Yıldıray OĞUR
27 saniyelik bir videoyla Türkiye’nin yakın tarihi yeniden yazılmaya çalışıldı geçen hafta.
“İşte tarihi itiraf” diyenler, savcıları göreve çağıranlar, Meclis komisyonu kurulmasını isteyenler, basın açıklamaları yapanlar...
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nın Sakarya’da yaptığı konuşmadan sonra yaşananlardan bahsediyoruz.
Karşımızda insanların nasıl sadece kendi önyargılarını, inandıkları doğruları teyit eden bilgi ve haberlerle beslenmeye meyilli olduklarını anlatan bir ‘teyit yanlılığı’ (confirmation bias) örnek vakası var.
Hiç bilmeyenler için kısa bir özet.
Ahmet Davutoğlu, 23 Ağustos Cuma akşamı Sakarya’da bir konuşma yaptı.
1 saatlik konuşmadan, ertesi gün sosyal medyaya 27 saniyelik bir video düştü. Dolaşıma sokulan videoda Davutoğlu şöyle diyordu:
“Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz, bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar açık söylüyorum. (Alkışlar) Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın, ileride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır.”
Daha sonra sosyal medya paylaşımlarında ve haberlerde videonun bu kısa versiyonu biraz daha özetlendi ve şu hale getirildi:
“Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır."
Şimdi partisine muhalif olan, eski bir Başbakan’ın “defterler açılırsa” diye başlayan cümlelerinin ilgi çekmesi şaşırtıcı değil.
Ama nedense konuşmanın bu 27 saniyesinden bu kadar büyük anlamlar çıkaranlar, konuşdavutoglu diye tagler açanlar konuşmanın tamamını izlemeye gerek görmediler.
Nasıl olsa kafalarındaki teorileri doğrulayan kısmını duymuşlardı.
Halbuki bir saatlik konuşmayı izleyince, bu 27 saniyelik cümlelerin, 25 dakikalık bambaşka bir bağlamı olduğu açıkça görülüyor.
Davutoğlu, konuşmasının bu 25 dakikalık bölümünde gün içinde Sakarya’da dolaşırken de bazı protestolarla karşılanması neden olan, Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerine kayyım atanmasını eleştiren tweetleri için kendisini “teröre destek vermekle” suçlayanlara cevap veriyor.
(Muhtemelen çok az insan zahmet edip orijinal konuşmayı oturup izleyecek. Ve bu 27 saniyelik kesilmiş kayıt, yıllarca karşımıza komplo teorilerinde delil olarak çıkmaya devam edecek. O yüzden en azından gerçeği merak edenler için de bir kaynak olsun diye konuşmadan uzun alıntılar yapacağız.)
Konuya şöyle giriş yapıyor:
“Üçüncü bir tepki verdiler özellikle son bir hafta içinde, manipülatif kampanyalarla söylemediklerimizi çarpıtarak, niyetlerimizin ötesinde niyet okuyuculuğu yaparak bir algı oluşturmaya çalıştılar; ne kastettiğimi anladınız.
Bu haftanın başında 3 büyük şehrin belediye başkanı görevden alındı ve kayyum atandı. Şimdi gelin hep beraber bunu ele alalım, konuşalım. Yanlış düşünüyorsak biz de eleştirilebiliriz, ama kimse bize teröre destek suçlamasında bulunamaz.”
Sonra Sakarya gibi milliyetçi, muhafazakar bir şehirde kayyım kararına neden karşı çıktığını anlatıyor ve şöyle bitiriyor.
“Şimdi burada demokrasiyi savunmak, o kullanan vatandaşın hakkını savunmak yanlış mıdır?”
Hemen ardından da dolaşıma giren o 27 saniyelik kısım geliyor. Öncesi ve sonrasını kesmeden o bölüm de şöyle:
“Şimdi sorma vakti bizde, Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz, bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar açık söylüyorum. (Alkışlar) Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın, ileride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır. Başbakanlık görevini aldığımda… Bunu izah etmek durumundayım, çünkü bugün Sakarya sokağında bile bu soruya muhatap olduğumuz için kampanya dolayısıyla, mademki böyle bir kampanya yürütülüyor, bunu da ortaya koymak lazım.”
