Ümit KIVANÇ
Türkiye’de faşist güruhlar için bulunmuş en muazzam slogan şudur: “Yaptık, yine yaparız!” Çünkü hakikaten, o işleri yapanların yolu dönülmez bir yoldur.
Memleketimizin çeşitli yerlerinde grup grup harcanmış gençler vardır. Harcanmıştırlar, çünkü eğitimsizdirler, kötü işlerde çalışırlar veya işsizdirler, merak duyguları küçüklükten, -iyi para kazandıkları için kendilerini harcanmamış sayan ve artık bu gençlerle ayrı dünyalarda yaşayan pek çokları gibi, Türk Millî Eğitimi aracılığıyla- yok edilmiş, öğrenme zevki diye bir şeyin kıyısından geçmelerine meydan verilmemiştir, kendilerini geliştirebilmek için ihtiyaç duyacakları irade, bilgi ve imkânlardan yoksundurlar, kişisel bir hedefleri yoktur, vakit geçirmek onlar için pek erken yaşta vakit öldürmeye dönüşmüştür. Çoğu genellikle mahallede takılır, kimisinin taraftar gruplarıyla ilişkisi vardır.
Devlet bu gençlerin harcanmışlığını sorun saymaz. Aksine, devletin harcanmış gençlere ihtiyacı vardır. Eğitimsiz, işsiz, ancak kötü işlerde çalışabilen, kendine bir şahsî hayat yolu çizme imkânından yoksun gençler, özellikle genç erkekler, devletin derin ve kirli işlerini yapanların görünce gözlerinin parladığı “malzeme”dirler.
Bu genç gruplarının etrafında birtakım “ağabey”ler dolanır. Yöresine, yaygın âdâbına göre, kâh futbol üzerinden kâh delikanlılık marifetleriyle kâh hafiften mafyoso işlerle bu gençleri avuçlarına alırlar. Bu ağabeyler genellikle polisle, jandarmayla selamlaşan, karakollara girip çıkan tipler olur.
Ağabeyler aracılığıyla devlete bağlanmış genç grupları, herhangi bir gayriresmî seferberlik durumunda ortaya sürülen başlıca unsurdur. Dizginlenmeleri ortalığa salınmaları kadar, silahsızlandırılmaları silahlandırılmaları kadar, cezalandırılmaları pışpışlanmaları kadar kolaydır.
Polisle jandarmayla selam sabah ağabeyleri, ağabeylerin koruması bu grupları başka gençler için çekim merkezi yapar. Herhangi bir “seferberlik” durumunda etraflarına heyecan arayan, hiç değilse birkaç saatliğine kendini “hükmeden”, “boyun eğdiren” konumunda görmek, tahakkümün zevkini tatmak isteyen çok sayıda insanı toplayabilirler.
Burada galiba işin püf noktası, bu grupları kendi iradeleriyle davrandıkları yanılsamasıyla büyüleyebilmektedir. Bunda da bizzat o ağabeyleri de şekillendiren, çekip çeviren devlet ve ırkçı-milliyetçi siyasetçiler ustadır.
Öyle konular vardır ki, bunlar toplumsal kültürümüzden utanma duygusu ve ayıp kavramı kenara itile itile açılan yere sağlam şekilde yerleştirilmişlerdir. Bazen öldürmek serbest gibidir, bazen bazı ölenlerin arkasından, “Oh, iyi oldu!” diye bağırılması kimsenin imanına itikadına halel getirmez, vs. “Ermeni” veya “Kürt” kod kelimelerini kullanarak, yegâne toplumsal işlevi bu işler için hazırda beklemek olan grupları her an her işe sevk edebilirsiniz.
HERKESE AÇIK ŞİFRELER
Kayseri’deki otobüs katliamından bu yana olanlar, zannederim, yukarıda kabaca çizdiğim tablo içerisinde izah edilebilir, yerine yerleştirilebilir. İçişleri bakanlığının, “her türlü tedbir alınmıştır”, “asla bizimle alâkası yok” yollu açıklamalarının ne mânâya geldiğini burada doğup büyümüş herkes bilir. İtfaiye aracının merdiveni HDP tabelası indirmede kullanılabiliyorsa, güya vatan-millet için galeyana gelmiş saldırgan gruplar koskoca vinçler eşliğinde oradan oraya gezebiliyorsa, bunların anlamı, bu işlerin erbâbı için açıktır; “atış serbest” demektir.
