Ayşe HÜR
Ulusalcı ve İslamcıların zihniyet haritasında çok önemli bir yere sahip olan ‘Misak-ı Milli’ meselesi, Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013 tarihli Newroz konuşmasında da karşımıza çıktı. Birkaç gündür, herkes kendine göre bir ‘Misak-ı Milli’ tarifi yapıyor. Ben de kendi bakış açımı sizlerle paylaşmak istedim.
Resmi tarihe göre, orijinal adıyla Ahd-ı Milli Beyannamesi son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın gündemine 28 Ocak 1920 tarihli ‘gizli’ oturumda gelmişti. Ancak Meclis-i Mebusan’da o tarihte gizli ya da açık bir oturum yapılmadığı bugün biliniyor. Anlaşılan, mebusların gayri resmi bir toplantısı söz konusuydu. 17 Şubat 1920 tarihli oturumda Misak-ı Milli Beyannamesi’nin mebuslara onaylatılması için harekete geçilmişti. Ancak ilk ağızda, konuyu görüşmeye açmak için yeterli imza toplanamadı. Bunun üzerine Edirne Milletvekili Mehmet Şeref (Aykut) Bey inisiyatifi ele aldı, belgeyi kürsüden ateşli bir biçimde okumaya başladı. Sonunda oturumda bulunan mebuslarca (sayı bilinmiyor) belge alkışlar arasında kabul edildi.
Misak-ı Milli 2 Mart 1920’de ‘yabancı parlamentolara ve basına’ sunuldu, çünkü Misak-ı Milli, Osmanlı İmparatorluğu’nu köşeye sıkıştırmaya çalışan İtilaf Devletleri’ne sunulmuş bir çeşit ‘Barış Programı’ idi. Ancak bu barış çağrısı İtilaf Devletleri’nce dikkate alınmayacak ve İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u ‘resmen’ işgal edecekti. İşgalin ardından son kez 18 Mart’ta toplanan Meclis işgal güçleri tarafından basılacak, 11 Nisan 1920’de ise padişah tarafından kapatılacaktı.
1907’de oluşturulan harita mı?
Misak-ı Milli metnini kimin hazırladığı konusundaki iddialar da çeşitli. Mustafa Kemal’in sınıf, askerlik ve siyaset arkadaşı Ali Fuad Cebesoy’a göre, Mustafa Kemal ‘Misak-ı Milli haritasını’ daha 1907’de oluşturmuş, zamanı geldiğinde de bunu uygulamıştı. Mustafa Kemal’in yeminli düşmanı Dr. Rıza Nur veya sadık adamı Yunus Nadi (Abalıoğlu) ve bizzat Mustafa Kemal’in kendisine göre ise Misak-ı Milli fikirleri ilk olarak 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde benimsenmiş, 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi ile tüm ülkeyi kapsar hale gelmişti.
Mustafa Kemal’le birlikte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkanlardan biri olan Hüsrev Gerede’ye göre metin, Mustafa Kemal’in daha önce talimat verdiği şekilde Felah-ı Vatan Grubu mensubu bir grup mebus tarafından hazırlanmıştı. (Meclis-i Mebusan’daki Milli Mücadele yanlısı 70-80 mebusun oluşturduğu gruba, Mustafa Kemal ‘Müdafaa-i Hukuk’ adının takılmasını istemiş ama grubun adı, Vahdettin’in Meclis’i açan mektubunda geçen bir ifadeden dolayı ‘Felah-ı Vatan’ yani ‘Vatanın Kurtuluşu’ olmuştu. Mustafa Kemal de bu duruma çok kızmıştı.)
Meclis-i Mebusan’ın başkanvekillerinden Hüseyin Kâzım Bey metni kendisinin hazırladığını ileri sürmüştü. Milli Mücadele hakkında çalışma yapan Alman araştırmacı Gotthard Jaeschke’ye göre ise Misak-ı Milli beyannamesinin ilk müsveddeleri, 30 Aralık 1919’da Mustafa Kemal tarafından kaleme alınmıştı, ancak ortaya çıkan metin, Mustafa Kemal’in kalemine uymayacak kadar muğlak ve karışıktı. Sonuç olarak metni kimin yazdığı, kimin ne zaman tadil ettiği konusunda uzmanlar uzlaşamadı.
