Cemil KOÇAK
Belki garip gelecek ama, Dörtlü Önerge sunulduğunda basının bu gelişmeyi kamuoyuna duyurmasına gerek görülmemiş, yani izin verilmemişti. Önergeden kimsenin haberi yoktu.
Kısaca tarihte başlangıç noktası ile varış noktası farklı olan pek çok süreç görürüz. DP’nin kuruluş öyküsünün ayrılmaz bir parçası olan ve siyasî literatürümüzde Dörtlü Önerge (Takrir) olarak bilinen sürecin de benzer âkıbeti paylaştığını biliyor muyuz?
DP’nin müstakbel kurucularının 7 Haziran 1945 tarihli dörtlü önergesini kim hatırlamaz? CHP Meclis Grubu’nca tartışılması istenen talepler, bazen sanıldığının aksine, bir muhalefet partisinin kuruluşunu değil de, CHP içinde bir iktidar değişimini amaçlıyordu. Yaklaşık altı ay sonra yeni bir partinin kurucusu olacak olan heyet, bu önergede parti iktidarının değiştirilmesini ve yeni politikayı uygulayacak grup olarak kendilerinin parti yönetimine alınmasını gündeme getirmişti. Öykünün çıkış noktası, paradoksal bir şekilde, dörtlerin CHP yönetimine gelme isteğiydi.
Önergenin ilk isteği milli hakimiyet
Dörtler, önergelerinde, CHP’nin kuruluşundan bu yana esas ilkesinin demokrasi olduğunu hatırlatıyorlardı. Atatürk adının özellikle vurgulanması da dikkati çeken bir başka noktaydı. Önergeye göre, Atatürk’ün ideali demokratik bir rejim yaratmaktı. Ancak buna imkân bulamamıştı. Nitekim Cumhuriyetin kuruluşunda da demokratik ruh esas tutulmuştu. Nedense Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası tecrübesinden hiç söz edilmiyordu. Bunun yerine daha ılımlı bir örnek olan SCF deneyiminden söz etmek belki de daha uygun görülmüştü.
Diğer yandan, İnönü dönemi de ihmal edilmemiş ve milletvekili genel seçiminde bağımsız aday gösterilmiş olmasına da gereken önem verilmişti. Oysa konunun abartıldığı da gözden kaçmıyordu. Çünkü bağımsız milletvekili adayları da nihayet CHP aday listesinde yer alıyorlardı. İnönü dönemine bir atıfta daha bulunuluyor ve savaş yıllarının pek doğal olarak “siyasî hürriyetleri bir kat daha tahdide sebep” olduğu belirtiliyordu. “Bu suretle Teşkilâtı Esasîye Kanunu’nun demokratik ruhundan biraz daha uzaklaşılmıştı.” İnönü döneminde oluşturulan CHP Müstakil Grubu da zikredilerek, bu organın da beklenen sonuca ulaşamadığına işaret edilmişti. İnönü’nün de “demokratik ülküleri taşıdığından şüphe” edilemezdi. Halkın yüksek siyasî bilincine işaret ediliyor ve siyasî özgürlüklere ilişkin bilinç seviyesinin son yirmi yılda bir hayli yükseldiğine dikkat çekiliyordu.
Önergede üç temel istek vardı. İlk istek, “millî hâkimiyet”in fiilen gerçekleşmesini sağlamak üzere özgür meclis çalışması ve denetimiydi. Bu, üzerinde herhangi bir tartışma açılmayan anayasanın demokratik ruhuna hem bir geri dönüş olacaktı, hem de anayasanın uygulanmasını sağlayacaktı. İkinci istek, “siyasî hak ve hürriyetler”in genişçe kullanılması imkânıydı. Üçüncü istek de, parti örgütünde ve faaliyetlerinde aynı görüşler doğrultusunda yeni bir organizasyondu. Bütün bunların önerilmesinde, İnönü’nün 19 Mayıs konuşmasının itici gücü de özellikle vurgulanmıştı.
