Hüseyin ÇAKIR
Tanzimat’la başlayan modern olma ve modernizm macerası! Yeni bir mecrada 2015’te yoluna devam ediyor. Modernliğin geldiği durum ve küresel dünyadaki zorunlu veya zorunlu olmayan karşılıklı bağımlılık ilişkileri, Cumhuriyet modernleşmesinin değişmesini! Kaçınılmaz noktaya getirdi. Bütün modernleşme/restorasyon tarihi, devletin kendini zamana uydurma ve toplumu da buna göre şekillendirme projesi olarak gerçekleşmiştir. Bu nedenle yukarıdan aşağı modernleşme, toplumun değişim talepleriyle çelişki ve çatışma içinde olmuştur.
Siyasal modernleşme ile toplumsal modernlik ve modernleşme çelişkisi, merkez-çevre çelişkisi olarak ya/da devlet- toplum- birey ve kimlikler çelişkisi olarak karşı karıya geldi.
80 sonrası devlet aklını oluşturan bir kesim, bugünün küresel dünyasına uyum sağlamak için “muasır medeniyet seviyesi” nin üstüne çıkma hedefiyle, modernleşmeye, Batı dünyası ile entegrasyonla devam etmek gerekir diye düşünüyordu. Devlet içinde bir kanat, paradigma değişiminin gerekli olduğuna inanıyordu.Darbe dışı yollarla paradigma değişim devlet aklı harekete geçti.
ANAP’ın ya/da devlet kapitalizmi dışı sermayenin küresek kapitalizmle entegrasyon için, “Teşebbüs, ifade, inanç” özgürlüğünde ifadesini bulan liberalleşme isteği devlet içinde bir kesimden destek buldu. AB’ye katılım, Gümrük Birliği modernleşmenin ana hedefi haline geldi. Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin alanını genişletme, (141-142-163’ün kaldırılması) devlet kapitalizmi ilişkileri ve kurumlarını özelleştirme yoluyla tasfiye ederek, piyasa ekonomisine geçiş, rekabeti düzenleyen yapısal değişiklikler için adımlar atılmaya başladı. Bu süreç aynı anda, o zamanının solu, laik cumhuriyetçi elitleri ve ordu, bürokrasi içinden çok sert karşıtlığı ortaya çıkarttı. Devlet içinde fraksiyonların çatışma fitili ateşlemiş oldu.
Devlet, siyaset ve toplum içinde laik cumhuriyeti muhafaza etme refleksi, ‘90’lar devlet şiddetini, faili meçhul siyasi cinayetleri, 28 Şubat’ı, Cumhuriyet Mitingleri olarak, devleti koruma, neo-liberalizme karşı devlet kapitalizmini savunma “devrimci” direnişine döndü. Ordu, bürokrasi, iş dünyası, sendikalar, solun önemli bir kesiminin de içinde yer aldığı ANAP karşıtı muhalefet, en nihayetinde liberalleşmeye karşı çıkıyordu. Cumhuriyet modernleşmesinin devamını, statükonun korunmasını istiyordu.
Bu statükocu sosyal, sınıfsal, ideolojik toplum kesimi, devletin yeniden yapılandırılmasına karşı çıkarken, Kürtlerin, İslamcıların toplumsal değişim taleplerini “devleti yıkmak” olarak gördüler. Devleti ve “rejimi” korumak için, çağdaşlık, sol, laiklik, Kemalizm çıkmaz sokağına saplanarak, toplumsal değişim dinamikleriyle bütün ilişki yollarını tıkadılar. ‘90’lar sendromu bu iklimde ortaya çıktı.
“Refah partisini yükselişini engelleyeceğiz, Türkiye İran olmayacak” Cumhuriyeti koruyacağız, neo liberalizmi engelleyeceğiz derken, darbecilerin yoldaşı oluverdiler.
Laik, sol ve cumhuriyetçi muhafazakârlık, siyasal gericiliğe dönüştü, ulusalcılık adı altında ortaya çıkan siyasal ve toplumsal blok, değişimin sosyal, toplumsal, sınıfsal dinamiklerinden uzaklaştı, karşı karşıya geldi. O günün solu ve bugünkü devamcısı özgürlükçü, yeni sol (Ortodokslar ayrı) bu dönemle yüzleşmedi, devletin yanında darbecilerle omuz omuza duruşunun özeleştirisini yapmadılar. Bu nedenle değişim dinamiği olamadılar, toplumun seçimlerde neden oy vermediği üstüne hiç düşünmediler. Kürt siyasi hareketine yamanarak, meşruiyet kazanmaya çalışmak gibi kolay yolu seçtiler.
