Fehim TAŞTEKİN
Referanduma karşı çıkanlar Kürdistan’ın komşularının izleyeceği politikaların bağımsız bir devleti başarısızlığa uğratabileceğinden korkarken birçok kişi de Türkiye’nin Kürdistan realitesini tanımayıp güç ya da ambargo siyasetine yönelmesinin çıkmaz yol olduğuna inanıyor. “Kürt’ün elinde de kartlar var. Başur (Güney Kürdistan) ile Rojava (Batı Kürdistan) birleşirse, hatta bu coğrafi bütünlük Akdeniz’e kadar uzanırsa Türkiye ne yapar? Başur ve Rojava’da ABD’nin ondan fazla askeri üssü var. İsrail de bunu istiyor” diyenlere de rastlamak mümkün.
Kürdistan’da hepsi bağımsızlıktan yana olmakla birlikte referandum kararını eleştirenlerin “Zamansız ve zemini hazır değil” şeklindeki argümanlarına karşın Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) başını çektiği ‘Evet’ cephesi, “Çaresiz değiliz ve adım atmak için tam zamanı” diyor.
Bir dönem KDP’den milletvekilliği yapan ve partiye bağlı gazetelerin sorumluluğunu yürüten Aso Kerim’e Erbil’deki Kürdistan Parlamenterler Birliği’nde kulak verdim. Kerim’e göre Kürdistan sanıldığı gibi çaresiz değil; Ortadoğu denkleminde Kürdistan’ın işgal ettiği yer İran ve Türkiye için de değerli; bunu görmek için felaket tellallığını bırakıp sadece bakış açısını biraz değiştirmek gerekiyor.
Zamanlamanın uygun olmadığı eleştirilerine ne diyorsunuz?
Aksine zamanlama çok uygun. Çünkü Haşd el Şaabi büyüyor ve tartışmalı bölgeleri geri almak için harekete geçebilir. İran burada etkili. Evet Mukteda el Sadr, Ammar el Hekim ve Haydar el İbadi İran’dan daha bağımsız olmaya çalışıyor. Nuri el Maliki gibi siyasi liderler ve Esaib el Ehl’ül Hak gibi milisler ise İran’la bağlantılı. Şiiler arasındaki bir takım farklılıklar seçim döneminde daha açık hale gelebilir… Kürtler DAİŞ’i yenmek için çok önemli roller üstlendi. Bölgemizde etnik ve mezhepsel çatışmaların bir daha yaşanmaması için bu referandumu yapıyoruz. Burada ortak yaşam modeli ortaya çıktı. Mülteciler buraya sığındı ve problemsiz yaşam sürme imkânı buldu. Başka etnik ve mezhepsel gruplarla barışçıl bir gelecek kurmak istiyoruz.
ABD de zamansız buluyor…
ABD, Kürdistan referandumunun seçimden sonraya ertelenmesini istiyor. Bana göre ABD, 2003’ten beri Irak’ı bütünleştirmeye yönelik siyasetinde sonuç alamıyor. Irak etnik ve dini olarak bölündü ve kesinlikte eski Irak olmayacak. Amerikan siyaseti şimdi Körfez’i Irak’la ilişkiler geliştirmeye teşvik ediyor; İran’ın Irak’taki nüfuzunu azaltmak istiyor. O yüzden referandumun 2018’deki seçimlerden sonraya ertelenmesini tercih ediyor.
Komşular ve uluslararası aktörlerle gerekli temaslar yürütülmeden kararın alındığı eleştirisi de var…
Kürdistan istikrarlı bir devlet olacak. Bu Türkiye için de iyi olacak. Türkiye için tampon bölge görevi görecek. Biz İslamcı teröristlerin Türkiye’ye geçmelerine engel oluyoruz. Türk basınına göre Türkiye bu yılın ilk beş ayında buraya 4 milyar dolar ihracat yaptı. Yıl sonuna kadar 10 milyar doları bulacak. Bakınız Türk malları her yerde. Burası Türkiye için çok kolay bir pazardır. Irak’tan Türkiye’ye giden turist sayısı Kürdistan’dan giden turistten daha az. Türkiye petrolden transfer, depolama ve komisyon parası alıyor. Halkbank’ta bu para tutuluyor. Ayrıca Türkiye’ye daha ucuz petrol veriliyor. Bu ilişkiler nedeniyle Kürdistan’ın bağımsız olması Türkiye’nin lehinedir. İran da Türkiye ile ilişkiler gelişirken kendisi kapılarını kapatmıyor. Yani iki ülke arasında rekabet var. Tabii her şey gül gülistanlık değil: Irak’la sınır, petrol, gaz ve su kaynaklarıyla ilgili problemler çıkabilir.
