Murat Sevinç
Yaklaşık iki yıl önce, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayan ama uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan ve çalışan bir yakınımın başına şöyle bir şey geldi: Metrobüsteyken, muhtemelen uyuklayan şoförün hatası nedeniyle, durup dururken ve hızla bariyerlere çarpıyorlar. Camlar kırılıyor, araç güç bela duruyor.
İnsanlar yerde, hafif mi ağır mı belli olmayan yaralılar var ve sürücü telaşla otobüsün içinde sağa sola koşturup “Bir şey yok, bir şey yok” diyerek devam etmek istiyor. İnsanlar tepki gösterince sürücü durmak zorunda kalıyor, fakat hiçbir şey yapmıyor. Bunun üzerine yakınım, çaresizce telefona sarılıp kaza ihbarı ve ambulans için numaraları çevirince, yanındaki ‘tanımadığı’ bir erkek (yakınım bir kadın) “Nereyi arıyorsun şimdi” sorusunu yöneltiyor. Diğer yolcular kalakaldığı için 155’i aradığını öğrenince sinirlenip bağırıyor ve yakınımım yabancı olma ihtimalini de fark edip sözlerini şöyle bağlıyor: “Yalan söylüyorsun, sen yabancısın galiba, beğenmiyorsan git kendi memleketinde yaşa!”
Bu kısa hatıranın, siyaset bilimini, tarihi, sosyolojiyi, psikolojiyi, cinsiyet çalışmalarını, ekonomiyi vs., özetle, birden çok sosyal bilim dalını ilgilendiren yönleri var. Hangi ucundan tutarsanız sabaha kadar yazacak şey bulmak mümkün.
Tüm boyutları bir yana beni burada aslı ilgilendiren, tepki verenin bir yandan çok tanıdık, diğer yandan görece yeni bir yurttaş tipi oluşu.
Hikâyedeki yakınım bir yabancı. Türk-İslam sentezinin güncel mahsulü açısından, yeteri kadar itici bir nitelik. Mini etekli ve makyajlı bir ‘kadın,’ elinde kitap olan ‘entel’ bir genç, uzun saçlı bir ‘rockçı’ da olabilirdi telefonuna sarılan. Kim olduğunun, o esnada ne düşündüğünün bir önemi yok aslında. İktidar partisinin klasik seçmen profiline dâhil olduğu varsayılanın dışında herhangi biri, bu muameleyle karşılaşabilir.
Yakınıma sinirlenen o insanın tasası, genel olarak ‘devlet’ başlığı atında toplanabilecek güce, o gücün temsil edildiği ‘makama’ koşulsuz ve tereddütsüz sahip çıkmak. Türkiye ahalisinin ortalaması, insanın/kendilerinin devlet için var olduğu kanısıyla yaşıyor, bu yeni bir durum değil. Devleti o esnada temsil edenlere sempati duyuyorsa, onları korur kollar ve kayırır, bu da yeni değil. Yeni olan, daha önceki dönemlerle karşılaştırılmayacak ölçüde ‘fanatik, benzersiz derecede adanmış, kendisini dev aynasında görmesini sağlayan bir lidere sadakat duyan’ yurttaş tipinin varlığı. Bu insan, iktidar dişlileri tarafından özene bezene ‘üretildi’, biz de şahitlik ettik!
Söz konusu fanatizmin ‘çoğunluğu’ temsil etmediği düşüncemde ısrarcıyım. Fakat her koşulda ama her koşulda devleti, daha doğrusu devletle özdeşleştirdiği ‘lider’ini gerektiğinde tüm mantık kurallarını ve ölçüyü terk ederek savunmayı görev bilen bir kitle var elbette, bunun farkındayım.
Oturmuş bir karakterleri ve emek harcayarak oluşturdukları kanaatleri, haliyle ciddiye alınabilecek düşünceleri olmadığından, taban tabana zıt günlük siyasi söylemleri aynı tutkuyla sahiplenebiliyorlar. Güce yaslanmak ve nimetlerinden yararlanmak dışında bir ilkeleri, dertleri, idealleri yok. Hakikaten yok. Hiç ihmal etmeyelim, sözünü ettiğimiz insanların neredeyse tümü, üç beş yıl öncesine dek cemaat sempatizanıydı ve cemaat karşıtlarına saldırmakla meşguldü!
