Cengiz AKTAR
Etrafta rejimin ve Reis'in sonunu muştulayan cinfikir analizler, çöküşün sağır edici sesini duymaya davet eden kanaat erbabı… Handiyse bir erken seçim coşkusu... Erken seçim istemeyen CHP başkanı dahî “dip dalgasından” bahseder oldu.
Buna koşut olarak, özellikle İstanbul seçimine ve muhalif belediyelerin sembolik birkaç girişimine bakarak, ya da Barış Akademisyenleri’nin beraat ettirilmesine dayanarak “herşey çok güzel olacak” sloganının öncüsü “memlekette iyi şeyler de oluyor” diyen iyimserlik.
Muktedirin eskisine nazaran daha az görünür olması, esip gürlemelerini ağırlıklı olarak dışarıya ve “kötü Kürdlere” yöneltmesi zayıflık olarak görülüyor, iyimser ruh hâlini besliyor.
Doğrudur, işler rejim için iyi gitmiyor; ne var ki işler 2013’ten beri iyi gitmiyor. Yönetim zaafı, beceriksizlik, hukukdışılık, adaletsizlik, tükenmişlik memleket sathında ve en vahimi, kanıksanmış hâlde. Alışılıyor işte, melânete dahî…
Aynı zamanda, “ilk seçimde gidecek” beklentisi, seçimi yapacağı ve sonucuna katlanacağı varsayılan rejime hatırı sayılır bir meşrutiyet kazandırıyor. Muhalefetin ise hiçbir politika üretmeden, hiçbir tartışma ortamı oluşturmadan seçimi kazanmayı beklemesini sağlıyor. Bu da rejime görülmemiş bir manevra alanı açıyor.
Çünki, umut tellallarının iddialarının aksine erken seçim olmayacak. Aslan muhalefetin ömrü de 2023’e kadar erken seçim bekleyerek, cumhurbaşkanı-toto oynayarak, doğmamış çocuklara don biçerek, rejimin icraatını kınayarak, alay ederek veya belâ okuyarak, yapılan kamuoyu araştırmalarında rejim ile reis için çıkan olumsuz sonuçlara bakarak muhalefet yaptıklarını zannetmekle geçecek.
Reis ise, Kürd düşmanlığı ve Batı karşıtlığı üzerinden yerli millî siyaseti ve halkı şekillendirme marjını kullanıyor, tepe tepe kullanmaya da devam edecek. Bir nevî Yepyenikapı ruhu ya da Alman âdeti Grand Koalisyon şekilleniyor ufukta. Sonuçta ha Cumhur ha Millet!
Yapacağı ameliyatlara, kuracağı millî mutabakat hükümetlerine siyaset dünyasından olduğu kadar akademi ve sivil toplumdan balıklama atlamaya heveskâr, aportta bekleyen çok.
Parti başkanı olmasına rağmen partilerüstü oynamasını kabullenmeyen, başkan baba duruşunu beğenmeyen, meşruiyetini sorgulayan, Kürd Siyasî Hareketi dışında kimse kalmadı. Bir aralar, referandum dayatması dönemi Cumhurbaşkanının gayrimeşruiyetinden dem vuran Meral Hanımın iktidar koalisyonuna dahli konuşuluyor. Karamollaoğlu sıradadır. Bakın, “bizim cumhurbaşkanlığı sistemine prensipte bir itirazımız yok” deyiverdi geçende. Nitekim “tek adam rejimi” diyen bile kalmadı o “muhalif” cenahlarda.
Kılıçdaroğlu/İmamoğlu timi ise hiçbir zaman ne meşruiyeti sorguladı, ne de erken seçim istedi. CHP’li belediye başkanlarının sırıtarak Saray’da el etek öpmesi ciddiye alınmalıdır. CHP konusunda yegâne bilinmeyen iktidara ne zaman merkezden ortak olacağıdır. Zira yerelden ortak olmuş vaziyette.
