Halil BERKTAY
[30-31 Temmuz 2020] Çocukluğumdan beri bir istatistik takıntım var. Sayılara meraklıyım ve kolay da aklımda tutuyorum. 13 yaşımdaydım. 1960 Roma Olimpiyatları öncesinde, bir aile dostumuz iki Fransızca kitapçık hediye etmişti. Biri, geçmiş bütün olimpiyatların bütün branşlarının kazananlarını, derecelerini, ülkelerini, dünya ve olimpiyat rekorlarını içeriyordu. İkincisi ise sonuçlar defteriydi. Roma’da yapılacak her bir müsabaka altalta üç boşluk içeriyordu. Altın, gümüş ve bronz madalya sahiplerini siz dolduracaktınız.
Sonraki haftalarda, elimde bu defter “sanal” biçimde izledim, yok, hepsini değil, sadece atletizm yarışmalarını. Gayet düzenli bir şekilde yazdım, kaydettim bütün sonuçları. Evin bir yerinde olmalı. Şimdi bulamam ama altmış yıl sonra bugün bile bazıları hep aklımda. Öyle başladı ve sonra giderek genişledi bu rekorlar ve şampiyonlar merakı. Atletizmin yanı sıra yüzmeyi ve satrancı da içine aldı. Öğrendiğim her yeni bilgi kırıntısını babama da taşırdım. Ben senin gibi aklımda tutamam, tutamıyorum derdi. Neden baba? Çünkü kafam başka şeylerle dolu. Sen de büyüdüğünde, aklına başka bilgi ve düşünceler üşüştüğünde, benim gibi olacaksın.
Öyle de oldu gerçekten. Hem yaşlandıkça, hem de dünya kolay izlenemeyecek kadar hızlanıp karmaşıklaştıkça, kendiliğinden zayıfladı bu “koltuk uzmanı” (armchair expert) olma tutkum. En son Usain Bolt’la yeniden harlanmıştı. Ama bir şeyi iyi yapacak veya iyi izleyeceksem sayma ve/ya kaydetme alışkanlığım geçmedi. Bugün bile, herhangi bir konuşma veya konferansı ancak not alırsam gerçekten dinlemiş olurum. Rutinleri severim. Rutinler insanı disipline eder. Kaytarmak istediği(m) şeyleri yapmaya zorlar. Tatilde, deniz kıyısında, maske ve şnorkelle uzun yüzerken mutlaka kulaç sayarım. Kendime hedef koyarım. Öyle rastgele, nereye gittiğimi bilmeden kâh oraya kâh buraya yüzemem. Belirli bir yönde, meselâ kıyıya paralel şu karşıdaki buruna veya üçüncü iskeleye gidip dönmem lâzım. Saymak, tempodur aynı zamanda. 55 yıl önceki havuzda antrenman günlerimden bilirim. 25 metre eşittir 10 kulaç. Dolayısıyla 500 kulaç eşittir yaklaşık 1250 metre. 1000 kulaç eşittir 2500 metre. Saymazsam, sıkılırım bir süre sonra. Ritmi kaybederim. Nerede bıraktığımı bilmeden, yarı yolda bırakırım. İçimi tarif edemediğim bir hoşnutsuzluk kaplar.
* * *
COVID-19 salgını bu komplekslerime yeni bir alan açtı kuşkusuz. Daha başından, korkuyla karışık bir merak duydum. Dehşete kapıldım, bu iş nereye varacak diye. Hayat memat meselesiydi ve hâlâ da öyle. Kendimin, ailemin, arkadaşlarımın, ülkemin başına neler gelebileceğini biraz olsun öngörebilmek istiyorum. Galiba ikinci haftada, bir doküman açıp çeşitli kritik göstergeleri kaydetmeye başladım. Türkiye verilerinin ilk vakanın resmiyet kazandığı 10 Mart’tan itibaren 6. haftanın sonuna kadar ürkütücü bir şekilde tırmanmasını ve sonra inişe geçmesini izledim. Günlük vaka sayıları 2-3-4-5 bine çıktı ve 20 Nisan’dan itibaren tekrar 4-3-2 bine çekildi. 2 Mayıs’ta 1983 oldu ve Mayıs sonlarında 1000-1100 aralığına düştü. 20 Mayıs – 2 Haziran aralığında yedi defa 900’lerdeki, bir defa 800’lerdeki, hattâ bir defa da 700’lerdeki rakamlar gözlendi. Bu vartayı atlatabileceğim/iz noktasında biraz umut duymaya başladım.
