Ümit KIVANÇ
Mesele, haksızlığı adaletsizliği kanıksamış olma, bunlarla birarada yaşamaya alışmış olma, hatta hayatın nasılsa haksızlık-adaletsizlikle yürüyeceğine duyulan sarsılmaz inançla, bunlardan olabildiğince yararlanmaya bakma meselesi. Mesele, tuttuğum taraf kazansın da ne olursa olsun meselesi; rakibin sakatlanan oyuncusuna “ooh ooh” çekme ve o oyuncunun yerden kalkamamasını sahiden isteme, beleş penaltıya eyvallah deme meselesi. Mesele, ilaveten, yüzsüzlük, pişkinlik meselesi.
Hayır, soykırım inkârı ve üstüne bir de, başta Ermeniler, dünyaya posta koyma rezilliğinden bahsetmiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli genel seçimlerinden birine gidiyoruz. Sonucuna göre, tartışmasız en önemlisi de olabilir. Şu anda olan bitene bakılırsa, seçim öncesi yaşananlar ve yaşanacaklar, oy verme gününü tarihî bir “kırılma noktası” haline getirecek.
Peki bu sahici bir seçim mi?
Geçen yerel seçimler, sahici seçim miydi?
Uğraştığımız konular, muhtemel/potansiyel oy oranları, kim nerede neden şanslı, kim neyi gözetmeli ve aslında bütün öteki partileri figüran haline getiren mâlûm mevzu: HDP barajı geçer mi?
İyi güzel de, partilerin eşit şartlardan ve şanslardan yararlanamadığı bir seçim yarışı, “seçim” denen şeyin ruhuna ne kadar uygun?
Yerel seçimler öncesinde, birçok Anadolu şehir ve kasabasında, HDP binalarına saldırılar düzenlendi, HDP'lilere yönelik linç girişimleri yapıldı. Kimse çıkıp, bunun seçimin meşruiyetini ortadan kaldırdığına dair tek laf etmedi, seçime katılan partilerden birinin şansını azaltmayı, kimi yerlerde yok etmeyi hedefleyen saldırılar Meclis veya günlük siyaset gündemine girmedi. Bırakın, seçim dahil her türlü demokratik mekanizmayı artık sadece ayak bağı olarak gören yeni ulu önder ve iktidar partisini, HDP dışındaki muhalefeti de bu eşitsizlik hiç rahatsız etmedi.
Şimdi HDP barajı aşamasın diye daha da beter provokasyonlar, tertipler yapılıyor. Ağrı'da askerleri öldürtmeye yönelik plan fosladı, fakat her an yenileri tezgahlanabilir. Galiba tezgahlanıyor da. PKK durmadan, askerlerin neredeyse gerilla ile “sıcak temas” aradığı durumlara dair duyurular yapıyor. İddiaya göre, Kandil üzerinde askerî jetler alçaktan uçtu. İşin kötüsü, bu fasıllar biz sıradan insanların izleyebileceği şeyler değil.
Bir yandan HDP'nin sürekli çatışmayla, silahla birlikte anılmasını sağlamak isteniyor, öbür yandan özellikle görece uzlaşmaz, militan Kürtleri tahammül edemez hale getirmek, gençleri isyana sürüklemek amaçlanıyor belli ki.
HDP yöneticileri, öyle görünüyor ki, vaziyetin fazlasıyla farkında, planlananların bilincinde ve bu rezilliğe pabuç bırakmaya niyetleri yok. Yine de tahammül sınırının her gün biraz daha zorlanacağı maalesef öngörülebilir. Nitekim Selahattin Demirtaş, gerilimi yatıştırmak için büyük çaba harcadıklarını söylüyor.
Bütün “Türkiyelileşme”, sadece Kürtlerin değil ezilen, sömürülen, hakları yenen, sesi duyulmayan herkesin sözcüsü olma söylemine rağmen HDP'nin aslında “silahlı Kürtlerin partisi” olduğunu gösterip onu marjinalleştirmeye çalışmak, kısa, hattâ orta vadede bu ülkeye ve topluma yapılabilecek en büyük kötülük. Bugünkü iktidar partisinin, iktidarda kalmak uğruna göze alamayacağı herhangi bir kötülük yok. Dolayısıyla buna da kalkışıyorlar.
