Halil BERKTAY
[27-28 Haziran 2020] Oral Çalışlar’ın 29 Mayıs’taki “Fatih modern bir imparator, Osmanlı modern bir imparatorluktu” yazısı ve bilhassa başlığından hareketle başladığım bu mini-dizide, şimdiye kadar “feodalite” veya “feodalizm” deyimlerini hiç kullanmadım. Bilhassa kullanmadım. Bunun yerine, paraya (likiditeye) dayalı devletin karşılığı ve alternatifi olarak fiyefe (timara) dayalı devlet ifadesini tercih ettim. Çünkü daha genel, daha evrensel. Farklı tarihsel dönemler ve coğrafyalarda ortaya çıkabilecek (nitekim fiilen de çıkmış) fiyefe dayalı devlet tipleri veya fiyef dağıtım sistemlerinin hepsini, bu en temel yapıtaşları, strüktürel ortak paydaları itibariyle tek bir çatı altında topluyor. Fakat aynılaştırmıyor, özdeşleştirmiyor. Tek ve dar bir kompartımana tıkmıyor. Tersine, bir cins (genus) içinde birleştirirken, aynı zamanda farklı türlere (species) ayrıştırmanın ve bir dizi alt-kompartıman oluşturmanın da teorik ve analitik kapısını aralıyor.
Özellikle üçüncü yazımda, bunun nasıl yapılabileceğini biraz göstermeye çalıştım. Mısır, Mezopotamya, İran, Çin, Hindistan… sonra Bizans, Ortaçağ Avrupası, klasik İslâm diyarları, Selçuklular, Haçlı krallıkları, nihayet Osmanlılar… hepsi hem benzer hem biraz farklı geleneksel tarım toplumları demek. Ortak bir maddî-teknolojik eşiğe oturuyor, ama bu eşiğin kuşattığı ayrı ayrı kültür daireleri üzerinde yükseliyorlar. Kimisi çok erken kimisi daha geç. Kimisi fiyefe dayalı devleti sıfırdan, deneye yanıla icat ediyor; kimisi kendinden önce aynı veya komşu coğrafyalarda mevcut modellerden yararlanıyor. Kimisinin hemen hiç parası (likiditesi) yok; kimisinin biraz var ve fiyef dağıtımı dışında paralı bir hassa ordusu beslemeye de yarıyor. Dolayısıyla ikinci karakteristikleri az buçuk farklı fiyef sistemleri kuruluyor. Bazılarında fiyef (timar) veren merkezin görece güçlü kaldığı, bazılarında ise fiyef (timar) alanların çok güçlendiği, kâh nisbeten merkeziyetçi kâh nisbeten ademi merkeziyetçi iktidar biçimlenmeleri (power configurations) ortaya çıkıyor.
Bunun nedeni, nakit maaş ödemek ile “maaş yerine” fiyef veya timar vermenin aynı şey olmaması. Nakit maaş ödemenin mümkün olmadığı bazı tarihsel (maddî-teknik) koşullar, devletleri “nakit maaş yerine geçen” (Marc Bloch: as a substitute for a cash salary) hizmet koşullu toprak-vergi tevcihleri dağıtmaya zorluyor. Fakat biri diğerinin ikamesi olsa da, bir adım ötede çok farklı sonuçlar doğuruyor. Yönetmek, hükmetmek, bir devlet çekirdeği kurmak, mekânla kaim. İnsanlar toprağa yayılmış halde yaşıyor. İktidar araziyle mümkün oluyor; sınırları çizilmiş bir teritoryalite üzerinde vücut buluyor. Herhangi bir eyalet yöneticinize, vali veya kaymakamınıza nakit maaş ödediğinizde, tabii o parayla da kendine taraftar toplaması mümkün. Ama o çekin veya para kesesinin “üzerinde” bir iktidar alanı peydahlaması mümkün değil. Buna karşılık, al buraların vergisini sen topla diye 3-5-10-100 köyü kapsayan bir fiyef veya timar tevcih ettiğinizde, doğrudan doğruya bir iktidar alanı vermiş, içinden o fiyef/timar birimini çıkardığınız makro-devletin bir mikrokozmosunu bahşetmiş oluyorsunuz. Bu da büyük bir tehlikeyi barındırıyor. Neredeyse alt-devletleşmeye davetiye çıkarmak anlamına geliyor.