Bunlar basite indirgenecek sorunlar mı? Her biri savaş nedeni sayılıyor…
Bunları müzakereyle çözmek istiyoruz. Petrol ve doğalgaz ile ilgili paylaşıma dayalı çözümler geliştirebiliriz. Yüzde 40 Irak’ın olabilir mesela. 1925’te Musul Irak’a bırakılırken Türkiye ile petrol anlaşması yapılmadı mı? Türkiye petrolden 25 yıllığına yüzde 10 pay alarak Musul’dan vazgeçti.
Tam bağımsızlık olmazsa belli bir süreliğine konfederasyon gibi çözümlere de gidebiliriz. Belki o zaman İran ve Türkiye sesini çıkarmaz. Böylece onların dediği gibi Irak’ın birliği sağlanmış olur. Ekonomik açıdan da bu ülkeler yine çıkarlarını muhafaza etmiş olurlar.
Türkiye bir taraftan referanduma karşı çıkarken diğer taraftan da yaptırım tehdidinde bulunmuyor. İçerde de Kürtlere karşı çok sert bir politika izliyor. Türkiye’nin bu iki taraflı politikasını nasıl yorumluyorsunuz?
Erdoğan pragmatik bir lider. İki şeyi birbirinden ayırıyor; iktisat ve siyaseti birbirine karıştırmıyor. İç ve dış siyaseti ayırıyor. Kürdistan’ın kendisinin dostu olmasını istiyor çünkü buradaki liderlerle ilişkiler iyi. Neden yapıyor bunu? Dünyaya mesaj veriyor; ‘Kürtlerle ilişkilerim iyi ama PKK terör örgütüdür’… Irak’ta da Sünni bölgeler harap oldu. Türkiye yeniden yapılanmadan pay almak istiyor. Irak’a ulaşmak için Kürdistan’dan geçmesi gerekiyor. O yüzden hem Irak’ı hem Kürdistan’ı istiyor. Hatta Körfez için de Kürdistan bir kapıdır. Ayrıca İran’a karşı nüfuzunu artırmak istiyor. Erdoğan’ın İhvan gibi Sünni yapılarla ilişkileri var. Özellikle Ahmet Davutoğlu döneminde… Seçim dönemlerinde Sünnilerin aday listeleri Davutoğlu’nun evinde düzenleniyordu. Ama bağımsız Kürdistan kurulursa Erdoğan gerçekçi olmak ve realiteyi kabul etmek zorunda kalacaktır. Kürdistan devlet olduğunda ilişkiler devletlerarası seviyeye gelecektir. Eşit muamele yapmak, devlet gibi davranmak durumunda kalacaktır.
Bir başka hesaba göre de Türkiye kapıları kapattığında Kürdistan nefes alamaz. Senaryoya tersinden bakarsanız…
Abluka senaryosu yüzde 100 olmaz diyemem. Ama uzak ihtimal.
İran’ın oyun planı nedir sizce? İran’ın eli Bağdat’ta güçlü. Burada da Kürt partilerle ilişkileri var. İran bu kartlarını kullanmayacak mı?
İran’ın durumu maniple edebileceğini sanmıyorum. Tek istediği Irak içinde kalmamız, bunun dışında istediğimiz hiçbir hakka itirazı yok. Türkiye’den sonra Kürdistan’la ilişkilerden en fazla faydalanan İran’dır.
İran’ın kendi sınırlarının değişmesi konusundaki korkularını nereye koyuyorsunuz? Sonuçta Mahabad Cumhuriyeti İran’da kurulmuştu.
