Ali Türer
Bu topraklarda öğretmen olmak hep çileli bir iş olagelmiştir. Baskılar, sürgünler, işkencelerden en fazla payı öğretmenler almıştır. Öğretmenliğin meslek haline gelmesinde büyük katkıları olan Selim Sabit Efendi yazdığı tarih kitabında “hal” sözcüğü geçtiği için II. Abdülhamit döneminde işinden atıldı, açlık ve sefalet içinde öldü. Köye dönük eğitim ile ilgili özgün düşünceler ileri süren, Yatılı Bölge Okullarını ilk öneren Ethem Nejat Kurtuluş savaşına katılmak için ülkeye gelirken Karadeniz’de boğduruldu. 1932’de Hitlerden kaçan Alman Profesörlere üniversitelerimizin kapısını açarken, dünyaca tanınmış eğitimcimiz İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nu üniversiteden attık. Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile gelen baskı ve terör en başta öğretmenleri vurdu. 12 Eylül sonrası işkencelerden geçirilenlerin başında hep öğretmenler vardı. 1402 ile işlerinden atılanlar çoğunlukla öğretmenlerdi.
Bu ülkeyi yönetenler öğretmenlerden hep çok şey beklediler. Ama o oranda da öğretmenlere hep kuşkuyla yaklaştılar. Hep kontrol altında tutmaya çalıştılar onları. Teftiş kurumunu kurarken II. Abdülhamit’in amacı öğretmenleri kontrol altında tutmaktı. 12 Eylül sonrasında 24 Kasım’ın 16 Mart ( ilk öğretmen okulunun kuruluş günü) yerine öğretmenler günü ilan edilmesinin altında da, “öğretmen evleri” uygulamasının altında da 1980 öncesi “çıbanbaşı” olan öğretmenleri kontrol altında tutma düşüncesi vardı.
Öğretmenlerin ilk örgütlenme girişimleri bundan tam yüz yıl önce başlar. Tüzüğü 1913 yılında hazırlanan Muallimler Cemiyetini kurmak o yıllarda geçekleşemez. 1918 yılında kurulan Muallimler Cemiyeti ilk öğretmen örgütüdür. 1920’de bir dernek olarak başlayıp 1921’de Türk Muallimler Birliği’ adını alan Cumhuriyet sonrası ilk öğretmen örgütünün kongresine M.Kemal Atatürk ile birlikte Amerikalı eğitimci John Dewey de katılır (1924).
1946’da cemiyetler kanununda yapılan değişikliğin ardından pek çok yerel öğretmen örgütü, köy öğretmen dernekleri ortaya çıkar. Bu derneklerin en aktif üyeleri tabii Köy Enstitülüler olacaktır. Bu derneklerin içinden bir üst örgütlenme olarak1950’lerde Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF) kurulur. Örgüt çalışmalarında ağırlığı kamu görevlilerinin sendikalaşmasına verir. 1960’anayasasıyla gelen görece demokratik ortamda bu çabalarının sonucu alınacaktır. 1965 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kurulur. TÖDMF bütün malvarlığı ile birlikte TÖS’e katılır. 1965-1968 arasında öğretmen örgütlenmesi alanında faaliyet gösteren 100 dolayında kuruluş vardır.
TÖS’ün Genel Başkanlarından biri, Köy Enstitülerinden yetişen ünlü edebiyatçı Fakir Baykurt’tur. Sendikal mevzuattaki çarpıklığın bir sonucu olarak TÖS bir iş kolu ya da hizmet alanı sendikası olma özelliğini gösteremez. Eğitim alanında bütün çalışanlar, memurlar, üniversite personeli, hatta emekliler bile TÖS’e üye olabilmektedir. 1970’lere doğru TÖS’ün 70 bin üyesi olacaktır.
