Markar ESAYAN
Türkiye çok ilginç ve çok sert bir virajdan geçiyor. Herkes tedirgin, kafalar karışık. Çünkü algılarımız, aklımız ve vicdanlarımız üzerinden büyük bir mücadele veriliyor. Bu mücadele, en mahrem alanlarımızın içine kadar girdi. Gözlemlediğim kadarıyla çoğu insan siyasette yaşanan kavgaları kendi içine ilk kez bu kadar derinden taşıdı veya buna mecbur kaldı. Vesayet kabul etmeyen özgür düşünceye ve temiz bir vicdana en çok ihtiyacımız olduğu zamanlardayız. Olan biten şeyler hakkında 'bana ne' deme lüksü sıfırlanmış gibi. Tarih bu günleri 'olağanüstü' zamanlar olarak yazacak. Dolayısıyla, nerede durduğumuzdan, nasıl tavır ve fikirler ürettiğimizden, ama daha da önemlisi içselleştirdiğimiz vesayetlerden hiç olmadığımız kadar sorumluyuz.
Bir demokrat, iyi bir mümin veya adil olmaya çalışan bir insan nasıl davranmalıdır, nasıl davranmamalıdır? Bu soru kişinin kendini bağladığı ilkelerde ne kadar derinleştiği, kendine karşı samimiyeti ve bunlara ne kadar emek vererek 'kendisinin kıldığı' ile orantılı bir cevabı ima ediyor. Çünkü algılarımızın ve düşüncemizin sağlığından biz sorumluyuz. Tabii ki hata yapacağız, ama hayatın bütün olarak bir hatanın üzerine kurulması da kabul edilemez. Düşünce ve algı bozukluğu, ilk düğmenin yanlış iliklenmesi gibi, silsile halinde baştan sona devam eden bir savrulmayı bizlere adil bir süreç olarak algılatabilir.
Totaliter rejimler, bizim adımıza ürettiği bilgiyi hiç sorgulamadan alıp kullanmamızı ister. Tüm düzenekler cebir ve teşvikler üzerinden bunu bize dayatır. Bizler totaliter bir ülkede 80 yıldır güdülendik. Kimyamızla, sosyal genlerimizle, vicdan ve gerçeklerimizle oynandı. Düşünce sistematiğimizde sorunlar olmaması mümkün değil. Son 11 yıldır da, daha açık ve nispeten özgür bir 'unlearning', yani öğrendiklerimizi yeniden sorguladığımız bir 'yapı-tarih söküm' süreci içindeyiz. Aslolarak, siyaset ve halktaki bu 'yeniden öğrenme ve yanlışı reddetme' dinamizmi ile köklü değişimler yaşıyoruz.
Ancak, algı ve bilgi dayatması sadece açık bir faşist rejimi ve onun cebri yöntemleri ile yaşanmıyor. Hele postmodern dönemlerde, eski stratejiler deşifre olduğu için, çok daha incelikli algı ve bilgi havuzlarının içine taşınıyoruz. Bizi, zamansızlığımızdan, ihtiyaçlarımızdan, korkularımız ve zaaflarımızdan yakalayan komutlar bombardımanı altındayız. Sabrımız ve tahammülümüz çok az, hayat zor ve hızlı... O nedenle, vesayetini kabul ettiğimiz 'güvenilir' kişi ve merkezlerin ürettiği düşünceleri alarak bizimmiş gibi kullanıyoruz. Lakin o 'güvenilir olma' bilgisinin kendisinin de, yine bize dayatılmış, bizce sorgulanmamış olması yüksek olasılık. Böyle hazır gıdalar gibi alıp tükettiğimiz düşüncelerin çoğu da, kimsenin itiraz edemeyeceği barış, adalet, özgürlük, muhalefet etme kavramlarının parlak ambalajlarına sahip. Acı bir ilacı, meyve suyunun içine katıştırıp hastaya içirmek gibi.
Sorun şu, bu büyük bir güç ve bizim adımıza, bizden birey birey toplanarak bir merkezde toplanıp, sonra da kullanılıyor. Bu her darbe döneminde, ama özellikle 28 Şubat'ta böyle oldu. Kimse o dönem de, 'Bizim asıl derdimiz iktidarı, bürokrasiyi ve ekonomiyi kendi tekelimizde tutmak, bunun savaşını veriyoruz' demiyordu tabii. Erbakan ve dindarlar, medyanın algı yaratma gücü kullanılarak şeytanlaştırılmış, ardından 'meşru' bir hal etme süreci gelişmişti. Bugün hala nasıl olup da insan yüzüne çıktıklarını anlayamadığım ve hala medyada 'itibarlı, demokrat, özgürlükçü' sayılan yazar ve yayın yönetmenleri, o gün de Erbakan'ı, 2002'de Ecevit'i -sağlık nedeni uydurmasıyla- 'kişilik suikastları ile şeytanlaştırdılar, yalnızlaştırdılar.
Ondan sonra sadece tabureyi itmek kaldı.
