Neşe Düzel
“Önce Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Halide Edip gibi siyasi muhalefet tasfiye edildi. Kürt ve sosyalist muhalefet etkisizleştirildi. Sonra da toplumsal muhalefet bitirildi. Türk Kadınlar Birliği kapatıldı!”
“İsmini Kemal’den Kamal’a değiştirdiğinin farkında değiliz. Atatürk ismini Kemal’ken Kamal yapıyor. Bize tek bir harf değişiyormuş gibi geliyor ama bunun ötesinde bir tavır bu. Böylece Kemalizm Kamalizm oluyor.”
“Milli Mücadele’de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, İttihat ve Terakki örgütlenmesi üzerine kuruluyor. Sonra 1923’te Gazi Paşa, cemiyeti siyasi partiye çeviriyor Halk Fırkası’nı yani bugünkü CHP’yi kuruyor.”
***
NEDEN MEHMET Ö. ALKAN
Yakın tarih, en çok tartıştığımız konular arasında yer alıyor. Tartışmalarda yeri neredeyse futboldan sonra geliyor. Acaba neden bu toplumda yakın tarihle ilgili tartışmalar hiç bitmiyor? Her toplumda tarih bu kadar güncel bir konu mudur? Niye biz geçmişle bitmeyen bir hesaplaşma içindeyiz? Bu ülke görünürde çok hızlı değişiyor ama acaba temelde durmadan aynı geçmişi mi yaşıyor? O yüzden mi biz bugünü anlamak için geçmişteki iktidar odaklarını, güç kavgalarını, siyasi ilişkileri, devlet-toplum çatışmalarını anlamaya muhtaç durumdayız? Peki, yakın tarihimizi bütün gerçekleriyle öğrenebiliyor muyuz? Cumhuriyet tarihimiz hakkında bizden hâlâ gizlenen çok şey var mı? Niye en çok hâlâ Atatürk’ü tartışıyoruz? Atatürk hayattayken durum neydi? Ona en çok hangi konularda muhalefet edildi? Atatürk’ü eleştirmek ne zaman imkânsız hale geldi? M. Kemal’le birlikte Milli Mücadele’yi yapan ekiplere ne oldu? Onlar susturuldu mu? Hain diye suçlananlar gerçekten hain miydiler? Atatürk kendini nasıl tarif ediyordu? Siyasi hamlelerini nasıl planlıyordu? Atatürk’e rakip biri var mıydı? Ondan farklı düşünenlerin başına ne geliyordu? Atatürk’ün Kürtlerle ilişkisi neydi? Dine bakışı nasıldı? Türkiye Cumhuriyeti hangi geçmişi bugüne taşıdı? Hangi geçmişi yok etti, hangi geçmişin izinden gitti? Bütün bu konuları Türkiye’nin 19. yüzyıl başından günümüze kadarki siyasal ve toplumsal tarihi üzerine çalışan, araştırmalarını Cumhuriyet’in kuruluş dönemi üzerine yoğunlaştıran ve bu konuda yayınlar yapan tarihçi Doç. Dr. Mehmet Ö. Alkan ile konuştuk. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Tarih Ana Bilim Dalı Başkanı olan Mehmet Ö. Alkan, A Habertelevizyon kanalında tarihçi Cemil Koçak ve Hakan Erdem’le birlikte “Eski Defterler” adıyla haftalık tarih konuşmaları programı yapıyor.
***
NEŞE DÜZEL: Neden Türkiye’de yakın tarihle ilgili tartışmalar hiç bitmiyor?
MEHMET Ö. ALKAN: Hiç bitmiyor çünkü yakın tarihle ilgili tartıştığımız konuların ve dönemlerin hepsi aslında bugünle de ilgili sorunlar... Eğer biz bugün hâlâ Abdülhamit’in Kızıl Dultan mı yoksa Ulu Hakan mı olduğunu münakaşa ediyorsak... İttihat Terakki’yi, Cumhuriyet’in tek parti dönemini, Atatürk’ün ve İnönü’nün nasıl yöneticiler olduğunu tartışıyorsak... Biz o dönemleri ve o liderleri tartışırken, aslında o dönemlerin ve o kişilerin günümüzdeki uzantılarını ve onların çizgilerini benimseyenleri tartışıyoruz bugün.
