Sinan ÇİFTYÜREK
Yaşanan başarısız darbe girişiminin ardından yanıtı aranan birden fazla soru var. Darbeyi kim organize etti, arkasında hangi dinamikler var? Siyasal sonuçları ne/neler olur? Olay daha yeni, süreç içinde hem daha iyi anlayacağız hem yol açacağı sonuçlara daha net bakabileceğiz. Şimdilik birkaç açıdan irdeleyebiliriz.
I – “Zaferin bin babası var yenilgi öksüzdür”
Öncelikle yaşanan darbe girişimi bir “oyun” olduğu kanaatinde değiliz. İşin içerisinde Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay başkanı yaverine varana kadar yer almışlarsa oyun görülemez. Olay maceracı birkaç askerin işi olmadığı gibi, her olayın sorumlusu olarak sunulan “FETO örgütü yaptı” da denilemez. Darbe girişiminde TSK’nin farklı kademelerinde yer alan subaylar ve bunların içerisinde Gülenci de var ancak bundan kalkarak “Gülenciler girişti” söylemi fotoğrafı açıklamaktan uzak.
Darbe girişimi ilk baştan başarılı seyretseydi yapanların listesi hızla genişleyecekti, “ben daha çok içerisindeydim” yarışı olacaktı. Başarısız olunca yapanların listesi tersine hızla erimeye ve planlayanlar bile “haberim yoktu” veya “tatbikat için oraya çağrıldığımızı biliyorduk” filan demeye başladılar. Kısacası başarısız olunca darbe öksüz kaldı!
Aynı yaklaşım darbenin arkasında kim var sorusunu da izah eder. Genel kural olan “zaferin bin babası var yenilgi öksüzdür” deyimi sorunun yanıtını en özlü ifade eder. Başarılı olsaydı arkasında olanların listesi uzayacak, özellikle “kanla kurmuştuk bu Cumhuriyeti, kanla savunduk bu demokrasiyi” diye yazan Ertuğrul Özkök başta olmak üzere “demokrasi kazandı” nutuklarını atanların çoğu bu kez tersini yazarak AKP’nin memleketi uçuruma sürüklediğini, darbeden başka çare kalmadığını anlatacaklardı.
Darbe başarısız oldu, olmaya da mahkûmdu. Darbenin başarısız olmasının birinci nedeni, ABD, AB ve büyük sermayenin desteğini almamış olması ve dolaysıyla Genelkurmay’ın yani emir komuta zincirinin dışında gerçekleştirilme arayışıdır. ABD ve NATO’nun az çok desteğini almamış TSK’nin başarılı bir darbe gerçekleştirmesi zaten mümkün değildi.
Başarısız olmasının diğer nedeni ise birinci nedenin de etkisiyle halkın, iktidar ve polisin Cami desteğinde yaptığı çağrıya uyarak sokağa çıkmasıdır. Ancak, yüzde 50 oy almış ve İslami militan gelenekten gelen AKP iktidarına, Meclisteki dört partinin de “darbeye karşıyız” ortak açıklamalarına ve de toplumun sokağa çağrılmasında camilerin propaganda aracı olarak kullanılmasına hatta MİT ile emniyet teşkilatının silahlı korumasına rağmen beklenen milyonlar sokağa inmedi. Örneğin Taksim Gezi direnişinin kitlesel katılım ve militanlığı ile kıyaslandığında darbe karşıtı kitle cami, hükümet ve polisi arkalamasına rağmen zayıf kaldı.
Başarısız darbe sürecinde şu tablo da ortaya çıktı; darbecilerden çok darbe beklentisi içerisinde olan Erdoğan, Hükümet ve denetimlerinde ki emniyet teşkilatı hazır kıta beklemiş. Çünkü darbe saatlerinde otomatiğe basılmış gibi bu üçlü Camiyi de arkalayarak harekete geçti. Ordu, Yargı, polis ve sivil bürokraside kitlesel gözaltı ve tutuklamalar anında başladı halen de devam ediyor. Demek ki listeler önceden ellerindeymiş! Yoksa hemen aynı saatlerde başlayıp devam eden on binlerce asker, yargıç, öğretim görevlisi, devlet memurun görevden alınma listelerini bile bu kadar kısa sürede yapamazlardı.
