Mümtazer TÜRKÖNE
Taraflar namluya kendi ideolojilerini sürüyor, nişan alıp hedefi kolluyor.
Çözüm süreci derken, koskoca Türkiye gemisinin sığ sularda geçirdiği yüz yıllık turlardan vazgeçip açık denizlere doğru yelken açmasını konuşuyoruz. Herkes cephanesini de silahını da duruşunu da kendi ideolojik bagajından çıkartıp kuşanıyor. İktidarın siyasal islâmcı içgüdülerinin, çözüm sürecinde Kürtlere Şam’ı göstermesi gibi. İktidar ideolojisi hep sonradan, siyasetin gereklerini-mecburiyetlerini meşrulaştırmak için devreye girer; bu yüzden iki yüzlüdür. Siyasal islâmcılığın itibarının yerlerde sürünmesinin, geniş bir mide şeklinde her şeyi sindirebilmesinin sebebi bu.
Türkçülük, başından itibaren devletin ihtiyaçlarına göre biçimlenmiştir, II. Meşrutiyet döneminde Turancılığa, 1930’larda ırkçılığa yönelmesinin sebebi, İmparatorluk devleti ile ulus devlet icaplarının değişmesinin eseridir. Sol-sosyalist ideolojiler Kürt ulusalcılığı üzerinde derin izler bırakmalarına rağmen, kantarda ağırlıkları kalmadığı için konumuz dışında.
Kürtlerin direnci ve ulusal kimlik edinme çabaları başka bir konu; yukardaki başlık altında bizim konumuz, iktidar tekelini elinde tutan ve hep “Cafer’e bez yetiştirme telaşı” içinde devreye giren islâmcılığın ve köklü bir şekilde dönüşen Türkçü ideolojinin çapraz baskısı altında çözüm sürecinin kimyasını analizden geçirmek.
İslâmcılıktan çözüm sürecine transfer edilen içgüdüsel refleksler
AK Parti politikalarına, bu arada çözüm sürecine etki eden islâmcı refleksler, Suriye’de Kürtlerle uzlaşmak yerine onları, farklı islâmcı fraksiyonların değirmeninde öğütülen ve çapraz baskılar altında ezilen Şam yönetimine biat etmeye zorluyor. İslâmcılar ulus-devletin ne olduğunu bilmez, Suriye’den bir ulus devlet çıkıp çıkmayacağını kestiremez. Araplığı Müslümanlıkla eş tutan bir Suriye-Arap ulus devletini, Suriye’nin karmakarışık sosyolojisinden sadece söylem düzeyinde çıkartmayı becerebilirler. Böyle ulus ile ümmet karışımı bir devlet tasavvurundan da üniter-merkezi bir yapı gün yüzüne çıkmaz.
Bütün ideolojiler gibi islâmcılık da bulunduğunuz yeri ve gideceğiniz yönü tayin eden toplumsal-siyasal bir harita çiziyor. Bir hayat konforu sağlıyor, navigasyonların sağladığı sürüş konforu gibi islâmcıların hayatını kolaylaştırıyor. Ama bu harita, ateş çemberinde şekillenen bölgemizin gerçeklerine uymuyor, yani sizi bir yere ulaştırmıyor.
23 yıllık AK Parti iktidarında islâmcılık, çöllerde yer değiştiren kum tepeleri gibi topoğrafyayı alt-üst eden bir ahlâkî erozyona maruz kaldı. Darü’ll Harp diyerek düşman ilan ettikleri devletin dümenine oturunca, her türlü suistimal peşinen kitabına uydurulmuş oldu. O kadar büyük servetleri edinirken şeytanın arabuluculuk yapmaması olmaz. Ancak alışkanlıklar kolay değişmiyor. Hiç olmazsa göstermelik olarak bu toplumsal-siyasal haritada yön tayin ederken geçmişin muhalif İslâmcılığından kalma tortuları, kalıpları kullanmak zorunda kalıyorlar.
Ölçüsüzlüğün ve ikiyüzlülüğün özetini, bu iktidar marifetiyle yürütülen Türkiye-İsrail ilişkileri veriyor. Gazze için kapıda kameralar karşısında yağıp gürleyenler, arka kapıdan yük gemilerine inançlarına aykırı mal yüklemelerine nezaret ettiler.