Değişim yarıda mı kaldı?
Devletin siyasal değişim projesine karşın, toplumsal değişimim üç dinamiği yeni bir zihniyetle, yeni bir toplumsal hareket olarak ortaya çıktı.
Bu üç dinamik: Siyasal İslamcılar ve mütedeyyinler, Kürtler, Legal Kürt siyasi hareketi ve PKK, liberal, demokrat ve özgürlükçü sol aydınlardan oluşan demokrasi, özgürlük temelinde değişimin sosyal gücünü oluşturmaktaydılar. Geçmişler farlı farklı olan bu sosyolojik kesimler, küreselleşmenin olanaklarıyla kendi değerleri üstünden modernleşen yeni kentliler, yeni kent orta sınıfları olarak, kamusal alanda, iktisadi, sosyal, kültürel ve entelektüel alanda, modern- post modern kimlik ve görümlerine uygun modernleşme ve modernleşme zihniyeti talep ediyorlardı.
Üç değişim dinamiği kendi içinde değişirken, dışındaki ilişkilerde değişiyor. Evrensel ve yerel değerler bağlamında kurulan sosyal, kültürel, hak temelli ilişkiler ortak siyasal talebe dönüşmeye başladı. Devlet alarm düğmesine bastı, kırmızıçizgiler çizildi.
Çünkü: Siyasal İslamcılar ve mütedeyyinlerin toplumsal değişim talebi siyasal İslamcı hareketi değiştirdi ve AKP ortaya çıkmıştı. AKP iktidarına ilişkin birkaç senaryo yazıldı aynı anda devreye sokuldu. Birincisi, Statükoyu savunanların senaryosu: AKP’yi kapatmak, siyasal varlığına son vermek. İkinci senaryo, AKP’nin toplumsal meşruiyeti üstünden devletin değişimini tamamlamak; Devlet içindeki fraksiyon çatışmalarını, AKP ile hasımları çatışmasına dönüştürerek, devletin zarar görmesini asgariye indirmek, siyasal faturayı da AKP’ye çıkartmak olarak tanımlamak mümkün.
2015’’e gelindiğinde, olup bitenler böyle bir devlet aklının işlediğini gösteren çok olgu ve olay sıralanabilir.
Devletin yeni zamanlarda sürekliliğini sağlayacak değişim ve yeniden yapılanma projesini kuran akıl iki şeyi hesap etmemiş olmalı. Birincisi, AKP kadrolarını siyasal deneyimi, ikincisi, eski Türkiye’yi tasfiye edip devletin ihtiyacı olan değişimleri yaparken toplumsal değişim talebinin boyutlarının nereye varacağı, reform sürecinin “çığırından” çıkarak, devrime dönüşebileceğiyle yüz gelinmeye başladı. Arap Baharı, endişeyi korkuya dönüştürdü.
Devleti tanımadan, anlamadan ne AKP’yi, ne 2007’ye kadar gerçekleşen reformları, ne 2010’dan sonra AKP’nin otoriterleşmesini, ne de AKP mi devlet oldu, devlet mi AKP’yi yönetiyor sorularına gerçekçi yanıtlar bulmak çok zor.
Evet değişim yarıda kaldı. Devletin ihtiyacı olan siyasal değişim bitti. Kimliklerin özgürleşmesi, bireysel özürlükler, hak talepleri, “devleti yıkmak, darbe yapmak suçlamasıyla” yasadışı ilan edildi. Polis baskısı yeni baskıcı-yasakçı yasalarla demokratik değişim isteyenler mengene içine alınıp sıkıştırılıyor.
Bugün oluşan iktidar bloku ( Siyasal iktidar olarak AKP, ordu, sivil bürokrasi, Yargı, özerk kurumlar, egemen sermaye sınıfı ) toplumun değişim talebi ve değişim dinamiğinin ortaya çıkartacağı reform taleplerinin, “Anadolu Baharına” dönüşme tehlikesinden çok korkmuş olmalılar. Bu nedenledir ki, özgürlük alanını daraltılması, yeni polisiye yasalar, en küçük protesto eylemlerine karşı devlet şiddetinin fütursuzluğu, iç düşman, dış düşman hezeyanı, yatay iletişim ağ ilişkilerinden korkma… bütün bunlar, “Anadolu Baharı” korkusunun hezeyanları.