İşte bunun suç ortaklarından biri de bizleriz. Bir kurala tabiyseniz, kuralı bilmemek özür değildir. Düşünceden, bilgilerden, haberlerden kendi özgün düşüncemizi üretmediğimiz, onlara emek vermediğimiz için 28 Şubat gibi müdahalelerden bizler de payımız kadar sorumluyuz. Evet, o günlerde bilgiye ulaşma ve bilgi kaynağı çeşitliliği konusunda ciddi bir darlık vardı. Peki, oyunu görenler bunu nasıl başarıyorlardı? Demek ki her zaman bu mümkündü. Üstelik internet çağında, son 11 yılın bizlere gösterdiği deşifre olmuş stratejilerin ışığında, bugün artık hiçbir gerekçemiz de yok. Hiç olmadığı kadar seçimlerimizden, algılarımızdan sorumluyuz.
Hasılı, mesele siyasetle değil, aslında bizimle ilgili. Alınan bizden alınacak, kaybeden siyasetten çok bizler olacağız.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
































































































































































































mehmet aydemir
Kürtlerin bunca yıldır gasp edilmiş hakları için de biraz düşünseniz olmaz mı ? Türkler;biz bu zulüm karşısında sustuk.Acaba dilsiz şeytan olduk mu ? diye düşünse olmaz mı ? Bu ne biçim kardeşlik yahu..! Gördüğün yer göründüğün yerdirSosyolojik gerçekleri ters yüz eden,Emre pekte uslu olmayan..!
Hikmet Pala
Bilinenden başlarsak Bilinen basit bilimsel gerçek, başlangıç noktasında aralarında çok küçük bir açı farkı olan iki doğru çizgi sonsuza doğru ilerledikçe aralarındaki mesafe doğru orantılı olarak artar. Bu cümledeki doğru, geometrik doğru’dur, yani düz çizgi. Anlatmak istediğim ise, aynı noktadan başladıkları halde aralarında küçük nüans farklılıkları olan iki ya da daha fazla kişinin görüşleri ilerledikçe aralarındaki fark ta büyür... Hepsi bu! Emre Uslu [EU] çözüm öncesinde, hele özellikle çatışmalar sırasında ilginç, içeriden bilgiye dayalı gibi gelen ve çarpıcı analizler yapmakta idi. Daha sonra bunların çoğunun pek te doğru olmadığı, önemli bir kısmının ise aşikar bir şeyi sadece başka türlü yorumlamak olduğu anlaşıldı. Bu da sıkça rastlanan bir şeydir,... örnek ortada: Biri çözüm süreci derken başkası pazarlık, bir başkası ise vatana ihanet-Türklüğü satmak diyor! Bu yazıda da artık kesinlikle ‘Ne pahasına olursa olsun hükümete karşı olmak’ şeklinde safını belirlemiş olan EU’nun sürece muhalefetinin absürd bir varyantını görüyoruz. Örneğin daha yazının başından beri Türkiye’de yaşayanların sadece Türkler ve Kürtler olduğunu; Türklerin tam takım devlet ile iç içe olduğunu, Kürtlerin iki ana gurupta toplandığını, birinin her halükarda devlete karşı olduğunu ve diğerinin de “part time, işine geldiği kadar” vatandaş olduğunu okuyor, öğreniyoruz. Daha da ötesinde... meğer Türkler aniden Kürtlerin bölünmüş olduğunu farkedip hayretten küçük dillerini yutmuşlar, hatta karalar bağlamışlar! E ama olay da bu zaten: Aptal(!) Türklere, Kürtlerin bölünmüş olduğunu anlatabildin mi olay bitiyor! İşte size anında hazır çözüm! Meğer Kürtlerin bütünlüğü Türklerin tatlı rüyası imiş te hain(!) Kürtler aralarında bölünmek yolu ile bize acaip bir kazık atmışlar! Hmmm o halde ben de ne yapacağımı bilirim... Kürtlerin bölünmüş olduğuna Türkleri ikna edersem Kürtler de o zaman kazın ayağını görür!!! Yalnız birkaç küçük sorun var: İlki: Çözümü sağlamaya çalışan hükümet konuyu böyle görmüyor. Beh beh beh... baksanıza, sorunu çözecek olan hükümet sorunu bilmedikten sonra biz ne yapacağız şimdi... Herkes te zannediyordu ki anlaşmanın ekseni, Kürtlerin şimdiye kadar silah ile almaya çalıştıkları hakları bundan sonra siyasetin meşru yolları ile almaya çalışacak... Yani şu ana kadaraki silahlı mücadele sadece meşru yolların açılmasına yaradı, o kadar! İkincisi: Kürtler de olayı böyle görmüyor, o zaman bir kenara çekip