Yıldıray OĞUR
Önceki akşam TRT’deki canlı yayında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu Ayasofya tartışmalarına getirdi ve şöyle dedi:
“Biz bir hukuk devleti olarak Danıştay’ın vereceği kararı bekliyoruz. Danıştay kararını verdikten sonra atılması gereken adımlar atılır.”
Dün Meclis’te İyi Parti grubunun verdiği Ayasofya’nın cami olarak açılması için araştırma önergesine de AK Parti grubu, yine temmuzdaki Danıştay kararını gerekçe göstererek “hayır” dedi.
Böylece Ayasofya tartışmasında gözler 2 Temmuz’da Danıştay 10. Dairesi’ndeki duruşmaya çevrildi.
Halbuki Ayasofya Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmişti.
Yani ortada idari bir tasarruf var. Başka bir idari tasarrufla Ayasofya yeniden cami olabilir.
Üstelik artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğu için, bunun için bakanlar kurulu kararına bile gerek yok.
Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu yetkilerini tek başına kullanabildiği için, TÜİK bölge başkanlarını görevden aldığı gibi, bir gece de ansızın bir kararnameyle Ayasofya’yı yeniden camiye çevirebilir.
İlle yasal düzenleme olsun isteniyorsa da bir AK Parti milletvekili yarın Meclis’e önerge verebilir, toplantı ve karar yeter sayıları doğrultusunda Meclis’te sadece 151 milletvekilinin oyuyla Ayasofya yeniden camiye dönüşebilir.
Peki neden bu kadar kestirme yol varken, sonucun ne çıkacağı belirsiz Danıştay kararının beklenmesi tercih edildi?
Bu soruya cevap vermek için önce Danıştay 10. Dairesi’nin önüne 2 Temmuz’da gelecek olan dosyanın ne olduğuna bakmak gerekli.
Davayı açan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği.
Derneğin başkanı ve kurucusu, 75 yaşında Bursalı emekli bir öğretmen olan İsmail Kandemir.
“Ulu Mabed Ayasofya” adında bir de kitabı bulunan Kandemir’in 2004 yılında Bursa’da kurduğu derneğin yegane bir amacı var; Ayasofya’yı yeniden camiye çevirmek.
Bunun için 16 yıldır neredeyse tek başına hukuki mücadele veriyor.
İlk başvurusunu 2004 yılında dernek kurulduktan hemen sonra Başbakanlığa yapmış.
Tam başvuru tarihi 22 Ekim 2004.
Dönemin gazete haberlerine göre dernek başkanı İsmail Kandemir ve üye Hidayet Aksöz, Başbakanlığa sundukları dilekçede Ayasofya’yı müzeye çeviren 24 Kasım 1934 tarih ve 1589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın geçersiz olduğunu ileri sürmüşler.
Bunu iki temel iddiaya dayandırmışlar.
Birinci iddiaları özetle şöyle; 24 Kasım 1934 tarihindeki Bakanlar Kurulu Kararları 1613 ve 1614 sayılı kararnamelerdir. 25 Kasım 1934 tarihinde ise herhangi bir kararname çıkmamıştır. 22 Kasım 1934 tarihinde çıkan kararnamelerin numaraları 1590 ile 1606 arasında yani 1589 nolu bir kararname olması mümkün değildir.
Ayasofya kararnamesi Resmi Gazete’de de yayınlanmamıştır.
İkinci iddiaları Ayasofya tartışmalarında sık sık duyulan daha popüler bir iddia; kararnamenin altındaki Atatürk imzası sahte. Çünkü Atatürk bu kararname çıktıktan sonra Atatürk soyadını alıyor, Atatürk diye imza atmış olamaz.
İkinci iddianın içeriğine şimdilik girmeden hukuki süreçle devam edelim.
Peki derneğin bu dilekçesi üzerine Başbakanlık ne yapıyor? (O sırada Başbakan Erdoğan)
Hiçbir şey. Cevap vermiyor.
Bunun üzerine dernek yasal süre içinde dilekçeye cevap verilmediği için bu kez Başbakanlığı Bursa’da idari mahkemesine şikayet ediyor ve 1934 yılındaki Bakanlar
Kurulu’nun Ayasofya kararnamesinin yürütmesinin durdurulması için dava açıyor.
