Murat Sevinç
Anayasal ilkeler konusuna devam (5)
Son yazı, günü geldiğinde ‘Hâlihazırdaki sistemden vazgeçilir mi?’ sorusunu yöneltmişti.
Ne zaman yapılacağı belli olmayan bir seçim için ana muhalefet partisinin aday belirleyip belirlememesi gerektiği, bunun yolu yordamı, ‘Erken mi yoksa zamanlı mı’ sorusu ve tek aday-iki aday taktikleri hiç kuşkusuz tartışılır, konuşulur. Ancak, CHP’nin taktik nedenlerle iki adayla seçime girmesi gerektiği yolundaki öneri, doğrusu bana en fantastik geleni. Yanılıyor olabilirim, buna mukabil, adaylık/seçim konularının kâğıt üzerinde göründüğü gibi sonuç vermediğini, seçim yarışının ‘şişede durduğu gibi durmadığını’ son seçimler yeteri kadar kanıtlamış olmalı.
İmamoğlu ve Yavaş aday olduğunda milliyetçilerin Yavaş’ın yanında saf tutacağını, İmamoğlu’na şedit bir dille yükleneceğini (proje vs.), iktidar çevresinin iki adayı birbirine düşürmek için her şeyi yapacağını ve muhtemelen başaracağını, seçim ikinci tura kaldığında birinin seçmeninin olduğu gibi diğerini desteklemeyeceğini düşünmek, çok mu kötümser bir tahmin? Ayrıca, ‘Biri olmazsa diğeri olur‘ denen iki isim farklı kişilik ve ideolojiye sahip. Bana, böylesi bir ‘Zihni Sinir taktiği’ en çok iktidar sevip destekler gibi geliyor.
Bu satırları yazmaya başlarken Gaziantep’te olup bitenler esnasında değerli bir sendikacı tutuklanmış, iletişim başkanı kişi, hakkında ‘davalar olan’ İmamoğlu’nu ‘alıştığımız üslup’la küçük görmeye çalışan bir açıklama yayınlamıştı. Özgür Özel ise eski üye bir belediye başkanının kurultayın iptali için açtığı davaya sinirleniyordu. Dün aynıydı, yarın da benzer gelişmeler olur muhtemelen. Belli ki giderek ağırlaşan koşullarda yapılacak bir cumhurbaşkanı seçiminden söz ediyoruz. Her neyse… daha zaman var ve sonumuz hayrolsun!
Konunun dönüp dolaşıp cumhurbaşkanı seçimine gelişinin nedeni, evet, devlet başkanının sistemin en güçlü figürü olması. 1909’dan bugüne hiçbir anayasamızda tanınmamış olağanüstü yetkilere sahip ve sorumluluğu bulunmayan (cezai sorumluluk vs. önemli şeyler değil) bir devlet başkanı modeli. Türkçesi: İyi giden bir şey varsa tek sahibi, kötü giden bir şey olduğunda sorumluluğu bulunmayan, ezcümle, var olan demokratik sistemlerde eşi benzeri bulunmaz bir konum.
2017’de anayasa tarihimize taban tabana zıt, ‘Meclis üstünlüğü’ ilkesinin terk edildiği bir hükümet biçimi kabul edildi. Eskisi, sorunları olan parlamenter sitemdi. Sistem eleştirisi, ancak eski sistemin doğru biçimde ele alınmasıyla mümkün ve anlamlı olabilir. ‘Yeni olan’ OHAL koşullarında ve hiçbir karşı çıkış dikkate alınmadan kabul edildi; ‘eski olan’ ise yıllar boyunca türlü açmazlarıyla tartışma konusu olmuştu.
