Zülfü DİCLELİ
Herkes bir şeyleri artırmaya, çoğaltmaya, büyütmeye çalışıyor. Şirketler müşterilerini ve kârlarını, ülkeler ulusal gelirlerini, devletler nüfuz alanlarını, sermaye sahipleri birikimlerini, ordular silahlarını, dinler ve ideolojiler etki alanlarını, partiler oy sayılarını, politikacılar güçlerini…
Böyle düşününce dönüp tüm insanlık tarihine büyüme, çoğalma, artma, genişleme ve yayılma çabalarımızın tarihi olarak da bakabiliriz. Gerçekten de ilk homo erectus kaç kişiydi? İlk insanların yeryüzünde kapladığı toplam alan kaç kilometrekareydi? Sayımız bugün yedi milyarı geçti, 2050’de 10 milyarın kapısına dayanacağız. Yeryüzünde insan elinin değmediği nokta neredeyse kalmadı. Yetmedi şimdi Mars’ta koloni kurmak istiyoruz.
Ölçülebilir şeyleri artırmak, büyütmek, çoğaltmak dürtüsü sanki insanlık tarihinin ana itici kuvveti. Devletlerin, uygarlıkların, dinlerin tarihini olduğu kadar ekonomilerin, ideolojilerin ve siyasi akımların tarihini de hep “daha çok, daha fazla” elde etme uğraşının gelişim süreci olarak okuyabiliriz. Bütün bunlar arasındaki rekabet ve savaşlar hep bu yüzden çıkmadı mı?
Çalışma ve yaşam koşullarımızı büyük ölçüde belirleyen de bu büyütme ve artırma anlayışı değil mi? Ailemizde, okullarda, iş hayatında aldığımız eğitimin, şirketlerimizde ve ülkelerimizde bizleri yönetenlerin bize vaat ettiklerinin özü hep bu değil mi? Kurduğumuz bütün sistemler sürekli büyüme ve yayılmanın mümkün olduğu varsayımı üzerinde yükselmiyor mu?
Evet, doğru hep böyle oldu ve ileride de böyle olacak diyebilirsiniz. Bugün dünyayı yönetenler, büyük devletlerin ve dev şirketlerin yöneticileri de öyle diyor. Bugünlere nasıl geldiysek yarınlara da öyle ilerleyebiliriz, aynı iş yapma anlayışımızı ve politika yapma tarzımızı sürdürerek yol alabiliriz diyorlar. Değişim sözünü ağızlarından eksik etmeseler de söyledikleri “daha çok, daha fazla” elde etmenin yol ve yöntemlerini değiştirmenin ötesine pek geçmiyor.
Ama bu şekilde devam etmek artık mümkün değil. Deniz bitiyor.
***
Bildiğimiz şekliyle dünyanın sonuna yaklaşıyoruz.
Temiz hava, temiz su, verimli toprak, sağlıklı gıda bitiyor. Enerji verimliliği azalıyor. Üretkenlik artışı tıkandı. Ne ekonomilerimiz ne politik sistemlerimiz sürdürülebilir durumda. Her an yeni bir sıra dışı doğal afet olacağı korkusu altında yaşamaya başladık.
İrili ufaklı birçok devlet arasındaki çelişki ve kapışmalar, ticaret savaşları, kural tanımazlık, birbirini çelmelemeler, asimetrik savaşlar, siber saldırılar, bitmek bilmeyen terör…
Ekonomilerin büyüme beklentileri art arda geri çekiliyor, ekonomiler ve giderek internet ağları birbirlerinden ayrılmaya başlıyor, tüm dünyada eşitsizlikler görülmedik ölçüde artıyor…
Türlerin yok oluşu hızlanıyor, her yıl bir önceki yıldan daha sıcak olmaya başlıyor, orman yangınları, seller, su baskınları yaygınlaşıyor. Karbon salımını kontrolümüz altına alma ve aşırı ısınmadan kaçınma şansını yitirmek üzereyiz, ekosistem sorunlarında bir çığ etkisi tetikleyecek geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıyoruz.
Büyüme, yayılma, yaygınlaşmanın sonuna gelmekte olduğumuzu gösteren başka olgular da var:
Evrensel geçerlilik iddiaları art arda iflas etti: Sosyalizmin çöküşünü İslamcılığın iflası izledi, şimdi de batı kapitalizminin gerçekleştirdiği son hamle olarak neoliberalizm can çekişiyor. Hiçbir devlet ya da güç dünya hegemonyası kuramıyor.
Evrensel geçerlilik iddialarının çöküşüyle yerelde de çöküşler boy atıyor. Sosyal devletten sonra şimdi de demokratik hukuk devleti her yerde tehdit altında. Yeni gericilik dalgası yükseliyor. Sosyalizm, liberalizm, İslam vb. gibi evrensel geçerlilik iddiasını taşıyan ideolojilerin gerilemesiyle oluşan boşluğu ırkçılık, milletçilik, kabilecilik gibi dar ideolojilerle doldurmaya çalışıyorlar. Farklı bir alternatif oluşturduğu iddiasında olan Çin’in getirdiği yanıt da aynı şekilde baskı ve gözetimi, kontrolü daha da artırmak oluyor.