Bu hezeyanlara baktığımızda tarihsel süreklilik olduğunu görürüz. Bu hezeyanlar, modern olma, modernleşmek isteğiyle geleneği muhafaza etme, geçmişle yüzleşerek sürekliliği sağlamak yerine, geçmişin üstünü örterek (gerekli gördüğünde geçmişin araçlarını kullanmak üzere) devletin ihtiyacı neyse ( Hukuk, devlet kurumlarını idari siyasi yapılanması, siyaset devlet ilişkisi. Birey devlet ilişkisi gibi) o kadar modernleşmek. Tanzimat- Meşrutiye- Cumhuriyet modernliği ve modernleşmesinin zihniyeti sürekli olmuştur. Bugün bu zihniyet devam etmektedir. Erdoğan kimliği ve kişiliğinde Abdülhamit’i, Enver Paşayı, Atatürk’ü, İnönü’yü, Menderesi… göre nedeni: Zihniyetin sürekliliği ve bu günkü gerçekleşme pratiğidir.
Değişim süreci bitti demiştik. Doğrusu, AKP ve devlet eliyle tepeden reform ve demokratik değişim sürecine nokta konuldu. Otoriterleşme, devleti ve siyaseti merkezileştirecek “değişim” devam ediyor.
Değişimin toplumsal dinamiklerinin darbeciler, darbe karşıtları, paralelciler, paralel karşıları olarak kutuplaştırılması devlet aklının ürünü olduğu açık. Yakın ve uzak geçmişte onlarca benzer örnek var. Kutuplaştır, çatıştır, bunu üstünde iktidarı koru, yeni iktidar bloku oluştur. Devlet toplumsal talep için ortaya çıkanlara her zaman “eşkıya” demiş, devlete isyan olarak bakmış ve buna göre davranmıştır. İktidar bloku, Geziciler, Paralelciler ve işbirlikçileri… “düşmanı” karşısında sıkı sıkıya birbirlerine sarılmış durumdalar. AKP’nin oy desteğiyle sağlanan siyasal meşruiyete dayanan iktidar bloku, suç işlemeye, suç biriktirmeye devam ediyor.
Değişim dinamikleri bölündü pasifize ediliyor
Farklı ideolojik gelenek, sosyal kesim, dini inanç ve kimliklere sahip olanlar, ortak taleplerde bir araya gelmişlerdi. Karşı oldukları ortak noktalarda birlikte tepki gösterdiler. İktidarın reform adımlarını destekleyen bu yeni siyasal, sosyal hareketler, daha radikal reform talepler ileri sürmeye başladılar. İktidarı ve devleti ürküten, kontrol edemeyeceklerinden korkulan gelişmeler olmaya başlamıştı. Başka bir Türkiye tasavvuru boy veriyordu.
Birincisi 2010 Referandumundaki, “yetmez ama Evet” bilinçli tutum takınanlar ile radikal devrimci değişim isteyen “Boykot- Hayır” diyenlerin 12 Eylül’ün yargılanması için bir araya gelmeleri. Bu yeni bir değişim dinamiğinin ortaya çıkışına işaret ediyordu. Devlet bu gelişmeden ürktü. İkincisi, başörtüsü ile kamusal ve resmi alanda kadınların yer alma taleplerine laik kesimden de destek verilmesi. Siyasal İslam’ın ekseni dışında mütedeyyin kesim ile laik kesim arasında gelişen ilişki, devlete ve iktidara dönebilirdi. Bu ilişki de yeni bir sosyal, siyasal dinamiğe dönüşme potansiyeli taşıyordu.