Devamında önce 7 Haziran’dan sonra terörle mücadele talimatını kendisinin verdiğini anlatıyor:
“20 Temmuz Suruç saldırısı DEAŞ’ın, arkasından 21 Temmuz Adıyaman’da askerimizin şahadeti, 22 Temmuz Ceylanpınar’da uyurken 2 polisimizin haince katledilmesi sonrasında, 23 Temmuz’da Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu olmayan geçici bir Başbakan olarak bütün güvenlik birimlerini topladık ve dedik ki, bu gece bunların haddi bildirilecek ve bu ülkede tek bir sokakta dahi hendek, barikat, çukur kalmayacak, tek bir yerde dahi sahte mahkeme vari kamu düzenini bozan unsur kalmayacak dedik. (Alkışlar)”
“Ama onlar 7 Haziran-1 Kasım arasını tarihten silmek istiyorlar, biraz sonra duracağım. Bütün o terörle mücadelenin başlangıç talimatının bizim tarafımızdan verildiğini unutturmak istiyorlar. (Alkışlar)”
Sonra da terörle mücadele konusunda bahsettiği defterleri açıyor. Eleştirilerinin hedefinde MHP ve o sırada AK Parti’de kendisini devirmek için hazırlık yapanlar var:
“Peki, neyle karşılaştık? Son günlerde MHP’den bu konuda yoğun saldırılar geliyor. Biz 23 Temmuz’da terörle mücadele talimatı verdikten sonra, bu terörle mücadelenin seyrettiği bütün ilçeleri dolaşıp halkımızla ve askerlerimizle, polisimizle birlikte mücadele ederken, 17 Ağustos’ta Sayın Bahçeli götürdüğümüz 4 hükümet teklifine de, yani uzun dönemli koalisyon, kısa dönemli koalisyon, erken seçim koalisyonu ya da azınlık hükümeti olarak bize destek verin, bu terörle mücadele günlerinde bu ülkeyi hükümetsiz bırakmayalım dediğimizde, bütün bu tekliflere hayır dedi ve bizi terörle mücadelede tek başımıza bıraktılar. Şimdi bizim terörle mücadele konusunda eleştirenler o günlerde sergiledikleri tavrı bir kez daha hatırlamak zorundalar.”
“Bugün AK Partiden dahi birileri bizi teröre destek konusu gibi birtakım ithamlarda bulundukları için şunu da söylemeden geçemeyeceğim:...12 Eylül’de AK Parti Olağanüstü Kongresi vardı, işte burada o kongrede bulunmuş arkadaşlarım var. Ben o vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için bütün arkadaşlarım, hep beraber bizler vatandaşlarımızla buluşup teröre karşı omuz omuza vermek için çaba sarf ederken, birileri Ankara’da olağan kurultaya giden AK Parti içinde bana karşı delegeleri harekete geçirmek üzere kongrede ayak oyunları yapıyorlardı. Her şeyi unuttum, her şey bir şekilde arkada bırakılabilir, ama şehit yakınlarının gözyaşlarını dindirirken arkamızda kongre hesapları yapılmasını hiçbir zaman vicdanım kabul etmedi, bugün de etmiyor.”
Yani ortada 7 Haziran- 1 Kasım arasıyla ilgili bir şantaj, ifşaat, komplo teorilerine malzeme olacak bir içerik yok.
Peki, yanlış anlamalara, komplo teorilerine müsait bu 27 saniyelik bölümü o konuşmadan ilk olarak kim kesip, sosyal medyada dolaşıma soktu?
Sosyal medya hesaplarında küçük bir araştırma sizi Bold Medya hesabı ve sitesine götürüyor. İlk onlar konuşmanın bu kısmını kesip yayınlamışlar.
Bingo.
Tabii ki bu işlerde mahir olan yurtdışındaki FETÖ’cülerin bir sitesi bu.
İlk olarak da bu site üzerinden onların popüler trolleri dolaşıma sokmuş.