Çünkü fiyef dağıtmayı kaçınılmaz kılan aynı pre-modern koşullar — yani (a) para ekonomisinin gelişmemişliği ve (b) ulaşım-iletişim teknolojisinin geriliği — bir kere fiyef dağıtımı başladıktan sonra, merkezin (kralın, hanın, sultanın, imparatorun) fiyef verdiği üst sınıf mensuplarını kontrol altında tutmasını da çok zorlaştırır, neredeyse imkânsız hale getirir. O çağlarda, payitahttan 50-100-200 kilometre uzaklaştığınızda, artık başka başka dünyalar söz konusu. Osmanlı ordusunun günlük yürüyüş hızı (Macar askerî tarihçilerinin hesaplarına göre) ortalama 15 kilometre. İstanbul-Belgrad arası yaklaşık 950 kilometre. Başka bir deyişle, Orta Avrupa seferlerinde sadece Tuna kıyısına varmak iki ay sürüyor. Sonrasında Budapeşte gene 900 küsur, Viyana artı 600 kilometre. Hemen ekleyeyim ki bu maddî zeminde anlaşılması zor olan, Osmanlının neden sonunda Macaristan’dan çekildiği değildir. Asıl inanılmaz gelen, oralarda, efektif eylem yarıçapının neredeyse dış limitinde, yaklaşık 150 yıl (1526-1683) tutunabilmesidir. Bunun da temelinde, Avrupa devletlerinin göreli güçsüzlüğü ve bölünmüşlüğü yatıyordu.
Geçelim, asıl konumuz bu değil. Asıl konumuz, zamanına göre bu kadar büyük mesafeler ve bu kadar geniş topraklar üzerinde, bir kere fiyef/timar dağıtmaya girdiğinizde, kral veya sultan olarak sizin, hakim sınıfınızın diğer mensuplarıyla ilişkinizin bundan sonra nasıl bir şekil alacağı. Sonuçta mekân bağışlıyorsunuz, insan ve toprak bağışlıyorsunuz, iktidar bağışlıyorsunuz. Ancak, diyorsunuz, özel ve mevrus mülk olarak vermiyorum; hizmet karşılığı, koşullu olarak veriyorum. Yapmazlarsa geri alırım. Ama pratikte o kadar kolay değil bu. Nakit maaş yerine bu yolla ödüllendirdikleriniz, mutlaka özelleştirmek ve ırsîleştirmek isteyecek, timar veya fiyeflerini. İlk tevcih koşullarını zamanla unutturup, bu bize mevrus mülk olarak verilmişti diyecekler. Babadan kalma miras niyetine, aile içinde bir kuşaktan diğerine müdahalesiz devretmeye çalışacaklar. Siz ise önlemeye, bloke etmeye çalışacaksınız bu özelleştirme ve ırsîleştirme (privatization and hereditization) potansiyelini. Hanedanın başı olarak, ülkenin ve toprağın son tahlilde yalnız size ait olduğunda ısrar edeceksiniz. Sürekli bir gerilim doğacak, bu merkezcil ve merkezkaç eğilimler arasında. Belki sarkaç kâh bu uca, kâh diğer uca salınacak. Karşılıklı bir halat çekme mücadelesi gibi düşünün. Sonunda iktidarın merkez ile çeper (taşra) arasındaki dağılımı biraz farklı “yerel” kılıklara bürünebilecek.