Metni imzalamak istemeyince dışlandı
Samet Ağaoğlu, anılarında önergeyi CHP eski milletvekili Refik Şevket İnce’nin de imzalamak istediğini, ancak Refik Koraltan ile Fuat Köprülü’nün bu öneriyi İnce’nin milletvekili olmadığı gerekçesiyle kabul etmediklerini de hatırlatıyor. Metin Toker de İnce’nin milletvekili olmadığı için önergeye imza atamadığını belirtiyor. Toker’e göre, İnce “dörtler”dendi. Bizzat Celâl Bayar da bu durumu teyit edecektir. Refik Şevket İnce, Atatürk döneminde milletvekilliği ve bakanlık yapmıştı. İnce’nin kısa bir süre önce Yeni Asır gazetesinde yayınlanan yazısı hatırlanacak olursa, bu girişimin içinde yer almak istemesi doğal görünüyor. İnce’nin talebine rağmen önergenin dışında tutulması, önergenin açık muhalefet deklarasyonu olarak görülmediğini, aksine bir parti içi mesele olarak algılandığını da hissettiriyor.
Toker’e göre, CHP içinde önde gelen muhaliflerden Hikmet Bayur, metni imzalamakta tereddüt edince dışlanmıştı. Cumhuriyet gazetesi, birkaç yıl sonra muhalefet partisi içinde başgösterecek olan anlaşmazlıklar ve çatışmalar sırasında, Bayur’un önergeyi imza etmekten kaçınmasını yeniden hatırlatmak ihtiyacını duyacaktır. Gazetenin haberine göre, önerge Bayur’a iletilmiş ve Bayur da önergeyi incelemek için zamana ihtiyacı olduğunu belirtmişti. Bunun üzerine Bayur’un önergeyi hemen ertesi günü imza etmesi istenmiş, Bayur ise metni inceledikten sonra belki imza edebileceğini belirtmişti. Köprülü, imzanın hemen atılmasında direnmiş ve Bayur da bundan çekinmişti. Bayur, konuyla ilgili toplantılara da katılmamıştı. Bayur’un imzasının önergede bulunması muhtemelen hiçkimseyi şaşırtmazdı. Bayur’un muhalif kimliği hatırlanacak olursa, bu girişime katılması doğaldı. Fakat onun “dörtler”le ilişkisi, bir grup yakınlığı değildi ve önergenin dışında tutulması da, bu yaklaşımının doğrudan bir sonucu olmalıdır.
Ağaoğlu’na göre, önergenin sunuluşu sırasında Menderes’in “ilk düşüncesi, belki de sadece” CHP “içinde yeni bir havayı kuvvetle estirmekti.” Ağaoğlu, bir başka kitabında şöyle yazıyor: “Vardığım sonuca göre”, CHP “içinde murakabeyi kuvvetlendirmek, anayasanın yalnız şekil olarak değil, ruh ve mana olarak da uygulanmasını önce bu yoldan sağlamak, ilk akla gelen tedbir olmuştur. Dörtlü Takrir, bu düşüncenin eseri olarak meydana çıkıyor.” Abdi İpekçi’nin bir gazete sohbetinde, “aslında bir yeni parti kurma düşünceniz yok muydu, o zaman?” şeklindeki sorusunu, Bayar şöyle yanıtlayacaktır: “O vakit yoktu... Ben kendi hesabıma söylüyorum. Diğer arkadaşlar hesabına söyleyemem.” CHP’yi “normal bir parti hâline getirmek için mücadele edecektik, parti içinde.”