Demirel, Özal, Erbakan sevgisi gibi bir şey değil, bugün ve bu yazıda konu edilen kitlede söz konusu olan. Gençliğim, muhtemelen sizinki de, bu isimler etrafında dönen tartışmaları, kavgaları dinleyerek geçti. Bu kez salt partizanlıkla açıklanamayacak bir durum var. Liderleri “Siz insan değil, serçesiniz” dese, sekerek yürümeye çabalayacak ve yürümeyenleri ‘ihbar’ edip ezmeye yeltenecek bir zihniyet.
Sevmediklerinin acı çekmesinden, örneğin aç kalmasından, türlü yoksunluklar içinde yaşamasından, hatta ölme ihtimallerinden, gözle görülür bir haz duyuyorlar. Düşüncelerine karşı oldukları bir muhalif ömür boyu cezaevinde kalsa, geçen yılların her anından zevk alır bir halleri var.
Metrobüsteki insan, ‘yabancı’ yakınımın kaza nedeniyle bir yerleri (155’i!) aramak istemesini kendisine, devletine, liderine, partisine bir saldırı olarak algılıyor. Hastalıklı ve kötücül bir durum bu, buna mukabil siyasal-sosyal gelişmelerin ‘hastalık’ sözcüğüyle açıklanması doğru değil. Fizyolojik değil, toplumsal bir marazdan söz ediyoruz, ilacı eczanede satılmıyor.
Perşembe sabahı önce Ünsal Ünlü’de dinleyip ardından internette okuduğum bir haber, bunları düşündürdü bana.
İstanbul’da bir kamu kurumunun (Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü!) müdür yardımcısı, bir Roman yurttaşın, kısaca, “Ekmek parası kazanmam lazım, nasıl evde kalayım?” dediği haber görüntüsüne, Tweeter hesabından “Geber” diyerek yorum yapmış!
Gebermesini istediği kadın şunları söylemiş: “Şu anda çok mağdur durumdayım. Bu sabah, ayıptır söylemesi, çocuklarıma kahvaltı ettiremedim ve bu benim zoruma gitti. Devletimiz bu duruma bir el koysun. Şimdi çocuklarım aç kalmasınlar diye dilenmekten geliyorum. Pastaneleri, çöpleri gezerek çocuklarıma ekmek getirdim. ‘Kal’ diyorsunuz ama mecburuz gitmeye. Çoluk çocuğumuz var, açız yani aç, aç. Biz açlıktan ölelim ama çoluğumuza çocuğumuza bir şey olmasın. Bana ne güzel diyorlar ki, ‘Çıkma, çıkma.’ Mecbur çıkacağım. Bir gelir olmayınca ne olacak? Mecbur kendimi dışarı atacağım. Şu anda ben dilenmekten geliyorum, kim bunu biliyor? Sadece ‘çıkma’ yapıyorlar. Gelsinler evimin halini görsünler.”
‘Geber’ sözcüğü bir süre kalmış, ardından silmiş, sonra da hesabını kapatmış. Tepki çok büyük olunca, bakanlık, bürokratın açığa alındığını ve soruşturma başlatıldığını duyurmuş.
Eğer Türkiye’ye yaşamında ilk kez dün gelmiş, Türkçe ve Türkiye hakkında hiçbir fikri olmayan bir Yeni Zelandalı olsaydım, bakanlığın yaptığını çok yerinde bulur ve umutlanırdım. Buna mukabil, Türkiye’ye 50 yıl önce geldiğim ve Türkçe bildiğim için, söz konusu şahsın bir süre dinlendirilip olay unutulduktan sonra görevine dönme ve zaman içinde terfi alma ihtimali olduğunu tahmin ediyorum.