Yürütmeyi durdurma talebi, 2005 yılının Ocak ayında Bursa 2. İdare Mahkemesi kanalıyla Danıştay Başkanlığı'na gönderiliyor.
Oradan da 2 Temmuz’da da aynı başvuruyu görüşecek olan Danıştay 10. Dairesi’nin önüne.
Danıştay 10. Dairesi, davanın durumu ve uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Yargılama Yasası'nda öngörülen koşulların bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması istemini bire karşı 4 üyenin oyuyla reddediyor.
Karara muhalif olan üye de başvurunun kabul edilmesinden yana değil. Onun şerhinin sebebi 2004 yılında kurulmuş bir derneğin, 70 yıl sonra bir bakanları kurulu kararının yürütmesinin durdurulması için başvuramayacağı, bu yüzden başvurunun süre yönünden iptal edilmesi gerektiği.
Dernek kararın düzeltilmesi için itiraz ediyor, bu kez dosyaya Danıştay’ın Dâvâ Daireleri Kurulu bakıyor, onlar da başvuruyu reddediyor.
Tabii İsmail Hoca ve derneği burada durmuyor.
Bir kaç ay sonra bu kez şanslarını İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başvurarak deniyorlar.
İmar planlarında yer alan "Ayasofya Camisi (Müze)" ifadesinden “müze” adının kaldırılmasını istiyorlar.
İstanbul Belediyesi tabii o sırada AK Parti’de.
Yine çoğunluğu AK Partili olan Belediye Meclisi, benzer bir başvuru yapan İstanbul Vakıflar Müdürlüğü’nün itirazıyla birlikte konuyu ilgili birimlere inceletiyor ve reddediyor. Hatta başvuruyu yapan dönemin Vakıflar İstanbul Müdürü hakkında da soruşturma açılıyor.
Emekli öğretmen İsmail Kandemir ve Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği pes etmiyor. 2008, 2012 tarihlerinde yine idari mahkemelerde 1934 tarihli bakanlar kurulu kararnamesinin iptali için davalar açıyorlar. Yine gerekçe kararnamenin sahte olduğu. Mahkemelerden ret cevapları geliyor.
2013 yılında dernek bu kez Ankara’da Kültür Bakanlığı’na başvurarak Ayasofya Müzesi'nin namaz kılınması için yılda bir gün ibadete açılmasını talep ediyor.
Bakanlık yine AK Parti’de. Talep kabul edilmiyor.
Bu kararla ilgili Ankara 15. İdare Mahkemesi’nde dava açıyorlar. Mahkeme başvurunun kabul edilmemesiyle ilgili idari işlemin hukuka uygun olduğuna karar veriyor.
Temyiz için karar bir kere daha Danıştay 10. Dairesi’nin önüne geliyor. Daire bir kere daha derneğin talebini haksız bulup, mahkemenin kararını onuyor. 2015 yılındaki düzeltme başvurusu da Danıştay tarafından reddediliyor.
İsmail Hoca ve Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği burada da durmuyor.
2015 yılında “din ve vicdan hürriyetinin ihlâl edildiği” iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunuyor.
Dernek başvurusunda “Ayasofya Müzesi'nde namaz kılma izni verilmemesi ve bu karara Ayasofya Camisi'ni müzeye çeviren ancak temel haklara yönelik müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamayan Bakanlar Kurulu kararnamesinin gerekçe gösterilmesi nedeniyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiğini, hâlihazırda müze olarak kullanılan bazı eski kiliselerde başka dinin mensuplarına ibadet etmek için kolaylık sağlanırken Ayasofya Müzesi'nde namaz kılınması için kolaylık gösterilmemesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini” iddia ediyor.
Anayasa Mahkemesi, ancak üç yıl sonra 2018 yılında bu başvuru görüşüyor. Mahkeme, başvuru dernek olarak yapıldığı için din özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında kişi bakımından yetkisizlik kararı verilerek içeriğine girmeden başvuruyu reddediyor.
2004 yılından bu yana bütün hukuki girişimleri sonuçsuz kalan emekli öğretmen İsmail Kandemir ve onun Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği tek hukuki başarısına 2019 yılında imza attı.
