Ali Türer
Eğitim sistemlerinde iş görenlerin birlikte hareket etmesini sağlayan moral dayanaklar; amaçlar, ilkeler ve ölçütler eğitim felsefesinden gelir. O nedenle eğitim sistemi ruhunu dayandığı eğitim felsefesinden (düşüncesinden) alır. Bu da sonuçta o ülkedeki egemen ideolojik yapı tarafından belirlenir.
Her eğitim düşüncesi sonuçta içinden çıktığı toplumun değişim özelliklerine dayalı olarak, o toplumda var olan temel sorunlara çözüm ararken oluşur. Bu yaklaşım neden Pragmatizmin (eğitime yansıması İlerlemecilik) sert yaşam koşullarında tutunmaya çalışırken kullanabileceği bilginin ve değerin peşine düşen göçmenlerin ülkesi Amerika'da; Deneyciliğin neden demokrasiyi krallık sisteminde sürdürülebilen İngiltere'de ortaya çıktığını (programlarında Fen bilimleri ağırlıklıdır);Naturalizmin(J.J Rousseau) ve Liberalizmin Feodalizmi tasviye eden Kapitalizmle birlikte geldiğini, Varoluşçuluğun neden insanı nesneleştiren, kendine yabancılaştıren Kapitalizme karşı bir tepki olarak yükseldiğini, neden “eğitim üretim içindir” şiarıyla Politeknik Eğitim'in kısa zamanda uzaya insanlı uzay aracı yollayacak noktaya getirmek üzere Sovyetle Birliği'nde ortaya çıktığını yeterince açıklar.
O nedenle “eğitim sismine yön veren düşünce, toplumun hangi temel sorunlarını nasıl çözmeye çalışmıştır; bunu yaparken diğer ülkelerdekinden nasıl farklılaşmıştır” diye sormak gerekir.
Osmanlı Devleti'nde Şer'i ve Örfi Hukuk ayrımına dayalı parçalı ama işevuruk bir eğitim sistemi kurumssallaşmıştı. Masrafları Vakıf Sistemi tarafından karşılanan Şeyhülislam'a bağlı medrese sistemi İslami duyarlılığa bağlı olarak sistemi meşrulaştıran İlmiye Sınıfını yani meşrulaştırıcıları (kural koyan müftüleri ve kuralları uygulayan kazasker ve kadıları ve bu ikisini hazırlayan müderrisleri) yetiştirirdi. Devşirme sistemine dayanan, usta- çırak ilişkisi içinde mesleki karakterde eğitim veren Saray Mektepleri'nde ise (Enderun, Acemi Oğlanlar Kışlası) padişahın hizmetkarları, askeri koruyucular ve yöneticiler yetiştirilirdi . Müslüman halk eğitim ihtiyacını kendi olanaklarıyla mahalle mekteplerinden (sübyan mektepleri) ve tarikatlardan karşılarken Gayrimüslim unsurlar verdikleri vergiler sayesinde çocuklarını kendi okullarında (kiliselerinde) eğitme imkanı bulurlardı.
Osmanlı'nın “Anı Daim” değil de “Hasta Adam” olduğu 17. Yüzyılın sonuna doğru ayan beyan ortaya çıkınca savaşlardan alınan yenilgilerin faturası önce Tımar Sistemine sonra da Yeniçeri Ocağına çıkarıldı.
Avrupa'da 13. Yüzyıldan itibaren modern eğitimi ortaya çıkaran olgu toplumdaki ihtiyaçların çeşitlenmesine ve iş bölümündeki gelişme, kentlerin ortaya çıkmasına bağlı olarak Burjuvazinin muhasebe ve matematik bilen nitelikli eleman arayışıydı. Osmanlı'da ise modern eğitim 1730'lu yıllardan (III. Ahmet'ten) itibaren askeri alanda yeni “Halaskarlar” (kurtarıcılar) arayışıydı. 1830'a gelindiğinde mühendislik, tıp ve savaş eğitimi alanında dört askeri okul açılabilmişti.