Sonra PKK’nın meşhur gazetecileri topu almış ve bu videoyu özellikle sol kesimlerin timelinelarına düşürmüş.
Türkiye’deki zayıf gazetecilik ve yanlı teyit anlayışıyla gerisi de zaten çabuk gelmiş.
Hendek terörü ve 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’yi ağır yaralamış, toplumun güvenlik endişelerini artırmış, bu güvenlik endişeleri üzerinden iktidarın sertleşmesine zemin hazırlamış, sonra da arkalarında büyük bir enkaz bırakarak ülkeyi terk etmiş iki terör örgütünün kendi suçlarını ve sorumluluklarını örtbas etmek için her fırsatta komplo teorilerinin arkasında sığınması, kamusal tartışmayı yalan haberlerle zehirlemeye çalışması herhalde sürpriz değil.
Bugünlerde her fırsatı değerlendirerek yeni parti hazırlıkları yapan eski AK Partili siyasetçileri hedef alıp, bonusları toplamaya çalışan fırsatçılar da bir tarafa.
Ama aralarında makul siyasetçilerin, gazetecilerin de olduğu onlarca insanın sosyal medyada gördükleri kesilmiş bir konuşmadan anında bu kadar büyük yargılara varmaları ve 7 Haziran ve 1 Kasım arasında yaşananlarla ilgili inanmaya meyilli oldukları komplo teorileri sahiden korkutucu.
Özetle şuna inanıyorlar;
‘7 Haziran’da AK Parti sandıkta tek başına iktidar olamayınca, toplumu korkutmak için çözüm sürecini bitirip, savaş çıkardı. Suruç ve Ankara’daki IŞİD katliamlarının arkasında da iktidar var.’
İktidara vehmettikleri büyük güç ve meziyetler bir tarafa, dünyanın en güçlü istihbarat örgütlerine sahip devletlerinin bile tarihinde eşi benzeri olmayan, Homeland dizisinde bile akıllara gelmeyecek bir siyasi komplodan bahsediyorlar.
Peki ortada bu iddialarını dayandırdıkları bir delil, bilgi, belge var mı?
Belki biz kaçırıyoruz büyük resmi.
O halde gelin 7 Haziran seçimleri sonrası olanlara bir kere daha bakalım.
Aslında 7 Haziran seçimlerinden önce Suriye meselesi yüzünden çözüm süreci bitmişti.
28 Şubat’taki Dolmabahçe Mutabakatı’ndan sonra Kandil’den mutabakatın altını boşaltan açıklamalar gelmiş ve bunun üzerine Erdoğan da Dolmabahçe mutabakatından haberi olmadığını ve onaylamadığını söylemişti. Ama buna rağmen ateşkes devam ediyordu.
(Daha önce yayınlanmış bir çözüm süreci kronolojisi için. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/587467.aspx)
7 Haziran’da AK Parti yüzde 41 oy alarak tek başına iktidar olamadı. HDP de tarihi bir başarı gösterip yüzde 13 oyla 80 milletvekili çıkardı. Normalde bu şartlarda PKK’nın en son aklına gelecek şey silahlı mücadele olmalıydı. Ama PKK’nın aklı böyle çalışmıyor.
12 Haziran’da Demirtaş'ın Öcalan'ın çağrısıyla PKK'nın silah bırakabileceği açıklamasına KCK yani Kandil şöyle cevap vermişti: "Şunu açıkça vurgulamalıyız ki, PKK'nın Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen bize aittir. Şunu herkes bilmelidir ki HDP, PKK'nin yasal partisi değildir. Dolayısıyla böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, mevcut İmralı koşullarında bulunan Abdullah Öcalan'ın böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir.”
26 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD'nin Suriye'nin güneyinde devlet kurma girişimleri, Türkiye'nin askeri müdahalesi tartışmaları üzerine konuştu: “Tüm dünyaya sesleniyorum. Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz"
29 Haziran’da Karayılan buna cevap verdi: “Açıkça söyleyeyim, eğer onlar Rojava'ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz; o zaman Türkiye'nin tümü bir savaş sahasına dönüşür. Türkiye yetkilileri halkımızın 6-7-8 Ekim'deki kalkışını unutmamalıdır.”
