Halil BERKTAY
[4-5-6.6.2019] Gerçekçi olalım. Adına “devlet” dediğimiz kurum -- ya da uzantısı veya eklentisinde, devlet iktidarının tecessüm ettiği başka kurumlar -- kendilerini her yerde ve her zaman tehdit altında hisseder. Kâh iç, kâh dış düşmanlar söz konusudur. Bu, devlet olmanın kaçınılmaz soncucudur. Ama bu başkadır, bir “beka” ideolojisi başka. Her coğrafyada ve zaman diliminde, her devlet illâ “beka” diye basmıyor feryadı. Basıyorsa, bu çok özel bir anlama geliyor. (Sanırım Serbestiyet’te Gürkan Zengin’in, Alper Görmüş’le birkaç hafta önceki tartışmasında atladığı bir nokta varsa, işte bu. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu çeşitli tehlikeleri sayıp döküyor. Ama “beka” sloganı ve ideolojisi, bunların aritmetik toplamı değil. Zira bu tür tehdit ve tehlikelerle, “beka sorunuyla yüz yüzeyiz” demeden baş etmek de mümkün. En basiti, İstanbul seçimleri üzerinde kopan gürültüyü ve illâ yenilensin feryadını, objektif koşullar değil sübjektif bir “beka” mantalitesibelirliyor.)
Bunları şunun için yazdım: 15. yüzyılda Avrupa’nın Ortaçağ düzeni sosyal, ekonomik, siyasî, inançsal, her bakımdan ve her alanda çatırdarken, bu düzenin (feodal monarşi ile birlikte) en temel iki direğinden biri olan Kilise de kendince bir “beka” sorunuyla yüzyüze. Bu hem bir realite, hem bir algı meselesi. Ve öyle de algılanıyor. Katolik Kilisesi’nin (Avrupa’nın batısı üzerindeki) inanç ve ibadet tekeli çeşitli meydan okumalarla karşı karşıya. Avignon Sürgünü sırasında iki, hattâ bir ara üç papa türemiş; acaba hangisi Tanrının gerçek temsilcisi? Nereden, nasıl bilebiliriz? Kime inanalım? Konsiller Hareketi, “Papalığın Yanılmazlığı” doktrinine (yani Kilisenin bir mutlak monarşi gibi yönetilmesine) tosluyor ve kollektif bir önderlik oluşturamadan dağılıyor. Oysa Rönesans Papalarının sefahati ayyuka çıkmış. Dahası, Papalık İtalya Savaşlarına da bulaşmış. Bir yandan, bütün Hıristiyan âlemi üzerinde ruhanî üstünlük iddiasında. Diğer yandan, son derece dünyevî, zira kendisi de (küçük) bir devlet olarak İtalya içinde devlet çıkarları peşinde koşuyor ve toprak kazanmaya çalışıyor. Bu uğurda kimileriyle ittifak yapıyor, kimilerine düşman kesiliyor. Başta zehir, her türlü suikast yöntemine de başvuruyor. Bunlar üstesinden kolay gelinir çelişkiler değil. Dahası, Gutenberg’in bastığı İncil’den beri (1455) matbaa da artık devrede. Dolayısıyla yeni fikirler çok yüksek bir dolaşım hızına kavuşmakta. İçerdeki ciddî çürüme, dışarıdan (Johann Reuchlin, Ulrich von Hutten, Rudolph Agricola, nihayet Desiderius Erasmus gibi) Kuzey Hümanistlerince topa tutuluyor. “Erasmus’un yumurtasından civcivi [Martin] Luther çıkarttı” sözü boşuna değil. Protestan Reformasyonu henüz başlamamış ama işte bu fermentasyondan fışkıracak.