Görevine dönse de dönmese de, o memur, yukarıda sözünü ettiğim ‘yeni tip’in kusursuz örneklerinden. Metrobüste, destekçisi olduğu sisteme kulluk eden sıradan ve muhtemelen yoksul yurttaştan farklı olarak, her bir sözcüğünün karşılığını göreceğini bilen ve hesaplayarak davrananlardan. Ayrıca dâhil olduğu dünyada “Geber” temennisinin fahiş hata kabul edilmesi, büyük ölçüde kime yöneldiğiyle ilgili! Böyle birinin çevresinin de benzer duyguları paylaştığından pek kuşku duymuyorum ne yazık ki.
“Geber” dediği insanın bir Roman ve kadın oluşu ise tercih ettiği sözcüğün şiddetini belirleyen etmenlerden biri olmalı. Daha zayıf, daha korunaksız, herhangi bir iktidar odağına çok uzak. Yoksa örneğin bir KHK’lı ya da HDP’li ve hatta CHP’li için sarf etmiş olsa yüksek sesle takdir de görebilirdi.
Bakın ben bu satırları yazarken, CHP milletvekili Özgür Özel genel kurul konuşmasında, bir diğer milletvekili “İdris Baluken içeride ölsün mü?” sorusunu yöneltince, iktidar partisi sıralarından birinin “Ölsün” dediğini belirtmiş. İnsaflıymış, gebersin değil, yalnızca ölsün demiş!
Diğerleriyle aynı yüz ifadesine, aynı bıyık modeline ve tabii ki aynı ceket deseni ile yüzük tipine sahip malum müdür yardımcısı; her koşulda liderini savunmak, dolaylı da olsa ona ‘dokunma’ ihtimali olan en cılız eleştiriye dahi şiddetli tepki vermek zorunda hissediyor belli ki. Başka türlü var olabilmesi, sahip olduklarını edinebilmesi, yakınlarını nasiplendirebilmesi imkânsız. O da bunun farkında ve nasıl davranması gerekiyorsa, öyle davranıyor. Tabii, “Böyle biri nasıl olur da bürokraside…” şaşkınlığıyla söze başlayanların, komik olmayan bir şaka yaptıklarını düşünmek istiyorum. Memleketten bu denli habersiz olamazlar!
Konu da, ilgili şahıs da çok sevimsiz, uzatmayacağım. Böyle biriyle ilgili yazmak lüzumsuz, farkındayım. Bir değil, iki değiller… Okuduğunuz satırların tek nedeni, o müdür yardımcısının tavrının münferit olmadığının altını koyu kalemle birkaç kez daha çizmek istemem.
Evet, azınlıkta olduklarında ısrarcı da olsam, yalnızca metrobüslerde değil, kritik olan her yerde, her makama yerleşmiş bir insan tipi o. Sırtını, ‘mecbur’ olduğu iktidara dayamış olmanın süfli kibriyle, her yerde. Açlığa mahkûm edilene bakıp “Ağaç kemirsin” der, ailesi dereyi geçmeye çalışırken boğulan bebeği duyduğunda “Büyüseydi terörist olurdu” der ve “Açım” diyen bir yoksul kadına, “Geber”…
İşlerinden sorgusuz sualsiz atılıp açlığa, birilerinin tabiriyle ‘sosyal ölüm’e terk edilen on binlerce yurttaşa “Ağaç kemirsinler” tavsiyesinde bulunulması pek tepkisini çekmemişti Anadolu irfanıyla yoğrulmuş yurttaşımızın.
Buna mukabil, “Geber” ifadesine biraz daha güçlü bir tepki doğdu sanki. Çok acımasız bulundu bürokratın tercih ettiği sözcük. Ne dersiniz, belki bu bile iyi bir şeydir. Belki göze girmek için kontrolsüzce ve zamansız sarf edilen o “Geber” ifadesinin rahatsızlık vermesi, umut olmalı!
Zira insanlık çıtamız, bu seviyede artık: Hadi ağaç kemirmesi neyse de, yok canım, açlıktan gebermesin kimse!
Tanıl Bora’nın ‘korku’ üzerine kaleme aldığı yazıyı da okumanızı tavsiye ediyorum.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları


























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025