Selva Demiralp
Eylül ayı aylık enflasyonu yüzde 6.3 ile uzun zamanların rekorunu kırarak senelik enflasyonu yüzde 24.5 seviyesine çıkardı. Ağustosta döviz kurundaki yüzde 30’u aşkın değer kaybının enflasyon üzerinde yüzde 5’e yakın bir geçişkenlik etkisi yaratması bekleniyordu. Öte yandan, TCMB çalışanlarının yapmış olduğu çalışmadan elde edilen bu rakamın 6-12 aylık bir döneme yayılması öngörülüyordu.
Eylül ayında yaşanan şaşırtıcı fiyat artışı, bir taraftan geçişkenlik etkisinin hızlandığını, bir taraftan da bu etkinin arttığını gösteriyor. Peki, neden? Bunun bir sebebi, muhtemelen kurdaki artış beklentisi.
Yükselme tehlikesi
Fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın bir diğer sebebi ise şüphesiz enflasyon beklentilerinin yükselişe geçmesi. Enflasyonla mücadelede bir merkez bankasının elinde olması gereken en güçlü araç kredibilite ve beklenti yönetimi. Beklentiler bir kere bozulup merkez bankası fiyatları çıpalama gücünü elinden yitirdiğinde, maalesef cephaneniz olmadan savaşmaya başlıyorsunuz.
Çok değil, daha salı günü Fed Başkanı Powell Boston’da yaptığı konuşmada ücret artışlarının enflasyonda ani bir artış yaratmasını beklemediğini söylerken, “Burada anahtar, beklentilerin çıpalanmış olması” dedi. Fed Başkanı’nın bu kadar rahat konuşmasına sebep olan, yaratmış oldukları kredibilite ile enflasyon beklentilerinin yüzde 2’yi aşmayacağı inancı, yani sırtını dayadığı cephaneliğin dolu olması.
Bizde ise maalesef tam tersi bir durum söz konusu. Enflasyonun bu kadar hızlı artış gösterdiği bir ortamda, beklentileri kontrol altında tutacak olan çıpa kaybolduğundan, hem geleceğe yönelik tahmin yapmak zorlaşıyor hem de enflasyonun daha da yükselmesi tehlikesi doğuyor.
Ne yapmalı?
Enflasyonun en büyük zararı beklenmeden geldiği zaman görülüyor. Maaşlar çoğu zaman tahmin edilen enflasyona göre artırıldığı için beklenti üzerinde gelen enflasyon ilk önce maaşlı çalışanları vuruyor. Reel anlamda gelirler eriyor. Mevduat faizleri de benzer şekilde beklenen enflasyona göre belirlendiğinden, reel faiz düşüyor; tasarruflar değer kaybedince, tüketim artıyor ve yatırım azalıyor.
1990’lardaki yüksek enflasyon ortamında, enflasyonun ekonomi üzerinde yarattığı tahribatı anlatmak amacıyla kullanılan “enflasyon canavarı” tekrar uyanışa geçmiş görünüyor. Canavar güç kazanmadan hemen önlem almak ve sıkı para politikasıyla etkisiz hale getirmek lazım.
Resesyon öngörülen bir ekonomide faizler daha da artarsa ne olur? Yapılan çalışmalar enflasyon üzerinde maliyet etkilerinin daha hızlı fiyatlandığını, talep etkisinin ise 6-12 aylık bir zamana yayıldığını gösteriyor. Kur şokuna bir de faiz etkisinin eklenmesi başlangıçta enflasyon üzerindeki maliyet etkisini artıracaktır.
Öte yandan, talep etkisinin devreye girmesiyle birlikte fiyatlarda geri çekilme başlayacaktır. Bu noktada sıkı para politikasının kısa vadedeki daraltıcı etkisine değil, fiyat istikrarının uzun vadedeki genişletici etkisine odaklanılması gerekmektedir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUSeçime henüz vakit varken sandık hesabı 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuCeylanpınar cinayeti… 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAmerika çökmekte olan bir uygarlık mı? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZÖzel’in bütçe konuşmasında sürece dair mesajları 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAK Partili bir okurla sohbet 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAJohn Holloway ; Abdullah Öcalan’ın Kuramı Devrim İhtimali Fikrini Yeniden Düşünülür Hale Getiriyor! 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan Türkiye’nin siyasi serüveni içinde nereye oturuyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENFeti Yıldız kime sesleniyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEn büyük tehlike NÜFUS yokluğu 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden sanayileşemiyor: Sermayenin, güvenin ve kurumların zayıflığı öyküsü 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİDEM’in bütçeye Terörsüz Türkiye itirazı 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTElveda Lenin ve Düzce Belediyesi… 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSuriye bir kere daha çözümü bozabilir mi? 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021
28.04.2021
10.04.2021