TÖS,Türkiye Öğretmen örgütlenmesinde derin izler bırakır. 1969 yılında 40.000 öğretmenin katıldığı büyük öğretmen yürüyüşü hala hatırlardadır. Süleyman Demirel ünlü “Sokaklar yürümekle aşınmaz” lafını bu yürüyüşün ardından söylemiştir. Dönem sertleşme dönemidir. Amerikan yardımları ile alınan süt tozları ile çocuklar zehirlenmektedir. TÖS buna şiddetle karşı çıkar. Öğretmenlere yönelik baskı ve kıyımlar artmıştır. Öğretmen kongreleri, öğretmen lokalleri basılmaktadır. Görevini bırakıp, yurt dışına işçi olarak giden öğretmenlerin sayısı on bini aşmıştır. Bu koşullarda TÖS 15 Aralık 1969’da üç günlük boykota gider. Boykota 109.000 öğretmen katılır. Bu sayı o zamanki öğretmen sayısının yarısına yakındır. Boykota katılan öğretmenlerin yarısı boykot sonrasında maaş kesimi cezası alacaktır.
12 Mart 1971 darbesi TÖS’ün üzerine balyoz gibi iner. Darbenin başı Tağmaç’a göre “Toplumsal ilerleme ekonomik gelişmenin önüne geçmiştir.” Bu tehlikeli durum, düzeltilmelidir. TÖS Yöneticileri ile birlikte 3500 öğretmen evlerinden toplanır. Bazıları boyunlarına sosyoloji ders kitabı gibi “suç aletleri” asılarak “emniyet” çatısı altına alınırlar. İşkencelerden, insanlık dışı muamelelerden geçerler. 185 yöneticisi hakkında davalar açılır. Askeri Savcı baki Tuğ’a göre TÖS “Marksist Leninist gizli bir teşkilattır”. Hâlbuki TÖS yöneticilerinin birçoğu 12 Mart darbesini, orduya duydukları güvenden dolayı ilk başta alkışlamışlardır. Yargılanan TÖS yöneticileri 1974’de çıkarılan affı kabul etmezler. Onurlu insanlardır. Sonuçta dava 1976’da bütün sanıkların aklanmaları ile sonuçlanır.
TÖS’ün bıraktığı yerden bayrağı Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) alacaktır (1971). Haydar Orhan, Ali Bozkurt, Gültekin Gazioğlu derneğin sırayla başkanlığını yapan isimlerdir. Siyasallaşma hızlanmıştır. Dönem dernekçilik dönemidir. Siyasal meşrebine göre her siyasi yapı öğretmen, kadın, genç, işçi dernekleri kurarlar. TÖB-DER TÖS’e göre daha politik bir örgütlenmedir. 1974-75’ler’den sonra kurulan Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile birlikte ülkede şiddet, terör, sokak eylemleri artmıştır. Sadece 1975 yılında 200 TÖB-DER üyesi saldırıya uğramış, 20’si komalık duruma gelmiştir. 5000 öğretmen sürülmüş, 50 TÖB-DER üyesi işten atılmıştır.1976-78 arasında üyelerinden 144’ü saldırıya uğramış, bunlardan 37’si öldürülmüştür. Öldürülenler arasında TÖB-DER’in bir süre genel başkanlığını yapan Talip Öztürk de vardır. TÖB-DER üyelerine karşı yapılan saldırıları göğüslemeye, yaraları sarmaya çalışır. Üyeleri için güvenli bir liman, tutulacak bir dal, bir umut haline gelir. Aynı zamanda soldaki grupların kıyasıya birbirleri ile mücadele ettikleri bir örgüt haline gelmiştir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen TÖB-DER 1980’li yıllarda 200.000 civarında üyesi ile öğretmenleri temsil eden en kapsamlı örgütlenmedir.