11 Temmuz’da KCK barajları gerekçe göstererek ateşkesi bitirdiğini açıkladı: "Özgürlük hareketimizin titiz tavrı istismar edildi. Barajlar ve baraj yapımında kullanılan araçlar gerilla güçlerimizin hedefinde olacaktır. Her tutuklama artık gerilla için bir misilleme nedeni olacaktır. Özgürlük Hareketimiz artık ateşkes tutumunun istismar edilmesini kabul etmeyecek, oyalama yaparak Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikalara karşı da tutumunu koyacaktır."
14 Temmuz 2015 günü KCK Eşbaşkanı Bese Hozat, Özgür Gündem gazetesine "Yeni Süreç: Devrimci Halk Savaşıdır" başlıklı bir yazı yazdı, "devrimci halk savaşı ve serhıldan" çağrısı yaptı.
20 Temmuz’da Suruç'ta Kobani'ye gitmek için toplanan SDGH'li gençlerin açıklama yaptığı sırada bir IŞİD'li canlı bomba kendini patlattı, 32 kişi hayatını kaybetti.
20 Temmuz 2015 günü Adıyaman'da PKK'lılar ile askerler arasındaki çatışmada Uzman Onbaşı Müsellim Ünal hayatını kaybetti.
20 Temmuz 2015: KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık halkı silahlanmaya ve tünel ve siper hazırlamaya çağırdı: "Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. DAIŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli"
Ve 24 Temmuz’da TSK'ya bağlı jetler Kuzey Suriye'de IŞİD, Kuzey Irak'a PKK hedeflerine hava operasyonu düzenledi. Bu 3 yıl sonra PKK'ya yapılan ilk askeri operasyondu.
Gerisi bildiğimiz savaş, hendekler ve ölümler.
Bunların hepsi gözlerimizin önünde oldu.
Yani ortada tuhaf bir durum yok.
Şayet, 7 Haziran seçimlerinden sonra, HDP’nin 80 milletvekiline rağmen, Kandil’in yaptığı barajlar yüzünden ateşkesi bitirme açıklamasının ve Bese Hozat’ın Devrimci Halk Savaşı çağrısı yazısının arkasında hükümet yoksa...
Çözüm sürecini bitirdiği için şüpheli bulunan Ceylanpınar’da iki polisin evlerinde uyurken öldürüldüğü saldırıyı da bir gün sonra PKK üstlenmişti. Daha sonra üzerine türlü spekülasyonlar yapılan bu üstlenme hala HPG’nin ve PKK’nın haber ajansı Fırat’ın sitesinde duruyor.
https://firatnews.com/kurdistan/hpg-2-polisi-apocu-fedai-timi-cezalandirdi-51114
Bu saldırının faili diye yakalananlar daha sonra mahkemede beraat ettiler. Ama bu da saldırıyı PKK’nın yapmadığını kanıtlamıyor. Türkiye’de polis ilk defa yanlış insanları yakalamıyor. Ayrıca bu bir devlet kumpası olsaydı öyle meziyetleri olan bir devlet, fail diye yakaladıklarını herhalde beraat ettirip şüpheleri üzerine çekmezdi.
Seçim öncesi HDP’nin Diyarbakır Mitingi, Suruç ve Ankara Gar katliamlarını da kimlerin yaptığı, canlı bombaların adları, emir aldıkları kişi ve bağlantıları biliniyor. Bu saldırılarla ilgili yakalanan IŞİD’lilerin ifadeleri açık, mahkemelerde yargılandılar, ceza aldılar.
Bu katliamlarda emniyetin, istihbaratın ihmallerinden bahsedilebilir, hükümetin bu katliamlar sonrası yeterince duyarlılık göstermemesi, doğru düzgün bir anma bile yapılmaması eleştirilebilir ama bunlar katliamları IŞİD’ın yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.
Bizde çözüm süreci ve seçimler olurken, IŞİD Suriye’de devlet kurmuştu, en güçlü zamanlarını yaşıyordu. Bu kötü bir tesadüf.