Atıllan her adım bir başka adım atma ihtiyacı doğuruyordu. Askeri okullar bunlara öğrenci hazırlayacak rüştiyelerin, rüştiyeler bunlara öğretmen yetiştirecek öğretmen okulunu açılmasına yol açtı. Böylece başta öngörülmedik biçimde modern eğitim gelişmeye başladı.
Tanzimat Fermanı ile birlikte “Osmanlıcılık” etrafında siyasi birlik arayışı başladı. “Millet” kavramı sadece dini ayrımı ifade eden bir kavram olmaktan çıktı. Bu durumda “Halaskar” arayışı sadece askeri alanla sınırlı kalamazdı. Hatta Osmanlıcılık gereği diğer unsurlara da açık olmalıydı. Modern okullaşmanın “Ulema” karşı çıksa da sivil alana taşınması kaçınılmazdı.
Ülkede ulaşım ve iletişim alanında yaşanan gelişmeler (Demiryolu ve telgrafın kullanılması) II. Abdulhamit'e merkezi yapıyı; teknolojiyi, eğitimi, dini ve askeri gücü kullanarak yeni tarzda örgütleme fırsatı verdi.
II. Abdulhamit modern eğitimi bu amaçla İstanbul dışında Anadolu'da yaygınlaştırırdı. II. Abdulhamit bu okullarda yetişen gençleri teftiş sistemi ile programlardaki dini içerik ile kontrol altında tutmaya çalıştı. Ama bütün bunlara rağmen modern eğitimin değişim ayağında iş görmesi kaçınılmazdı. Jön Türk Hareketi ile bu hareketin içinden çağın ruhuna uygun olarak ortaya çıkan Milliyetçilik, bütünüyle modern eğitimin siyasal bir sonucuydu.
Jön Türkler aldıkları geleneksel eğitim sonucu İslamcılık ile Milliyetçiliği hep uzlaştırmaya çalıştılar. Fakat Tanzimat'ın “Din ve Devlet için” olan eğitimi, Meşrutiyet'te “Devlet ve Millet için” haline gelecekti. Meşrutiyet yılları Modern Eğitimin kavramsal ve kuramsal çerçevesinin İdeolojik (Ziya Gökalp), Pedogojik (Satı El Husri) ve Okul Reformu (Emrullah Efendi) boyutlarında ortaya çıktığı dönem oldu.
II. Meşrutiyet'ten devralınan modern eğitim düşüncesi ile Cumhuriyet'in kurumsallaştırdığı eğitim sistemin karakteristik özellikleri şöyle özetlenebilir:
İdeolojik boyuttamilliyetçilik, ”devlet ve millet için” eğitim; okul reformu boyutunda yüksek öğretim ile devleti ayakta tutacak asker sivil elit yetiştirme, orta öğretimle devletin ara insan ihtiyacını karşılama ve yüksek öğretime öğrenci hazırlama, ilk öğretim ile de halkı elite biat edecek şekide uyumlu hale getirme, halka (kırsal kesime) pratik çalışma için ihtiyaç duyacağı temel bilgileri verme; program boyutunda merkezde belirlenen alt sistemlere direktif olarak dayatılan program hazırlama ve yönetimi; örgütlenme boyutunda yetkinin merkezde toplandığı, alt sistemlerde özerk kontrol sistemleri oluşmasına izin vermeyen merkeziyetçi yapı.
Bu süreçte ortaya çıkan siyasal partiler hep devleti kurtarmak için ortaya çıkan organizasyonlar oldular. Sivil toplumun gelişemesine izin vermeyen, lidere endeksli bir siyasal kültür gelişti. Siyaset “kimlik” siyaseti, kurtarıcılar arası kavga haline geldi. Uzlaşma, parlemanto, güçler ayrılığı, laiklik vb.. kavramlar siyasetimizde Avrupa'da tanık olduğumuz anlamları ile içselleşemedi. Bütün bunlar modern eğitim düşüncesinin ortaya çıkardığı siyasal bir sonuçtur.