Bizans döneminin Khora Manastırı’nın Kilisesi iken, İstanbul’un fethinin ardından 1511’de İkinci Beyazıt tarafından camiye çevrilen İstanbul Fatih’teki Kariye Camii’ni, 29 Ağustos 1945 günü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve bakanların imzasıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na müze ve müze deposu olarak tahsis eden Bakanlar Kurulu kararının iptaliyle ilgili beş yıllık hukuki mücadeleyi kazandılar.
Aslında 2014 yılında yine Danıştay 10. Dairesi, “Kariye Müzesi İstanbul’un tarihi alanlarının önemli parçalarından biridir” diyerek davayı reddetmişti. 2017 yılında temyiz için kararın taşındığı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da bu kararı onamıştı.
Ama sonra ne olduysa iki yıl sonra davacının 1945 tarihli Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğunu iddia edip karar düzeltmesi isteyerek başvurduğu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetti ve Danıştay 10. Dairesi’nin verdiği kararı bozdu.
5‘e karşı 6 üyeyle kıl payı çıkan kararın gerekçesinde “Kariye Camii'nin Osmanlı döneminde özel hukuk hükümlerine göre vakfedildiği, mazbut Fatih Sultan Mehmet Vakfı'na ait hayrat taşınmazlardan olduğu, hayrat taşınmazların, ibadethane, hastane ve aşhane gibi doğrudan hayır hizmetlerinin ifası için kurulmuş kamu malı niteliğinde olduğu, taşınmazların, vakfın belirlediği kullanım şekli dışında bir kullanım amacına tahsis edilemeyeceği, Bakanlar Kurulu kararının taşınmazın ilelebet cami olarak kullanılması yönündeki iradesini ve tahsisini ortadan kaldıracak şekilde alındığı” gibi Türkiye’deki bütün vakıfları etkileyecek radikal bir gerekçe yazılarak “Bakanlar Kurulu kararı, yetki, şekil, sebep, maksat yönlerinden hukuka aykırıdır" denildi.
2019 yılında Danıştay’ın aldığı bu kararla Kariye Müzesi’ni yeniden Kariye Cami’ne dönüşmesinin önü açılmış oldu.
Bu karar, Ayasofya için de içtihat oluşturabilir.
2 Temmuzda Danıştay 10’uncu Dairesi’nin görüşeceği Sürekli Vakıflar Tarihi Eserler ve Çevreye Hizmet Derneği’nin açtığı davanın içeriği yine gazetelerde çıkan haberlere göre 1934 yılındaki Bakanlar Kurulu kararnamesinin geçersiz olduğu, kararnamenin altındaki Atatürk’ün imzasının sahteliği gibi iddialara dayanıyor.
Yani Danıştay 10. Dairesi, daha önce iki kez önüne gelip reddettiği iddialara bir kere daha bakacak.
Ayrıca Ayasofya’yı müze yapan bakanlar kurulu kararnamesini isteyen girip bugün bile devlet arşivlerinde görebilir, ortada sahte bir kararname yok.
Kararnamenin altındaki Atatürk’ün K. Atatürk biçiminde attığı imzasında da bir sorun yok. Atatürk o kararnamenin çıktığı gün Atatürk soyadını resmen almıştı. İlk imzaladığı resmi kararname Ayasofya oldu. Aslında Atatürk’ün soyadını almadan önce de K. Atatürk şeklinde imza atmaya başladığı biliniyor.
Bu kararnamenin altında imzasındaki fark klasik imzasından farklı olarak A harfinin büyük olması. Bu farkın sebebi o gün itibarıyla Atatürk’ün eline henüz kendisi için Vahram Çerçiyan’ın çizdiği bildiğimiz imzasının geçmemiş olmasıydı.
Yıllarca bu ayrıntılarla Atatürk’ün Ayasofya’yı müzeye çevirtmek istemediği iddia edildi.
Halbuki Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi kararının nasıl alındığıyla ilgili bu kararı uygulayan dönemin Milli Eğitim Bakanı’nın açık tanıklığı, “aldığım yüksek şifahi emir üzerine” diye başlayan resmi yazısı var. Müzeye çevrildikten sonra ilk ziyaretçilerden biri de Atatürk olmuştu.
