aşamasında askerde olan kardeşinin tanıklığı öncesinde fail baba tarafından kardeşe yazılan mektubu da dikkate almamış. Tanıklık yapmasını önlemek için oğluna “evlendirme, ev, araba alma” vaatlerinin yazılı olduğu mektubu bile “suçu itiraf etmiş değil” gerekçesiyle delil saymamış. Asker mektubunun okunduğunu fail biliyor ama anlaşılan hakim habersiz ki babadan oğula rüşvet teklifini davayla ilgisiz bulabilmiş.
Şimdi dosya aylardır istinaf mahkemesinde sıra bekliyor. Tüm güçlükleri aşarak bu aşamaya gelebilmiş A.A., şimdilerde kazandığı davaya sevinebilecek durumda değil maalesef. Çünkü istinaf aşamasında tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş. Kaç ay, kaç yıl süreceği belirsiz bu istinaf aşamasında fail, elini kolunu sallayarak geziyor.
Telefon görüşmemizde kulağımdaki o güçlü kadın sesi, bir perde daha yükseliyor, söz tutuksuz yargılamaya geldiğinde şöyle diyor: “Hiçbir düğüne, sünnete gitme fırsatını kaçırmadan herkese sürekli suçsuz olduğu için serbest bırakıldığını söylüyor. Çocukluğumda ailem, okulum yalnız bıraktı. Şimdi istinaf aşaması, tutuksuz yargılama yoluyla sosyal çevremde failin beni bir kere daha yalnızlaştırmasına fırsat veriyor.”
Çocuğa yönelik cinsel istismar faillerinin tutuksuz yargılanmasının yol açtığı toplumsal riski dikkate almayan yargı, cinsel şiddetten hayatta kalanın mücadelesini sekteye uğrattığını da önemsemiyor. Her şeye rağmen direnen A. A.’nın başarı öyküsünden bize kalansa, bu ülkede toplumsal tepki oluşmadan hiçbir kurum ve yetkilinin görevini layıkıyla yerine getirmediği bilinciyle reflekslerimizi güçlü tutmayı hatırlamak olmalı. Biz tepki verdiğimizde siyaset, yargı harekete geçiyor. Emine Bulut, Şule Çet gibi pek çok örneğini yaşadık, biliyorsunuz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları

















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025