Lale KEMAL
Başbakan Erdoğan, güçlü yetkilerle donatılmış bir cumhurbaşkanı sıfatıyla 2014 yılında Köşk’e çıkmayı planlıyor. Bu yetkilere; başkanlık, yarı başkanlık ile partili cumhurbaşkanı sistemleri gibi seçenekler, hiçbiri olmadı, içeriğinin ne olduğu anlaşılamayan “Türk tipi başkanlık,” sistemi ile kavuşmak istiyor. Peki, Türkiye’nin altyapısı, başkanlık ya da yarı başkanlık gibi mevcut parlamenter rejimin yerine geçecek bir yönetim biçimi için elverişli mi? Tabii ki elverişli değil ama bu sorunun yanıtını, bir de Türkiye’yi çok iyi takip eden, Almanya’nın haftalık Die Zeit gazetesinin, İstanbul’u merkez seçen Türkiye ve Ortadoğu Temsilcisi, yıllarca Moskova’da aynı gazete adına muhabirlik yapmış olan Michael Thuman’dan dinledim. Daha doğrusu Thuman, dün sabahki sohbetimiz sırasında konuyu kendisi açma gereği duydu ve bakın ne dedi:
“Erdoğan’ın başkanlık sistemi önerisinin hayata geçmesi için gerekli altyapı Türkiye’de yok. Bu altyapı, ademimerkeziyetçilik, yani yetkilerin bir bölümünün merkezden yerel makamlara devredildiği, iki meclisli ki böylece fren ve denge mekanizmaları iyi işlesin olmak üzere bu asgari koşulların yerine getirilmiş olmasını gerektiriyor. Türkiye’de, ABD’deki sistemin aksine, başkanı dengeleyecek demin saydığım altyapı mevcut değil. Başkanlık, federal sistemi de getiriyor. CHP ve MHP zaten, ülke bölünür korkusuyla bu sisteme karşı. Türkiye’de, vurguladığım bu altyapısı olmadan getirilecek başkanlık sistemi, 19. yüzyıl Avrupa’sının ‘anayasal monarşi’ sistemini anımsatıyor. Bu sistemde, başta Kral var, seçilmiş parlamento var. Kral bakanları atıyor ve parlamento tümüyle Kral’a bağlı. Başkanın güçlü olacağı bir sistem, örneğin, yerel makamların da güçlü olacağı bir sistemle yaşayabilir.”
Anayasal monarşi sistemini 21. yüzyıla uyarladığımız zaman bunun bugün karşılığı olan ülkeler, örneğin Rusya, örneğin Çin ve örneğin Orta Asya’da pek çoğu Kazakistan dâhil. Kazak Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, bir 20 yıl daha ömrü yeterse devlet başkanlığını istiyor.
Alman gazeteci Thuman, ancak Türkiye ile bu ülkeler arasındaki farkın görülmesi gerektiğine de işaret ederek, Rusya’da Devlet Başkanı Putin sisteminin, tüm siyasi partileriyle suni ve sahte olduğunu oysakiTürkiye’de, örneğin, siyasi partilerin gerçek olduğuna ve her şeye rağmen Türkiye’de bir demokratik hafızanın varlığına dikkat çekiyor. “Her ne kadar, Türkiye’de insanlar doğru bir amaç için yani olası bir anayasal monarşi sisteminin kurulmasına engel olmak için sokaklara dökülecek kadar devrimci ruha sahip olmasalar da” diye de ekliyor, Alman gazeteci.
Tabii bu arada, Thuman’ı, başkanlık sistemini dengeleyecek bir altyapı olmadığı için Türkiye’de kurulmak istenen sistemin 19. yüzyıl anayasal monarşisine benzeyeceği fikrini beğenmeyenler, “kimmiş bu gazeteci,” diye küçümseyebilirler. Ancak kendisi, birkaç dil bilen, çok iyi eğitimli ve bizdeki Yandaş, Candaş türünden bir gazeteci değil.
Başbakan Erdoğan’ın, Köşk koltuğunda yerine geçmek istediği Cumhurbaşkanı Gül’ün, Türkiye’de, altyapısı olmayan dolayısıyla sağlıklı olmayacak bir başkanlık sistemini engelleyebilecek kudreti var mı, sorusu da Batılı ülke çevrelerinde çokça konuşuluyor. Bu bağlamda, Gül’ün, 2014 yılında yeniden aday olup olmayacağı tartışılıyor ve yine bu çevrelerde de genel kanaat, Gül’ün, yakın yol arkadaşı Erdoğan’a Köşk koltuğu için meydan okumayacağı yönünde.