Büyüme, yayılma, yaygınlaşma çizgisinde ısrar edenler son sözlerini böyle söylüyor.
Yanıt gecikmiyor. Bogota, Paris, Santiago, Bağdat, Beyrut, Tiflis, Prag, La Paz, Tahran ve Hong Kong vb. çok farklı şehirlerde farklı nedenlerden art arda patlayan isyanlar hep aynı mesajı veriyor: Bu böyle gitmez!
***
İnsanlığı böyle bir uçurumun eşiğine getiren büyüme, çoğalma, artma, genişleme ve yayılma ısrarımızın kaynağında ne yatıyor? Biz neden böyle olduk?
Bunun kapitalist sistemin ya da özellikle onun son neoliberal aşamasının özünden ya da işleyişinden kaynaklandığı söylenebileceği gibi bizzat insanın doğasından veya özünden geldiği de söylenebilir. Her şeyin insanın fotosentezle stoklanan enerjiyi açığa çıkarıp istediği gibi kullanmasına imkân veren ateşi keşfetmesiyle veya kendisine yetecek olandan daha fazlasını üretmesini mümkün kılan öküzü çifte koşmayı akıl etmesiyle başladığı da söylenebilir. Belki de sorumluluğu akıl ile bedeni, insan ile doğayı birbirinden ayırıp insana aklıyla her şeye hükmedebileceği vehmini aşılayan Descartesci düşünceye yüklemeliyiz.
Ama bütün açıklamalarımızı enlemesine kesen temel bir varsayım var: Kaynakların sınırsız ve sonsuz olduğu, sınırsız ve sonsuz büyüme ve yayılmanın mümkün olduğu inancı.
Bu dünyanın kurucu fikri sınırsızlık ve sonsuzluk. Ekonomilerimizi, siyasi rejimlerimizi, devlet ve toplum teorilerimizi, hepsini her şeyin sınırsız ve sonsuz olduğu varsayımımız üzerine kurduk. Bugün bunun yanlış bir varsayım olduğunu görüyoruz.
Buraya nasıl geldiğimizi açıklama konusunda anlaşamayabiliriz, aynı açıklamada birleşemeyebiliriz. Ama dünyanın, atmosferin, kaynaklarımızın sınırlı ve sonlu olduğu konusunda çok kolay anlaşabiliriz.
Sınırlı ve sonlu, çünkü her şey, bütün evren madde ve enerjiden oluşuyor. Ve evrendeki madde ve enerji miktarı sabit, değişmez. Bu miktarlar artırılamaz. Ne madde ne de enerji yoktan var edilebilir.
İnsan yaratıcı falan değildir. İnsan sadece birini diğerine dönüştürebilir. İnsan hiçbir şey yaratamaz, sadece var olanları yeni, farklı bir şekilde bir araya getirebilir. Var olanı yeniden düzenleyebilir, yeniden örgütleyebilir, eskisinden farklı bir şekilde bir araya getirebilir. Tercihlerini değiştirebilir. Rotasını belirleyebilir.
İnsanlığın yeni bir yola girebilmesi için yeni bir zihniyete, yeni bir kurucu fikre ihtiyacı var. Her şeyin sonlu ve sınırlı olduğu fikrini temel almak zorundayız. Temiz hava, temiz su, canlı toprak, kullanılabilir enerji, sağlıklı gıda, insanın alın teri göz nuru… Hepsi sınırlı. Bütün sistemlerimizi bu sınırların hiçbir durumda ihlal edilemeyeceği şekilde kurmalıyız. Bütün kurumlarımızı ve işleyişlerini bu gerçekliğe uygun hale getirmeliyiz.
İnsanlığın kendisini ve eylemini bu şekilde yeniden düzenlemesi ancak politika yoluyla, en geniş politik katılımla mümkün olabilir. Sınırsızlık ve sonsuzluk varsayımını iptal etmek bize politikayı da yeniden tanımlamak ve kurgulamak imkânı verecektir.
Mevcut politika anlayışımız mutlaka bir düşmana/karşıta/rakibe karşı odaklanıyor, mutlaka bizi tehdit eden biri var, her zaman ona karşı seferber oluyoruz. Aslında o politikamızın kutup yıldızı, kim olduğumuzu, nereye gideceğimizi, ne yapacağımızı o belirliyor. Politika hep karşıtların mücadelesi olarak anlaşılıyor. Bu tarz politika her zaman güç politikasıdır ve en temelinde de tarafların kendi çıkarlarını ve kendi anlatılarını birbirlerine dayatma uğraşıdır. Politika bir tür savaş gibi anlaşıldığı için, Clausewitz de savaşı “politikanın başka araçlarla sürdürülmesi” olarak tanımlamıştır.
***
Yeni kurucu fikir yeni bir politika anlayış ve tarzına ihtiyaç duyacaktır. Bu her şeyden önce çatışmacı, kutuplaştırıcı, savaşçı olmayan bir anlayış olmak zorundadır.