Niye böyle dolaylı yoldan tartışıyoruz?
Çünkü 2011 yılında bu ülkede hâlâ iktidar mücadelesi bu tarihî kişilikler üzerinden meşrulaştırılıyor da ondan. Üzücü olan şu: Biz geçmişimizden bir türlü demokrasi doğuramıyoruz. Size 3 Kasım neyi hatırlatıyor? Şubat 1856? 23 Aralık? Peki, 19 Mart? 23 Temmuz? Peki, ya 31 Mart?
Sadece 31 Mart’ı söyleyebilirim. O da okullarda bize irticanın ayaklanması diye öğretildi.
Sadece 31 Mart’ı hatırlıyoruz çünkü resmî ideolojinin bizim neyi hatırlamayıp neyi hatırlamamızı istemesiyle ilgili bir konu bu... 3 Kasım 1839 Tanzimat Fermanı, Şubat 1856 Islahat Fermanı, 23 Aralık 1876 ilk anayasanın ilanı, 19 Mart 1876 ilk parlamentonun açılışı, 23 Temmuz 1908 Meşrutiyet’in ilanı önemli günler değil bizim için. 31 Mart önemli! Böyle öğrendik çünkü. Bir de şu var. Bizim bugün tartıştığımız hiçbir sorun aslında yeni de değil. 19. yüzyıldan beri süren sorunlar ve tartışmalar bütün bunlar.
Çok kimlilik, askerî vesayet, özerklik konuları yeni konular değil mi?
Hayır değil. Bunların hepsi Osmanlı modernleşmesi sürecinde ortaya çıkan sorunlar. Ermeni meselesinden kadın meselesine, milliyetçilikten cumhuriyet tartışmalarına, merkeziyetçilikten ademimerkeziyetçiliğe ve federasyona, laiklikten İslamcılığa, askerî vesayetten liberalliğe bu sorunların hiçbiri yeni değil.
Nasıl yeni değil?
Bu sorunların hepsi, 19. yüzyıldan beri tartışılıyor. “Din, toplumsal hayatta ne kadar yer almalı? Milli birlik bütünlük nasıl olmalı?” konularını biz 19. yüzyılda da tartışıyorduk, bugün de tartışıyoruz. Üstelik sadece tartıştığımız konular değil, bu konuların tarafları da yeni değil bu ülkede. Türkiye’deki kabaca ikili siyasi bir yapı var ve bu yapı 19. yüzyıldan beri devam ediyor.
19. yüzyıldan beri süregelen iki siyasi hat nedir?
Bir tarafta merkeziyetçi ve devletçi kesim var. Diğer tarafta da ademimerkeziyetçiler ve daha liberaller var. Merkeziyetçi kesim ise cumhuriyeti vurguluyor ve ülkeyi, atanmışların seçilmişlerden daha iyi yöneteceğini söylüyor. Bunlar, birlik, bütünlük, tek kimlik ve katı bir laiklikten yana duruyor. Ademimerkeziyetçiler ise daha demokrasi üzerine daha çok duruyor. Etnik kimlik yerine çoklu kimliği önemli görüyor, dinin kamusal alanda daha görünür olmasından yana duruyor ve liberal ekonomiyi öne çıkarıyor. İkinci Mahmut yeniçeriliği niye kaldırdı biliyor musunuz?
Niye kaldırdı?
