Yıldıray OĞUR
1987 siyasi yasaklar referandumunda Özal’ın başını çektiği “Hayır” kampanyasının afişlerinden biriydi: “Bunlara mı evet diyeceksiniz.”
Kampanya sürerken ANAP, “Evet’i yükselten 4 popüler lider dışında 250’ye yakın eski siyasetçinin de yasaklı olduğunu keşfetmişti.
Onların arasında halkın pek de iyi olarak hatırlamadığı isimler de vardı.
“Bunlara mı evet diyeceksiniz” posterleri işte böyle ortaya çıktı.
Posterlerde epey korkutucu fotoğrafları eşliğinde, suçlamalarla dolu biyografilerine yer verilen isimler; Türkiye İşçi Partisi’nin sürgündeki son başkanı Behice Boran ve 30 yıl sonra her akşam televizyonlara çıkacağını o günlerde kimsenin tahmin edemediği Doğu Perinçek’ti.
Çocuk yaşlarda o afişleri duvarlarda gördüğümüzde adlarını ilk kez duyduğumuz bu isimlerle ilgili korkutucu hikayeler uydurulduğunu hatırlıyorum.
Tanıdık bir taktikti bu.
Bu radikal sol isimler gösterilip mesela Türkeş’in ya da Erbakan’ın siyasi yasağının kalkması için halkın “hayır” demesi isteniyordu.
Evet diyenler bu isimlere de evet demekle, onlarla yan yana gelmekle suçlanıyordu.
Neyse ki o referandumda kılpayı “Evet” çıktı da darbecilerin siyasi yasaklılar ayıbı bitti.
Ama az kalsın halk 80 öncesinin kötü hatıraları ve ANAP’ın bunu fena bir şekilde sömüren kampanyası yüzünden demokrasiye kalıcı bir darbe daha vuracaktı.
Türkiye gibi ilkesel tavır almanın pek popüler ve itibarlı olmadığı ilkesiz pragmatizm cennetinde büyük bir mucizeydi bu sonuç.
Bu referandum, önümüzdeki günlerde Meclis’te görüşülmesi beklenen dokunulmazlık fezlekeleri meselesine çok benziyor.
Yine taşınması ve savunulması kolay olmayan ilkesel pozisyonlarla, kolayca bayrak yapıp sallanacak pragmatizmler karşı karşıya gelecek.
Dokunulmazlık, Türkiye siyasetinde pragmatizmin en çıplak hallerinin yaşandığı bir tartışma.
İnanması kolay değil ama bundan 10 yıl öncesine kadar Türkiye’de milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı en net karşı çıkan kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı.
Üstelik bunu çok güçlü argümanlarla savunuyordu:
“Milletvekili dokunulmazlığını tümüyle kaldırdığınız zaman bu ülkede siyaset yozlaşır, milletvekilinin özgüven içinde çalışma imkanı olamaz. Bir başbakan bile her an bir savcının, bir yargıcın yargılamasına açık, Demokles’in kılıcı her an boynunda sallanacak gibi hisseder. Şu anda sıkıntı çekiyoruz, o zaman nasıl bu görevi yapacağız.”
Yine bugün inanması kolay değil ama milletvekili dokunulmazlığına popülist bir söylemle en sert biçimde karşı çıkan kişi da CHP lideri Kılıçdaroğlu’ydu.
Her fırsatta dokunulmazlıkların kürsü dokunulmazlığıyla kısıtlanmasını istiyor, dokunulmazlık zırhını yolsuzluklarla birleştiriyordu.
10 yıl sonra iki lider yer değiştirdi.
Erdoğan, bugün dokunulmazlık oylamalarında “eller, iner kalkar” diyor. Kılıçdaroğlu ise 10 yıl önceki Erdoğan gibi konuşuyor:
“Yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede milletvekilinin dokunulmazlık dışında bir güvencesi yoktur.”
Çünkü 10 yıl önce dokunulmazlıklar kaldırılırsa AK Partili siyasetçilere dokunmak için fırsat kollayan bir yargı vardı, bugün ise muhalif siyasetçilere dokunmak için fırsat kollayan bir yargı var.
Aslında yargı çok da değişmiş sayılmaz.
Yani dokunulmazlıkların kaldırılması hukuki bir tartışma değil, siyasi bir tartışma.
Ve partilerin de ilkesel bir tutum alması gerekiyor.
Mesele HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığı.
Aslında 10 yıl önce de Meclis’te HDP çizgisinde milletvekilleri vardı, bugün haklarında fezleke olarak Meclis’e getirilen söz ve eylemlerin çok daha fazlası o günlerde de yapılıyordu ama dokunulmazlıkları kaldırılmamıştı. Ama o günlerde demokratik açılım, çözüm süreci, siyaset alanını açık tutmak denerek görmezden gelinen her şey bugün siyasi ihtiyaçlar nedeniyle suça ve fezlekeye dönüşmüş durumda.
İktidarın ne yapacağı iki ittifak ortağı arasında farklar olsa da belli.
Muhalefetin önemli bir kısmı dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıkıyor.