Fakat derken 1 Haziran dönemecine girdik. Felâket bağıra bağıra geldi. Hükümet büyük bir yanlış yaptı. Ekonomi ve özellikle turizm uğruna, sosyal medyada çok yazılıp çizildiği gibi (bakanlık düzeyinde temsil edilen) turizm şirketlerinin de doğrudan baskısıyla, çeşitli yasaklar ve karantina önlemleri çok erken gevşetildi. Olumsuz etkisi kendini göstermede gecikmedi. Daha önce de yazdım. Yeni vaka sayısı hemen 3 Haziran’dan; yoğun bakımdaki hasta sayısı 6 Haziran’dan; entübe edilen hasta sayısı 8 Haziran’dan itibaren tekrar yükselmeye başladı. İlk ağızda, özellikle yeni vaka sayısındaki artış çarpıcı bir hal aldı. 4-11 Haziran’da 900’lerde, 12 Haziran – 13 Temmuz arasında ise hep 1000’lerde seyretti. Ancak 14 Temmuz’dan itibaren, yani son iki haftada, tekrar 900’lere dönebildi.
Döndü ama, açık söylemek gerekirse çok da güven vermeyen bir dönüş oldu bu. Çünkü günlük vaka (ve dolayısıyla toplam vaka) sayılarının nasıl elde edildiği konusunda giderek büyüyen şüphe ve tereddütlerle elele gitti. Günlük vaka sayısı, mutlak bir nesnelliğe hiç ulaşmamıştı. Çünkü daima günlük test sayısı, kapsamı ve kalitesine bağlı kaldı. Gerçi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “filiyasyon” (affiliation) yönteminin son derece sıkı bir şekilde uygulandığına — yani koronavirüs için pozitif çıkan bir kişinin yakın zamanda temas ettiği saptanan istisnasız herkese test uygulandığına ilişkin ısrarlı açıklamaları, bir dereceye kadar rahatlatıcı oldu. Gene de, yoğun bakımdaki hasta ve entübe edilen hasta sayıları her zaman çok daha güven vericiydi. Çünkü herhangi bir sübjektivite payı içermiyordu. Olabileceği kadar nesneldi. Doğrudan doğruya hastane kayıtlarından kaynaklanıyordu.
* * *
1 Haziran gevşeme kararları sonrasında, vaka sayıları ile yoğun bakım ve entübasyon sayıları arasındaki güvenilirlik açığı, giderek daha fazla vaka sayılarının aleyhine ve hastane kayıtlarına dayalı kesim göstergelerin lehine döndü. Zira birincisi, filiyasyonun eskisi kadar sıkı bir şekilde izlenmediği ortaya çıktı. Hattâ bir ara, Sağlık Bakanlığı’nın yazılı olmayan bir talimatıyla, klinik belirtileri olmayan kişilere test yapılmaması dahi istendi. İsterseniz yapmayabilirsiniz denmedi; gayet net bir şekilde yapmayın dendi. Doktorlardan büyük tepki geldi ve geri çekildiği söylendi. Ama test uygulaması ve günlük vaka sayılarının üzerine, bir kere böyle bir şüphenin gölgesi düşmüş oldu. Asıl ikincisi, daha birkaç gün önce Türkiye’de kullanılan testlerin doğruluk payının ancak yüzde 40 olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı’nda ve Bilim Kurulu’nda bir üst düzey istifa oldu. Gene iki üst düzey yönetici de görevden alındı.
Bu ve benzeri nedenlerle, haftalardır tıp çevrelerinde gerek günlük ve gerekse toplam vaka sayılarının güvenilir olmaktan çıktığı konuşuluyor. 14 Temmuz’dan bu yana günlük vaka sayısının manipüle edilmek suretiyle 900’lerde tutulabildiği imâ ediliyor. Artık yeni vaka sayısının her gün kaç “düşeceği”ni önceden tahmin edebiliyor; 992 – 947 – 933 – 926 – 918 veya 931 – 928 – 902 gibi kısmî diziler üzerinden, bir sonraki basamağın kaç olacağı hakkında bahse girip kazanıyoruz esprileri dolaşıyor. Daha bugün, 31 Temmuz günü sosyal medyaya düşen, başlık resmi yerine aldığım bir karikatürde, “Bayram İznine Ayrılan Sağlık Bakanı Koca, Önümüzdeki 4 Günün İstatistiklerini Toplu Olarak Paylaştı” yazıyor.
Aynı şekilde, toplam vaka sayısı ile iyileşen hasta sayısı arasındaki fark demek olan aktif vaka sayısına da pek itibar edilmiyor. Halen toplam vaka sayısı 229,981. İyileşen hasta sayısı ise 213,539. Buna göre, aktif vaka sayısının ancak 16,442 olması gerekir. Haydi 17,000 olsun. Uzman hekimler dudak büküyor bu verilere. Herhalde en az beş, muhtemelen on misli aktif vakanın, yani 85 – 170,000 taşıyıcı ve bulaştırıcı hastanın ortasında yaşadığımız vurgulanıyor.