Bu koşullarda Kilise kendine yeni bir düşman, daha doğrusu tek ve büyük bir baş düşman belirliyor: Satan (Şeytan). O zamana kadar, Hıristiyan inancında o kadar vurgulanmıyor. Ancak 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çok büyük bir önem kazanıyor. Tanrının alternatifi olarak teorileştiriliyor. Şeytan her yerde; binbir kılığa girebiliyor; hayatın her ânı ve alanında sürekli bizi ayartmaya, doğru yoldan çıkarmaya çalışıyor (o doğru yolun ne olduğunu da büyüklerimiz, tepedekiler, yönetenler biliyor, her nasılsa). Olası bütün kötülükler Şeytanın hesabına yazılmaya başlıyor (1945-90 arasında Amerikan emperyalizminin ve CIA’nin, bugün ise iktidar medyasında Üst Akıl diye müphem bir mefhumun hesabına yazıldığı gibi). Dolayısıyla cadılık ve büyücülük de inkâr edilmek yerine Şeytanın etki ve nüfuzunun bir tezahürü olarak tanımlanıyor. Sapkınlık (heresy) ile arasında geçmişte gözetilen sınır iyice bulandırılıyor; her türlü cadılık ve büyücülük son tahlilde Şeytandan kaynaklanıyor ve dinden sapmaya yol açıyor. Ortaçağda eğitimsiz kırsal halkın folk kültürüne giren cadılık inancı, Yeniçağda kentsel elitleri de kapsamına alıyor. Cadı yargılamaları artık Kilisenin onayı ve desteğine sahip. Dalga dalga yükseliyor, bazen duruluyor ve sonra tekrar yükseliyor. Geçmişte bazı kişiler her nasılsa (ve kendi başlarına) doğaüstü güçlere sahipken, şimdi, bu doğaüstü güçleri Şeytanla işbirliği sayesinde ediniyor ve gene Şeytanın hizmetine koşuyorlar. Cadılık çılgın Şeytana tapma âyinleriyle özdeşleştirilmeye başlıyor.
Belki en kritik nokta şu: Şeytana tapma ve Şeytanla işbirliği sadece açıkta, ortalıkta, günlük hayatta cereyan ve tezahür etmiyor. Daha da önemlisi, çoğu zaman insanların bilinçaltında, gizli düşüncelerinde, rüyaları ve hayalleri aracılığıyla gerçekleşiyor. Öte yandan, bu tür saklı sapkınlıkları bulup ortaya çıkarmak, özel bir beceri gerektiriyor. Bu da bir ölçüde İspanyol Engizisyonu’nun 14. yüzyıl uygulamalarından başlayıp, asıl 16. yüzyıl Papalık Engizisyonu’nun doktrin uzmanı sorgucuları tarafından gerçekleştiriliyor. 20. yüzyıl totalitarizmlerinin, Gestapo’ların ya da Çeka-OGPU-NKVD-KGB’lerin, George Orwell’in “düşünce polisi” adını vereceği en karanlık uygulamaların başlangıç noktası, işbu 16. yüzyıl. Carlo Ginzburg’un The Cheese and the Worms’u Türkçeye çevrildi (Peynir ve Kurtlar); Emmanuel Le Roy Ladurie’nin Montaillou’su ve gene Carlo Ginzburg’un The Night Battles’ı çevrilmedi. Bunları ve son otuz kırk yılın diğer Engizisyon çalışmalarını dikkatle okumak lâzım. Yepyeni bir prosedür söz konusu. En küçük sapkınlık belirtisini teşhis edecek şekilde eğitilmiş Engizitörler seni çağırıp o zamana kadar kimsenin sormadığı sorular soruyor. Rüyalarını anlatır mısın diyorlar; masum masum anlatıyorsun. Geceleri uçup gökyüzüne yükseldiğin ve orada meleklerle dansettiğin de olur mu diyorlar; eh, bazen evet diye cevap veriyorsun. Kılık değiştirir misin, ya da rüyalarındaki başka şahsiyetler kılık değiştirir mi diyorlar; rüya bu ya, zaten bulanık hatırlıyorsun ama eh, o da oldu galiba diye bir şeyler geveliyorsun. Ve derken (bkz yukarıdaki başlık resmi), kendini, ellerin arkadan bağlanıp vücudunun bütün ağırlığını taşıyacak şekilde yukarı çekilmiş biçimde, strappado’da veya 12 Mart - 12 Eylül dönemlerinde Türkiye’de kullanılan adıyla Filistin askısı’nda asılı buluyorsun. Bazen sadece sallandırmakla yetiniyorlar. Bazen çekip çekip ansızın boşluğa bırakıyorlar. Bazen ayaklarına artan ağırlıklar bağlıyorlar, bütün kas ve eklemlerini büsbütün germek için. Dayanamayıp işlemediğin ve hattâ hiç anlamadığın bir suçu: Şeytanla işbirliğini itiraf ediyorsun. Büyük ödül seni bekliyor: kazığa bağlanıp diri diri yakılıyorsun.