Bu eğitim düşüncesinin sosyal yaşam içindeki başlıca sonuçları ise şöyle özetlenebilir:
Mesleki eğitimin kadük olması nedeniyle iş yaşamının toplumsal ihtiyaçlara dayalı olarak gelişememesi, toplumsal iş bölümünün çarpık gelişmesi, devletin başlıca istihdam alanı olması, kişiliğini mesleği üzerinden değil aidiyetler üzerinden tanımlayan insan tipi, emeğe yeterince değer verilmemesi, yükselmenin himayeye tabi olması, sürekli kendini üreten “devlet memuru” zihniyeti, statünün baskı unsuru olarak kullanılması, üretmekten çok tüketime dönük eğilim, siyasetin en başta rant getiren ve üreten araç olarak algılanması, taban ve tavan ücretler arasında yaşanan uçurum. Emeğe verilen değerin düşük olması.
Demokratikleşme yolunda önümüze çıkan engellere, çekilen sıkıntılara bir de bu açıdan bakmak gerekir.
Bu ülkede her darbenin ya da postmodern darbenin arkasından bir eğitim reformu gündeme gelmiştir. 1960 devirmesinin arkasından gelen eğitim reformu ile orta okullarda, 1970 muhtırası arkasından gelen eğitim reformu ile liselerde öğrencinin hayata dönük olarak da yetiştirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Mesleki eğitim alanında ciddi adımlar 12 Eylül askeri devirmesi ardından 10. Milli Eğitim Şurası takiben 1982-1983 Mesleki Teknik Eğitim Projesi (METEP) ve 1986'da çıkarılan Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu ile atılmıştır. Sekiz yıllık temel eğitimin zorunlu hale gelmesinin de 28 Şubat Kararları sürecinde gerçekleştiğini unutmayalım.
Gücünü “damarlarındaki asil kandan alan” 40'lı yılların Türk etnik kültürüne dayalı Milliyetçiliğinin eğitim yaşantılarına rehberlik edemeyeceği 1960 devirmesinden sonra yeterince ortaya çıktı. Yerine siyasi birliğin etrafında sağlanabileceği ortak paydalar olarak “Atatürk Milliyetçiliği” ve “Atatürk İlke ve Devrimleri” kullanılmaya başlandı. Türklük bütün alt kimlikleri kucaklayan bir üst kimlik olarak vaaz edilmeye çalışıldı. 1973 yılında yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanununda ortaya konan eğitim düşüncesi ruhunu ideolojik yapıdaki bu farklılaşmadan alır. Şimdilerde kendini “ulusalcılık” olarak niteleyen mahçup milliyetçiliğin ortaya çıkışını ideolojideki bu “yumuşamaya” borçluyuz.
İslamcıların 1980-2000 arasında kendilerini “Milli Görüş” diye tanımlayarak siyasette tutunabildiklerini unutmayalım. Çözülmeye yüz tutsada egemen ideolojik yapı içinde milliyetçi damarın oldukça belirleyiciydi. Askeri vesayet Milliyetcilere son desteği siyasi alanda İslamcı tehditi bertaraf etmek üzere 28 Şubat Sürecinde verdi. Fakat takip eden yıllarda Türkiye ekonomik, siyasal ve sosyal bir bunalım içine sürüklenince, bunun faturası Milliyetçilikten nemalanan partilere çıktı. Muhafazakar kesimle yeni bir iletişim kurma becerisi geliştirerek kendini yenileyen 28 Şubat maduru İslamcılar merkez sağda Milliyetçilikten boşalan alana yerleşme fırsatı buldular.
Askeri vesayetin belinin kırıldığı koşullarda muhafazakar kesim içinde Milliyetçiliğin İslamcılık karşısında çok fazla şansı yoktu. O nedenle AKP önceliği siyasi yapı içinde askerin vesayetini kırmaya verdi. Türkiye için bu demokratikleşme yolunda ilerleme anlamına geliyordu. Bu yüzden AKP kamuoyunda ihtiyacı olan desteği buldu.
