Aydın Selcen
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan Brüksel’de Avrupa Birliği’nin tepe yöneticileriyle yasadışı göç konusunu görüşürken, Osman Kavala aynı gecenin yarısında yasal zorunluluk olarak özgür kalmamasını teminen hakkında inandırıcılığı bulunmayan bir casusluk suçlamasıyla tekraren tutuklanıyordu. Bakınız bir başlangıç cümlesinin içine ne çok öge bir arada sıkıştı. Kendi kendimle dalga geçmek istesem “anlam deryası” derdim.
Göç, yasa içi olursa buyurun göçün. Yasadışı göç yasak. Ama sığınmak hak. Göçmen olmayıp özel statüye sahip uzun süreli konuk da olabilirsiniz. Kapılar açılabilir ancak göçe zorlama olmaz. Plastik mermi, biber gazı savunma amaçlı meşru. Bir tarafın savunması, diğer tarafın geri itmesi. Geri itmeyle etkin mücadele Polis Özel Harekât’ın işi. Yunan sınır güçlerinin gaz kullanımı ahlâksızlık. Ama 8 Mart Kadınlar Günü’nde gaz kullanımı toplumsal olaylara müdahale kapsamında.
AB stratejik körlükle Türkiye’ye tam üyelik perspektifi sunmuyor. Aynı AB Türkiye’ye göçü durdurması için mali yardım yapacak. Yani konu tamamen duygusal. Türkiye AB’yi yasadışı göçmenlerle rahatsız etmeyecek. Bulgaristan’a göç teşviki yok. Yunanistan’a var. Deniz yolu tehlikeli. İnsancıl yasadışı göç karayolundan. Yunanistan AB sınırı. Yunanistan’a önerilen geçiş yolunu açıp, yasadışı göçmenleri AB içlerine salması. Ki, Brüksel daha yakından hissetsin baskıyı. Böylece Türkiye’ye mali yardım hem artsın, hem hızlansın.
İçişleri Bakanı Soylu’ya göre kadın hakları, insan hakları, ifade özgürlüğü, çevre konuları ve barış talepleri terör örgütlerince örtü haline getirilmiş kültürel terörizmin parçaları. Dolayısıyla bakanın mücadelesi demokrasi ve hukuk devleti kapsamında terörle. Sayın Bakan, medya mensuplarına “sen” diye hitap ederek, çıkışmayı yeğliyor. Bakan, medyaya böylesine çetrefil ve hassas konularda haberlerin nasıl yazılacağı ve bu konularda soruların nasıl sorulacağı konusunda eğitim verilmesinin planladığını da duyurdu.
Yüzde altmışüç küsur oyla seçilmiş Diyarbakır Belediye Başkanı Dr. Mızraklı’ya neredeyse on yıl hapis cezası verildi. Neden? Sormak, gazeteciye tarafını sorgulatabilir. Kavala casus ise, Diyarbakır’da sağaltıcı elleriyle dokunmadığı aile kalmamış bir hekim olan Dr. Mızraklı’ya da on yıl azdır bile denilebilir.
Idlip’te, nihayetinde gelip Moskova’da üç satırla kağıda geçirilen gelişmeleri şuradan derli-toplu izleyebilirsiniz. Yani nedir, artık Türkiye’nin kendi yeni Idlip cebinin sınırları, denetimi Rusya eliyle Şam’a devredilen M4-M5 karayolları. Tutulabilirse Idlip yerleşim merkezi de geçici bir barınak. Ancak o da zor, zira ölüm korkusuyla bir milyon dolayında sivil sınıra yığılıyor. Aralarında dünyanın en ürkütücü, en köktenci teröristleri de var mıdır? Sormamalıyım, sakıncalı olabilir.
Sağlık Bakanı Koca kamuoyunu yatıştırıcı açıklamasında “bundan sonra gelirse virüs ancak yurt dışından gelir” dedi. Çevresinde korona salgını yayılan ülkemiz yine yalnız ve güzel. Belki de dört bir yanda patlak veren korona salgını, şairin “iman dolu göğsüne” benzettiği serhatten sekip, geçecek.
Hazine ve maliyeden sorumlu bakan Albayrak ise “Uşak İş Dünyası Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “tüm dünyada kıyamet koparken ocak ve şubat rakamları çok iyi sinyaller veriyor” dedi. Küresel korona salgını sınırlarımızdan giremezken, demek hem o salgın, hem petrol fiyatlarındaki düşüş, hem FED’in faizi sıfıra doğru çekişi gibi nedenlerin yarattığı küresel ekonomi paniği de yine bizi teğet geçiyor.
O arada yeni havaalanının metrosu 300 metre kısa kalmış. Denk getirilememiş hat menzil-i maksuda. Dünyanın en büyük havaalanını ıskalamak maharet sanki ama onun da çözümü hazır. Elektrikli özel yapım araçlara aktarmayla yeryüzünden varılacakmış terminale.
