Metin Gürcan
Fırat Kalkanı’nın (FK), Cerablus-Bab-Rai üçgeninde statikleşmesi nedeniyle gözlerimiz Rakka’da. Varsa yoksa Rakka’yı konuşuyoruz. Ama Suriye’de Türkiye için Rakka’dan bile daha önemli bir yer var: Cilvegözü sınır kapımıza yaklaşık 40 km. mesafedeki, yani hemen burnumuzun dibindeki İdlib. Neden mi? Cevabım aslında yazımın da temel tezi: Çünkü İdlib’in akibeti Suriye’deki ve de dolayısı ile Türkiye’deki aşırıcı Selefi-cihatçı ağların da evrimini doğrudan ve derinden etkileyecek. Neden mi? Anlatayım.
Günün sonunda hem Suriye’de hem de Türkiye’de 'silahlı cihatçı motivasyonunu' besleyen dört aşırıcı Selefi ağ tipi var. Bunlar;
1. IŞİD bağlantılı/ilhamlı olanlar,
2. El Kaide/ Şam’ın Fethi Cephesi (Eski-Nusra)’ya bağlı/ilhamlı olanlar,
3. Ahrar-üş Şam ve Nureddin Zengi Hareketi gibi eski Nusra ile ‘ılımlılar’ arasında 'köprü' rolü oynayan, yani bir ayağı Eski Nusra’da diğer ayağı ise ‘Ilımlılar’ üzerinde olan ağlar,
4. Ilımlılar: Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olarak Fırat Kalkanı’na aktif katılan ve şu an Kilis’teki Hawar Operasyon Odası'nda temsil edilen silahlı gruplar.
Yukarıdaki bu 4 farklı Aşırıcı Selefi ağ tipi etnik (Türkmen, Arap veya yabancı savaşçı), coğrafi ve sosyo-ekonomik (dayandıkları Sünni taban ve gelir kaynakları), ideolojileri (hilafet kavramsallaştırılmaları, şiddet ve demokrasi ile ilgili duruşları), stratejik hedefleri (Suriye içi yerel veya küresel vizyon), kullandıkları taktik/teknikler açısından birbirinden farklılaşıyor. Yani Türkiye’deki aşırıcı Selefi ağlar pek çoğumuzun sandığının aksine ‘tekçi' (monolitik) bir yapı değil, aslında birbirleri ile rekabet içinde (özellikle 1. tip olan IŞİD ve 2. tip olan El Kaide/Nusra) yapılar. Ama bu ağları birbirinden ayıran bir başka temel fark ise Ankara’nın bu ağlara yönelik tutumu.
Ankara'nın bu kategorilere yönelik tutumu
Ankara, kesin olarak ‘terör örgütü’ yani ‘düşman’ gördüğü Türkiye’deki IŞİD ağlarına ocak ayının başından bu yana göz açtırmıyor. Öyle ki Reina saldırısından sonraki 80 günde göz altına alınan IŞİD militanı/sempatizanı sayısı neredeyse 2016’daki toplam rakam olan 3 bine yaklaştı. Ankara’nın IŞİD'e yönelik 2017’deki amansız mücadelesinin iki temel nedeni var. Bunlardan ilki Reina saldırısının Türkiye’de yarattığı şok etkisi ve tetiklediği tartışmalar. Hükümet yaklaşan referandum öncesi yeni bir IŞİD saldırısının bu tartışmaları yeniden alevlendireceğinin ve günün sonunda ‘Hayır’a yarayacağının farkında. Bu nedenle referandum öncesi böyle bir ‘budama’ şarttı. Diğer neden ise uluslararası görünürlüğü yüksek olan Reina saldırısının yarattığı uluslararası baskı ve Ankara’nın IŞİD'e daha sert yaklaşması konusundaki beklenti.
Ankara belki de daha önce ‘daha çok dost ama biraz da düşman’ olarak gördüğü El Kaide/Nusra ve bağlılarını Rusya’nın himaye ve desteği ile Esad güçlerinin düzenlediği ve başarı sağladığı Halep operasyonu sonrası artık ‘daha çok düşman’ olarak görmeye başladı.