Bu dönemde “Yapılandırmacılık” eğitim kuramından yararlanılarak geliştirilen “Öğrenci Merkezli Eğitim” modeli çerçevesinde ders programlarına müdahale edilmeye başlandı. Modernist dönemin ruhuna uygun olarak eğitim programlarının üretilmesinde ve uygulanmasında izlenen “Davranışçılık” eğitim kuramına savaş açıldı.
2005-2006 eğitim öğretim sürecinde yürürlüğe giren programlarda, “Atatürk Millliyetçiliği” “Türk vatandaşı” kavramları kullanılmıyor, bunların yerine “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” kullanılıyordu. Yeni Programlarda tanık olduğumuz “insanlığın ortak değerlerini de sahiplenmiş bireyler yetiştirme”, bireyin “koşullanmama hakkı”na, “istediğini öğrenmeme hakkına” sahip olması, “öğrenmenin kişiselleştirilmesi”, çok kültürlülüğe saygı gibi vurgular eğitim düşüncesinde demokratik bir açınım müjdesi veriyordu.
Fakat AKP üçüncü gelişinde “Dindar Gençlik Yetiştireceğiz” hedefiyle eğitim düşüncesinde çağdaş bir yönelimi değil, Islamcı referansı takip edeceğini gösterdi. Sadece göstermedi 4+4+4 düzenlemesi ile henüz ergenlik dönemine girmemiş çocuklafra dini içerikli eğitimin önünü açarak, islamcı öğreti ile ilgili derslerin oranını ek dersler içinde arttırarak, ilahiyat çıkışlıların eğitim personeli ve eğitim yöneticileri içindeki ağırlığını arttıracak eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirmedeki rolleriniazaltacak düzenlemeler yaparak bunu uygulamaya da koydu. Milli Eğitim Teşkilatını merkeziytçi yapıyı daha da sıkılaştıracak şekilde yeniden düzenledi. Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı gibi program geliştirme rolü üstlenen birimleri kapatarak program geliştirmeyi tümüyle kadük, programları birer direktif haline getirdi.
Merkeziyetçi örgütsel yapının, geleneksel yukarıdan indirmeci yönetim, denetim ve program anlayışlarının korunduğu hatta daha sıkılaştırıldığı, “Devlet ve millet için eğitim” anlayışından yeniden “Din ve devlet için eğitim” anlayışına dönüldüğü bir yapılanmadan eğitim sistemindeki karmaşaya, moral değerlerdeki yıpranmaya son verecek bir çağdaş bir eğitim arayışı beklenebilir mi?
Hiçbir ileri adım geleneği tümüyle yadsıyarak ortaya çıkmıyor. Fakat geleneksel düşünce içindeki tabuları yıkmayı göze almadan da ortaya çıkan “ileri bir adım” olmuyor.
Eğitimdeki çağdaşlamanın yönü belli: Türkiye'de yaşayan bütün kültürlerin edebiyatını, tarihini içine alan her düşünceye, her kültüre saygı temelinde demokratik eğitim; her inanca, bilimsel olana saygı temelinde verilecek laik eğitim, ana dilde eğitim. Bireyin kendini gerçekleştirmesine uygun koşullar yaratmaya dönük, emeğe saygıyı, üretici, yapıcı, yaratıcı düşünmeyi başa alan mesleki kimlik sahibi bireyler yetiştirmeye dönük eğitim. Ancak böyle bir eğitim siyasi birliği güçlendirebilir, toplumsal barışı sağlayabilir, geleceğin teknolojik boyutta rekabet edebilir Türkiye'sini ortaya çıkarabilir. Merkeziyetçi örgütsel yapının, geleneksel yukarıdan indirmeci yönetim, denetim ve program anlayışlarının korunduğu bir eğitim sisteminde bu mümkün mü?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları






















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024