Bizim sınırlarla ilgili problemlerimiz ağırlıklı olarak Şiilerle değil Sünnilerle. Irak Anayasası’nın 140. maddesi uygulandığında Şiiler fazla bir şey kaybetmiyor. Irak’la ilişkiler kesildiğinde Şiiler Irak’ta mutlak egemen olacak. Biz Şiiler ya da Sünnilere özel vurgu yapmak istemiyoruz. Ama Irak eskisi gibi olmayacak. Suriye de eskisi gibi olmayacak. Türkiye Kürtlerle dost olursa kendi çıkarınadır. Bu Suriye’deki Kürtler için de geçerli.
Türkiye’nin Rojava’ya yönelik sert politikasını KDP de desteklemedi mi?
Nasıl yani?
Türkiye yukarıdan abluka uygularken KDP de burada Rojava etrafında hendek kazdı, sınırı kapattı.
Siyasette çok şey değişebilir. Barzani Okaz gazetesine verdiği röportajda PKK’yi terör örgütü olarak görmediğini söyledi. Rojava’dan bahsederken, ‘Diğer partileri dışladıkları için eleştirilerimiz var ama içerik olarak Kürtlerin güttüğü oluşuma karşı değiliz’ dedi. PYD’nin (Demokratik Birlik Partisi) Araplar, Türkmenlerle, Çerkeslerle ve Çeçenlerle nasıl ki iyi ilişkileri var Kürtlerle de olmalı. PKK ile sorun siyasi ve ideolojik rekabetle ilgili. Barışamazlar diye bir şey yok.
İran’ın bir şekilde sürece müdahale etme olasılığı nedir?
İran Kürdistan’a saldırmayacak. İran bağımsız Kürdistan’ı istemiyor ama olursa da barışçıl ilişkiler kuracaktır. Ayrıca ABD de buna izin vermeyecektir. İran sorunların kendi sınırlarına ulaşmasını istemez. Çatışma sorunların sınırlara ulaşmasını sağlar. Giderek Yemen’de, Suriye’de, Lübnan’da oynuyor, yani sınırlarından uzakta. Fakat Haşd el Şaabi içindeki bazı gruplar Kürdistan’da bir şeyler yapmak isteyebilir. 50 kadar grup var, savaşçı sayısı 160 bini buluyor. Bazıları İran’dan para, silah ve eğitim desteği alıyor. Bazı komutanlar da Ayetullah Hamaney’e bağlı. Bunlar 2018’deki seçimde de etkili olacak. Bazıları Nuri el Maliki ile ittifak kurabilirler. İran’daki gibi çift ordu istiyorlar. Başbakan Haydar el İbadi ve (Büyük Ayetullah) Ali Sistani buna karşı.
Mesud Barzani ABD’den koruma ve güvence almadan referandum kararı alabilir mi?
Tam bilmiyorum ama ABD’den zımni bir destek olmadan Barzani’nin bunu yapabileceğine inanmıyorum. Bir seferinde (eski Başkan Yardımcısı) Joe Biden, Mesud Bey’e ‘Ben ve sen hayattayken Kürdistan’ı göreceğiz. Ama nasıl ve ne zaman? Bu başka bir mesele’ demişti. Sadece ‘Zamanı değil’ diyorlar. Başka problemler çıkmasından korkuyorlar.

Referanduma karşı çıkanlar Kürdistan’ın komşularının izleyeceği politikaların bağımsız bir devleti başarısızlığa uğratabileceğinden korkarken birçok kişi de Türkiye’nin Kürdistan realitesini tanımayıp güç ya da ambargo siyasetine yönelmesinin çıkmaz yol olduğuna inanıyor. “Kürt’ün elinde de kartlar var. Başur (Güney Kürdistan) ile Rojava (Batı Kürdistan) birleşirse, hatta bu coğrafi bütünlük Akdeniz’e kadar uzanırsa Türkiye ne yapar? Başur ve Rojava’da ABD’nin ondan fazla askeri üssü var. İsrail de bunu istiyor” diyenlere de rastlamak mümkün.