Unutmayalım, sonuçta hiçbir yerli ve millî muhalefet partisi ta 2023’e kadar iktidar nimetlerinden mahrum kalmak istemez.
Seçici yumuşama ya da faşizmin normalleşmesinin diğer boyutu “hukukî”. Akademisyen beraatları, “yargı reformu” ve “af” adı altında, hukuk dairesinde değil, reisin eline bakan şefkat dairesinde halka pazarlanan yumuşama. Affın adı, misâlen, “devlet şefkati”. Yeterince cezalandırdığı farzedilen devlet artık şefkat gösterecek. Ve bakmayın, bu şefkatin alıcısı az buz olmaz.
Yerli ve millî furyaya asla katılamayacak olanlar “kötü Kürdler” yani Kürd Siyasî Hareketi ve bileşenleri. Onlar şimdi ve önümüzdeki yerli ve millî dönemlerde muhtemelen her şeyin dışındalar. Zira dışarda bırakılmaları, içlerinde ve başlarında kim olduğuna bakılmaksızın yerli ve millî koalisyonların çimentosu bir bakıma. Nasıl Gayrimüslim düşmanlığı cumhuriyetin kurucu paydası ise bugünkü yerli ve millî koalisyonların paydası da Kürd düşmanlığıdır.
Daha açıklanmayan bir kamuoyu araştırmasına göre CHP seçmeninin yüzde 29’u Diyarbekir, Mardin ve Van belediyelerine kayyım atanmış olmasına razıymış. Meral Hanım’ın iyi partisinin Kürd alerjisi dorukta. Diğer yerli ve millî bileşenlerin “Kürtler kardeşimizdir” safsatasının ötesinde Kürd meselesinde diyecek hiçbir kelâmları yok.
Söz konusu gidişatın millî politika hâline gelmekte olduğunu gözlemleyen HDP yönetimi şöyle diyor: “Faşizmin partimize ve tüm demokrasi güçlerine saldırılarının aralıksız devam ettiği, partimizi suçlayan, etkisiz kılmaya çalışan operasyonlarını sürdürdüğü bu günlerde Parti Meclisi olarak geleceğini demokraside gören tüm güçleri ‘HDP ile Kenetlenmeye’ çağırıyoruz. HDP’yi bu saldırılardan korumak, büyütmek ve güçlendirmek bir demokrasi ve vicdan görevidir. Bu bilinç ve kararlılıkla sürdürdüğümüz örgütlenme ve direniş yolculuğumuz sürmektedir. Demokrasi nöbetlerimizi, adalet taleplerimizi, özgürlük direnişlerimizi eş zamanlı olarak aynı coşku ve heyecanla sürdürmeye devam edeceğiz.”
Millî ve yerli muhalefetlerin diğer çimentosu, daima sıcak tutulan dış askerî müdahale ve genelde sertlik, dayatma, tehditlerden oluşan had bildirici dışpolitika. Bu, HDP dışında kalan muhalefeti daima kenetler. Şu sıralar kaşınmakta olan Fırat’ın doğusu, Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Suriyelilerin zorunlu iskânı konularının çok güçlü tutkal etkisi vardır. Artık dışpolitikanın kalıcı unsuru hâline gelmiş Batı düşmanlığının da öyle.
Bütün bunlara rağmen “normalliğin” geleceğinin üç bilinmeyeni var. Ekonomik çöküşün boyutları rejimin iktidarını sürdürmesini imkânsız kılacak mı? Diğeri, iktidarını pekiştirmek için rejimin başvuracağı dış askerî müdahalelerin oralarda ve dünyada karşılaşacağı tepki. Üçüncüsü geçen gün yine gündeme giren depremin tahribatının yaratacağı galeyanın boyutu.
Bu üç bilinmeyen reis ile rejimi ölümcül mecralara sokabilir, kendi elini kolunu kendisi bağlamış kötürüm muhalefet değil.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020