Ne yapacağı merak edilen İYİ Parti’nin tutumu ise dosyalara bakarak karar vermek.
Akşener, bunun iktidarın siyasi bir hamlesi olduğunun farkında olduklarını söyleyen bir konuşma yaptı ve dosyalara bakarak karar vereceklerini söyledi.
Ama “dosyasına bakarak karar verme” pozisyonunun cevap vermesi gereken ciddi bir soru var:
İYİ Parti, doğmasına neden olan MHP kongresinin iptali için Gemerek ve Tosya’dan kararlar çıkarmış, Meral Akşener’in kendisiyle ilgili bile FETÖ soruşturması açabilmiş, evini basanlar hakkında beraat kararı vermiş, tarafsızlığından, bağımsızlığından her gün şikayet ettiği bir yargının elinden çıkmış dosyalara bakarak mı karar verecek?
Böyle bir yargıya mı haklarında adaletin tecelli etmesi için milletvekillerini emanet edecek?
Bu yargı her konuda taraflı ve siyasi, bir tek HDP’liler konusunda mı tarafsız ve bağımsız?
Aslında dokunulmazlık fezlekelerinin dosya kapakları açıldığında karşımıza mevcut yargıdan şikayet edilenler dışında yeni bir şey çıkmayacak.
9 HDP’li milletvekilleri hakkındaki dokunulmazlık fezlekelerindeki suçlamalardan biri 7 yıl önce meydana gelen Kobani olayları hakkında.
7 yıl önce olan olayların fezlekeleri 2021 yılında Meclis’e getiriliyor. Üstelik bu soruşturma yeni açılmadı. Yine Kobani çağrısı nedeniyle HDP MYK üyeleri 2015’de çağrı usulüyle ifade verdiler ve çözüm süreci bitmiş olmasına rağmen bu soruşturmada kimse tutuklanmadı.
2016’da darbenin ardından OHAL döneminde HDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırılınca Ayhan Bilgen ve Meral Danış Beştaş bu dosyadan tutuklandılar, daha sonra Anayasa Mahkemesi kararıyla serbest kaldılar.
Üstelik AİHM son Demirtaş kararında bu çağrıyı “hassas duruma uygun değildi” diyerek eleştirdi “ama şiddet olayları bu çağrının doğrudan bir sonucu olarak görülemez” dedi.
9 HDP’li hakkındaki fezlekelerde de o gün HDP’nin MYK üyesi olmak dışında bir suçlama bulunmuyor.
Hatta o gün HDP MYK üyesi olup, o çağrının yapıldığı toplantıya katılamayanlar hakkında bile fezlekeler hazırlanmış durumda.
Onlardan biri HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan.
Ama Kobani suçlaması zayıf olunca Paylan hakkında Meclis’e gönderilen fezleke bir torba fezlekeye dönüştürmüş.
İçinde yok yok.
Ortada ciddi bir hukuki araştırma ya da delil toplama olduğu zannedilmesin.
Savcı, önce Paylan’ın Twitter hesabını açmış ve suç aramış, bulduklarını da fezlekeye atmış.
Mesela Diyarbakır’da 31 Mart yerel seçimlerine beş gün kala yaptığı konuşmada “bu pazar da Sevgili Selahattin Demirtaş için, Figen Yüksekdağ için ve sevgili Leyla Güven için en güçlü dersi vereceğinize güveniyorum” demesi, onları, “ulusal ve uluslararası kamuoyuna masum şekilde lanse etmek, yaptıklarını teşvik etmek, eylemlerini meşru göstermeye çalışmak” olarak yorumlanmış ve Paylan hakkında “suçu ve suçluyu övmekten” fezleke hazırlanmış.
Paylan hakkında “Osman Kavala’dan özür dileyin ve serbest bırakın” tweeti için de benzer bir fezleke hazırlanmış:
“Osman Kavala isimli şahsın serbest bırakılmasına dair paylaşım olduğu, böylelikle suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturan paylaşım olduğu.”
Ama daha ciddi suçlamalar da var.
Mesela Melih Bulu’ya ‘kayyum rektör’ demek!
Paylan’ın, Cumhurbaşkanı’nın Melih Bulu atama kararnamesini paylaşarak attığı “Boğaziçi Üniversitesi’ne de kayyım rektör atadılar” tweetini savcı evirmiş, çevirmiş bakın nasıl suç bulmuş: (Türkçe hataları fezlekeye ait.)
“Terör örgütleri ile ilişki ve iltisakları tespit edildikten kurum-kuruluş ve oluşumlara atanan kayyumların sonrası PKK/KCK silahlı terör örgütü olmak üzere atanan kayyumlar ile ilgili müzahir kitlesine-yapı-yapılanmasına kayyumların atanmaması, terör örgütlerinin kayyum öncesi kazanımlarının tekrar elde edilebilmesi amacıyla eylemlerin yapılması için talimat ve çağrılar yaptığı bunun ile birlikte Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan Rektör’ün yasal yollar ile atanmayarak bir kayyım olarak atandığı lanse edildiği, böylelikle vatandaşları kaosa sürükleyerek terör örgütlerinin ideolojileri doğrultusunda yapılan bir paylaşım olduğu.”