Yeniçeri ordusunun profesyonel kısmı siyasete müdahale ediyordu da ondan kaldırdı. Ordunun siyasete müdahalesinden kurtulmak için yeniçeri ordusunu kaldırdı. Kendi başına hareket eden özerk bir ordu yerine, devlete yani padişaha tabi yeni bir ordu yaratmak istedi. Bunu da 1876 yılına dek büyük ölçüde başardı. Ama 1876’da Türkiye’de ilk askerî müdahalelerden biri oldu.
Askerî müdahale mi oldu?
Evet. Bu müdahaleler, iki padişahı birden yerinden etti. İlkinde Abdülaziz’i indirip Beşinci Murat’ı tahta çıkardılar. İkinci askerî müdahalede Beşinci Murat’ı da indirip yerine İkinci Abdülhamit’i getirdiler. Abdülhamit iki yıl bu ekiple çalıştı. Sonra o da Osmanlı-Rus Savaşı’nı yani 93 Harbi’ni bahane edip hem anayasayı askıya aldı hem de parlamentoyu kapattı. Darbe yapanların bir kısmını da yargıladı. Sonuçta, İkinci Meşrutiyet’e kadar (1908’e kadar) ordu, siyasi iktidara tabi olarak çalıştı.
İkinci Meşrutiyet’te tekrar askerî vesayet mi başladı?
İkinci Meşrutiyet’le İttihat Terakki öne çıktı ve onun içindeki askerî kanat partiye hâkim olmaya başladı. Özellikle 31 Mart olayından sonra asker-sivil ilişkisinde askerler lehine bir sayfa açıldı.
Bize resmî tarih 31 Mart Olayı’nı irticanın ayaklanması olarak anlatır. Öyle değil mi?
31 Mart gününe bakarsanız, hakikaten şeriat isteriz diye ayaklanmış bir kitle var ama... 31 Mart’la gelen sürecin arkaplanında başka bir şey daha var. O da, dönemin sosyalist, liberal ve muhafazakârlarının, İttihat Terakki iktidarının baskıcı uygulamalarına karşı gelişen tepkileri... 31 Mart 1909, işte bu muhalefeti hemen tasfiye etti. Sıkıyönetim ilan ederek, liberal, dinci ve Kürtçü muhalefeti denetim altına aldı ve asker siyasette tekrar etkili olmaya başladı.
Bu ülkede 19. yüzyıldan beri iki siyasi kanat var diyorsunuz. İttihat Terakki tam olarak neyi temsil ediyor?
İttihat Terakki Cemiyeti, 1889’da kuruluyor ve 1918’e kadar sürüyor. İmparatorluk’ta 30 yıl etkin oluyor. Ama şu var. İttihat Terakki, dönemlere göre farklı değerlendirilmesi gereken bir parti. Çünkü Abdülhamit’e karşı çıkan İttihat Terakki ile İkinci Meşrutiyet’in İttihat Terakkisi çok farklı. İlk döneminde çok liderli ve çok merkezli bir partiyken, anayasadan ve parlamentodan yanayken, 1908’den itibaren partinin içinde asker’i kanadın ağırlığı ve etkisi artıyor.
Devletçi, merkeziyetçi İttihat ve Terakki partisi, Cumhuriyet döneminde Cumhuriyet Halk Partisi mi oluyor?
Şöyle oluyor. Önce Milli Mücadele döneminde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, büyük ölçüde İttihat ve Terakki örgütlenmesi üzerine kuruluyorlar. Sonra 1923’te Gazi Paşa, “Ben bu cemiyeti siyasi partiye çevireceğim” diyor ve Halk Fırkası kuruluyor. Daha sonraları da adı dediğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi oluyor.
Cumhuriyet Halk Fırkası denen merkeziyetçi, devletçi hattın isimleri kimler?
Bu isimler, Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak, Celal Bayar... Cumhuriyet Halk Fırkası’nın karşısında da Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Adnan Adıvar gibi isimlerden oluşan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruluyor. Yani Milli Mücadele’nin lider kadrosu arasında bir ayrışma yaşanıyor. Diğer bir deyişle...
Evet...