Büyüme, yayılma, yaygınlaşmanın sonuna gelinmekte olduğu yerde savaş da sonuç alıcı olmaktan çıkar, bugünkü dinmek bilmeyen terör dalgalarının bir benzerine dönüşür. Toplulukları, halkları, ulusları bir araya getiren bir çimento olmaktan çıkar, toplumların çürüyüşünü hızlandıran bir mikroba dönüşür. Bu, her türlü askeri savaş için olduğu kadar “sınıf savaşı” için de geçerlidir.
Onun için iki cepheli karşıtlık ve kamplaşmaya dayalı politikadan çok taraflı birlikte arayışa dayalı politikalara, çoğulculuğa ve eşit haklı katılıma dayalı bir anlayışa geçmeye ihtiyaç var.
Aslında insanlık epey zamandır usul usul ama giderek ivme kazanan bir tempoyla politika yapmanın, politik katılımın yeni tarzlarını deniyor. İnsanlığı ve çevreyi bütünlüğü içinde kapsayan farklı yaklaşımlar boy atmaya başlıyor. İnsanlar kaynaklarla ilgili çelişki ve anlaşmazlıklara ve değerlere yaklaşımın denenebilecek yeni yollarını bulmaya çalışıyorlar.
Örnek olarak: Ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara bütünsel bir çözüm getirmeyi amaçlayan “Yeşil Yeni Anlaşma“ fikriyatı geniş kitleleri etkilemeye başlıyor ve muhalefet partilerinden AB Parlamentosuna kadar değişik düzeylerde politik programlara dönüşüyor.
Yeni çıkış yolları arayışındaki çalışma ve yayınlarda son yıllarda gerçekten bir patlama yaşanıyor. Örneğin iki iktisatçı, Marianne Mazzucato ile Carlota Perez birlikte kaleme aldıkları çalışmalarda yeni teknolojilerin büyük olanaklarının ekonominin ve sosyal hizmetlerin tamamının yeşil dönüşümü için seferber edilmesinin hızla krizden çıkılmasını getireceğini gösteriyorlar. Ekonominin tıpkı doğadaki süreçler gibi sıfır atıkla işlemesini amaçlayan “döngüsel ekonomi” anlayışı bir başka örnek oluşturuyor.
Dönüşüm süreçlerinin uyumlu ve etkin yönetimi için Mazzucato geleneksel sosyalizmin devletçi anlayışından da liberalizmin asgari devlet anlayışından da farklı bir “girişimci bir devlet” tasarımı çiziyor: “Devlet derken farklı kamu kurumlarından oluşan ademi merkeziyetçi bir ağdan söz ediyorum. Bu kurumlar, misyon odaklı şekilde problemleri çözmeye ve risk almaya yöneldiğinde, inovasyon motoru haline gelebilir” diyor. Amin Maalouf da Uygarlıkların Batışı adlı son kitabında toplumlara onları bir arada tutacak bir çimentonun ancak devlet eliyle kazandırılabileceğini ileri sürüyor, “devlet ortak aidiyet duygusunu güçlendiren bağlar dokunmasına bin bir biçimde katkıda bulunur” diyor.
Misyon odaklı, ademi merkezi, çoğulcu ve katılımcı bir ağ olarak örgütlenen bir devlet ve ekolojik, ekonomik ve sosyal dönüşümlerin etkileşimli bütünsel dönüşümü fikirlerini geliştirmede insanlığın yararlanabileceği zengin bir deneyim birikimi var. Bugün geriye dönüp baktığımızda orada yeni gericiliğin bulduklarından farklı şeyler olduğunu da görebiliriz. Kapitalist ülkelerin deneyiminde piyasanın vazgeçilmez bir mekanizma olarak işleyişini gördük. Sosyalist ülkelerin deneyiminde herkesin iş ve konut sahibi olmasının, sağlık ve eğitime engelsiz erişmesinin mümkün olduğunu öğrendik. İskandinav ülkelerin deneyiminde sosyal kapitalizmin başarılı örneklerine tanık olduk. Batı ülkeleri zengin bir demokratik katılım ve çoğulculuk deneyimi sergiler. Bugün Finlandiya’da eğitimin sosyal ve demokratik niteliğini koruyarak içeriğini hızla değişen koşullara göre tekrar tekrar başarıyla uyarlayabildiğini görüyoruz. Çin ise dünyaya planlı kapitalizm diye bir şeyin mümkün olabildiğini gösteriyor. Daha da uzaklara, Aborijinler, Eskimolar ve Amazon yerlilerine baktığımızda doğayla ve diğer canlılarla uyum içinde bir yaşamın pekâlâ mümkün olduğunu görebiliyoruz.
İnsanlık yeni bir rotaya ancak sayıları, elle tutulabilir şeyleri çoğaltmak takıntısından kurtulup eşitlik, kardeşlik, özgürlük, haysiyet, merhamet gibi sayılamaz, cisimsiz şeyleri çoğaltmaya başlayarak koyulabilir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları




























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2024
25.12.2023
21.08.2020
5.06.2020
5.04.2020
21.01.2020
2.02.2019
21.11.2019
19.10.2019
13.10.2019