Tarih
Günlük vaka sayısı
Yoğun bakımdaki hasta sayısı
Entübe edilen hasta sayısı
Günlük ölüm sayısı
14/7
992
1204
396
20
15/7
947
1206
401
17
16/7
933
1213
394
21
17/7
926
1226
402
18
18/7
918
1231
394
17
19/7
924
1246
398
16
20/7
931
1243
385
17
21/7
928
1246
379
18
22/7
902
1244
381
19
23/7
913
1251
378
18
24/7
937
1248
379
17
25/7
921
1252
386
16
26/7
927
1249
387
17
27/7
919
1263
392
17
28/7
963
1280
403
15
Bir başka sorun, günlük vaka sayıları ile yoğun bakım ve entübasyon sayıları arasındaki çelişki. Yukarıdaki tabloda, ilk sütunda 14-28 Temmuz arasındaki iki haftanın günlük vaka sayılarını; ikinci sütunda, yoğun bakımdaki hasta sayılarını; üçüncü sütunda, entübasyondaki hasta sayılarını görüyorsunuz. Birinci sütun başka, diğer iki sütun başka bir hikâye anlatıyor. Buna göre, günlük vaka sayıları kötü de olsa 900’lerde salınır ve artmazken (artmaz görünürken), özellikle yoğun bakımdaki hasta sayısı hem daha yüksek, hem de 1204’ten 1280’e düzenli artıyor. Entübe edilen (yani en ağır durumdaki) hasta sayısı ise ortalama 400 civarında dolanıyor ama 23 Temmuz’dan bu yana birer ikişer de olsa sürekli tırmanma eğilimi gösteriyor.
Nasıl oluyor da günlük vaka sayıları hiç olmazsa “kontrol altında” dedirtebilirken, diğer iki gösterge tam tersine işaret ediyor? Herhalde bu genel manzaradır ki, bazı ünlü profesörleri, yoğun bakımdaki hasta sayısı ile entübasyon altındaki hasta sayısı dışında güveneceğimiz gösterge kalmadı demeye götürüyor.
* * *
Hal böyleyken, şimdi, yani yukarıdaki tablonun sona erdiği 28 Temmuz sonrasında, neler geldi bu “en güvenilir, tek güvenilir” yoğun bakım ve entübasyon verilerinin başına? En başta anlattığım (astrolojiye inananların Başak Burcuna yakıştırdığı) takip, düzenlilik, istatistikçilik, sayısallık saplantılarım çerçevesinde, 29 Temmuz Çarşamba akşamı da gece saat 21’e doğru girdim Sağlık Bakanlığı web sitesine; günün “yeşil tablo”suna bakıyor ve temel verileri kendi izleme dokümanıma kaydediyorum. Fakat tuhaf bir şey var bu son tabloda; yoğun bakım ve entübasyon verilerini bulamıyorum bir türlü. Allah Allah. Nerede bunlar? Ancak zamanla, olanca inanmazlığıma, artık bu kadarına da inanmak istemeyişime karşın kafama dank ediyor ki, kaldırmışlar tümden. Onun yerine, (a) zatürree oranı; (b) ağır hasta sayısı diye iki yeni veri koymuşlar.
Hemen göze çarpan bir problem şu ki, bu “ağır hasta sayısı”nın objektif ölçüsü, neye göre belirlendiği zerrece belli değil. Yoğun bakımda olmak nesnel bir ölçüt. Keza entübe ediliyor olmak da nesnel bir ölçüt. Ama “ağır hasta” olmanın böyle, genel kamuoyunun hemen anlayabileceği bir tanımı yok. Doktorların yorumuna bağlı. O yana da yazılabilir, bu yana da. Dolayısıyla nesnellikten çıkıyor; “günlük vaka sayısı” sorununu andıran öznellik boyutları peydahlıyor.
İkinci problem de şu ki, istatistikî zaman serilerinin kesintisizliği kalmıyor, bu kırılmayla. Şu âna kadar, 10 Mart’tan bu yana Türkiye’nin bütün serüvenini görebiliyorduk belirli bir bütünlük içinde. İyiye mi kötüye mi gittiğini söyleyebiliyorduk, şöyle böyle. Artık göremeyeceğimiz, söyleyemeyeceğiz. Çünkü en kritik ve en güvenilir iki veriyi bilme hakkımızı kaldırdılar ortadan.
Öyle duruyorum birkaç dakika. Sonra o gün ve ertesi gün, bakanın düzenli basın toplantılarının tamamını açıp bakıyorum, neden ve bu iş nereye varacak diye. Günahını almayayım; 30 Temmuz’da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “bir süre 900’e doğru inen” günlük yeni vaka sayısının “giderek artıyor” olduğunu söylemiş dobra dobra. Önceki demeci ise biraz daha sıkıntılı. “… [B]undan sonra, salgın boyunca oluşan uluslararası standarda uygun olarak, ‘ağır hasta sayısı’ da verilecek” demiş bir yerinde.
Ek bir veya iki veri; iyi, güzel. Ama yoğun bakımdaki ve entübasyondaki hasta sayılarının neden kaldırıldığını hiç açıklamamış. Zerrece değinmemiş bu konuya. Hattâ yeni “ağır hasta” verisi ile önceki “yoğun bakım” ve “entübasyon” verilerinin ilişkisini de kurmamış. Çünkü o zaman bu son iki verinin neden kaldırıldığına değinmesi gerekirdi. Anladığım kadarıyla, kimse de sormamış. Sormuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024