Bu da bizi bir kere daha, Ortaçağın şafağındaki Avrupa ile yedi sekiz yüzyıl sonraki Osmanlı örneklerine getiriyor. Roma’nın yıkılışına hayıflanan tarihçilerin uzun süre “barbar” diye adlandırdığı ilk Germen krallıklarını, bu arada özellikle Frankların Merovenj hanedanı ile sonrasındaki Karolenj İmparatorluğu’nu ve 9. yüzyılda parçalanmasından doğan “vâris devletleri” (ilk Fransa ve Almanya çekirdeklerini), üçüncü yazımda ve yukarıda sunmaya çalıştığım analitik çerçeveye yerleştirirsek, “zaaf”ları ve yol açtığı “hatâ”lar çok açık gözüküyor. Devlet kurma konusunda hiçbir tecrübe birikimleri yoktu; çevrelerinde örnek alabilecekleri başka hiçbir fiyefe dayalı devlet modeli mevcut değildi; nakit vergi toplama ve harcama olanakları neredeyse sıfırdı. Bu koşullarda, çok erken bir aşamadan itibaren fazlasıyla bonkör davrandı Germen ve bilhassa Frank kralları. Sıkı sıkıya hizmet koşuluna bağlanmamış bol bol mülk-fiyef bahşettiler (Latince adıyla, feodum değil beneficium), önde gelen lordları ve savaşçılarına. Hem, kendilerine yeterince “kral toprağı” alıkoymadılar. Hem de dağıttıkları fiyeflerin hızla özelleştirilmesi ve ırsîleştirilmesine çanak tuttular. Böylece hızla, hemen birkaç yüzyıl içinde, toprağa kök salmış ırsî bir soyluluk doğdu. Kralla aralarındaki ilişki, bir tâyin (atama) ilişkisi yerine, bir ittifak ve bağıtsal vasallık (contractual vassalage) ilişkisi biçiminde gelişti (bkz yukarıdaki başlık resminde gösterilen, sadakat yemini etme, şövalyelik bahşetme ve kılıç kuşandırma sahnesi). Merkezin (kralların) görece zayıf, taşranın veya çeperin (büyük derebeylerinin) aşırı güçlü olduğu bir iktidar şekillenmesi (power configuration) oluştu.
Peki, bunun “feodalizm” konsepti ve sorunsalıyla ilişkisi ne? Çok basit: modern üniversite sisteminin kurulduğu, her bir disiplinin ayrı bir bölüm (department) halinde örgütlendiği, yeni sosyal bilimlerin de “bilim” statüsüne ulaştığı, öte yandan 2500 yıldır ayrı bir uğraşı ve bilgi alanı olarak varlığını sürdüren Tarih mesleğinin de yeniden tanımlandığı ve akademik bir disiplin olarak sistematize edilip kurumlaştığı 19. yüzyılda… Avrupalı tarihçiler sırf Avrupa’nın modernite öncesi geçmişine baktıklarında, işte bu görece ademi merkeziyetçi iktidar konfigürasyonunu buldular karşılarında. İkincil özelliklerinin ne kadar Avrupa’ya özgü olduğu üzerinde zerrece kafa yormaksızın; (bugün sözünü edebildiğimiz, faraza benim sıraladığım) diğer geleneksel tarım toplumları ve fiyefe dayalı devlet örnekleriyle de karşılaştırmaksızın (zira buna elverişli bilgileri de, zihinsel ufukları da yoktu), Avrupa Ortaçağının âdetâ eksiksiz bir fotoğrafını çekip adına feodalite veya feodalizm dediler.
Tersten söylersek, “feodalizm” neydi? Buydu işte; Avrupa Ortaçağıydı; Avrupa Ortaçağının tıpkısının aynısıydı. Ampirik bir realite, kestirmeden, bire bir, teorik bir kategoriye dönüştürülmüştü. Peki, ötekiler, yani az buçuk benzerleri ne oluyordu o zaman? Onlara ne denecekti? İşte bu sorunun, 19. yüzyıl Avrupa düşüncesi üzerinde de, 20. yüzyıl Osmanlı tarihçiliği üzerinde de çok derin etkileri oldu. Olumsuz etkileri oldu. Uzun süre, 1/0, ak-kara, ya biri ya diğeri, feodal mi değil mi ikileminin (metafiziğinin, diyelim) dışına çıkılamadı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları



















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024