Şam’ı Suriye’de Kürtlere kıble tayin etmenin, çözüm dışında farklı sebepleri olabilir. Birincisi, Türkiye’de iktidarın sonunu getirecek çözüm sürecine, Suriye’de Fırat boyunca gerilmiş ipi daha da gerip, üstüne ciddiyetle un sererek engel olmak. Daha ötesine geçerek orada çatışma yaratmak ve Türkiye’deki barış umutlarını toprağa gömmek. İkincisi İslâmcı takıntılar veya tortular: Kürt sorununu Arapları da dahil ederek geniş bir alana yaymanın arkasında da İslâmcı bir nostalji duruyor. İdeolojilerin çıkarları meşrulaştırmak için devreye girdiğini hatırlatarak, bu İslâm ümmetine dayalı çözüm fikrinin İktidarın reel çıkarlarına da uyduğunu söylemeliyiz. Yine de saf bir ideolojik yakınlık duygusunun izleri devrede. Seyyid Kutuplardan, İhvan-ı Müslümîn’e, oradan Hamas’a ve hemen sonrasında HTŞ’ye uzanan bu akrabalık, hiç tartışmasız Türkiye’nin çıkarlarına ve bölge gerçeklerine aykırı bir duygusal tatmin arayışından ibaret.
İktidar medyasına bakın; çözüm süreci üzerine, Erdoğan’ın beyanlarına hamiş yazmak dışında tek bir yorum ve haber bulamazsınız. Talimatsız tek kelime yazmayanların çözüm sürecine sağır-dilsiz olmaları bir tesadüf mü?
Kısaca islâmcılık veya siyasal islâm, çözüm süreci boyunca önümüzdeki en inatçı engellerden biri. Yüzleşilmesi ve enine boyuna tartışılması gereken bir engel.
Devlet Türkçülüğü
Dilleri ve kimlikleriyle baskı altında kalmaktan şikâyet eden Kürtleri en iyi anlayacak olanlar Türkçüler. Bu anlayış bir format atmaktan ibaret. Türkçü bir Türk olarak hissettiklerinizi, kendinizi bir Kürdün yerine koyarak gözden geçirmekten ibaret.
Yıllar önce iki Ülkücü arasında pek de denk olmayan bir tartışmaya şahit olmuştum. Mesele Kürtçülüktü. “Ama adam Kürtçülük yapıyor” diyeni öteki, dayanamayıp, “Ulan puşt, sen de Türkçülük yapıyorsun, adam Kürt tabii Kürtçülük yapacak” diye susturmuştu. Kalın bir kitabı dikkatle okuyup bir sonuca varmaktan daha açıklayıcı ve verimli bir diyalogdu.
Türkçülük 1930’lardan itibaren abartılı şekilde, ırkçılık derecesine çıkarak ulusal kimlik inşa eden bir ideoloji olarak gelişti. Zorla Türkleştirildiklerini iddia eden Kürtler yanılıyorlar, önce Türkler ulus devletin vatandaşları olarak Türkleştirildi. İstanbuI’a göç edip yerleşen bir Yozgatlı veya Çorumlu ile Hakkarili bir Kürdün kimlik değişimi süreci bütünüyle aynıdır. Dünya Savaşı’nı sonra Kurtuluş Savaşı’nı atlatıp cehennemden çıkanlar, Misak-ı Milli de ellerinden uçunca, sınırları içindeki herkesi telaş ve korku içinde Türkleştirmeye giriştiler. Endişenin ve korkunun egemen olduğu bu millî kimlik inşası çabaları boyunca saçma sapan bir sürü şey yapıldı.
Devlet Türkçülüğüne en yakın duran MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çözüm süreci önündeki en sert bariyeri tek hamlede kaldırması, bu Türkçülük türünün adı üzerinde devletin ihtiyaçlarına göre biçimlenmesinin eseri. Devletin ihtiyaçları değişince Türkçü refleksler de kendiliğinden değişir. Mesele devletin bekâsı olunca, düşmanlar da dostlar da müttefikler de devletin durduğu yere göre belirlenir. Rahat-hazırol komutu gibi bir şeydir bu. “Misak-ı Milli’deki gibi Kürtlerle birlikte yol yürünecek!” dendiği zaman Kürtler, Türkler gibi asil ve yüksek seciye sahibi bir millet mertebesine yükselir.
Kürtler, Türkiye’nin müttefiki olarak bölgede uyumlu bir ağırlık merkezi oluşturursa, asırlık korkularımızı yenecek bir özgüveni de belki daha hızlı ve kolay edinebiliriz.