Kısaca: Cumhuriyet’in ilk anayasası devlet kuran bir anayasaydı ve karma nitelikte olsa da Meclis hükümeti-parlamenter sistemi nihayetinde benimsemişti. 1960’a dek cumhurbaşkanlığı yapan üç ismin gücü anayasadan değil, tarihsel önemlerinden geliyordu. 1961 Anayasası siyasal demokrasiyi hedeflemişti ve klasik bir parlamenter sistem kurmuştu. Sembolik yetkilerle donatılmış devlet başkanı, siyasal sorumluluğu bulunan ve dolayısıyla yetki sahibi bir hükümet. Bu dönemin üç cumhurbaşkanı da koşulların ürünü olup pek suya sabuna dokunmayan isimlerdi. 12 Mart’la işler değişmeye başladı ve 12 Eylülcüler 1982 Anayasası’yla dönemin ruhuna uygun ‘güçlü bir yürütme’ kurmaya çalıştı. Ancak yürütme organını güçlendiren düzenlemelere yer verirken (KHK’ler vs.), olmadık bir şey yapıp cumhurbaşkanını da palazlandırdı. Parlamenter sistem sürdürülse de, amiyane tabirle, ilk düğme yanlış iliklendi. Zaman zaman yetki çatışması kaçınılmazdı. Sezer dışındaki cumhurbaşkanları önemli siyasi kişiliklerdi ve meşreplerine göre cumhurbaşkanlığı yaptılar. Bu dönemde iki başlılık tartışması hiç bitmedi. Sorun, iki başlı bir yürütme organı öngören parlamenter sistemde değil, 1982’nin kabul ettiği parlamenter sitemin kusurlu kuruluşundaydı.
AKP, Türkiye sağının hayalini 2007 değişikliğiyle gerçekleştirdi ve 367 krizini ‘Allah’ın lütfuna’ çevirip ‘halk tarafından seçim’ kuralını halk oylamasıyla kabul ettirdi. Halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı ile parlamenter sistemin bağdaşması pek mümkün değildi, nitekim olmadı. 2014-2017 yıllarındaki tuhaf maceranın ardından, Allah’ın bir başka ‘lütfu’ daha fırsata çevrilerek cumhurbaşkanının (ve çevresinin) hayalleri doğrultusunda bir hükümet sistemi kabul edildi.
Dolayısıyla, 2017’de tercih edilen sistem 2017 öncesinde zaman zaman yaşanan tıkanıklıkların çözülmesi için değil, bir siyasi kadronun dilediğince yönetmesi için kuruldu. Niyet bu olunca eskileri mumla aratan yeni krizlerimiz doğdu.
Örneğin, daha önce en büyük şikâyet konularından biri koalisyonlardı. Oysa çoğu demokraside koalisyon hükümetleri yönetiyor ve özellikle Türkiye gibi zorlu ülkelerde uyumlu koalisyonların sorunları çözme ihtimali daha yüksek. Buradaki koalisyonların süresi ve açmazlarının ne ölçüde koalisyonun kendisinden ne ölçüde ülke koşullarından kaynaklandığı üzerinde durmak gerekir. Yeni sistemi ‘koalisyon kötüleyerek’ savunan AKP’nin, ülkeyi 2002 ile 2017 arasında tek başına yönetmiş olması, iddianın/niyetin kofluğunu gösteren, ancak iddia sahiplerine hiçbir şey ifade etmeyen somut gerçeklerden biri. ‘Ülke koalisyonlardan çok çekti’ diyen parti, o esnada 15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten partiydi! Sonuç? Yeni sistemde yüzde 50’yi tek başına bulmak neredeyse olanaksız olduğu için, ortaklar birbirlerine herhangi bir koalisyondan çok daha bağımlı/muhtaç hale geldi. Adına koalisyon değil, ittifak diyorlar! Ahmet Mehmet’i dövmedi, Mehmet Ahmet’ten dayak yedi, gibi.
Yaşananların önemli bir nedeni, her sorunun çaresini hukuk kurallarında, anayasalarda aramaktır. Oysa demokratik kurumlar-ilkeler, demokratik siyasal sistemlerde bir anlam ifade eder, aksi halde kâğıt üzerinde kalır. Bakınız, AYM. Son derece gerekli olan bir kurum ve artık kararlarını ciddiye alan neredeyse kalmadı; oysa orada duruyor, varlığını sürdürüyor, afili bir binası ve çok sayıda çalışanı var. Can Atalay ise cezaevinde. YSK’ya bakalım. Türkiye’nin 1950’de demokratik sistemlere büyük armağanı olan bir kurul, son yıllarda çoğu tartışmanın merkezinde yer aldı.