El Kaide/Nusra ile ‘Ilımlılar’ arasındaki köprü ağlar ise Ankara için ‘şimdilik dost.’ Çünkü bu ağlar aslında Fırat Kalkanı’nda (FK) ÖSO unsurlarının sahada en cevval olanları ve de en çok kayıp verenleri. Unutmayın bu ağlar günün sonunda FK’da Türkiye’nin de Suriye kuzeyindeki çıkarları doğrultusunda kan ve ter döküyorlar.
‘Ilımlılar’ ise Ankara için ‘kesinlikle dost.’ Bu ağlar da Türkiye yani bizim için Suriye’de kan ve ter döküyor. Pek yazmıyor ama Suriye kuzeyinde halen devam eden Fırat Kalkanı’nda şu ana kadar yaklaşık 250’ye yakın ÖSO militanının Türkiye’nin ali çıkarları için hayatını verdiğini, 1000’e yakınının da yaralandığını not edelim.
Ankara’nın Suriye kuzeyindeki en temel çıkmazı
Suriye kuzeyindeki çatışma günün sonunda ideolojik. Suriye kuzeyinde eli silah tutan militanlar milli bir bilinç için değil;
- Selefi-cihatçı motivasyon,
- Kürt etno-milliyetçi motivasyon,
- Şii motivasyon
için ölüyor veya öldürüyor. Ankara Suriye kuzeyinde bir Kürt (veya PKK) koridoru ve onun güneyinde bir Şii koridoru istemiyor. Bu nedenle bir şekilde cihatçı motivasyonu bu iki düşman motivasyona karşı kullanmak zorunda olduğunu hissediyor. Ama Suriye kuzeyindeki küresel ağaların (yani Fırat batısında Rusya, Fırat doğusunda ise ABD’nin) temel düşmanı günün sonunda Selefi-cihatçı motivasyonun IŞİD ve bir dereceye kadar El Kaide/Nusra tipleri ve bu tipleri bastırabilmek için Kürt etno-milliyetçi motivasyonu kullanıyorlar. Şimdi kritik soru şu: Ankara günün sonunda ABD ve Rusya’nın yanında yer alarak Selefi-cihatçı motivasyonu yok etmeye mi yoksa Kürt etno-milliyetçi ve Şii motivasyonu dengelemek için yönetmeye mi yoğunlaşmalı? İşte bu kritik sorunun cevabını giderek yaklaşan ve el Kaide/Nusra’nın Suriye’deki kalesi tabir edilen ve Halep’le Hama ve Humus’tan gelen muhalif savaşçılarla şu anda 2. ve 3. tip motivasyonların Suriye’deki merkezi haline gelen İdlib’e yönelik operasyonda Ankara’nın nerede duracağından anlayacağız. Acaba Ankara Rusya’nın yaklaşan İdlib operasyonunda acaba nerede duracak? Rusya’ya;
- Açık destek mi verecek,
- Zımni destek mi verecek,
- İdlib operasyonuna sessiz mi kalacak,
-
Yoksa Rusya ve Esad güçlerinin İdlib’te başarısız olması için muhaliflere yardım etmek de dahil elinden geleni mi yapacak?
İşte Ankara’nın İdlib konusundaki kararı belki de Suriye konusunda son iki yıldaki en önemli kararlarından biri olacak. Ben Rusya’nın Afrine gönderdiği özel kuvvet timleri ile destekli mekanize piyade bölüğünü ve ‘Ateşkes İzleme Merkezi’ni kurmasını İdlib kapsamında değerlendiriyorum. Rusya’nın bence bu hamle ile nihai amacı Afrin’deki YPG güçlerini eğitip donatarak aynen ABD’nin Rakka’da yapacağı gibi onları aktif şekilde İdlib’e yönelik operasyonda kullanmak niyetinde. Rusya şayet olası bir İdlib operasyonunda Afrin’deki Kürt güçlerini (alan dışı şekilde ve Sünni Arap İdlib’e karşı) kullanırsa bu Ankara için duble bir zorluğa neden olacak.