Erdoğan’da "Eninde sonunda şu anda bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfüdür. Çünkü bu silahlı kuvvetlerimizin temizlenmesine sebep olacak. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) öncesinde böyle bir adımın atılması manidardır” diyerek ön hazırlıklı olduklarını ilan edecekti.
II – Askeri darbeye karşı tutumda net olmalıyız.
Öncelikle askerin, sivil siyasete tank ve toplarla müdahalesinin karşısındaki tavrımız nettir, askeri darbeye karşıyız. İlki, askerin siyasete silahlı müdahalesine ilkesel karşı oluşumuzdan; ikincisi, her askeri darbenin ardından halkımızın ulusal özgürlük mücadelesi ile işçi, emekçilerin kurtuluş mücadelesinin ağır darbe aldığı gerçeğinin bilincinde olmamızdan. Yapılan askeri darbelerin ilk beyanlarından hemen sonra saldırının hedefine Kürt halkı ve sınıf mücadelesini koymuş olduklarını çokça yaşadık. Darbe başarılı olsaydı ilk yumruğu Erdoğan ve AKP yiyecekti bu doğru. Ancak hemen devamında kalıcı esas saldırı, Kürt ulusal hareketine ve Türkiye sosyalist hareketine yapılacaktı.
Darbenin başarısız olması üzerine yurtsever, ilerici, demokrat güçler rahat bir nefes almışken aynı süreçte başarısız darbe sonrası AKP hükümetinin yaptıkları da toplumu nefes alamayacak hale getirerek yeni darbelere zemini kendi eliyle hazırlayabilir!
Darbenin daha bastırılması sürecinde yaşanan iki gelişme düşündürücüdür. Biri Hükümetin askeri darbeye karşı camiyi arkalayarak polisi aktif güç olarak öne çıkarması. Diğeri milli eğitimde 15 bin 200 personel; YÖK’te, 1176’sı devlet, 401’i vakıf üniversitelerinde görev yapan 1577 dekan; Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 492, MİT’te 100; Maliye bakanlığında bin 500 görevli; içişleri bakanlığında 8 bin 777 personel olmak üzere toplamda 49 bin kamu görevlisinin görevinden uzaklaştırılması; MGK’da idamların ve olağanüstü hal uygulamasının yeniden getirilmesinin tartışılması; sokaklarda estirilen terör ….. halklara nefes aldırmayacak faşizan uygulamalardır.
Tüm bunlar AKP iktidarının din motifli polis devletini güçlendirme yöneliminin ciddi işaretleridir. Beş günden beri sokak yürüyüşlerinde bayraklı, cübbeli, sarıklı, sancaklı ve ırkçı sloganlarla yürüyen sınırlı kitlenin polis gözetiminde terör estirmesi bu açıdan endişe verici. Kısaca özetlediklerimden hareketle “milletin demokrasi destanı yazdığı bir sabaha uyandık” demek koca bir aldatmaca olur. Darbe girişimi öncesi zaten burjuva demokrasisi büyük ölçüde rafa kaldırılmıştı, başarısız girişim sonrası var olan demokrasi kırıntılarını da hükümet kaldırmada kararlı görünüyor.
“Demokrasiye bağlılık yeminlerine” gelince, darbe başarısızlığı kesinleşince generallerden, gazetecilerden, sivil birey, kurumlardan gelen "demokrasiye bağlılık" yemini gerçeği yansıtmıyor çünkü demokrasiye değil iktidara, Reise bağlılık dile getirildi.
III- Asker merkezli devletten polis merkezli devlet hedefine geçişe dikkat!