12 Eylül 1980’darbesinden TÖB-DER ve üyeleri nasiplerini fazlasıyla alırlar. Kapağı yurt dışına atabilen az sayıdaki şanslı yöneticinin dışında kalan aktif üyeler, yöneticiler evlerinden alınacak işkencelerden geçirilecektir. Darbenin arkasından çıkarılan 1402 sayılı yasa uyarınca,”sakıncalı” görülen öğretmenlerin, öğretim üyelerinin kurumlarıyla ilişkileri kesilecektir. Başka bir iş ellerinden gelmez. İşsizlik, sefalet onları beklemektedir. Literatüre “1402’liler” kavramı girer. TÖB-DER yöneticilerinden 50’si 1-8 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılırlar. Fakat genel başkan Gültekin Gazioğlu berat edecektir.
12 Eylülle gelen olumsuz koşullarda “Öğretmen Dünyası”, “Bilim ve Sanat”, “ABC” gibi dergiler öğretmenlerin örgütlenme çalışmalarını etrafında sürdürdükleri yapılar haline geldiler. Öğretmenlerin moral dayanakları oldular. Dergiler çevresinde toplananlar öğretmenler örgütlenmelerini şirket çatısı altında sürdürmeye karar verirler.1987’de Eğitim-İş şirketi kurulur. Bu şirketin çıkardığı “ABC” dergisi, yeni koşullarda örgütlenmenin ilk adımıdır. “ABC” aboneleri bir süre sonra kurulacak EĞİT-DER’in ilk üyeleri olacaklardır. EĞİT-DER’in başkanlığını önce Ali Bozkurt daha sonra Mustafa Gazalcı yapacaklardır.
1965’de çıkarılan 657 sayılı Devlet memurları kanunu kamu emekçilerine sendika kurma hakkını yasaklamamakta fakat “toplu eylem” ve “grev yasağı” getirmektedir. 1982 anayasasında ise komu görevlilerinin sendikalaşması konusunda bir hüküm bulunmaz, fakat yasaklama da yoktur. 1983 yılında çıkarılan sendikalar kanunu ise kamu görevlilerini kapsam dışı bırakmaktadır. Diğer yandan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (M 11/1) tüm çalışanlara sendika ve toplu pazarlık hükümleri içermektedir. Türkiye’de bu belgeleri onaylamıştır. Yani orta yerde yasal bir boşluk bulunmaktadır.
Bu boşluktan 1990’da Eğitim-İş doğar. Eğitim-İş yasada açıkça yeri olmadığı halde “serbestlik” ilkesine dayanılarak, çalışanlarca fiilen kullanılan bir “hak” olarak ortaya çıkmıştır. Bu örgütü kuranlar İnsiyatif almışlar, risk almışlardır. Bu açıdan öğretmen örgütlenmesi tarihinde Eğitim-İş bir ilktir. Ortaya çıkar çıkmaz da bir hukuk tartışması başlar. Yargıya taşınan tartışmada sonuç Eğitim-İş’in lehine çıkar. Danıştay, Kamu görevlilerinin sendika kurabilmeleri için Anayasa değişikliğine gerek olmadığı yolunda karar verir. Toplusözleşme yapma yetkisi olmasa da sendika kurma hakkı fiilen elde edilmiş olur.
Bu nedenle kamu emekçileri, bugün faaliyette bulunan öğretmen sendikaları, sendikal haklara kavuşmada dönemin Eğitim-İş yöneticilerine çok şey borçludurlar. Eğitim-İş’in başkanlığını, bu çalışmayı yaparken yararlandığım “Türkiye’de Öğretmen Örgütlenmesi” konusunda en kapsamlı çalışmayı yapan Niyazi Altunya’dır. Bütün olumsuz koşullara rağmen öğretmen örgütlenmesine liderlik yapan bu yöneticileri saygıyla anmak boynumuzun borcudur.
TÖB-DER deneyiminin son döneminde, sol grupların pek çoğu “küçük dağları ben yarattım.” Havasında olmuşlardır. Durumun hiç de öyle olmadığı, toplumla bağların ne kadar zayıf olduğu 12 Eylül darbesi sonrasında açıkça ortaya çıktı. Pek çok radikal solcu ya sinmek, ya ülkeyi terk etmek, ya da demokrat liberal şemsiyenin altına sığınmak zorunda kaldılar. Bu psikolojik travmayı atlatmak kolay olmadı. Bence hala da atlatılmış değil.
