Gökhan BACIK
Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin bugün internet sayfasında hala bulunan Ahmet Davutoğlu imzalı bir rapor bize dış politika açısından geldiğimiz halin muhasebesini yapmak için önemli bir fırsat veriyor.
Raporun üçüncü sayfasında “Türk dış politikasının güçlü yönleri” şeklinde bir alt başlık bulunuyor.
Rapordan okuyalım: “Tepkisel bir dış politika yaklaşımını reddeden Türkiye, bölgesel ve uluslararası konulara ilişkin tutumunu kendi koşullarını göz önünde bulundurarak ihtiyatla geliştirmektedir.”
Şimdi bakalım Türkiye’de bu ihtiyat kaldı mı? Tepkisel dış politika diye anket yapsak dünyada belki herkesin ilk aklına gelecek ülke Türkiye değil mi? Hatta Türk dış politikası bir tepkiler silsilesi halinde değil mi?
Raporun ikinci olarak altını çizdiği güçlü yön şu: “Türkiye proaktif bir dış politika oluşturmasına temel teşkil edebilecek istikrarlı ve barışçıl bir iç düzen kurma konusunda ilerleme kaydetmiştir. Son yıllarda kendi içinde özgürlükler ve güvenlik arasında sağlıklı bir denge kurmuştur.”
Şimdi ortada “istikrarlı ve barışçıl bir iç düzen” kaldı mı? Kaç yüz bin Kürt vatandaş dahili göçmen durumunda? Kaç şehir yıkıldı? Türkiye’de artık “özgürlükler ve güvenlik arasında bir denge” var mı? Tam aksine, Türkiye neredeyse bir iç savaş öncesi durumu hatırlatacak biçimde iç düzenden mahrumdur ve daha kötüsü özgürlükler, güvenliğe tamamen feda edilmiştir.
Raporda, Davutoğlu şunu ayrıca vurguluyor: “Son on yılda Türkiye insan hakları sicili açısından eksikliklerini tamamlayarak büyük bir yeniden yapılanma sürecinden geçmiştir.” Yani, dünyanın “insan hakları sicilini” düzelmesine yaptığı takdiri kabul ediyor. Ya bugün? Aynı dünya “insan hakları sicilimiz” için ne diyor?
Davutoğlu’nun kaleme aldığı rapordaki şu cümleye bakalım: “Temel özgürlükler kapsamının genişlemesiyle iç meselelerden kaynaklanan korkuların yönettiği bir ülke olmayan Türkiye, artık uluslararası konumu hakkında daha özgüvenli, komşuları ve uluslararası toplumun güvendiği bir ülkedir.”
Halbuki bugün tamamen “korkuların” yönettiği bir ülkeyiz! Komşular ve uluslararası toplum bize güveniyor mu? İngiltere insanları “Bak Türkler gelecek o nedenle AB’den çıkın.” diye kampanya yapılıyor!
Türkiye’ye neden turist gelmiyor? Turizm, uluslararası komşuluğu ve dostluğun günlük barometresidir! Deniz orada, yollar orada, oteller orada peki turist neden fikrini değiştirdi?
Raporda en önemli cümlelerden birisi de şu: “Kısa vadeli siyasi çıkarlar uğruna bizi bölgemizdeki insanların gönüllerinden ve zihinlerinden uzaklaştıracak adımlar atmayacağız. Bu hedef aynı zamanda, bir iç muhasebe yapma çabasına girmek ve bizi bölen anlaşmazlıkları aşmak suretiyle komşu ülkelerle olan farklılıklarımızı uzlaştırmaya çalışacağımız anlamına gelmektedir.”
Halbuki şu an belirli halklarla Türkiye’nin tekrar gönül birlikteliğini tamir etmesi için yıllara ihtiyaç var. Raporda Davutoğlu diyor ki “iç muhasebe yapma çabası”! Türkiye’de muhasebe artık anlamsız bir kelimedir. “Bizler tarih boyu hatasızdık, bütün suçlu diğer ülkeler” klasik alla Turca çizgiye çoktan gelip yine oturduk.
Özetle, Türk dış politikası konjonktürel kopmalara rağmen kökleri Osmanlı döneminden gelen ve Cumhuriyet ile devam eden bir paradigmanın ürettiği krediyi tamamen kaybetmek üzeredir.
Yüzlerce yıllık bir saygın diplomatik mirası yok etmek riski söz konusu!
Umarım hala Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sayfasında olan Davutoğlu’na ait bu raporu okuyan birisi vardır.
Yazarlar
-
Fehmi KORUABD Trump ile dünyayı çalkantıya terk ediyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖcalan’ın sosyalizmi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURPKK zaten bitirilmiş miydi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİmralı tutanakları tartışması süreci için yeni bir eşik 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTÜSİAD’ı anladık da o bağış yüzsüzleri kimdi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciMehmet Şimşek neden başarısız oldu 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezEmlak vergisi tasarısında düzeltme yapılıyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik illüzyon! 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBağımlı finansallaşmanın anatomisi ve Türkiye’nin bitmeyen kırılganlığı 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA6/7 Aralık Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı.. 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMüslüman dünyada yeni bir fıkhi yaklaşımın önü açılabilir mi? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAYM BAŞKANI AĞLIYORSA… 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEYeni aşama başladı mı? 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİTeostrateji yahut Din ve Dünya ilişkisinde kalibrasyon sorunu 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürk ve Kürt yalnızca seçmen değil aynı zamanda insan ve yurttaş 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKKürt açılımı hangi barışı getirecek? Üç barış teorisi 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMonroe Doktrini gibi bir Trump Doktrini… 7.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2025
8.11.2025
1.11.2025
26.10.2025
19.10.2025
14.10.2025
4.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
1.09.2025