İdlib: Fırat batısında kritik karar noktası
Halep'le Hatay arasında kritik bir kavşak kenti olan ve Cilvegözü’ne en yakın Suriye şehri olan İdlib Halep'teki yenilgilerini takiben terk etmek durumunda kalan yukarıdaki 4 tipteki cihatçı muhaliflerin (ama ağırlık 2 ve 3’te) hepsinin toplanma noktası oldu.
Ben Rusya’nın Fırat Kalkanı’na Türkiye’nin Halep’teki haklarını vazgeçmesi ve daha da önemlisi dağınık durumdaki ‘Sünni muhaliflerin’ hem askeri anlamda sahada hem de siyasal anlamda masada tek çatı altında toplanması karşılığında izin verdiğini düşünenlerdenim. Yani Rusya’nın Fırat batısındaki temel amacı 2 aşamalı:
1. Öncelikle Şam, Hama, Humus vb. bölgelerde kalan Sünni muhalifleri ‘bir şekilde’ aileleri ile birlikte yaşadıkları yerlerden göçe zorlamak ve bu dağınık muhalifleri bu ‘depoda’ toplamak. İşte İdlib şu anda Halep’ten, Hama’dan ve Humus’tan kaçan muhaliflerin toplanma noktası. Bu aşamada kritik soru şu: Acaba Rusya İdlib’te toplanan bu ‘cihatçı motivasyonlu’ muhaliflerin Türkiye kontrolündeki Cerablus-Bab-Rai üçgenine geçişlerine izin mi verecek? Eğer buna izin verirse sahada bu işin koordinesi için Türkiye’ye çok iş düşecek gibi. Yoksa bu muhalifleri Halep’te yaptığı gibi İdlib’te de ağır hava bombardımanları ile beton yığınlarına mı gömecek?
2. Ben Rusya’nın Fırat batısında ikinci aşamasının Suriye kuzeyindeki tüm ‘cihatçı motivasyonlu’ Sünni muhalefeti Türkiye kontrolündeki Cerablus-Bab-al Rai üçgenindeki ‘depo bölgeye’ yığacağını düşünüyorum. İşte Sünni muhalefetin bu depoya gönderilmesi ve depoda tutulması durumuna göre Türkiye’ye ya Cerablus-Bab-al Rai üçgenindeki başarısını tahkim etme (konsolide etme) ya da İdlib operasyonu sonrasında Suriye kuzeyinden çekilmesi gündeme gelecek.
Bence Rusya’nın Suriye’deki ‘cihatçı motivasyonlu’ Sünni muhalefetin bu depoya yığılması ve depo içinde kontrol altında tutulması için ‘şimdilik’ aslında IŞİD'le bir cephesi kalmadığı için uluslararası meşruiyeti tartışmalı konuma gören ve de misyonunu tamamlayan Fırat Kalkanı’nın devam etmesine izin vermesinin de temel nedeni bu.
Rusya şunun farkında: İdlib’te toplanmasına izin verdiği silahlı Sünni muhalefetin Fırat Kalkanı nedeni ile oluşmuş depo olmazsa kaçacak yeri olmayacak. Kaçacak yeri olmayan bir silahlı direniş de kendisini kanının son damlasına kadar savunur.
Ankara için bir başka zorluk: Yukarıdaki 4 tipin arasında ‘militan’ düzeyindeki geçişgenlik
Yukarıdaki 4 cihatçı motivasyon tipinde ‘elit’ yani lider veya komutan düzeyinde bir geçişgenlik yok. Yani elitlerin pozisyonları genelde sabit. Ama bakın sahada ‘militan’ düzeyinde bu 4 tip arasında önlenemez bir geçişgenlik var. Suriye’de Sünni muhaliflere sorduğunuzda çoğunluğunun IŞİD olmasa bile 2, 3 ve 4. tiplerde çeşitli dönemlerde bulunduğunu hatırlarsınız. Reina saldırganı Maşaripov’u hatırlayın. Afganistan’da El Kaide’de başlayan ‘militan’ hayatı, Suriye’de Nusra’da, sonra belki bir ara köprü ağlarda en sonunda da IŞİD'de sona eriyor. Yani Maşaripov sırası ile bütün ağlarda bulunmuş. İşte Ankara’nın şayet verdiği karar PKK ve Şii koridorlarını yok etmek için ‘cihatçı motivasyonu’ yönetmek olursa ‘militan’ düzeyindeki geçişgenlik onu ABD ve Rusya ile karşı karşıya getirebilir.