Bu nedenle Eğitim-İş’in sendikal demokratik zeminde kalmak yönündeki iradesi, onlar açısından kabul edilebilir gibi değildi. En kısa zamanda kendilerini göstermek durumundaydılar. Belirli bir kitle üzerinde nüfus kullanmanın 1970’li yıllarda verdiği o keyfi yeniden elde etmenin özlemi içindelerdi. Eğitim-iş içinde hemen bir araya gelindi ve Eğitim İş’ten ayrılıp Eğit-Sen Kuruldu (1990).
Eğit-Sen kurulur kurulmaz eğitim emekçilerinin birleşik sendikasını yaratmak için Eğitim-İş’e öneri götürdü. Sen, ben bizim oğlan arasında siyaset yapmanın, birbirini ajite etmenin anlamı yoktu. Kontrolün elde tutulacağı bir birleşme sürecinde kendilerinin daha aktif olabileceklerini biliyorlardı. Bu işlerde hep daha aklı selim olan, suhuletle hareket eden, daha kucaklayıcı olan değil risk alan, agresif olan, ayak oyunlarını bilen kazanmıştır; bunu biliyorlardı. Benzer bir taktiği birkaç yıl sonra Deniz Baykal’ın CHP’ si Murat Kara Yalçın’lı SHP’ye karşı kullanacak ve “başarılı” olacaktı. İttihat ve Terakki’den devralınan kültür buydu, siyasetin dili buydu.
Eğitsen ile Eğitim-İş birleşti Eğitim-Sen kuruldu (1995). Fakat hayatın da bir gerçeği vardı. Davana, ideolojine, amacına (her neyse) ne kadar bağlı olursan ol; eğer kullandığın yöntem “meşru” değilse; yani demokratik değilse, kitlenin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda değilse amacına ulaşman da mümkün olmuyor. Kullandığın yöntemler sonunda gelip seni vuruyor. Bu Eğitim-Sen’de de böyle oldu, CHP’de de.
Demokratik kitle örgütlerinde, o örgütsel yapının içinde yer almasını beklediğin insanların -hangi siyasi düşüncede olurlarsa olsunlar- gerçek ihtiyaçları ve beklentileri, alanın gerektirdikleridir esas olan. Asıl amacın bu yapıya uygun değilse, bu yapıyı psikolojik durumunla belirlenen örtük amaçlarını gerçekleştirebilmek için bir zemin olarak kullanıyorsan; sonuçta yalnızca o yapıya zarar vermiş olmazsın, fakat aynı zamanda kendi dar amaçlarını da gerçekleştiremezsin. Eğitim-Sen, ve onu oluşturan siyasi yapılanmaların yaşadıkları bu ilkenin yaşamın içinde geçerli olduğunun en somut kanıtıdır.
Eğitim Sen bundan otuz beş yıl önce iki yüz bine varan üyesi ile öğretmenlerin önemli bölümünü temsil eden TÖB-DER’in mirasını devraldı. Bütün olumsuzluklarına, örgüt içi hastalıklara rağmen bu miras öğretmenlerin ortak mirasına; Türkiye’deki bütün öğretmenlerin altında örgütlenebileceği ortak bir çatıya dönüşebilirdi. Fakat öyle olmadı. Eğitim-Sen bazı sol siyasal grupları bir arada tutan koorperatif bir yapı olarak varlığını sürdürmeyi seçti.