Bayar, yine aynı paralelde şunları da söyleyecektir: “Çok partili sisteme gitmeden önce de, tek-parti içinde yapılabilecek bazı demokratik denemeler, düzeltmeler vardı. CHP içinde bazı kimseler bunun vaktinin geldiğine inanıyorlardı. Ben de buna inanlardan biri idim.” Celâl Bayar, Nazlı Ilıcak’a da, “[Dördümüz, Cumhuriyet] Halk Partisi içinde bir ıslâhat yapmanın lüzumuna inanıyorduk” diyecektir. Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu da aynı kanıdadır. Karaosmanoğlu’na göre, girişim “kendi içinde bir ıslâh, bir reform” amacı taşıyordu. Tıpkı Toker’in dediği gibi: “Gerçi bugün dahi ‘Dörtlü Takrir’in dört imza sahibinden hayatta bulunanlar, o günkü gayelerinin, ‘parti [CHP] içinde reform’dan ileri olmadığını söylemektedirler. (...) Ve ancak takrirleri reddedildiğinde, ‘başka alternatifler’i düşündüklerini ileri sürmektedirler.”
Vesayetçi ideoloji
Önerge gerek CHP içinde ve gerekse siyasî sistemde şeflik geleneğini sona erdirmek yolunda atılmış bir adımdı. Yeni dönemin hemen başlangıcında, “yeni” siyasî kadrolar, bu hizmet için yönetime adeta kendilerini öneriyorlardı. Önergenin parti içi mesele olarak görüldüğü ve dörtlerin bu aşamada henüz ve sadece parti içi mücadeleyi gündeme getirdikleri açıktır. Haziran ayı başında yeni bir parti, “ikinci parti” kurma düşüncesi muhtemelen hiç kimsenin aklının ucundan dahi geçmiyordu. Amaç, yeni bir dönemin eşiğinde, gerek parti içinde ve gerekse siyasî sistemde bir yönetim değişikliğinin gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğu bu kritik anda, yeni dönemi temsil edebilecek nitelikte “yeni” bir siyasî kadronun suyun üzerine çıkabilmesinin sağlanmasıydı.
Önergenin CHP’nin tek-parti yönetimini ve
sayetçi tek-parti rejimi olarak tanımlayan teorisinin resmî planda ilk kez dile getirilmesi şeklinde ele alınması da mümkündür. Buradaki paradoks ise şudur: İleride CHP’nin tek-parti dönemini diktatörlük olarak suçlayacak olan muhalefet grubu, henüz bu aşamada, partilerinin ve yönetimlerinin tarihini değerlendirmekte ve yorumlamakta farklı bir temele yaslanmayı tercih etmişti ve bunun sonucunda da, partinin ileride resmî görüşünü oluşturacak olan vesayetçi tek-parti rejimi teorisi savunusunu kaleme alarak, resmen deklare etmişti.
“Dörtler”in muhalefetinin siyasî meşruluğunun bulunması gerekiyordu. Vesayetçi tek-parti rejimi teorisi kendiliğinden bu meşru temeli yaratan gerekçe olarak ortaya çıkıyor ve her bakımdan ve her yönden herkesin siyasî pozisyonunu güçlendiren bir yaklaşımı içeriyordu. Şu nedenle: Tek-parti iktidarına geçmişini yeniden yorumlama ve değerlendirme imkânı sağlıyor ve bu kritik aşamada rejimin dönüşümünü meşru ve tarihsel bir siyasî temele oturtmayı başarıyordu. Tek-parti iktidarını siyasî ve tarihî temelde beraat ettiriyor ve rejimin dönüşümü için gerekli olan ideolojik meşruluk alanını yaratıyordu. Geçmişe de haklı ve meşru bir bakış açısı kazandırıyordu. İktidar açısından hem geçmişe ilişkin siyasî sorumluluklarından kaçınmayı ve hem de yeni rejime geçişin siyasî elâstikiyetini ve meşru ideolojik ve siyasî zeminini kazanmayı mümkün kılıyordu. Muhalefet açısından ise, tek-parti iktidarının siyasî geçmişini temize çıkarmak bakımından ilk bakışta olumsuz bir yaklaşımın ürünü olarak görülebilirdi. Fakat muhalefeti oluşturan siyasî kadroların tek-parti yönetiminin siyasî sorumluluklarına katıldıkları hatırlanacak olursa, bu takdirde bu türden bir yaklaşımın muhalefet açısından da yararlı ve gerekli olduğunu kabul etmek gerekir. Belki de tek şaşırtıcı olan husus, teorinin iktidarca değil de, muhalefetçe icat edilmesidir! Lâkin iktidarın da bu teoriye iltifat etmesi için çok zaman geçmeyecektir.