Diğer bir deyişle, 19. yüzyıldan beri süregelen iki siyasi hat, daha Cumhuriyet’in başında ortaya çıkıyor. Bir tarafta daha cumhuriyetçiler, merkeziyetçiler ve dinin kamusal hayatın dışına itilmesini isteyenler... Öbür tarafta daha az devletçi ve merkeziyetçi olanlar. Katı bir laiklikten ve tek kimlikçilikten yana olmayanlar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılış gerekçesini hatırlayın...
Milli Mücadele kahramanı Kazım Karabekir’in partisi niye kapatıldı?
Aslında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın 1925’te İstiklal Mahkemesi tarafından kapatılma gerekçesi bu ülkede 2000’li yıllara dek süren parti kapatma gerekçesinin hemen hemen aynısıdır. Terakkiperver’in programında, “Bu parti dine hürmetkârdır” diye yazıyor. Bu ifade nedeniyle parti, dini siyasete alet etmekle suçlanıyor ve kapatılıyor. Ayrıca partinin Diyarbakır şubesi gibi Doğu şubelerinin Şeyh Sait İsyanı’yla ilişkisi kuruluyor.
Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı olan Kazım Karabekir’in partisi bölücülük ve dincilik yüzünden mi kapatılıyor?
Evet. Aynı şekilde 31 Mart Olayı’nda Derviş Vahdedi’nin partisi için de aynı gerekçe kullanılıyor. O da bölücülük ve dinin siyasete alet edilmesi gerekçesiyle kapatılıyor. Anlayacağınız, Türkiye’nin yakın tarihinde kurumlar ve siyasi aktörler değişiyor ama tartışmalar hep aynı kalıyor. Mesela 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruluyor. Onun da kendini feshetme gerekçesi aynı.
Bunun kapanma gerekçesi nedir?
Bir yanda İzmir’de şapkanın atılıp fesin giyilmesi, hilafete çağrı yapılması gibi gerekçeler öne sürülüyor. Diğer yanda da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın şemsiyesi altında Kürtçülerin, solcuların toplanmaya başlaması partinin bitmesine neden oluyor. 1960’ta darbe yapan ve Demokrat Parti’yi kapatan askerin gerekçesi ne? O da aynı. Bir, dinin siyasete alet edilmesi, iki Kürtçülük yapılması.
Demokrat Parti Kürtçülükle de mi suçlandı?
Şöyle... 1950-60 arasında Kürt ağalar en çok Demokrat Parti’yi desteklediler. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra DP ile olan ilgileri sebebiyle bu Kürt ağaların çoğu toplanıp önce Sivas’a, sonra oradan Türkiye’nin değişik yerlerine sürüldüler. Anlayacağınız Türkiye’de parti kapatma gerekçeleriyle darbe yapma gerekçeleri hep aynı. Parti kapatma ve darbe yapma gerekçelerinden birincisi irtica, yani dinin siyasete alet edilmesi gösterilirken, ikinci gerekçe de birlik ve bütünlüğe karşı ayrılıkçılık ve Kürtçülük oluyor. Aynı durum 12 Mart 1971’de yaşandı ve iki parti kapatıldı. Milli Nizam Partisi dini siyasete alet etme gerekçesiyle, Türkiye İşçi Partisi de programında “Türkiye’de Türk’ten başka etnik grupların yaşadığını belirtmesi” nedeniyle kapatıldılar. Bu iki gerekçe, hem parti kapatmada hem darbe yapmada bugüne dek hiç değişmeden süregeldi.
Her ülkede tarih, yani geçmiş, bu kadar güncel ve yaşayan bir konu mudur?
Değil. Şu da var tabii... Eğer bir ülkede iki şeyi konuşuyorsanız, tarihi ve anayasayı konuşuyorsanız, o ülkede çok ciddi bir değişim oluyor demektir.
Niye?