Öğretmen örgütlerinin amacı öğretmenlerin gerçek anlamda çalışma koşullarını iyileştirmek, kamu çalışanlarının sendikal kazanımlarını ilerletmek olmalıdır. Eğitim ile ilgili programların geliştirilmesinde insiyatif almak, öğretmenlik mesleğine sahip çıkmak, mesleğin statüsünü, toplumdaki saygınlığını yükseltmek olmalıdır. Öğrenme arayışında olanların eğitimsel haklarına sahip çıkmak olmalıdır. Eğitimi, eğitim örgütünü demokratikleştirmek olmalıdır. Öğretmenlere bir birleri ile kaynaşacakları, dayanışacakları bir ortam sunmak olmalıdır. Öğretmenlerin mesleki sorunlarına çözüm getirmek olmalıdır. Öğretmenlerin bölük pürçüklüğüne son vermek, öğretmenlerin birleşik örgütlenmesi için çalışmak olmalıdır. Bu koşulları sağlamak için milli eğitim teşkilatını, diğer öğretmen örgütlerini masaya çağırmak, öneriler götürmek, bu konularda bilimsel çalışmalar yapmak, projeler hazırlamak, ortaya çıkan görüşleri kamuoyuna mal etmek olmalıdır.
Eğitim-Sen bugünlerde üçüncü Demokratik Eğitim Kurultayına Hazırlanıyor. Umalım ki bu seferki kurultay gerçekten demokratik olur. Geçmişte olduğu gibi bu kurultay da her siyasi grubun kendi özel “muhtıra”sını ortaya koyacağı, siyaseten uzlaşılan belgeler peşinde koşulan bir platform olmaz. Her siyasi organizasyonun kendi muhtırasını hazırlayacağı toplantılar yerine mevcut eğitim örgütlerinin belirli konu (sorun) alanlarında görüş alış verişi yapacakları, birbirlerini anlamaya çalışacakları toplantılara ihtiyaç var.
Ne Eğitim Sen, ne ondan ayrılıp kurulan Eğitim-İş ne da ona alternatif olarak kurulan eğitimi değil siyaseti kendilerine kalkış noktası haline getiren diğer sendikalar tek başlarına öğretmenlerin ihtiyacı olan örgüt iklimini Türkiye ölçeğinde oluşturacak güçte değiller. Bu kafayla gidildi sürece de gelecekte de muhtemelen olamayacaklar.
Ulusal düzeyde örgütlenmiş 28 sendika olduğunu biliyor muydunuz? Ben de bu yazı için hazırlanırken öğrendim. Türk Eğitim Senin 205.000 Eğitim Bir Sen’in 205.000 Eğitim Sen’in 125.000, Eğitim-İş’in ise 30.000 üyesi var. Toplam ne ediyor. 565.000 değil mi? Peki Türkiye de ne kadar öğretmen var: 662.000’i MEB’e bağlı 991.000. Peki en fazla %18 bilemediniz %20’lik temsil oranları ile bütün bir öğretmen kitlesini temsil ettiğinizi söyleyebilir misiniz? O rahatlıkla işvereni masaya çağırıp, karşısına oturabilir misiniz? Sendikal hakları güvence altında tutabilir, geliştirebilir misiniz?
Yapamazsınız yapabileceğiniz tek şey, (Niyazi Altunya hocamdan ödünç alarak kullanıyorum) “muhtıracılık” yapmak olur. İşvereni masaya çağırmak yerine bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da muhtıralar yayınlamakla yetinirsiniz.
Köy Enstitülerinin kurucusu İ Hakkı Tonguç 1947 yılında şöyle diyordu:
“Öğretmenlerin topluluk içinde dinamik rol sahibi olmalarını hoş görmeyenler, evvela muallim cemiyetlerini lağvettirmek suretiyle onların teşkilatlanmalarını önlediler. Sonra yer yer bazı öğretmenlerin şüpheli insanlar gibi gizli takip edildikleri söylenmeye başladı. Bunu hisseden ve anlayan öğretmenler, pedagojik mahiyette bile olsa her türlü yenilik hareketlerinden el etek çekerek meydanı, günlük ve şahsi menfaate müstenit politika gütme hevesinde olanlara terk ettiler.”
İlahi Tonguç Baba, atmış beş yıl sonra sanki durum farklı mı?
KAYNAK:
Niyazi Altunya. Türkiye’de Öğretmen Örgütlenmesi, Ankara, Ürün Yayınları, 2008.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024