Durun gündem Idlip’ti. “Bahar Kalkanı” harekâtının başladığı, başlamasının üç gün ardından duyurulmuştu. Bittiği ise resmen açıklanmadı sanırım. Moskova Ek Protokolu’nda askeri faaliyete son, terörle mücadeleye devam deniyor. 54 şehit verildi Idlip’te.
Gündem Idlip, ama bir yandan Trablus’a da bağlı. Zira Moskova’da bu konunun açıldığını resmi kaynaklar paylaştı. İşte Fransa Cumhurbaşkanı Macron, General Hafter’i kabul etti ve petrol ambargosunu kaldırmasını istedi. Ancak Hafter, ambargonun onunla ilgisi olmadığını belirtip, Fransa’nın desteğine “merci” diyerek memnun ayrılmış Paris’ten.
Libya’da şehit olan MİT mensubu albayın cenazesini haberleştirmek suçundan siyaset yelpazesinin çeşitli renklerinden gazeteciler tutuklandı. Böylece çember genişledi, hepimize gözdağı verildi. Çağlayan’daki fotoğraflara bir bakın. Milletvekili Ahmet Şık, Oda TV-Cumhuriyet, Yeniçağ ve Yeni Yaşam hepsinin ayrı ayrı gitmiş yanında duruyor. Fakat Oda TV-Cumhuriyet, Yeniçağ ve Yeni Yaşam’ın yan yana duramadığı görülüyor.
Brüksel, Edirne, Idlip, Moskova, Diyarbakır, Paris, Libya derken mikrofonlarımız şimdi Suudi Arabistan’da. Veliaht Prens MbS, darbe şüphesiyle yine bir prens silkeleme operasyonu yaptı. Durmadı üzerine Rusya’yla anlaşamayıp, ham petrol vanalarını açtı. Fakat bir bilgi: Rusya’nın bütçesini denkleştirmesine yeten varil fiyatı yuvarlak hesap 40, Suudi Arabistan için ise 80 ABD Doları. Üstelik Aramco hisseleri de çöktü. Rusya ise kendi açısından ABD’nin kaya petrolünü şimdilik pazara sunulamayacak denli pahalı kılmış oldu.
Her Türk asker doğar. Rizespor başkanı, hocası, oyuncusu tam takım asker üniformasıyla çıktı son maçlarına. Moskova Protokolu’yla bitmiş olması gereken “Bahar Kalkanı” harekâtına destek amaçlıydı bu eylem. Belki diplomatik zafere destek amaçlı düşünülse silindir şapka, jaketatay ve elde dolmakalemle de sahaya çıkılabilirdi, monşer kılığında. Ama öylesi bir espri arzulanan etkiyi yaratmazdı.
Şöyle yazmış eski AİHM yargıcı Büyükelçi Türmen: “Valiliğin yasaklama gerekçelerinin arasında, ‘savaşa hayır’ demenin ‘milli, vicdani ve insani değerlere’ aykırı olması var. Başka bir deyişle, Türkiye’de savaşı desteklemek, ‘milli, vicdani ve insani değerlerimize’ uygun, ama barışı savunmak bu değerlere aykırı. Oysa, barış içinde yaşamak bir insan hakkı.”
Sahi, bir milletin cibilliyeti yani yaradılışı olur mu? Ulusal kimliğin içine doğulan değil de hayâl edilmiş, öğrenilen ve devletin meşru zor araçlarıyla benimsettiği bir kimlik olduğu varsayılırsa olur. Bir büyük barışı, barışmayı, kucaklaşmayı tasarlamak, kurmak; insan gibi, yan yana değil iç içe huzur içinde yaşamak bizim cibilliyetimize aykırı olabilir mi? Olamaz. Olmamalıdır herhalde.
Çilekeş insanların kendilerine özgü damıtılmış, saygın bir bilgeliği, çelebiliği oluyor. Tesadüfen tutuklanmasından hemen önce Diyarbakır’da sohbet olanağı bulduğum Dr. Mızraklı bunlardan biri. Sık sık ellerini ellerimin üzerine koyarak, gözümün içine bakarak, gülümseyerek, sözcüklerini tartıp, özenle seçerek, sakin sakin barışın nasıl örülebileceğini anlatmıştı, teskin ve teselli edici bir üslûpla.
O çelebi bilgelerden bir diğeri de Sırrı Süreyya. Kızının yazdığı mektuptan onun “mutlunun mutsuza borcu var” sözünü okuduğumda gözlerim dolmuştu. Geçen gün bana zaman ayırma inceliğini gösterdi. Onu dinlemek kütüphanenin bir rafını bitirmek denli eğitici. Sözün bir yerinde “yüzleşme” yerine, Doğu’ya özgü olduğunu vurguladığı “helâlleşme” kültürüne değindi. Bu bana İspanyolların “unutma sözleşmesini” çağrıştırdı. Ne diyordu şarkıda: “Nasıl da paylaşıyor insan isterse / Nasıl da birmiş meğer hasretler / Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye.”
Uzlaşmaya, barışmaya, helâlleşmeye mecburuz. Nasılı zor. Çünkü içtenliğimizin karşısında tehdit ve lütuf var.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024