İSLAMCILAR: BİRİ ORTA YOLCU, DİĞERİ PROTEST
Kürdistan’da çok fazla üzerinde durulmayan bir faktör giderek güçlenen ve daha merkeze oynayan İslamcı kesimler. Selefi damardan gelen Kürdistan İslam Topluluğu (Komel) ve İhvan’ın Kürdistan yapılanması olarak görülen Kürdistan İslami Birliği (Yekgırtu) Kürdistan parlamentosunda temsil ediliyor.
2013’te Kürdistan’daki meclis seçimlerinde Yekgırtu 10, Komel 6 vekil çıkarmıştı. Her iki parti de seçim sonrası hükümette yer aldı. Asıl gücünü Halepçe’deki İslamcı tabandan alan Komel, Erbil’de de gücünü artırıyor. Komel’in lideri Ali Bapir, 2010’da Irak genel seçimlerinde Erbil’de 60 bin oy almıştı.
Komel daha protest bir çizgi izlerken Yekgırtu, KDP’ye yakın bir duruş sergiliyor. Referandum konusunda Komel, Goran gibi erteleme veya en azından seçimlerden sonra ya da seçimlerle birlikte yapılmasını talep ediyor. Bu konuda meclis kararı KYB, Goran ve Komel’in ortak şartı. Yekgırtu içinde de üç eğilim dikkat çekiyor: Dohuk’takiler KDP’ye yakın dururken Süleymaniye’dekiler muhalefete paralel tepki veriyor. Erbil kanadı ise ortada.
Yekgırtu’nün lideri Selahaddin Bahadin referandumla ilgili eleştirilere hak vermekle birlikte bu sürecin kaçınılmaz olduğuna inanıyor. Tarihsel süreci atlayarak referandum kararının değerlendirilemeyeceğini düşünüyor:
“Referandumu konuşabilmek için tarihe dönmemiz gerekiyor. Irak kurulurken Şeyh Mahmud Berzenci’nin liderliğinde direnen Kürtler haklarının verilmesi garantisiyle yeni devlete katıldı. Buranın durumu Kürdistan’ın diğer parçalarında farklı. İran ve Türkiye’deki Kürtlerle ilgili bir böyle bir durum yok. Haklar tanınmadığı için çatışmalar yaşandı. 1958’de Kürtlerle Arapların aynı haklara sahip olduğunu öngören anayasa yazıldı. Bir dönem durum biraz düzeldi. 1961’de Eylül Direnişi başladı. Özellikle 31 yıl boyunca Baas bu direnişi yok etmeye çalıştı. 1970’te tekrar anlaşma sağlandı. Kürtlerin haklarını tanıma sözü verildi. Sözler tutulmadı. Enfal operasyonlarıyla 180 bin Kürt öldürüldü. Köyler yıkıldı, onbinlerce Kürt göçe zorlandı. 1991’te 36’ncı paralel ile birlikte Saddam ile ilişkiler kesildi, coğrafya bölündü. Kürdistan tanınmayan devlet olarak hareket etti. 2003’te Saddam gidince ABD ve İran bizimle oturup konuştu. ‘Yeni bir dönem başlıyor, gelin Bağdat’ta hükümete katılın, bu sizin döneminizdir’ dediler. Gittik, geçiş döneminde sırayla birer aylığına başkanlık yaptık. 2005’te Irak Anayasası yazıldı. Anayasada tartışmalı bölgelerle ilgili 140’inci maddenin 2007’ye kadar uygulanması gerekiyordu. Uygulanmadı. Bu arada Bağdat yönetimi yavaş yavaş güçlendi. Haklarımızı vermediler, önemli makamları geri aldılar. Bunlar Kürtlerle Bağdat arasında güvensizlik yarattı. 2014’ten itibaren Bağdat bütçeyi kesti, memur maaşları gönderilmedi. DAİŞ geldiğinde Irak hükümeti tartışmalı bölgeleri koruyamadı. Peşmerge buraları geri aldı. Şimdi Haşd el Şaabi gelip tartışmalı bölgelerde Peşmergelerin karşısına dikildi. Geri çekilirsek ödediğimiz bedeller boşuna gidecek. Çekilmezsek Haşd ile savaşmak zorunda kalacağız. DAİŞ’ten sonra bağımsızlık için yeni bir yol haritası ortaya çıktı. Birlikte tek bir devlet içinde yaşamıyorsak bari iyi bir komşu olalım.”