Ama Danıştay bu kez 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını “evrak sahteciliğinden” değil de, Kariye içtihadına dayanarak iptal edebilir.
Ama Kariye’yi müzeye çeviren 1945’deki Bakanlar kurulu kararının altındaki ilk imza Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye aitken, 1934 tarihli Ayasofya kararının altındaki imza Atatürk’e ait.
Eğer altında Atatürk’ün imzası olan bir bakanlar kurulu kararnamesi hukuka uygun değil diyerek iptal edilirse bu bir ilk olur, bunun siyasi anlamları başka olur
Ama Danıştay böyle radikal bir karar verse bile bu ertesi gün Ayasofya’yı camiye dönüştürmeyebilir.
Nitekim Danıştay kararının üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen Kariye hala müze olarak hizmet veriyor.
Kültür Bakanlığı’nın müzeler sayfasına girdiğinizde hala karşınıza girişi 67 TL olan “Kariye Müzesi” olarak çıkıyor. Kariye’nin camiye çevirilip çevrilmeyeceğiyle ilgili nihai karar iktidara ait.
Peki tekrar baştaki soruya geçelim.
Peki neden bu kadar kestirme yol varken, sonucun ne çıkacağı belirsiz Danıştay kararının beklenmesi tercih edildi?
Buna verilen cevaplardan biri iktidarın böylesine kritik, tartışmalı bir konuyu kendi tasarrufuyla değil, Danıştay eliyle karara bağlamak istiyor olması.
Ama akla gelen bir diğer cevap ise aslında AK Parti iktidarının ve Cumhurbaşkanı’nın Ayasofya ile ilgili bir adım atma konusunda o kadar da hevesli olmadığı.
Hatta daha geçen yıl 15 Mart 2019’da Yeni Zelanda’daki cami katliamını yapan teröristin Ayasofya ile ilgili mesajlar verdiği de ortaya çıkınca, konu tekrar alevlenince
Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle demişti:
“Ayasofya açılsın diyorlar. Be kardeşim. Bir şey söylerken duygusallıkla, affedersin bu alçağın, bu teröristin sözlerine karşı böyle bir talepte bulunmanın bir anlamı yok. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunlar da bir tahriktir. Mesela orada bir sergi yapıldı. Orada Kur'an tilaveti de yaptık. Belli bir bölümünde şu anda namaz da kılınıyor. Bunları aşmak bizim için sorun değil. Aşarız. Ama getirisi götürüsü nedir? Bunu da burada açıklamam doğru olmaz. Bizim için faturası çok daha ağırdır. Unutmayalım, şu anda dünyanın çok çeşitli ülkelerinde bizim binlerce camimiz var. Acaba bunu söyleyenler, o camilerin başına ne gelir diye düşünüyor mu? Bir sürü kundaklama hareketleri yapılıyor. Bunları düşünmeden, hesabını yapmadan söylüyorlar. Kusura bakmasınlar, bunlar dünyayı tanımıyorlar. Muhataplarını bilmiyorlar. Onun için ben bir siyasi lider olarak, bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim. İslam dünyasının şu anda yükünü çekiyoruz."
Belki de sorunun cevabı, önceki gün TRT’deki yayında Cumhurbaşkanı’nın Ayasofya bahsini Yunanistan’la yaşanan sorunlardan bahsederken açmasındadır.
Ayasofya son bir aydır gündemde.
Eğer bu bir erken seçim hamlesi değilse, son bir aydır dış politikadaki en önemli mesele olan, iki Ortodoks ülke Yunanistan ve Rusya ile Libya ve Akdeniz’de karşı karşıya gelinmiş olunmasıyla, Ayasofya kartının açılması arasında da bir ilişki olabilir.
Ama mesele her neyse her şeyi yapamaya bir gece yarısı kararnamesi kadar yakın olan iktidar, Ayasofya gibi hayati bir konuda bu kez topu 75 yaşındaki Bursalı emekli öğretmen İsmail beye atmış durumda.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları

























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026