Emirleri yerine getiren erlerin kemerle kırbaçlanıp hırpalaması hatta linç edilmeleri, polisin subay ve generallere yaptıklarının döne döne basında teşhir edilmesi; darbeye karışan askerlere medyanın “hain, alçak” kavramıyla saldırmaları, Diyanet Başkanlığının “cenaze namazlarını kılmayız” açıklamasına “kendi meclisini bombalayan Türk askeri” imajı eklendi. Bunlarla Ordu bilinçli olarak itibarsızlaştırıldı bu devam ediyor. Aynı süreçte polis teşkilatına ise tam tersine “vatan kurtaran kahraman” muamelesi yapılmakta. Ordunun yıpranması iyi ama polisin “demokrasi ve memleket kurtaran kahraman” olarak sunulması kötünün kötüsü!
“Fethullahçıları temizliyoruz” adı altında AKP ve Reisçe muhalif, “uygun olmayan” herkesin Ordu, yargı, üniversite ve bürokrasiden temizlenirken oluşan boşluğu AKP’nin kendi kadrosu ile dolduracak olması, engellenen askeri darbenin yerine sivil darbeyi yerleştirme, polis devletine gidişin önemli adımları görülmeli.
Şunu da not edelim; Erdoğan ve AKP zaten bir süreden beri Ergenekon ve balyozcularla uzlaşmıştı. Ordudaki büyük temizlik ve belirttiğim güçsüzleşme Erdoğan ve AKP’nin Ergenekoncularla birliğini derinleştirir mi? Ergenekon davasına bakan savcı ve hakimlerin şimdi tutuklanmaları bu açıdan mesajlarla yüklüdür! Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deme misali Ergenekoncular şimdi Erdoğan ile hesaplaşmayı sonraya bırakarak “Ordunun toparlanması” için uzlaşır mı? Ve bunlar sonraki hesap olarak TSK’nın “darbe öyle yapılmaz böyle yapılır” hedefine zemin sunar mı? İzleyip göreceğiz.
Hükümet çok yönlü saldırılarını sürdürürse, AKP’ye olan halk desteğinin zayıflamasının yanı sıra gelecekte polis asker çatışmasını da derinleştirebilir. Toplum, laik-Kemalist Ordu ile polis-cami destekleyicisi temelinde ayrışabilir. Ayrışma ise devletin kırılganlığını derinleştirir ve ulusal özgürlük mücadelesine yeni imkanlar sunar, tabi değerlendirebilirsek.
Dün Ordunun etkin olduğu devlet yapılanmasında demokrasi kadüktü, bugün ise Diyanet ve Polisin ön planda olduğu iktidar dokusu ile mevcut sınırlı demokrasi ve laik rejim kuşatılıyor. Dün asker ağırlıklı devlette, Türk ordusunun geçmiş dokusu itibarıyla “yukarıdan dayatma ile giydirilen laik elbise” kaygıları ön palandayken; operasyonel gücünü polisin oluşturduğu Diyanetin kitleleri harekete geçirmede etkin rol üstlendiği, bunların etkin bir şef ile de ahenk içerisinde hareket ettiği, bununda ötesinde şefin her sözünün talimat kabul gördüğü şimdiki siyasal iklimde sadece laisizm tehlikede değil, burjuva demokrasinin kırıntıları bile kuşatılmış olacak.
Mesele şudur: yarı yolda kalan darbe (iyi ki de kaldı) üzerinden iktidar ve Erdoğan “fırsat bu fırsat” diyerek polis devleti yönelimini güçlendirmek istiyor. Darbeye yönelenler demokrasi cephesinde olmadığı gibi, iktidar kanadı ile Reis de demokrasi cephesini temsil etmiyor. Reis, bastırılmış darbe girişiminin muzaffer komutanı edasıyla kayıtsız şartsız herkesten teslimiyet, sadakat bekliyor. Darbe girişimin bastırılmasıyla sivil faşist ve bilumum militan İslami grupların sokakları terörize etmeleri ve hergün “Cumhurbaşkanımızın ikinci emri gelmeden toplanmaya devam” şeklinde cep telefonlarına kadar gelen mesajlar olmasaydı darbenin geriletilmesi AKP’nin demokrasi hanesine yazılabilirdi fakat, faşist rejimlerde ancak görülebilecek temizlik hareketi ile sokaklarda yaşanan terör dalgası AKP’nin burjuva demokrasisini bile temsil etmediğinin göstergesi oldu.