Çünkü tarihî kişileri ve kurumları sorgulamaya başladığımız anda, aslında eskinin iktidar sahiplerinin yerine yeni iktidar sahipleri geliyor, onların kutsayacağı yeni kişi ve kurumlar geliyor demektir. Mesela bugün Atatürk’e diktatördü ye da değildi demek prim yaparken, diğer tarafta Said Nursi’yi kutsamak da pirim yapıyor aynı anda... Çünkü biri bir grubun, diğeri öbür grubun önemsediği bir isim. Yani ya kendi kutsadığınızı yeniden ön plana çıkaracaksınız. Veya kendinize kişi, kurum veya dönem icat edeceksiniz ve onu kutsayacaksınız. Dolayısıyla meşruiyet kazanmak için kendinize uygun bir tarih icat ve inşa edeceksiniz. Mesela bunun bir yöntemi, bazı tarihî kişilikleri ve olayları yok etmektir. Biz, Abdülhamit döneminden beri bunu yapıyoruz. Bunu ilk icat eden o oldu.
Abdülhamit ne yaptı?
İlk anayasanın ilanı, ilk parlamentonun açılması, Yeni Osmanlılar ve Mithat Paşa yoktu, tarih kitaplarından çıkartıldı. Mesela Cumhuriyet’te 1925’e dek okullarda okutulan tarih kitaplarına bakın. Kazım Karabekir Paşa müthiş biridir, Doğu kahramanıdır, Ermenistan fatihidir. 1925’ten sonra ise tarih kitaplarında yoktur. Karabekir, Rauf Orbay ve Refet Bele’nin isimleri tarihten silinirken, M. Kemal, İnönü ve Fevzi Çakmak’ın isimleri öne çıkar.
Tarihle aramızdaki bitmeyen hesaplaşmanın kaynağı ne?
Her iktidar kendisini meşrulaştırmaya çalışıyor. Meşrulaştırırken de tarihten güç almaya çalışıyor. Mesela merkeziyetçi kanat Atatürk’ü, devletçiliği ve tek kimlikliliği öne çıkartıyor. İttihat Terakki’ye de örtük bir biçimde dikkati çekiyor.
Merkeziyetçi ve devletçi Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı daha özgürlükçü ve liberal kanadı temsil eden AKP hangi tarihle iktidarını meşrulaştırıyor sizce bugün?
Osmanlı’yı öne çıkarıyorlar. Fatih’in üçboyutlu müzesi bile yapıldı. Abdülhamit önemli isim oluyor. Said Nursi, hakkında belgeseller yapılan, kitaplar yazılan önemli bir kişi haline geliyor. Cumhuriyet tartışmaya açılıyor. Tek Parti dönemi, Milli Şef dönemi dokunulur hale geliyor. Çünkü bunlara ne kadar dokunursanız, kendi iktidarınızı o kadar görünür kılıyorsunuz. Tek parti dönemiyle hesaplaşılırken, aslında kendisine yapılanlarla da, darbelerle yaşanan bastırmalarla da hesaplaşılması gerektiği öne sürülmüş oluyor. Çünkü Tek Parti ve Kemalizm biliyorsunuz bu ülkede hep darbelerin ideolojisi oldu.
Yakın tarihimizi bütün gerçekliğiyle biliyor muyuz?
Hayır, çünkü tabular var. Bu tabulara dokunamıyoruz. Mesela Atatürk’le ilgili hâlâ birçok şeye dokunamıyoruz. Ama sırf onunla ilgili değil, Saidi Nursi’yle ilgili birçok şeye de dokunmak kolay değil. Onu ancak övebilirsiniz. Oysa önemli olan bir konuya ve kişiye eleştirel bakabilmektir. Çok eleştirel olmamakla birlikte Şerif Mardin’in kitabını hariç tutarsanız Said Nursi’yi eleştiren pek yok. Aynı şekilde sayıları bir elin parmağını geçmeyecek tarihçiler dışında Atatürk’e kim eleştirel bakabiliyor ki? Bugüne dek Atatürk konusunda çok az bilimsel çalışma yapabildik.