Hükümet sistemlerine de bu gözle bakmak gerekir. Tüm siyasal açmazların ilacı olacak bir ‘biçim’ yok. ‘En iyi’ olarak adlandırılabilecek bir sistem de yok. Her ülkenin kendi demokratik deneyimi içinde, alıştığı, yerleşmiş sistemlerden söz edebiliriz. Türkiye geçmiş 100 yılda parlamenter sistemi ve sonrasında parlamenter demokrasiyi az çok gerçekleştirmişti ve az buz bir başarı değildi bu. 2017’de çöpe atılan, bir asırlık gelenek ve o geleneğe uygun örgütlenmiş bürokrasi düzeni oldu. Modern devlet dediğiniz bürokrasidir, iskeleti odur. Geleneksiz anayasal düzen olmaz. Yıktığınız şeyin yerine yenisini koymanız on yıllar alabilir ve bazen de olmayacak duaya amin demiş olursunuz, haliyle duanız kabul olmaz. Şu anda bürokraside en alt düzeydeki memurdan en üst düzeye, herkes bir kişiyi düşünerek hareket ediyor ya da etmiyor. O bir kişinin her şeyden haberdar olup olmasının bir önemi yok. Bu durum, aynı zamanda, olağanüstü yetkileri elinde bulunduran devlet başkanının çevresindeki halelerin güçlenmesi, iktidar sahibi olması demek. Nicedir tanık olduğumuz gibi.
Yeni olanın eleştirisi eskiyi övmeden ve geleneği, birikimi, aklı fikri yok saymadan yapılmalı. Kuşkusuz her durumda ve her tartışmada, Mümtaz (Soysal) hocanın “Anayasaları yaşatan şey içlerindeki sözcükler değil dışarılarındaki hayattır” ifadesini hatırlayarak. Anayasal-yasal değişikliklerle yapılabileceklerin bir sınırı var. Geri kalanı için, hukuk metinlerinin dışına bakmak, asıl mücadele alanlarını unutmamak gerekiyor. Unutulduğu içindir ki, bıkıp usanmadan anayasa tartışıyor ve hemen hiçbir gerçek sorunumuzu çözemiyoruz.
(Devam edeceğim…)
Yazı önerileri:
Diken’de Emre Zor, Trump’ın kararnameleri ve mahkeme kararlarıyla ilgili gayet güzel bir derleme yapmış. Başkan-yargı çatışması nereye varacak, dünyanın en prestijli anayasası yeni nesil faşist bir yönetim kliğini ne ölçüde dizginleyecek ( ya da, bir süre sonra dizginlemek isteyecek mi!), yaşayarak göreceğiz.
Birgün’de Aziz Çelik’in ‘Sosyal güvenlikte yalan rüzgarı‘ başlıklı yazısı.
Bir not:
Temel sorunumuzun anayasa metinleri olmadığını ve aynı zamanda ülkedeki siyaset esnafı kumaşını gösteren bir örnek. Cumhurbaşkanı adaylığı döneminde Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret eden Muharrem İnce, iki gün önce X’te şöyle bir paylaşım yapmış ve bu paylaşımı 2 milyon kullanıcı görüntülemiş: “Teröristin şahitliği ile Genelkurmay Başkanının tutuklandığı günlere geri döndük. Ümit Özdağ hakkında DEM vekillerine hakaret suçlaması ile iddianame düzenlenmiş. Yeter artık! Yuh artık!” Bunun üzerine Özdağ, cezaevinden, kendisinden beklenen nezakette bir yanıt vermiş.
Bir insan, bir siyasetçi, kendisini her duruma düşürebilir, memleketimizde örnek sıkıntısı yok çok şükür. Yukarıdaki satırları, bu ‘kumaş’a herhangi bir anayasanın, herhangi bir ‘norm’un fayda etmeyeceğini bir kez daha anlatabilmek için alıntıladım.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025