Buradaki konumuz açısından, bunun anlamı: “seçim” denen mekanizmanın varlık koşullarından birini ortadan kaldırmak. Birileri çıkıp HDP binasını kurşunladı diye seçimin demokratikliğine halel gelmeyebilir. Hele bu provokatif eylem hükümetçe kınanıyor, yetkililerce gerekli takip, soruşturma vs. yapılıyorsa. Hattâ, “Anayasa icabı tarafsızlığı” gibi safsatalarla artık hiç vakit kaybetmek gerekmeyen Cumhurbaşkanı'nın HDP'yi suçlaması da sineye çekilebilir. Sonuçta siyasettir, bu ülkede zaten solcu bile kafasına uymayan solcuyu -“şu yaptığın yanlış” filan demez- direktman hainlikle suçlar, dolayısıyla Erdoğan'ın HDP'yi “Vatikan'ın sözcüsü” diye damgalamasında bir sınır aşımı yoktur, denebilir. Şu dandik yasal düzenimiz içerisinde dahi basbayağı yasal bir partinin “parti olarak” seçime girmesi bir iktidar mensubunca “uluslararası komplo”nun parçası ilan edilebiliyorsa, cumhurbaşkanı sadece sırta şakacıktan şaplak indirmiş sayılabilir.
Ancak, geçen yerel seçimler öncesinde değişik yerlerde görüldüğü gibi, şimdi de birçok yerde faşist güruhların HDP binalarına saldırması, tabela indirmesi, devletin güvenlik kuvvetlerinin her zamanki gibi saldırılara seyirci kalması, “siyasettir” denip geçiştirilebilecek bir durum değil. Antalya/Serik'teki sistematik saldırılar, Bursa'da HDP lokali açılırken birilerinin oraya saldırmaya kalkması, Hatay'daki saldırı; bunlar aleni birer seçim sabotajı. Geçenlerde rastladığım bir “saldırılar haritası”na göre, benzer eylemlerin sayısı 35-40 arasında. Birçok yerde HDP'liler kelle koltukta seçim çalışması yürütüyor.
Bu başlı başına, seçim mekanizmasının inkârı, deforme edilmesi, zemininin, meşruiyetinin ortadan kaldırılmasıdır.
Çok basit: Beni bir mahalleye sokmuyorlarsa, parti bayrağımı, binamı yakıp yıkıyorlarsa, tabelamı indiriyorlarsa, gidip orada propagandamı yapamam. Rakiplerim oraya girip ahaliye seslenebiliyorsa, dünyanın bütün anayasaları ve yasalarına göre kabul edilemez bir eşitsizlik durumu, gayrimeşru bir hal doğmuş olur.
Bunlara iktidar göz yumuyor, diyelim. Öyle de zaten. Eğer bizzat kışkırtmıyorsa. Ama genellikle HDP binalarına yapılan saldırılarda MHP'lilerin, BBP'lilerin ön saflarda olduğunu, muhtemelen örgütleyici de olduklarını biliyor veya tahmin edebiliyoruz. (Zaten tam da bu sebeple, bir de MHP seçim bürosu kurşunlandı ki, herkes iyice kızışsın, birbirini boğazlasın.) Geçmiş saldırıların bir kısmının sadece binayı açtırmamayı amaçlamakla sınırlı kalmadığını, basbayağı linç girişimi de olduğunu (Giresun, Sinop...) hatırlayalım. HDP yöneticilerini linççi kalabalığın arasından geçirme, onlara göstere göstere taksiye bindirme gibi polis marifetlerini de unutmadık. Ne yapıldı bu aleni suçlarla ilgili? Hiçbir şey. Kimse peşine düşmedi. HDP, muhtemelen, sonuç çıkmayacağını bildiği veya haklı olarak biraz da bıktığı için. Veya ortamı daha fazla germemek için. Ya ötekiler? İktidar tamam; ya kendilerine muhalefet denenler
Burada, açıkça görüldüğü üzre, üstelik iktidarın doğrudan suçlanabileceği, seçim öncesi sürecin meşruiyetini yok eden bir durum var. Muhalefet niye sesini çıkarmıyor?