Kalın fırça darbelerinin eseri bu islâmcı ve Türkçü tiplemeleri, sadece çözüm sürecini aydınlatacak basit bir tablo. Kısaca İslâmcılardan, bilhassa ümmet takıntısını bir siyasî ideal olarak sürdürenlerden hayır yok. Ulus devletin Türklük-Kürtlük paradigması değişti; bu değişimden çıkarları zedelenenlerin, 30’ların ırkçılarından daha fazla ulus devlet kalıbına sığınmaları, bu sefer Türkiye dışındaki Kürtleri düşman ilan etmeleri, Suriye’yi bu formata zorlamaları iktidarı kaybetme korkusuna dayanıyor. Türkçülerin ölçüsü basit ve sağlam: Yegâne doğru, devlet buyruğudur. Dün devlet buyurduğu için PKK’ya düşmandı, bugün devlet buyurduğu için Kürtlere saygı ile yaklaşmak zorunda.
Sorun siyasal islâmcılığın tortularında.
Kürtlerin çözüm süreci
Sıkıştıkları coğrafyada Kürtlerin kıblesi, kimlik ve kültür için Diyarbakır, refah köprüsü olarak İstanbul ve Türkiye’nin bütün Batı illeri olabilir. Şam, ancak Türkiye yeterli garanti sağlarsa muhatap olarak yerini alabilir. Suriye’den Kürtlerin de Nusayri ve Dürzilerin de kendilerini güven içinde hissedecekleri merkezî-üniter bir ulus devlet çıkmaz. Şehirli ve bireyleşmiş Araplarla Bedevî Araplar arasında bile uyum sağlanamaz. Ne kadar isteseniz de olmaz. Suriye’nin barışı, istikrarı ve refahı bütünüyle Türkiye’ye bağlı. Türkiye için asıl güvenebileceği ortak, devrini tamamlamış İslâmcılığın hücrelerine kadar işlediği Şam değil, Kürtler olmalı. Bu bir temenni değil; Kürtlerin de sakin kafayla düşündükleri zaman bulabilecekleri yegâne çözüm.
Öcalan’ın basit bir formüle bağlayarak tekrarladığı kavramlar ciddiye alınmalı: Barış, demokrasi ve entegrasyon. Bu yolla Kürtlerin adım adım Birleşik Büyük Kürdistan’ı inşaya koyulacakları endişesi sadece çocuk korkutmak için uydurulan hayalet masallarına benziyor. Kürtler sadece nefessiz bırakıldıkları ve başka çareleri kalmadığı takdirde böyle bir çıkmaz sokağa sapabilir. Kürt ulus devleti, bölgedeki Kürt gerçeğine aykırı. Kürtleri bir Arap ulus devletine, savunmasız şekilde teslim etmeye kalkarsanız, işte o zaman korktuğunuz şey başınıza gelebilir.
Suriye Kürtler için bir fırsat. Egemen olacakları bir toprak parçası edinmek, yayılmacı bir siyaset izlemek için değil; bölgeyi istikrara kavuşturacak, sadece Kürtlere değil bölge halklarına da barış ve güven içinde bir arada yaşamayı sağlayacak fırsatlar ve imkânlar Suriye’de resmî geçit yapıyor. Bu fırsatı kalıcı bir kazanca dönüştürmenin tek şartı ise Türkiye ile güvene dayalı bir ittifak düzenine geçmek. Kürtler Suriye’de Şam hükümeti ile ilişkilerini Türkiye’nin arabuluculuğu ve denetiminde geliştirebilirlerse Ortadoğu tek parça halinde barış denen mucizeyi gerçekleştirebilir.
Hiç tanımadığı-bilmediği ulus devlet kartını Suriye’de çözümü baltalamak için kullanmaya kalkan siyasal islâmcılardan kimse bir şey beklemesin. Ulus devletin iliklerine yerleşmiş Türkçülük, bütün rezervlerini kaldırmış durumda. Tom Barrack’ı takip ederseniz, ABD başta olmak üzere bölgedeki yabancı güçlerin, Netenyahu’ya rağmen barış ve istikrar peşinde çözüm aradıkları görülüyor.
Geriye aktüel siyasî rekabetin üstüne çıkıp kendi kendimizi ikna etmek ve önümüze altın tepside gelen fırsatı büyük kazançlara dönüştürmek kalıyor. Aksini düşünmek bile hayata ve mantığa aykırı.
İslâmcıların iki yüzü, Türkçülerin devleti ve Kürt sorununun çözümü - Medyascope
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları





















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025