Esasında böyle işlerde neyin ne kadar olmasının arzu edildiği baştan bellidir. O defaki olaya özgü birkaç değişik unsur veya gaz baştan alınsın diye edilmiş ekstra-nefret yüklü demeçler yüzünden tereddüde düşebilirsiniz, lâkin ilk andaki tepkiler veya suskunluklardan, saldırıların hangi motiflerle ne ölçüde mazur gösterildiğinden veya sahiplenildiğinden, muhtemel bilançoyu anlarsınız. İktidardakilerin münasip gördüğü kadar saldırı ve telefat olduktan sonra birtakım yetkililer, bakanlar şunlar bunlar konuşmaya, “yapmayın etmeyin” demeye başlar.
Veya, artık hemen her durumda olduğu gibi, devlet içinde birileri işi daha ileri götürmeye çabalarken başka birileri “şimdilik bu kadar yeter” der, ikisi çekişirler, falan…
Yoksa, devlet meydan vermezse, kolundan bacağından devlete bağlı, vazifeli ağabeylerin yönettiği kalabalıklar hiçbir yerden hiçbir yere gidemez, kimseye saldıramaz. İtfaiye araçları, vinçler falan gidebilir mi, allahaşkınıza?
KURBAN KONUMU
Saldırıya uğrayanlar, yaralananlar, mazallah ölen olursa onların yakınları, sokağa ancak can tehlikesini göze alarak çıkabilir duruma düşürülenler, bizzat saldırıya uğramasalar da ağır moral yıkıma uğrayanlar şüphesiz pogromcu-linççi devlet politikaları ve kültürün esas kurbanlarıdır. Ama bu işlerde kullanıla kullanıla insanlıktan çıkan, ne kaybettiğini asla bilemeyen, sevgisi şefkati, öfkesi nefretiyle “normal insan” olmayı artık asla başaramayan saldırganlar da bal gibi kurbandır. Ağabeylerin ve onların da iplerini tutanların hüneri, bu kurbanların kendilerini kahraman gibi hissetmesini sağlamadadır.
Pogromcu-linççi kültür, alışkanlıkların, altından kalkılamayacak kadar ağır suçların hesabının görülmemiş oluşunun, iç kanırtıcı, sürekli inkâr gayretlerinin ürünü olduğu kadar, düpedüz bir yönetme politikasıdır. Toplumu muktedirlerin suçlarına iştirak ettirme, yozlaştırma, bozma, insanlığından çıkarma, sonra insanlığa kolayca dönülemediği için kendine muhtaç etme işidir.
Bazen bazı fotoğraf karelerinde, gerçekte yekvücut kütleler olan saldırgan gruplardan fertler birden öne çıkıverir. Yumak olmuş kötü enerjiden az öteye kıvılcım sıçramış gibi olur. Bir yüz görürsünüz. Şakaklarında şişmiş damarlar, açılmış ağız. Veya yapılan işle asla bağdaşmayacak, kan dondurucu bir soğukkanlılık. Yaptığıyla gurur duymanın ifadesi. Bazen, gülen biri. Yaptığından coşkuya kapılmış, “yükselmiş”, sebepsiz gülen biri.
İşte o zaman, linççi güruhun kurbanlarına saldırısının görüntüsü, toplumun toplumluğunun, insanlığının nasıl heba edildiğinin resmine dönüşür. O fotoğrafı vermiş kimseden iyi bir erkek kardeş mi olacaktır? Bir ağabey mi? Baba mı? Arkadaş mı?
Türkiye’de faşist güruhlar için bulunmuş en muazzam slogan şudur: “Yaptık, yine yaparız!” Çünkü hakikaten, o işleri yapanların yolu dönülmez bir yoldur.
Yaptıranlarsa, bugün insan öldürtürler, yarın bayrak astırırlar, öbür gün adam yollar üç-beş füze attırırlar, tetikçiyi hapisanede sustururlar; eserleri ıssız yol kenarı hendeklerinden çıkar, cisimleşmiş marifetleri asit kuyularında eriyip yok olmaz.
HDP’Yİ BİTİRME ‘İŞİ’ BİR TÜRLÜ BİTMEDİ
Biliyorum, başlıbaşına derin ve geniş mevzu, ayrı yazı(lar)da ele almak lazım; ama burada da girmeliyiz: HDP Türkiye için bir büyük imkândı. Muktedirler -ki asla bugünün iktidarda görünenleriyle sınırlı olmayan bir koalisyondan sözetmeliyiz- barış, çoğulculuk ve sahici demokrasi “tehlikesini” sezdiler. Kürtlerle eşitlik içerisinde yaşama ihtimali karşısında cinnet benzeri hallere giren devlet ve onun toplum içindeki kolu işlevi gören kalabalıklar ayağa kalktı, vazife bekleyen ağabeyler, altı milyon oy alıp seçimden üçüncü parti olarak çıkacak HDP’nin insanlarına, binalarına karşı saldırılar için elleri altındaki grupları kolayca seferber edebildi. DAİŞ’in bombaları, üstüne geldi.