Atatürk’le ilgili bilimsel çalışma yapamamanın nedeni nedir? Cesaretsizlik mi?
Cesaretsizlik var tabii ki. Atatürk hâlâ kanunla koruma altında. Bunu yapan da 1952’de Demokrat Parti. Unutmayın DP’nin başında Adnan Menderes’le birlikte, Atatürk’ün çok yakın arkadaşı olan Celal Bayar vardı. Ayrıca Demokrat Parti, CHP’nin içinden çıkmış bir partidir. Zaten bu ülkede tek parti yönetimi 1946’da bitmedi. Demokrat Parti, CHP’nin muhalefete bakışını aynen sürdürdü. Dolayısıyla bu ülkede çok partili sisteme 1946’da sadece bilimsel olarak geçildi. Gerçek anlamda siyasi rekabet ancak 1990’larda kendini gösterdi. Yani 1960’tan 90’ların sonuna dek bu ülkede vesayet rejimi yaşandı. 1961, 65, 69, 73 ve 1977’de en az beş partinin katıldığı seçimler yapıldı ama asker’i vesayet hep sürdü.
Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle asker’i vesayet artık bitti mi?
Askerî vesayetin kalktığını söylememiz için iki, üç seçim daha geçirmemiz gerekiyor.
Cumhuriyet tarihimiz hakkında hala çok fazla bilmediğimiz var mı?
Var. Atatürk hakkında bile var. Örneğin Atatürk’ün ismini Kemal’den Kamal’a değiştirdiğinin farkında değiliz. Atatürk ismini Kemal’ken Kamal yapıyor. Bize tek bir harf değişiyormuş gibi geliyor ama harf değişmesinin ötesinde bir tavır bu.
Nedir bu tavır?
Kemal’i Arapça bir isim olarak düşünüyor ve 1935’in ocak ayı başında nüfus kâğıdında ismini Türkçe ordu, kale manasına gelen Kamal olarak değiştiriyor. Böylece Kemalizm Kamalizm oluyor.
Atatürk döneminde Kemalizm var mı? Atatürk Kemalist miydi?
Atatürk döneminde Kemalizm vardı ve Atatürk Kemalist’ti. Mesela Edirne Milletvekili Şeref Aykut’unKemalizm diye bir kitabı var. Zaten İnkılâp Tarihi Enstitüsü de 1934-35’te M. Kemal sağken kuruluyor. Kemalizm bir ideoloji olarak o dönemde örülmeye başlıyor. Bazıları Kemalizm, M. Kemal’den sonra icat edildi diyor ama öyle değil. Kemalizm o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleri şeklindeydi. Mesela devletçilik! Hiç kuşkunuz olmasın, Atatürk devletçiydi! Tarihe biraz daha soğukkanlı bakmalıyız.
CHP’nin ilkeleri arasında demokrasi hiçbir zaman yer almadı. Niye?
Zaten 1925’te Takrir-i Sükûn kanunu çıkarıldıktan sonra muhalefete de izin verilmedi. Tek Parti rejimi kurumlaştı. Önce, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Halide Edip Adıvar gibi siyasi muhalefet tasfiye edildi. Kürt ve sosyalist muhalefet etkisizleştirildi. Sonra da toplumsal muhalefet bitirildi. Mesela Türk Ocakları, Türk Kadınlar Birliği kapatıldı.
YARIN:
Kadın hareketi neden yok edildi?
Atatürk’ü eleştirenlerin başına ne geldi?
Nutuk nasıl okundu?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları













































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.12.2013
15.09.2013
23.04.2013
22.04.2013
15.04.2013
25.03.2013
18.03.2013
11.03.2013
10.12.2012
4.12.2012