Misak-ı Milli’nin maddeleri
Elimizdeki kopyalar da çok yıpranmış, bozulmuş olduğundan bazı sözcüklerin okunmasında (örneğin Birinci Madde’deki ‘ırken’ kelimesinin ‘irfanen’ veya ‘örfen’ olduğunu iddia edenler var) sorunlar olmakla birlikte metin sadeleştirilmiş dille aşağı yukarı şöyleydi:
Birinci Madde: Osmanlı İmparatorluğu’nun münhasıran Arap çoğunluğunun yaşadığı ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin yapılması sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının geleceği, halkının serbestçe bildirecekleri oylara göre belirlenmek gerekeceğinden adı geçen antlaşmanın içinde din, ırk ve amaç bakımından birleşmiş ve birbirlerine karşılıklı saygı ve fedakârlık duygularıyla dolu ırk hukuku ve sosyal haklarıyla çevre şartlarına bütünüyle saygılı Osmanlı-İslam çoğunluğunun oturduğu kısımların hepsi gerçekten veya hükme bağlı olarak hiçbir sebeple parçalanamaz bir bütündür.
İkinci Madde: Ahalisi ilk serbest kaldıklarında kendi istekleriyle anavatana katılmış bulunan Elviye-i Selase (=Üç Liva: Kars, Ardahan, Batum) için istenirse tekrar halkoyuna başvurmayı kabul ederiz.
Üçüncü Madde: Türkiye sulhuna bağlanan Batı Trakya’nın hukuki durumunun tespiti de oturanların tam bir hürriyetle bildirecekleri oylara bağlı kalarak yapılmalıdır.
Dördüncü Madde: İslam halifeliğinin, Osmanlı saltanat ve hükümetinin merkezi olan İstanbul şehriyle Marmara Denizi’nin güvenliği her türlü zarardan korunmuş olmalıdır. Bu esas saklı kalmak şartıyla Akdeniz ve Karadeniz boğazlarının dünya ticaret ve ulaştırmasına açılması hakkında bizimle öteki bütün ilgili devletlerin ortaklaşa verecekleri karar geçerlidir.
Beşinci Madde: İtilaf Devletleri ile hasımları ve bazı ortakları arasında kararlaştırılan anlaşma esaslarına göre azınlıkların, komşu ülkelerdeki Müslüman halklarla aynı haklardan faydalanmaları tarafımızdan teyit ve temin edilecektir.
Altıncı Madde: Milli ve ekonomik gelişmelerimizi sağlamak ve devlet işlerini çağdaş bir yönetimle işlerimizi yürütebilmemiz için her devlet gibi bizim de tam bağımsızlığa ve özgürlüğe ihtiyacımız vardır. Bu, yaşam ve varlığımızın temelidir. Bu yüzden siyaset, adalet, maliye alanları ile öteki alanlarda gelişmemize engel olan bağların karşısındayız. Ortaya çıkacak devlet borçlarımızın ödeme şartları da bu esasa aykırı olmayacaktır.
Belirsizlikler
Birinci Madde’de yer alan ‘sözü edilen mütareke hattı dahilinde ve haricinde’ ifadesindeki ‘haricinde’ sözcüğü yakın tarihe kadar resmi ve yarı resmi nitelikli yayınlarda sansürlenmişti. Çünkü bu şeklini esas alınca, milli sınırlarımızın nereden geçtiği, hangi toprakları içerip hangilerini içermediği tartışması manasız bir hale geliyor, böylece şimdi birilerini pek heyecanlandıran toprak iddiaları meşruiyetini yitiriyor ve Misak-ı Milli belgesi basit bir propaganda metnine dönüşüyordu. Gerçi beyannameyi kabul eden mebusların kafalarından geçenin Mondros Mütarekesi’yle çizilen sınırların içi olduğu bellidir ancak Genelkurmay Başkanlığı yayınlarından olan ‘Türk İstiklal Harbi Tarihi’ adlı eserin ‘Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı’ adlı 1. cildinde yer alan resmi bir haritaya göre İskenderun, Miyadin ve Musul Türkiye sınırları içinde iken Antakya ve Kerkük’ün sınır dışında gösterilmesi o günkü sınır ile bugün bazılarımızın kafasındaki sınırın farklı olduğunu gösteriyordu.
Türk Magna Carta’sı mı?
İngiliz tarihçi Arnold J. Toynbee, 1922’de yayımladığı ‘The Western Question in Greece and Turkey’ adlı eserinde Misak-ı Milli’nin önemi üzerinde uzun uzun durmuştu. Kitapta andın Fransızca ve İngilizce metinlerini verdikten sonra parantez içine büyük harflerle “Osmanlı İmparatorluğu öldü! Yaşasın Türkiye!” sloganını eklemişti. Bu slogan, Toynbee ve bir dizi yabancı tarihçinin Misak-ı Milli’yi Kemalistlerin Batı’nın ulusçuluk fikrini tamamen benimsemesinin belgesi olarak görmesi fikriyle ilintiliydi.