IŞİD sadece Türkiye’de değil, 2015 yılında aralarında ABD, Fransa, Tunus, Danimarka, Lübnan’ın da olduğu 20 ülkede benzer katliamlar yaptı. 2016’da tekrar Paris’te, Brüksel’de büyük katliamlara imza attılar.
Hiçbirinde aranmayan komploları, sırf Türkiye’de saldırıların bir kısmı iki seçim arasına denk geldiği için Suriye’nin komşusu Türkiye’deki saldırılarda aramanın siyasi öfkeden başka bir açıklaması yok.
IŞİD’in Türkiye’de kendisine seçtiği hedeflerin de AK Parti hükümetiyle bir ilgisi yok. Saldırmak için Suriye’de savaştıkları YPG’ye yakın HDP’nin bir mitingini, savaştıkları Kobani’ye yardım götüren, oradaki düşmanları YPG içinde savaşan MLKP’nin gençlik örgütlenmesinin toplantısını, yine Suriye’deki düşmanları YPG yüzünden hasım olarak gördükleri örgütlerin düzenlediği Ankara’daki barış mitingini seçtiler.
Aynı IŞİD sadece 7 Haziran-1 Kasım arasında değil, 1 Kasım seçimlerinin ardından da İstanbul’da havaalanında, Beyoğlu’nda, Sultanahmet’te de katliamlar düzenledi, Antep’te bir düğünde canlı bomba patlattı.
Evet, 7 Haziran 1 Kasım arasında AK Parti lehine oy değişiminin en önemli sebebi güvenlik ve istikrar endişeleriydi.
Ama bu korku sahte olarak üretilmiş bir korku değildi. Suriye’deki IŞİD-PKK savaşının Türkiye’ye taşınması, Suriye’deki kazanımlarıyla heyecanlanıp, aynısını Türkiye’de yapabileceğini düşünen, seçimlerde HDP’nin başarısını kendi özerklik tezine onay olarak yorumlayan PKK’nın devrimci halk savaşı başlatması ve en çok da muhalefet partilerinin bu konjonktürde bile bir araya gelip bir iktidar alternatifi yaratamaması bu korkuları ve istikrar talebini tetikledi.
1 Kasım 2015’den sonra da PKK, İstanbul Beşiktaş’ta, Vezneciler’de, iki kere Ankara Kızılay’da canlı bombalı araçlarla yaptığı sivil katliamlarla ve arkasında binlerce ölüm ve yıkılmış şehirler bırakan hendek terörüyle ardından gelen bütün seçimlerin sonucuna etki eden bir korku iklimi yarattı, HDP’yi de siyasi alanda yaklaşılması tehlikeli bir partiye çevirerek, kriminalize etti.
Bugün HDP’lilerin ve yakın entelektüellerin CHP’yi kayyım atamaları için daha fazla ses çıkarmaya çağırması o yüzden bir karşılık görmüyor. Bu acı hafıza bu kadar canlıyken, HDP de PKK’yla arasına mesafe koyamamışken CHP’nin kendi kitlesine rağmen hukuksuz kayyım kararlarını net biçimde eleştirmesi ve HDP’yle ilişkisini sürdürmesi bile siyaseten cesur sayılabilir.
O yüzden bugün muhalefetin 7 Haziran-1 Kasım arasında olan bitenle ilgili komplo teorilerine, kendi hatalarına kılıf bulmaya değil, bu acı tecrübelerden ders çıkarmaya ihtiyacı var.
Zaten bir sahte haber cehennemine dönmüş, gerçeğin sürekli eğilip büküldüğü, komplo teorilerinin analizin yerine geçtiği, hiç emek vermeden kanaat sahibi olmanın dayanılmaz hafifliğine kapılmış Türkiye’nin ihtiyacı olan son şey 27 saniyelik bir videodan üretilmiş yeni komplo teorilerinin arkasına saklanarak özeleştiriden kaçan bir muhalefet.
Türkiye’nin gerçekle bağları zaten çok zayıf, lütfen daha fazla çekmeyin!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları






































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026