Yekgırtu lideri Selahaddin Bahadin, “Haşd el Şaabi gelip tartışmalı bölgelerde Peşmergelerin karşısına dikildi. Geri çekilirsek ödediğimiz bedeller boşuna gidecek” diyor.
Bahadin referanduma yönelik itirazların da aşılabileceğini düşünüyor:
“Bu eleştirilerin bir kısmı doğru. Fakat unutmayalım ki referandum kararından önce siyasal olarak birbiriyle kavgalı hale geldik. Meclis kapalı, Barzani’nin görev süresi dolmuş durumda. Barzani bütün bu kavgayı bitirmek için böyle bir karar verdi. Mecliste 111 koltuk var. Sadece 30 vekil hayır için çalışıyor.
Elbette meclis açık olsaydı daha demokratik olacaktı. Erteleme isteyen Komel ve Goran hariç diğer partiler başkanlık divanında konuşup karar alıyor. Referanduma yakın meclis açılabilir. Goran razı olmazsa başkanlığı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) üstlenebilir ve böylece referandum kararı çıkartılabilir.”
Diğer partilere kıyasla Bahadin, Türkiye’nin vereceği tepki konusunda daha iyimser:
“Türkiye önemli stratejik faktördür. Referanduma karşı olmalarını anlıyoruz. Kürdistan için önemli bir kapıdır, ilişkileri iyi tutmaya çalışıyoruz. Referandumun bunu bozmayacağından eminiz.”
Yekgırtu’nün İslamcı kesimdeki rakibi Komel’in lideri Ali Bapir ise daha eleştirel bakıyor. Bapir partinin Erbil’deki merkezinde sorularımı yanıtladı:
Komel nasıl bir Kürdistan istiyor?
102 kitaba imza attım. 1984’te bir kitap yazdım, milletimiz için, vatanımız için ne istiyoruz diye. Bizim de bütün dünya milletleri gibi bir dilimiz ve kültürümüz var, bizim de devlet olma hakkımız var. 2002’de Komel’i kurduk. Yıllar önce açıkladığımız minval üzerinde çalışıyoruz.
Ali Bapir
Bu bakış açısıyla referanduma destek olmanız gerekmez mi?
Referandumu destekliyoruz. Lakin referandum bağımsızlık için yapılıyorsa bir şeydir, bir partinin propagandası için yapılıyorsa başka bir şeydir. Eğer bağımsızlık için yapılıyorsa bunun altyapısı yok.
Neden yok?
Siyasi olarak birbirimizle barış içinde değiliz. En önemli yer (yani meclis) kapalı. İktidar bir partinin tekelinde. Adaletin gücü partinin gücüne karşı çok güçsüz. Ekonomiye bakarsak; birkaç partili ve akrabaları çok zengin oldu, geri kalanlar çok fakir. Peşmerge ve asayiş güçleri iki parti arasında dağılmış durumda. İçerde hiçbir altyapı yok. Bölgede de ne Türkiye ne İran bunu kabul ediyor. Bağdat da kabul etmiyor. Bağdat kabul etmediğinde yasal bir format yok demektir. ABD ve Rusya razı değil. BM de razı değil. Yani bağımsızlık için ne içerde ne bölgede ne de uluslararası alanda bir altyapı yok. Ben demiyorum ki illa bağımsızlık için Tahran ve Ankara’nın ağzına bakalım. Eğer BM’yi razı edebiliyorsan, Türkiye ve İran kapıları kapattığında açlıktan ölmeyeceğinden emin isen bağımsızlığını ilan et.
İşin içinde, “Kürdistan’ın önündeki tarihi fırsatı reddettiler” diye bir suçlamayla karşı karşıya kalmak da var.