Misak-ı Milli için yabancı yazarlar tarafından kullanılan başka adlar da var. Bunlar ‘Declaration of Independence’, ‘The Bill of Rights’, ‘Türk Magna Carta’sı’, ‘Social Contract’ gibi, Avrupa ve ABD tarihinden kopya edilmiş kavramlardır. Ahmet Ağaoğlu’na göre ise Misak-ı Milli, 1789 Fransız İnsan Hakları Bildirgesi ve 1215 Magna Carta’dan daha önemliydi! Yerli yazarların bir başka özelliği ise Misak-ı Milli’yi ‘kutsallık’ ve ‘değişmezlik’ kavramlarıyla birlikte ele almalarıydı.
Halbuki Misak-ı Milli’nin Kemalistler tarafından ele alınış şekli, zamana ve mekâna göre değişmiştir. Örneğin, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü öğleden sonra 13.45’te yapılan ilk oturumunda en yaşlı üye sıfatıyla açış konuşmasını yapan Sinop Milletvekili Şeref Bey’in nutkunda veya bu töreni anlatan 24 Nisan tarihli yarı resmi Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin haberinde Misak-ı Milli’nin adı geçmemiştir. Misak-ı Milli’ye ilk doğrudan atıf 9 Mayıs 1920 tarihli oturumda okunup onaylanan İcra Heyetinin Programı’nda olmuştur.
TBMM’de onaylandı mı?
Resmi tarihe göre TBMM’nin 18 Temmuz 1920 tarihli oturumunda Misak-ı Milli’ye bağlılık andı içilmiştir. Halbuki tarihçi Nejat Kaymaz’a göre böyle bir olay olmamış, sadece Osmanlı devletinin sonunu getirecek olan Sevr Antlaşması’nın kotarıldığı San Remo Konferansı dolayısıyla iman tazeleme gereği duyulmuş, 6 Temmuz 1920 tarihli oturumda “Makam-ı Hilafet ve Saltanat’ın ve vatan ve milletin istihlas ve istiklalinden başka bir gaye takip etmeyeceğime vallahi” şeklinde bir kısa metin kaleme alınmıştır.
10 Temmuz günü metin oylanmıştır. Kâtibin adını okuduğu mebus sayısı 311 olup, oturuma katılan ve metni onaylayan üye sayısı 144’tür. Bu mebuslar arasında Mustafa Kemal yoktur. İlk gün bulunmayan 166 milletvekilinin adı beş gün sonraki (15 Temmuz) oturumda tekrar okunmuş, bu sefer Mustafa Kemal’in de aralarında bulunduğu 34 üye daha yemine imza vermiştir. Böylece sayı 178’e ulaşmıştır.
Sonuç olarak bu yemin 28 Ocak 1920’de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda onaylanan Misak-ı Milli metni üzerine yapılmış değildir. Aynı metin olmadığı gibi, yemin töreni sırasında Misak-ı Milli belgesine atıfta bile bulunulmamıştır.
Keşke yazmasaydınız!
Bundan sonra, Mustafa Kemal ve dönemin önde gelen siyasi liderleri sık sık Misak-ı Milli’ye olumlu ya da olumsuz atıfta bulunmuşlardır. Olumsuz atıflardan en önemlisi, Kasım 1922’de Lozan’a gidecek delegasyonun Mustafa Kemal’in arzuları doğrultusunda oluşturulmasına eleştiri getiren muhaliflerden İzmit Milletvekili Sırrı Bey’in Misak-ı Milli Beyannamesi’ni bizzat kaleme alanlardan biri olduğunu söylemesi üzerine Mustafa Kemal’in “Keşke yazmaya idiniz. Başımıza çok belalar koydunuz!” demesidir.
Ancak yine de İsmet Paşa, Lozan’a Misak-ı Milli’ye göre hazırlanmış 14 maddeli bir talimatname ile gitmişti. Gitmişti ama Lozan’da Lord Curzon, Misak-ı Milli’nin çelişkilerini öylesine etkili eleştirmiştir ki İsmet Paşa bir daha Misak-ı Milli’nin adını anmamıştır.
Misak-ı Milli uygulandı mı?
Birinci Madde’ye giren Reis İbn Hani’den başlayarak Harim, Müslimiye, Meskene, sonra Fırat yolu, Der Zor, Çöl, nihayet Musul Vilayeti güney sınırına uzandığı düşünülen Suriye sınırı Fransa ile Ankara hükümeti arasında imzalanan 15 Ekim 1921 İtilafnamesi ile çözülmüş, ancak o günlerde adı Sancak olan Hatay dışarıda bırakılmıştı. Bu eksik parça ancak 1939’da geri kazanıldı. Buna karşılık Süleymaniye, Kerkük ve Musul livaları bir dizi diplomatik hatadan sonra 5 Haziran 1926’da kesin olarak kaybedildi.