Kürtlerin kulağına fısıldayalım: “Kardeşim, salak mısın? Aslında siz su böreği gibi bölünmüşsünüz! Hadi şunun farkına varın da bu iş bitsin!” Tabii ben Türkleri bir bütün, somut bir %85 kütle olarak görmediğim, Kürtlerin de pro-PKK ve anti-PKK şeklinde net bir şekilde ayrılmış olduklarını kabul etmediğim için “Siyam ikizi, göbeklerinden bağlı, ölümsüz kardeşlik, Malazgirtten beri...” türünden zırvalara pas çekip diğer yönlere bakmaya çalışayım! Yalnız EU’ya küçük bir soru: Siyam ikizleri belli bir organdan yapışık ise ayırma operasyonunda organ kimde kalacak, ona da karar verdi mi? Ha tabi bu argümanın hakikaten absürd bir diğer yanı da yazarın zaten kafasında soyut olarak kurguladığı bu tasarımın göndelik hayattaki türevlerinin bile sınırlı oluşu... Örneğin ikizler ayrılır ve biri ölürse imiş... E peki ikizlerin a) ölmeyebileceği, b) birlikte yaşamayı benimseyebileceği, c) başka benzeşikleri de katarak Siyam üçüzleri, dördüzleri ... olabileceği, d) ayrılıkta yaşamsal organın kimde kalacağı, vb ihtimaller yok mu? Bu da demektir ki yazar bizi sadece belli bir kurguya çekmeye çalışıyor ve hiç te ‘bilimsel’ filan değil! Olmadı, git bakalım odana, dersini biraz daha çalış o zaman! Çıkarsama [operasyondan sonra ne olur] kısmına gelince: bazı önermeler ayan olanın beyanı: Örneğin: ameliyattan sonra ne Türkler (!) ne de Kürtler eskisi gibi olacak... ya da ‘eskiden bagajı vardı, şimdi o bagajdan kurtulacak! Bunları söylemek dahi okuyucunun zekası ile dalga geçmektir. Bu şuna benzer: ‘Şu gökte gördüğün sarı sıcak şey var ya, o güneştir, güneş... sokulma yoksa cızz yapar haa!’ ya da ‘Ahh şu nehirdeki, denizdeki su var ya, çok ıslak yaa!’ demek gibi... Ayan beyan olanlar bir yana diğer kısmı da ancak bir akademisyenin yapabileceği saçma bir önerme: Meğer bölünme olursa milliyetçilik her iki cephede de artarmış, hatta reaksiyoner olurmuş! Biz ise tam tersini bekliyor, ümit ediyorduk. Hakikaten, istiyorduk ki sorun çözülsün de tansiyon düşsün, milliyetçi azgınlık azalsın, aynı Avrupa’da da olduğu gibi milliyetçilik gettolara çekilsin ve tinerçi dazlakların saplantısı gibi gölgelerde kalsın. Milliyetçiliği ayakta tutan sebepler ortadan kalkınca milliyetçiliği tutan payanda olmayaçağı için yıkılsın, barış, demokrasiye katkıda bulunsun ve demokrasi de sonu -izm ile biten ideolojik sosyal akımların köküne kibrit suyu eksin... Ama meğer öyle değilmiş, her neden ve nasılsa sosyolojide demokratik devrim denilen şeyin bir parçası olan ‘ulusal sorun’ çözülünce, yanına biraz da ‘bölgesel kalkınma, istihdam, özyönetim’ eklenince dünyada milliyetçilik azalırken Türkiye’de artacakmış. Valla ben demedim, EU abi dedi, Bir bildiği vardır herhalde. Kendim akademik biri değilim ama epey çok akademik insan tanıdım. Olgulardan kavramlara, teorilere varmayı, ondan sonra da teorileri canlı nesnelermiş gibi çarpıştırmayı iyi bilirler. Hatta oradan alıntılara ve kuramsal çelişkilere de atlarlar ve iş öyle bir ilerler ki çoğu zaman ipin ucu kaçar! Burada da görünen o ki EU iyi bir parti “teorik mal” bulmuş, onunla kafasını buluyor ... ehh bizimle de dalgasını geçiyor!
Hikmet Pala
Sayın Editör Gönderdiğim yorumu uzun bulduysanız ikiye bölüp yayınlamak aklınıza gelmedi mi?
Ad Soyad Giriniz...
Tüm öngörüleri provakasyon ve manüpilasyondan ibaret olan bu analiz fukarasının hiç bir yaklaşımını ciddiye almamak gerek.Her şeyi ben bilirim in salağa evrilmiş bir ukala tiplemesi.
serkan acar
dersimde fareler gibi zehirledikleri,inegölde,edirnede,adanada sırf kürtçe konuştukları için linç ettikleri kürtlerimi kardeş olarak görüyorlar.almanyadaki neonazi hareketlerini kınayanlar,malatyada hayvan gibi boğazı kesilen hıristiyanları neden konuşmuyorlar.bu ülkede bir hıristiyan,alevi,kürt ..istanbul dışında rahat yaşayabilirmi.sırtında taşımakmış...