Az buz değil; Yeniçağın ilk 300 yılı boyunca, idamla sonuçlandığını bildiğimiz 12,000 kadar cadı yargılaması var. Ama cadıdır diye şu veya bu şekilde (yargısız infazlar dahil) idam edillen insan sayısı muhtemelen 40-50,000’i buluyor. Sanıkların ezici çoğunluğu yoksul sınıflardan ve kadın. Bazı araştırmalara göre, “tipik cadı, bir tarım işçisinin veya küçük kiracı çiftçinin eşi veya dul karısı; çevresinde huysuz, kavgacı bir tip olarak tanınıyor.” En korkunç dönem 1561-1670 arası. Belki en kötü ülke veya bölge de orta ve güney Almanya. Hızla yayılıyor ve Norveç, Danimarka ve İskoçya gibi kuzey ülkeleri dahil bütün Avrupa bu insanî felâketten nasibini alıyor. Kendi azgınlarını, fanatiklerini, zıvanadan çıkmışlarını üretiyor. Bu tipleri frenlemek zor oluyor. İngiltere’de, kendini Baş veya Genel Cadıavcısı (Witchfinder General) diye niteleyen, (Senatör McCarthy’nin önceli) Matthew Hopkins diye biri, 1644-1647 arasında 300 kişinin kanına giriyor. Bu konuda yazdığı The Discovery of Witches (Cadılar Nasıl Teşhis Edilir) kitabı, yayınlandığı 1647’den itibaren kanun metinlerini dahi etkiliyor. Hattâ aynı yıl, Atlantik ötesindeki Amerikan kolonilerinde dahi kullanılmaya başlıyor. Massachusetts’da hemen bir ve ardından 1663’e kadar 17 idamı beraberinde getiriyor. Eşler birbirini cadılıkla suçlamaya ve karşılıklı yargılanmaya başlıyor (genellikle kaybeden kadın oluyor). 1692-1693’te gene Massachusetts kolonisi bu sefer Salem cadı yargılamalarıyla çalkalanıyor. Sanıkların sayısı 200’ü aşıyor; 19’u asılıyor; biri ifade etmeyi reddettiği için ezilerek öldürülüyor; en az beşi de hapiste can veriyor.
Bu ve benzeri birçok cadı avının ortak özelliği şu: Belirli bir anda iktidarların şu veya bu kısmî , geçici ihtiyacına cevap verebilir. Öte yandan, büyük tehlikeleri de içeriyor. Bir kere başladığında, durdurmak çok zor oluyor. Tam bir kitle isterisi yaşanıyor. Bir deli kuyuya bir taş atıyor; kırk akıllı çıkaramıyor. Halk korku ve öfke krizleri içinde nereye saldıracağını bilemiyor (çünkü gerçekten inanıyorlar, ormanı bunların yaktığı, ekinleri bunların çürüttüğü, salgın hastalığı bunların çıkardığına -- ya da casuslara, Türkiye’yi paylaşmak için haritalar çizenlere, Kızıl Sorosçulara). Normal zamanlarda aklı başında sanabileceğiniz hâkim ve savcılar âdetâ bir metamorfoz geçiriyor, tuhaf yaratıklara dönüşüyor. Hiçbiri diğerlerinden geri kalmak istemiyor; kendini zulüm yarışıyla güvenceye almaya çalışıyor. İlk suçlananlarla yetinilmiyor; soruşturma, suç ortaklarını bulup çıkarmaya yöneliyor (bkz Osman Kavala vakası). Dolayısıyla habire genişliyor. Kanun ve nizam diye bir şey kalmıyor.
Dolayısıyla cadı avlarında modern devletin gelişmesine çok aykırı bir yan da var. Meşru şiddet tekelinin merkezîleşmesine ters düşüyor; (haydutlar, korsanlar, Celâlîler ve sair âsîler, çeteler, efeler ve zeybekler, eşkiya gibi) devlete rakip toplumsal şiddet odakları veya faaliyet türlerinden birinin varlık koşullarının habire uzamasına yol açıyor. Tersten söyleyecek olursak, Avrupa’da (i) hukuk devletinin giderek yerleşmesi; (ii) bilimin ve bilimselliğin yayılması, cadı avlarının sonunu getiriyor. Örneğin İngiltere’de çıkarılan 1735 Yasası, bu tür sanıkların cadılıktan değil sahtekârlıktan yargılanmasını öngörüyor -- zira bireylerin doğaüstü güçlere sahip olduğunu da, Şeytanla ilişkiye girebildiklerini de, artık kabul edilemez sayıyor. Bilinen son cadı idamları, Hollanda’da 1613, İngiltere’de 1682, Danimarka’da 1693, İskoçya’da 1727, Fransa’da 1745; Almanya’da (uygulanmamakla birlikte) son idam hükmü 1775. İsviçre’deki 1783, Polonya’daki 1793 ve Prusya’daki 1811 idamları, cadı avlarının hesabına yazılabilecek son olayları meydana getiriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları





























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024