Ben ‘hayır’ demiyorum. 25 Eylül’de yapılacağından emin olursam bir şey ilan edeceğim. O zaman, ‘Evet’ diyeceğim ama altyapı olmadan yapıldığı için başarısız olursa bunun ‘sorumlusu Barzani’dir’ diyeceğim.
Barzani zamanında yapılması konusunda kararlı gözüktüğüne göre şimdiden ‘evet’ diyeceğiniz söylenebilir mi?
BM tarafından güvence verilirse 6 ay erteleme olacağını düşünüyorum.
Referandum konusunda bölge ülkelerinden sizinle temasa geçen oldu mu?
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya geldim. İran Büyükelçisi ile görüştüm. BM temsilcisiyle bir araya geldim. Fikirlerimizi sordular, size anlattığım gibi onlara da anlattım.
Suudiler referandumla ilgileniyor mu? Onlarla bir temasınız var mı?
Duyduğum kadarıyla Barzani, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteğiyle bu işe girdi. Ama kesin bir bilgim yok. Okaz’a mülakatında ‘Suudilerle ilişkilerimiz en üst düzeydedir’ dedi. Suudiler para göndermiş duyduğuma göre.
Bazı muhalifler “Türkiye’nin oyunu var” diyor?
Ben Türkiye’nin perde önünde de arkasında da aynı şeyi söylediğini düşünüyorum. İkili oynamıyor. Çünkü Türkiye için tuhaf bir şey olur; kendi Kürtlerinin haklarını tanımazken buradakilere destek veriyor olacak! Irak’taki Kürtlerle birlikte hareket ediyorsun devlet olsun diye ama kendi Kürtlerine özerklik bile vermiyorsun! Mantıksızdır, çelişkidir. O yüzden bana göre Türkiye ikiyüzlü oynamıyor. Bence desteklemiyor. Düşüncelerimi Çavuşoğlu’na da söyledim, pek hoşuna gitmedi.
Kerkük’teki durumu nasıl görüyorsunuz? Sizce de orası bir ateş parçası mı? Kürtlerle Türkmenler arasında, Kürtlerle Araplar arasında ya da Peşmerge ile Haşd el Şaabi arasında bir çatışma riski görüyor musunuz?
KDP ve KYB’nin orada yaptıkları ve yaklaşımları çok kötüydü. Onların yaptıkları sadece Türkmenleri ve Arapları değil Kürtleri de rahatsız etti. Bu davranışlarından dolayı gerilim yaşandı. Mesela Kerkük’teki güvenlik, idari ve ekonomik kararları kendi tekellerine aldılar. Hatta KDP ve KYB arasında da zaman zaman kavgalar yaşandı. Kürtler olarak Kerkük’ü Kürt değil Kürdistan şehri olarak görüyoruz. Çünkü Kerkük’te Kürt de var Türkmen, Arap ve Hıristiyan da var. Ateş topu tahmin ettiğiniz gibi çok uzak değil. Çünkü bu gruplar rahatsız. İşte referandum için altyapı yok derken bunu da kast ediyoruz. Tartışmalı bölgelerle ilgili çözüm üretilmedi, oralarda hayır çıkabilir. Oraları kaybedebiliriz. Oralarda referandum yapmazsan zaten kendiliğinden Kürdistan sınırlarının dışına çıkarmış oluyorsun. Ne zaman çatışma çıkar diye korkuyorum. ‘Siyah altın’ Kerkük için beladır, baş belasıdır.
Sizin bölgenizde (Halepçe çevresi) radikal İslamcılar eskiden güçlüydü. Şimdi durum nasıl?
Eskisi gibi değil. Ensar oldular, sonra KYB ile savaştılar, 2003’te ABD vurdu, dağıldılar, bir kısmı İran’a kaçtı, bir kısmı DAİŞ’e katıldı, bir kısmı DAİŞ tarafından öldürüldü, bir kısmı da KDP ve KYB’nin zindanlarında. Onlara nasihat ettim. Beni dinlemediler. Radikal fikirlerin ömrü kısadır.
YARIN: KERKÜK; KARIŞIK BİR HESAP
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları


























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025