İkinci Madde’nin konusu olan Elviye-i Selase’den Kars ve Ardahan 1917’de çarlığın yerine geçen Sovyet hükümeti ile 3 Mart 1918 günü imzalanan Brest-Litovsk Barış Anlaşması’yla Osmanlı devletine geri verilmişti. Ancak bölge Kazım Karabekir Paşa tarafından askeri zaferle kazanıldığı için maddede belirtilen serbest oylamaya gerek görülmedi. Batum ise hem Kızılordu ile çarpışmak göze alınmadığından hem de Sovyetler’den gelecek maddi ve askeri yardımın hatırına Sovyet Rusya’nın siyasi hinterlandında olan Gürcistan’a bırakıldı. Böylece Misak-ı Milli ihlal edildi.
Üçüncü Madde’ye göre Batı Trakya’nın hukuki durumu bölgede oturanların oylarıyla tayin edilecekti. Ancak Türkiye’nin halkoylaması isteğine İtilaf Devletleri ile Yugoslavya ve Romanya karşı çıktı ve oylama yapılmadı. Batı Trakya Türklerinin kaderlerine terk edilmesiyle madde ihlal edildi.
Dördüncü Madde, 1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılması, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent ilan edilmesi ve 3 Mart 1924’te Hilafet’in ilgasıyla ihlal edildi.
Beşinci Madde’de azınlıklara mütekabiliyet esasına göre bazı haklar tanınması meselesinden bahsediliyordu. Bu konuda yapılanlar ve yapılmayanlar ayrı bir yazı konusu.
Altıncı Madde “Mali ve iktisadi gelişmemizi engellememe kaydı ile borçların ödenmesi kabul edilir” diyordu. Lozan’da Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun borçları ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Bunu 37 yılda ödemeyi kabul eden Türkiye, 1929 Büyük Buhranı gibi ağır krizlere rağmen borcunu 1954’te (Lozan’ın öngördüğünden dört yıl önce) kapattı. Altıncı Madde’nin ihlal edilip edilmediğini takdirlerinize bırakıyorum.
Sonuç olarak Misak-ı Milli’nin kapsadığı etnik gruplar ve çizdiği sınırlar konusundaki belirsizliği Cumhuriyet tarihi boyunca milliyetçi ve İslamcı ideologların çok işine yaradı. Bazen dört kıtaya yayılmış bir imparatorluktan sonra Anadolu’nun küçük coğrafyasına sıkışmayı kendine yediremeyen kesimlerin yayılmacı yorumlarına zemin oluşturdu. Bazen Hilafet’in ve Saltanat’ın geri getirilmesi, İstanbul’un yeniden başkent yapılması taleplerine dayanak yapıldı. Şimdi de Birgün yazarı Nuray Mert’in veciz ifadesiyle ‘Türk-Kürt Megalo İdeası’nın dayanaklarından biri olmaya aday. Yukarıdaki hikâye, bu dayanağın zaafları hakkında bir fikir verebilmiştir umudundayım.
Özet Kaynakça: Nejat Kaymaz, “T.B.M.M’nde Misâk-ı Millî’ye Bağlılık Andı İçilmesi Konusu-1, II, II, II, Tarih ve Toplum, S.19-23, 1985; Ahmet Ağaoğlu, “Millî Misâk’ın Tarihî Kıymeti”, Ülkü Seçmeler, C.I, S.I, 1933; Hasan Dilan, Mehmet Şeref Aykut ve İzmir'de İlk Fikir Hareketleri, Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları, 1996; Meclis-i Mebusan Zabıt Cerideleri; TBMM Kültür ve Sanat Yayınları, 1992; A.Nezihi Turan, Millî Misâk’ın 70. Yılı, Milli Kültür, S. 69, Şubat 1990; Ali Fuad Cebesoy, 1907'de Misâk-ı Millî, Yayına Hazırlayan: Faruk Sükan, Cemal Kutay, Acar Matbaacılık Yayınları, 1989; Seda Altuğ, “Misak-ı Milli: ‘Sınırlar’ı zorlayan tartışmalar”, Toplumsal Tarih, S. 118, s.50-53.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları











































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016