AKP demokrasi gücü değil, aksine demokrasi mücadelesinin hedefidir. AKP ile demokrasi üzerinde uzlaşma sağlanamaz çünkü çoktandır demokrasinin katleden AKP’nin kendisi. Çoktandır AKP’nin çekirdek kitlesi gitgide otoriterleşmenin ötesinde yeşil faşizme evirilen Reis ile iktidarının gönüllü sokak milisleri karakterini ediniyor. Çoktandır "demokrasi savunan" kitlelerden kendileri gibi olmayanlara karşı öfkeli kalabalıklara dönüşüyorlar.
IV – Sokak gösterileri yine esas Kürtleri, ilericileri, Alevi halkını hedef aldı
Beklenen düzeyde olmasa da halkın sokaklara çıkması önemlidir, bir kere sokağa kitlesel çıksın gerisi gelir. Hele birde “peygamber ocağı” askere karşı sokağa çıkıyorsa yarın polis devletine karşı haydı haydı sokağa çıkar.
Halkın sembolikte olsa tankların üstüne çıkması önemlidir çünkü, Türk Sünni halkı Ortaasya’dan göç ettiğinden beri önce kendi askeri şeflerine sonra devlet ordusuna karşı asla baş kaldırmamıştır. Zira yaban elde kendi askeri şeflerine ya da ordusuna başkaldırsa “sonum ne olur” kaygısıyla, dövülse de sövülse de “kol kırılır yen içerisinde kalır” yaklaşımıyla davranmıştır. Bu kültürün yıkılması iyidir lakin yerini polis devletinin doldurması kötünün kötüsü.
Darbenin başarısız olmasıyla nefes alan halklar, ilerici, demokratik güçler bu kez bir yandan hükümetin büyük temizlik harekâtı diğer yandan sokağın kör bıçak tehdidi gibi çifte saldırı ile yüzleşti ki bu geçici, anlık bir tehdit de değil. Köprüde asker boğazı kesen o kitle Kürtleri, Alevi’yi, sosyalisti ise tereddütsüz kör bıçakla keser.
Darbeye karşı sokağa çıkmış ya da çağrılmış kalabalıkların tamamını faşist, ırkçı, cihatçı kitle olarak tanımlamak yanlıştır. Fakat darbenin başarısızlığının kesinleşmesi ile ana kitle sokaktan çekilince, AKP, MHP’nin vurucu militan çekirdeği ile iç içe IŞİD’çi, El Nusracı, Hizbullahçı kadroların başçekiciliğinde sokaktaki kör bıçağın oluşturacağı tehdit somutlaştı.
Erdoğan’ın çağrısı üzerine sokaklara dökülen kitlede, ilk saatlerde darbe karşıtlığı tutum belirleyiciyken, kısa sürede darbenin başarısızlığının anlaşılması üzerine sokaktaki kitlenin ırkçı, cihatçı kitleye doğru daralıp zayıflamasıyla paralel hedefe her zamanki gibi Kürtler ve Aleviler, sosyalistler konuldu. Cumartesi sabahından itibaren polisin de göz yumup müdahale etmemesi (ki edemez çünkü iktidar ve cumhurbaşkanı halkı sokağa çağırmış) sonucu faşist, İslami faşist, bilumum gerici-yobaz ve milliyetçi kitle her zamanki gibi Kürtleri, Alevileri ve komünistleri hedef aldı. Halen de aynı kitle sokaklarda saldıracak hedef arıyor.