Önergenin âkıbetini 13 Haziran tarihli gazetelerden öğrenmek mümkündür. Önerge 12 Haziran’da CHP Meclis Grubu’nda görüşülmüş ve reddedilmişti. Kamuoyunda ve basında ise önergenin içeriğinden ve metninden haberdar olmak hâlâ mümkün değildi. Basında yapılan resmî açıklamada, sadece bir önergeden söz ediliyor ve kısa açıklama ile birlikte önergenin reddine ilişkin bilgi veriliyordu.
Meraklısı için açıklama
ÖNERGENİN metni pek çok kaynakta bulunmaktadır. Lâkin metinde bir kelime değişikliği de söz konusudur: Elimizde bulunan orijinal bir metinde bir kelimenin farklı olduğu görülüyor: “Millî hâkimiyetin en tabiî neticesi ve aynı zamanda dayanağı olan meclis murakabesini anayasamızın yalnız şekline değil ruhuna da tamamiyle uygun olarak tecellisini sağlayacak tedbirlerin alınması” cümlesinin son kelimesi pek çok kaynakta “aranması” şeklinde yer almaktadır; bu kelime çok daha geniş ve ılımlı bir siyasal ifade taşımakta iken; “alınması” kelimesi çok daha sert ve kesin bir istikâmeti göstermektedir. Elimdeki metinde ikinci kelime kullanılmıştır. Buradan hareketle, Dörtlü Önerge sahiplerinin siyasî istikâmetlerini ne ölçüde tayin ettikleri, tercih ettikleri üslûpla da yakından alâkadardır. Bu kelimenin hangi aşamada değiştirilmiş olduğunu saptayamadım. Elimizde bulunan daktilo edilmiş önerge metni, CHP Meclis Grubu’na sunulan orijinal metin midir sorusuna kesin bir yanıt vermek mümkün değilse de, en azından metnin bir aşamasında kelime değişikliği yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan metnin son halinde hangi kelimenin tercih edildiğini kesin olarak belirtmem mümkün değildir. Dörtlü Önerge”nin orijinal bir metni Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü kataloğunda bulunmakta olup, katalog numarası: 030 10/53 315 4’dür.
Okuma parçaları
Yakın zaman önce yayınlanan İkinci Parti kitabımda 1945 yılındaki gelişmeleri bütün ayrıntıları ile ve genişçe anlattım. Serinin devamını da hazırladım; yakında yeni cildi de baskıya vereceğim. Rıfkı Salim Burçak’ın Türkiye’de Demokrasiye Geçiş kitabı klasik metinlerden biridir; tıpkı Mahmut Goloğlu’nun Demokrasiye Geçiş kitabı gibi. Ne var ki, kendi kitabımda bu kitapların isimlerini dahi eleştirdiğimi hatırlatmalıyım. Ben kitabımda dönemi “iki partili siyasî sistemin kuruluş yılları” olarak isimlendirdim. Demokrasi kelimesini hiç kullanmadım. Nilgün Gürkan’ın Türkiye’de Demokrasiye Geçişte Basının Rolü kitabı dönemin basınının siyasal gelişmeler karşısındaki tutumunu aksettirmesi bakımından yararlıdır. Süleyman İnan’ın Muhalefet Yıllarında Adnan Menderes kitabı da dönemin muhalefetini yakından tanımamıza yardımcı olmaktadır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları


















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016