Çünkü milliyetçilikleri, seslendikleri kesimlerin ırkçılığı, “PKK'ye karşı olma” bahanesi ardına saklanan Kürt düşmanlığı, Kürtlerle -mazallah- eşit haklara sahip olmaktan duyulan korku, sözümona muhalefeti oluşturan siyasetçilerin elini kolunu bağlıyor. Başka herhangi bir konuda bu kadar umursamaz, bu kadar rahat olamazlardı. Bu konuda niye bu kadar rahatlar? Çünkü mevzu Kürtler ve “Kürtlerin partisi”. (Bu rahatlık MHP-BBP camiasıyla sınırlı değil. Bir “solcu” ortamında Seyit Rıza'ya “köy basan haydut” denebilmesinde, bu lafı kendisine tepki gösterilmeyeceğini bilerek pervasızca eden insana sahiden herhangi bir tepki gösterilmeyişinde de karşımıza çıkan, aynı rahatlık.)
Muhalefetimiz ve seçmen kitlesinin iktidara kızma sebepleri de şahane. Kürtlere ve HDP'ye yapılan saldırılara göz yumduğu, seçim ahlâkını, hukukunu bozduğu için iktidara kızan yok. Kürtleri daha fazla öldürmediği için, öldürmek yerine onlarla -görünüşte, lafta da olsa- anlaşmayı öngören bir yola girdiği için kızıyorlar. Gereği yapılıyor, yapılmıyor, samimiydiler, değildiler... bunlardan sözetmiyorum; değiller elbette. Seçim beyannamesinin çözüm süreci ile ilgili sayfalarını matbaaya giderken yolda düşürüp kaybettiğini ileri sürerek, iktidar bu mevzudaki laubaliliğini taçlandırdı. Muhalefetinse, Kürtlerin taleplerini varsayan, meşru sayan, meselenin çoğulcu-demokratik bir rejime sıçranarak çözülmesini öngören herhangi bir önerisi, girişimi, projesi hiçbir zaman olmadı.
Doğrultu olarak, “çözüm süreci”, gizli görüşmeler aşamasıyla, “âkil adamlar” aşamasıyla, her şeyiyle, bu muhalefetin silahını doğrulttuğu aslî hedeflerden oldu. Ama seçim sürecinde bir partinin çalışma imkânının elinden alınması,hiçbir zaman onların derdi olmadı.
Şimdi de olmayacaktır.
İki sebeple: İlki, sözkonusu olan Kürtlerin partisi, ondan. Nasıl, Cumartesi günü sinemacıların sansüre karşı yürüyüşüne, mesele PKK'yi anlatan bir filmin sansürlenmesinden çıktığı için sadece birkaç yüz kişi katıldıysa, eğer mesele, diyelim Gezi ile ilgili bir filmden çıksa muhtemelen birkaç bin kişi katılacaktıysa, HDP'nin seçim çalışmalarında eşitsiz-haksız bir konuma sokulması da tepki görmüyor.
İkinci sebepse, girişte kısaca değindiğim hasletimiz: Bizde fair play kavramı yok. Bize göre hayatta fair play yok. İnsanların birarada yaşayabilmesinin önkoşulunun fair play olduğunu kavrayabilmekten çok uzağız. Seçimdi, demokrasiydi, bütün bunlar, fair play olmadan olmaz. Aslına bakarsanız, fair play olmaksızın, ancak herkes başkalarının haklarını gözetirse işleyebilecek bir mekanizma olan trafik de yürümez. Nitekim yürümüyor.
Fair play'i niye Türkçe yazmadın, diye takılan olursa: Bizde fair play'i abartırsan, insana “artistlik yapma” derler.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları





































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024