Cumhurbaşkanının “emriyle” günlerdir sokaklarda terör estiren kitle ve hükümetin icraatları düşünüldüğünde darbe karşısında çıkarılacak dersin demokrasi olacağının en ufak bir ipucu yoktur. Sokakta darbe karşıtı tepki yerini, halkımızın ulusal özgürlük dinamiklerine ve devrimci güçlere saldırıya bıraktı. Bırakır da çünkü asker ile AKP hükümeti (polis) arasındaki çatışma iktidar içi çatışma olup ikisinin de asıl hedefinde Kürt ulusal özgürlük mücadelesi ve devrimci sosyalist hareket bulunur.
Ne yapacağız?
Öncelikle, Ordu yıpranmasına, “vatanın bölünmez birliği tehlikeye giriyor” dedikleri Kürdistan merkezli tehdit” eklenirse, TSK emir komuta zinciri içerisinde “öyle darbe yapılmaz böyle yapılır” diyerek yeni darbeye hazırlanabilir çünkü Kürdistan meselesi dört parçasıyla daima darbelerin asıl besleyicisi olmuştur. Hükümete karşı bugün ulusal özgürlük ve demokrasi mücadelesi geliştirilirken buna da hazırlıklı olmak lazım.
İkincisi; darbenin başarısızlığında, darbeye direnen tüm halklar ve dinamiklerin rolü varken sonuçlarını tek başına ve üstelik polis devletini güçlendirme yönünde kullanması büyük bir tehlike. Askeri darbeyi engelleyelim derken, sivil darbenin derinleşmesini görmezlikten gelmeyelim. Askeri darbeye karşı duranlar aynı kararlılıkla Erdoğan ve AKP’nin şimdi “Allahın büyük lütfü” olarak gördüğü başarısız darbe girişiminden hareketle sivil darbenin derinleştirilmesi yönelimine de “hayır” demelidirler.
Ulusal demokratik güçler zaman geçirmeden geniş ulusal ittifaka bir de başarısız darbe girişiminin irdelenen sonuçları ışığında ele almalı. Türkiye devrimci hareketiyle geniş demokrasi cephesi hedeflenirken, sol milliyetçi yapılardan uzak durulmalı.
Üçüncüsü; ulusal özgürlük ve demokrasi cephesi örülmeli zira saldırılar, darbeye girişenler ile Hükümetin ortak düşman gördüğü Kürt ulusal mücadelesi, sosyalistlere ve demokratlara ağırlaşarak sürecektir. Dokunulmazlıkları kaldırılan HDP vekillerinin dün ifadelerini zorla almayı göze alamayan hükümet, şimdiki iklimde almaya başladılar bile. Sırada belediyelere kayyumun atanması var.
Ulusal özgürlük ve demokrasi cephesi geliştirilirken, parlamentodan çok sokağın, siyasetin belirlenmesinde rol oynayacağı bir sürece girdiğimizi, eğer sol ve Kürt ulusal güçleri değerlendirirse sokağın kendileri için de daha verimli hale geleceğini belirtelim. Şunu da bilelim, bundan böyle sadece solun değil sağ siyasetin de toplumsal değişim ve yürüyüşte sokağa aktif başvuracağı görülmelidir.
Dördüncüsü; asker ile polis çatışmasında devlet ciddi bir yara aldı. Bu halkımızın lehinedir. Batı şimdiden polis ve cami ağırlıklı rejimde “Türkiye NATO’dan çıkabilir” tartışmasını yapıyorsa demek ki ordu merkezli devletten polis merkezli devlete geçişin kaygılarını Batı da kendi çıkarları açısından taşıyor. Zayıflamış, toplum nezdinde darbe almış ordu merkezli devlet profilini, Kürdistan ulusal özgürlük ve Türkiye sosyalist güçleri fırsata çevirmelidirler.
Beşincisi; başarısız darbenin ardında onca basınç altına alınan Alevi halkı gelecekteki daha çaplı saldırılara hazır olmalıdır ki saldırıları göğüslemek sadece Alevi halkının değil tüm ilerici demokratik güçlerin ortak meselesidir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları




































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018