Rusya’nın Fırat batısında Türkiye’ye biçtiği bir başka rol ise yukarıdaki 2. ve 3. tipteki daha radikal tipteki ‘cihatçı motivasyonları’ ılımlılaştırılması. Acaba Türkiye bu görevi başarabilir mi? Cevap Cerablus’ta. ‘Cerablus’u yakından takip edin!’ derim. Ankara’nın IŞİD sonrası önerdiği yönetim modeli Cerablus’ta kuruluyor. Acaba tüm dış etkenler yok olduğunda "ılımlıların radikalleşip radikalleşemeyceğini" veya "radikallerin ılımlılaşıp ılımlaşamayacağını" Cerablus’taki yerel yönetimin evrimi gösterecek.
Ankara için İdlib'deki iki senaryo
1. Kabus senaryosu: Rusya, İdlib’e aynen Halep’e yaklaştığı gibi ‘demir yumrukla’ yaklaşır. Şehri yakar, yıkar. Hatta bunun için Afrin’deki YPG güçlerini de kullanır. İdlib’teki direnişi kırmak için şehri yaşanmaz hale getirir ve şehrin Türkiye ile bağlantısını keser. Aralarında silahlı muhaliflerin (özellikle 2. ve 3. tipteki ağlardan militanların) olduğu on binlerce mülteci, Türkiye kontrolündeki Cerablus-El Rai-El Bab üçgenine ulaşmak için ya kuzeye ya da Türkiye’ye geçmek için Cilvegözü’ne yani doğuya ilerler. Rusya’nın İdlib’teki operasyonuna yardım etmesi, göz yumması veya izin vermesi nedeniyle daha da radikalleşen 2. ve 3. tip ağlar Türkiye yanlısı ılımlılara katılıp ÖSO bayrağı altında toplanmak yerine ‘terörize’ ağlar şeklinde yer altına inerler. Yer altına inen bu ağlar ‘yeni bir IŞİD türü’ olarak ‘ılımlıları’ daha da radikalleştirir. Ayrıca Rusya destekli YPG güçlerinin İdlib saldırısı nedeniyle Kürt etno-milliyetçi motivasyonla Selefi-cihatçı motivasyon arasındaki silahlı çatışma Türkiye’ye sıçrar. Ayrıca İdlib travması ile Türkiye’deki 3. ve 4. tip ağlar daha radikalleşir ve ‘militan’ düzeyindeki geçişgenlik sayesinde terör saldırılarına karışırlar.
2. En iyi durum senaryosu: Türkiye’nin Fırat batısında Rusya, Esad güçleri ve muhalifler arasında yürüttüğü ateşkes ve diplomatik çözüm müzakereleri başarılı olur, muhalifler ile Rusya/Esad rejimi arasındaki müzakerede arabulucu olarak konsolide bir rol üstlenir ve yumuşak bir geçiş süreci ile İdlib krizinin aşılmasını sağlar. Ayrıca İdlib ve çevresinde çatışma sonrası inşasında aktif rol oynar. 3. tip köprü ağlar ve el Kaide/eski-Nusra bağlantılı ağların ‘ılımlılaştırılması’ hedefi gerçekleştirilir. Bunların Cerablus-Bab-al Rai üçgeninde ÖSO şemsiyesi altında toplanmaları, sahada tek güç ve tek siyasi aktör haline gelmeleri sağlanır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları



















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.09.2021
9.09.2021
11.08.2021
5.04.2021
2.01.2021
16.03.2020
23.11.2019
31.08.2017
12.08.2017