Liberal, demokrat ve özgürlükçü sol aydınların, AKP iktidarının, demokratikleşmede ayak sürümesi, kutuplaştırıcı, çatışmacı dilin dozajının yükselerek devam etmesine, özgürlük alanlarına hoyratça tecavüz edilmesine karşı AKP’yi eleştirmeye başlandılar, eleştiri dozu arttıkça iktidarla karşı karşıya geldiler. Gerilim yükseldi ve önemli bir aydın kesimle iktidara desteğini çekti ve sert muhalefet yapmaya başladı. 2013’e gelindiğinde AKP ve devlet iktidar blokunu oluşturmuştu. İdeolojik ve siyasal bloklaşma ile AKP’nin oy desteği, yüzde kırk iki yüzde elli bandına oturmuş görünüyordu. İktidar blokunu böyle tutmak için, bütün muhalefet düşman cephe ilan edildi.
İktidar karşı hegemonya oluşturacak araçları devreye soktu, 2010 Referandumu ve öncesindeki reformları destekleyen aydınlar üçe bölündüler. İktidar yandaşı, iktidar karşıtı, hem ona hem ötekine karşı, ama iktidara darbe yapıldığı için iktidar desteklenmeli diyen, ağırlıklı olarak Marksist sol gelenekten gelen “demokrat” olarak kendilerini tanımlayan aydınlar, yeni iktidar blokunun “kurucu” ideolojisini oluşturmak için mesaiye başladılar.
Bu üç aydın kesiminde içinde iç çatışmayı Gezi süreci 17-25 Aralık derinleştirdi, siyasal anlık durumlara göre kopuşlar birinden ötekine geçişler yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Her alandaki atamizasyon (en son GS’lılar, AK GS, Anıtkabirci olarak bölündüler) polemikçi siyaset yoluyla yeniden, yeniden üretiliyor.
Günlük siyasal eleştiriye hapsolan aydınlar, siyasal tutum alma pozisyonuna düşerek, iktidar blokunun kutuplaştırdığı dar sokaklara hapsoldular. Bağırarak konuşanlar entelektüel aydın gibi değil, radikal parti militanı gibi basbayağı kavga ediyorlar. Toplumun zihin seviyesinin de gerisine düşerek, düşünsel dünyayı sığlaştırıyorlar.
Devlet ve iktidar da zaten böyle olsu istiyor. Aydınlarda değişim dinamiği olmaktan çıkartıldı, birbirlerini boğazlama ile uğraşır oldular.
İstenen derinlikli düşünülmesin, sorgulama yapılmasın, taraf olunsun çatışılsın, kavga siyasal olarak büyürse, yeni vesayet araçlarıyla devlet ortaya çıkıp “tarihsel” rolünü oynar, bu nasıl post, bir şey olur, aydınların buna kafa yormasında yarar var.
Son olarak Kürtlerde devre dışı bırakılıyor. Kürtler kimlik talepleri, kendi kimlikleriyle siyasal alanda yer alma istemleri ve siyasal, ekonomik olarak kendi kendilerini yönetme istekleri, bugünkü Kürt toplumsal siyasal hareketini ortaya çıkartmıştı.
Kürtlerin kimlik talebi ve özgürlük direnişi, Cumhuriyet modernleşme ideolojisin, siyasası, devletin kurumsal yapısı ve devlet zihniyetini paramparça eden değişim dinamiği oldu. Uzatmaya gerek yok. 30 yıl devlete karşı savaşan siyasal toplumsal hareket, devletle masaya oturup sorunu çözme noktasına geldi.
Sorun nasıl çözülüyor? Son söyleneceği baştan söyleyeyim: Kürt toplumsal dinamiği, demokratik değişim talebi, Kürt halkı devre dışı bırakılarak, Devlet ve Öcalan, devletin değişim ihtiyacını son sınırı neresiyse bu sınıra kadar pazarlık yaparak sorunu çözüyorlar. HDP barajı aşacağız hayaline kapılarak, parti olarak seçimlere gireceğini açıkladı. Buna akıl tutulması denmez ise efsunlanma denir.
Bugünlerde “ AKP ve paralel gericiliğine” karşı “sol” muhalefet adına, devletin bir fraksiyonuna ( Ergenekon-Balyoz vs) yaklaşma iç içe geçme adımları görülüyor. Benzer “sol” kesim. HDP’yi sonu belli maceraya doğru sürüklüyor. Bu "Sol" devletle olan platonik aşkı dolayısıyla yediği dayaktan hiç ders almıyor.
“Modernleşmeni sürekliliği ve Modern toplumun modernleşme talebi” bir sonraki yazının konu olsun
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018