Her hâlükârda, Gül, yetkileri elverdiği ölçüde hükümetin denge mekanizmasını çalıştırıyor, geçenlerde, Erdoğan’ın, çift başlılık tartışmasıyla kendisine ayar vermek istemesine rağmen. Gül’e yani Cumhurbaşkanı’na bağlı Devlet Denetleme Kurumu’nun (DDK), örneğin, silah alımlarının yürütüldüğü önemli bir kuruluş olan ve siyasi iradeye bağlı olan Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nı mercek altına alma kararı, bir ilk olması ve hükümet icraatını mercek altına alması açısından da önemli.
DDK’nın, SSM’yi mercek altına almasında ise bir ihbarın rol oynadığını düşünüyorum.
Patriot pazarlığı sürüyor
Suriye rejimi uçaklarının önceki gün, muhalif karargâhını bombaladıktan sonra hafiften Türkiye hava sahasını ihlal edip, üslerine dönmesiyle Ankara-Şam gerginliği yeni bir boyut kazanırken Brüksel’de Patriot pazarlığı da hız kazandı. Ne var ki, ittifak üyesi kimi ülkelerin, Suriye’nin, İsrail’e karşı güneyde konuşlandırdığı balistik füzelerini, Türkiye’ye kaydırmayacağı ve Patriotların da, savaş uçaklarını caydırmak gibi bir fonksiyonu olmadığı gerekçesiyle Türk topraklarına bu Amerikan yapımı füzelerin yerleştirilmesine pek sıcak bakmadıkları NATO Karargâhı Brüksel koridorlarında konuşuluyor. Bununla birlikte, nihai durumda Türkiye’yi psikolojik olarak rahatlatmak için Ankara resmen isterse bu füzeler Suriye’yi caydırmak için ülke topraklarına yerleştirilecek. Malum, 1991 ve 2003 Körfez savaşlarında Almanya vermeyi reddedince Hollanda’nın envanterindeki füzeler Türkiye’ye konuşlandırılmıştı. Aldığım duyumlara göre, bu kez Almanya’nın envanterindeki Patriot füzelerinden Türkiye’ye verilmesi ihtimali belirmiş, dolayısıyla Ankara ve Berlin arasında füzelerin yerleştirilmesinden doğacak masrafların da nasıl üstlenileceği dâhil çetin pazarlıklar yapıldığı gelen haberler arasında.
Nihayetinde Türkiye yeni bir Patriot macerasına giriyor. Bu arada, ABD de, Türkiye’nin dört milyar dolarlık füze ihalesini almak için bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- IŞİD’den mesaj var; ‘Oksijenimi kesme topyekûn savaşırım’
2.02.2016 - Brexit istismarı çabuk başladı
25.06.2016 - Dış politikada Saray dönemi
18.06.2016 - Askere yasal zırh ve CHP
11.06.2016 - “Mercedes’ini yakacak babayiğit var mı?”
4.02.2016 - 6,5 milyon pasaporta vizesiz Avrupa!
28.05.2016 - ‘Şehir savaşlarına’ hazırlıksız yakalandılar
14.05.2016 - Ara seçim zorlanacak
7.02.2016 - Amerikalı ne diyor, bizimkiler ne anlıyor?
30.04.2016 - Bir garip ‘askeri casusluk’ operasyonu
24.04.2016
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları

























































Hrac Madooglu
Goruslerinizin bazilarina katilmamakla birlikte, objektif bir bakis acisi sundugunuz icin her yazinizi okuyorum. Yeni Safak gibi, yazarlarin buyuk cogunlugunun onur, ahlak, vicdan gibi degerleri cope attigi bir gazetede bunu yapabilmeniz takdire sayan. Atilla Yayla ve ismail Kilicarslan da sizin kadar olmasa bile olaylara tarafsiz bakmaya caba gosteren yazarlar. AK Parti kabuk degistirip kendine ceki duzen verebilirse bunda sizlerin payi buyuk olacak kuskusuz.