Suruç ve Ankara katliamlarından sonra iktidar, topluma açık ve net bir mesaj verdi: Bunların ölüsüne üzülmeyeceksiniz! Berkin Elvan’ın annesinin yuhalatılmasından itibaren böyle bir çizgiye bile isteye, ilan ede ede girilmişti, devamı daha acımasızca, pervasızca, vicdansızca geldi. Kürt şehirlerinde girişilen işler, bugünün tozu dumanı ve ırkçı-milliyetçi çılgınlık ortamı içerisinde belki yeterince idrak edilemiyor ama, çok korkunç işlerdi. Ayrımsız kıyım, yakıp yıkma, sokaklarda sürünen, köpekler parçalamasın diye başında, ateş edildiği için az ötesinde taşla nöbet beklenen cenazeler, buzlukta saklanan çocuk cenazesi, ana karnında vurulan bebek… Evlerin duvarları, dükkânların delik deşik kepenkleri yetmedi, üzerlerinde devletin üniformasıyla resmî görevliler, okul sınıflarına girip yeşil tahtalara, insanların yatak odalarına girip aynalara kışkırtıcı, aşağılayıcı yazılar yazdılar.
Sadece Kürtleri değil, toplumun bir kesimini düşman ilan etme, hedef göstermeyle başlayan iş, bu kesime keyfince zulmetmeye, zulmedildikçe dahasını istemeye dönüştü. Marksist, ateist insanları “FETÖ’cü” diye hapse tıkabilmek nasıl bir ruh bozukluğunun ürünüdür?
ALLAH KORKUSUNUN OLMADIĞI ORTAM
Yaratılan ortam çok korkunçtur. Bir türlü itiraf ve tedavi edilemeyen hastalıkların yükü altında zaten kıvranan bir toplum hepten hasta ediliyor. Savaş kazanmakla, birilerini daha ezmek, yok etmekle giderilebilecek bir illetten sözetmiyoruz. Cehaletle yaşatılabilen bir hastalık halinden sözediyoruz. Hakikat ile, bilgi ile ilişkisi bozuk, çarpık, neredeyse yok olan bir toplum belki ahlâk ile, vicdan ile yine de varolmanın insanî bir yolunu bulabilirdi. Bulamıyor, bulamaz. Onun yüzünü bu yöne çevirebilecek herhangi bir kuvvet kalmadı. Allah korkusu ne zaman nasıl vardı, tartışılabilir, ama biliyoruz ki bugün artık yok. Din, hükmetmenin, tahakkümün ideolojisi, ırkçılığın elinde kullanışlı bir alet oldu.
Gün, hep devletin toplum içindeki kolu işlevi görmüş ırkçı-milliyetçi hareketin günüdür. Ve bugünün koalisyonu, asla öngörülmemiş bir koalisyon değildir. 12 Eylül öncesinin hiç de İslâmcı olmayan derin devletiyle bağlantılı Ülkücü hareketi, saf milliyetçi sloganlar yerine boşuna “Kanımız aksa da zafer İslâm’ın!” yazmadı duvarlara. MHP’yi peşine takmış, başkanlık rejimine koşan AKP önderliği, yakma-yıkma, pogrom-linç işlerinde tecrübeli kadrolarıyla MHP’nin, tıpkı onlar gibi idam ve kan isteyen bir kısım AKP tabanını kolaylıkla ayartabileceğini gördüğünden olmalı, HDP’ye bu defaki saldırıları erken bir aşamada yeterli bulup, sokak gücünü geri çekilmeye, görevi güvenlik kuvvetlerine bırakmaya çağırdılar. Saldırılara katılmanın vatana hizmet olmadığını vurgulamaktan, vatana ihanet olabileceğini imâ edenlere kadar uzandı kaygı ve telaş dalgası.
Fakat sonuçta yılların bilgisi bir defa daha doğrulanmış oldu: Herhangi bir durumda, başta Kürtler, sizi rahatsız eden azınlık gruplara saldırabilirsiniz. İtfaiye araçları, vinçler yanınızda, polis etrafınızda. Yalnız, izin verilenden ileri gitmeyin, sırf bina yakılacak dendiğinde gidip kimseyi öldürmeyin.
Böyle yaşamak-yaşatılmak bir toplum için zûl değil midir?
“Ve bundan ne hayır çıkar?” diye soracaktım ama bunu sormayayım artık.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları




































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024