“Ben de oradaydım. Hepimiz oradaydık. Gezi’yi savunmak için Silivri yolundayız” tweeti için de bir fezleke gelmiş: “Türkiye Cumhuriyeti devletinin yönetim şekli ve var olan hükümetine yönelik gerçekleştirilen eylemleri benimsediği ve destek verdiği”
Ve tabii bir fezleke de 24 Nisan 2020’de attığı “Ermeni soykırım kurbanlarını saygıyla anıyorum” tweeti için var: “Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik uluslararası platforma sürekli olarak 1915 yılında yaşandığı lanse edilen Ermeni Soykırımı’nın Türkiye cumhuriyeti devleti tarafından tanınması ve tanınma sonrası cezalandırılması şeklindeki dayatmalara destek olma adına yapılan paylaşım olduğu.”
Sonra savcı Paylan’ın twitter hesabından çıkmış, VPN’e bağlanmış ve PKK’ya yakın ANF haber sitesine girmiş. Türkiye’de kapalı olduğu için VPN’le girmiş olması gerekiyor.
Search kısmına Garo Paylan yazmış, ilk haberin çıktığı 2012’den bu yana Paylan’ın adının geçtiği haberlerde suç aramış.
Mesela Paylan 2012 yılında Taxim Hill Hotel’de DSİP’in düzenlediği Marksizm 2012 toplantısında “24 Nisan’da ne olmuştu, 19 Ocak’ta ne oldu” başlıklı oturumda konuşmuş, bunun ANF’de çıkan haberi delil olarak dosyasına girmiş.
(Halbuki aynı yıl o otelin hemen karşısında Taksim Meydanı’nda şimdi aralarında iktidara çok yakın köşe yazarlarının da olduğu yüzlerce kişi ellerinde 24 Nisan 1915’de tutuklanan Ermeni aydınlarının fotoğraflarıyla Ermeni Soykırımı anması yapmıştı.)
ANF’de bulunan diğer suç haberleri de şöyle: 6-7 Eylül katliamının araştırılması için Meclis’e verdiği araştırma önergesi vermek, Diyarbakır Belediyesi’ne kayyım atanınca belediye önünde yapılan basın açıklamasına katılmak, Dünya Anadil Günü vesilesiyle Meclis’te “Dil Yaşamdır” dövizi tutmak ve basın toplantısına katılmak…
Bir de 2015 yılında bir PKK’lının cenazesine katılmak. Ama ANF’nin haberine göre. Diğer yasal gazetelerin haberlerine bakılınca Paylan’ın bu cenazeye de katılmadığı görülüyor.
Ama savcılar fezlekelerini Türkiye’den girilmesi yasak olan, terör örgütüne ait ANF sitesinin haberlerine itibar ederek yazmışlar.
Bütün bu suçlamalar, tweetler ve haberlerin içine atıldığı fezlekenin sonunda savcı Paylan hakkında şu kanaate varmış:
“Garo Paylan’ın farklı tarih ve zaman dilimi içerisinde yapmış olduğu çağrı, talimat ve açıklamaların PKK/KCK silahlı terör örgütünü destekleyici, övücü, yüceltici ve eylem çağrıları yaptığı, bunun ile birlikte terör örgütü ile iltisaklı olarak çağrı, açıklamaların yapıldığı, KCK sözleşmesinin siyasi alan yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilmektedir.”
Fezleke hazırlamak işte bu kadar basit.
Biraz Twitter’ını karıştır, biraz haber sitesinde search yap sonra sihirli iltisak ve irtibat kelimeleriyle terör örgütüne bağla, buyurun terörist oldunuz!
Sadece Paylan’ın değil, diğer HDP’lilerin fezlekeleri de böyle.
Suçlamalar tweetler, konuşmalar, basın açıklamalarından her şey çuvalın içine atılmış.
Ama fezlekelerin içinde koster tutup İmralı’da Öcalan’ı ziyaret etmek, ondan alınan mektup ve talimatları Kandil’deki PKK’lılara götürmek ve o mektupları Diyarbakır meydanında ve Dolmabahçe Sarayı’nda canlı yayında okumak gibi suçlamalar yok.
Ama o gün onlar suç değilken, bugün Melih Bulu’ya kayyum diyerek bile terör örgütü propagandası yapıyor olabilirsiniz.
Yani özetle fezlekelerde Türkiye’deki yargının şikayet edilen, düzeltilmesi için iktidarın İnsan Hakları Eylem Planı hazırladığı bütün uygulamaların HDP’lilere de uygulanmasından başka bir şey yok.
O uygulamalar ya herkes için kötüdür ya da değildir.
HDP’liler söz konusu olduğunda yargı bir anda adil ve tarafsız oluvermiyor.
İşte burada ilkeli davranmak gerekiyor.
O zaman başlıktaki soruyu tekrar sormak gerek.
Bunlara mı evet diyeceksiniz?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları






















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026