Ümit KIVANÇ
Seçim çalışmaları başladığından bu yana Halkların Demokratik Partisi binalarına, standlarına, gösterilerine ve HDP ile ilişkili insanlara yapılan saldırıların sayısı, altmışı (60) kesin geçti, bazılarına göre bu rakam yüz yirmiyi (120) buluyor. Ben bu yazıyı yazana kadarki son ikisi, Adana ve Mersin'de, insan öldürmeyi de amaçlayan, bombalı saldırılar. (Efe Kerim Sözeri'nin yaptığı derleme-toparlama, faciayı ortaya koyuyor; şurada:http://www.platform24.org/veri-gazeteciligi/899/hdp-ye-yapilan-saldirilar-ve-cezasizlik-sistemli-mi-)
Bu saldırıları kimin ne amaçla yaptığı, şüphesiz karşımızdaki en önemli sorun.
Soru değil, sorun. Çünkü soruya herkesin cevabı var ve bu cevaplar üç aşağı beş yukarı birbirini tutuyor: Saldırıları HDP'nin barajı geçmesini istemeyen devlet güçleri planlıyor, tertipliyor, yönetiyor, denetliyor. Son iki bombalama sonrası (Adana, Mersin) cılız kınama beyanlarını istisna sayarsak saldırılardan gayet memnun gözüken AKP önderliğinin işin içinde, hattâ bizzat planlayıcı makamında bulunduğunu düşünmek için de her türlü sebebe sahibiz. Bütün bakanlarıyla hükümetten ziyade, sınırlı sayıdaki lider kadrosu ve esas önderiyle partiden şüphelenmemiz daha yerinde. Bu elbette hükümetin siyasî, idarî, hukukî sorumluluğunu azaltmıyor.
Hükümet, bizzat seçimin, hattâ mevcut rejimin meşruiyetini ortadan kaldırmaya aday sistemli saldırılara karşı, son bombalamalara kadar, bırakın herhangi bir ciddî ve caydırıcı tedbiri, doğru dürüst kınamayı bile gerekli görmedi. Bombalı saldırılardan sonra ilk defa alelusûl “karşısındayız” açıklamaları yaptılar, güya bir de “özel birim” kurulduğunu bildirdiler, “saldırıların aydınlatılması için”.
Kimse inanmadı, inanmayacaktır.
Birkaç sebeple: İlkin, saldırıya uğrayan, bütün “Türkiyelileşme” atılımına rağmen, devlet ve bu devletin aslî tabanını oluşturan toplum kesiminin gözünde hâlâ “Kürtlerin partisi” olarak görülen, böyle görülsün ve asla daha geniş bir kesimce benimsenmesin diye taklalar atılan HDP'dir. İkinci olarak, izlediklerimiz, maruz kaldıklarımız, “Kürtlere” karşı devletin olağan kirli savaş yöntemlerinin, bıktıracak kadar sık tekrarlanmış örnekleridir.
Üçüncüyü azıcık ayırayım: MHP'nin bu saldırılara önayak olmadığına dair işaretler, saldırıların başından beri linççiler arasından birilerinin yaptığı kurt işaretlerinden daha belirgin. Bu önemli ayrıntıyı bizzat Selahattin Demirtaş bir-iki defa dile getirdi. Hattâ Demirtaş, bazı saldırıların ardından MHP'li yetkililerin kendilerini arayıp, “bunlar bizim işimiz değil” deme gereğini gördüklerini açıkladı. Nitekim Adana-Mersin bombalamalarından sonra MHP bunu genel başkan yardımcısının ağzından resmen herkese duyurdu.
Ve dördüncüsü, bizzat Tayyip Erdoğan başta, Süleyman Soylu, Yalçın Akdoğan gibi AKP ileri gelenlerinin apaçık tehdit içeren sözleriyle bu saldırıların ilişkisini kurmanın, savcı tabiriyle, “hayatın olağan akışına” son derece uygun oluşu. İki bombalama ile aynı gün, Samsun'da, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ufacık, usulcacık bir geçmiş olsun mesajını bile -beklendiği üzre- esirgeyerek, HDP'yi “terör”le ilişkilendirmek ve hedef göstermekle meşgûldü.
Evet, tabiî, AKP ileri gelenlerinin kışkırtıcı sözleri şüphesiz kimsenin durduk yerde gidip bomba eğitimi almasına, bomba yapmasına ve saksıya yerleştirip HDP binasına koymasına yolaçmamıştır. Bu faslı derin devletin profesyonellerinin yerine getirdiği açık. AKP önderlerinin tahrikkâr beyanları, bombasız, normal, gündelik, alışıldık Türk usûlü linç girişimli saldırılara katılımcı teminine yarıyor. Veya birilerinin gidip HDP binasındaki bayrağı söküp yakmasına, gece vakti cam çerçeve indirmesine.
Daha önemlisi, bir “havayı” yaratıyor, yayıyor, bir “ortamı” oluşturuyor, sürdürüyor.
“Yapın” diye fısıldıyor, ırkçı linççi tahakkümcü kalabalıklara uykularında bir ses. Buyurgan, başkalarına gazapkâr ama bu çoğunluk ırkçıları için koruyucu, güven verici bir ses...
Sabah bakıyorlar, birileri yapmış. Bakıyorlar, polis yanlarında; onlara dokunmuyor. Mesaj hemen alınıyor. Otoritenin cesaret aşılayan, sırt sıvazlayan sesi, “yapabilirsiniz” diyor, “yol açık”.
Bizim çoğunluk ırkçısı linççi kalabalıklarımız otoriteden bu işareti almadan hiç harekete geçmezler. Şu anda, bu seçim döneminde, “saldırın” işaretleri, görmemiş zengin düğünlerinin havai fişek gösterilerine taş çıkartırcasına gökyüzünü kapladı. Her gün yenilerini fırlatıyor iktidar sözcüleri.
Ancak bu kalabalıklar her zaman kontrol altında tutulurlar. Saray HDP binasını kuşatanlar gibi, meselâ, orada öyle tutulurlar, “düşman”a, buranın kime ait olduğunu, istenirse onların “yaşatılmayacağını” gösterirler. Bütün linç tehdidi boyunca linççi kalabalıklar polisle yanyana, içiçedir. Devletten bağımsız adım attırılmaz, devletin öngördüğü ölçüde tehditkâr, saldırgan olabilirler.
Kalabalıkların harekete geçirilmesi, “yaşatmayız!” ortamı, işin bir tarafı. Öbür tarafındaysa, güvence verilmeden, polis koruması ve desteği olmadan harekete geçemeyen sefil ruhluların beceremeyeceği ince işler, özellikle planlamalar var.
“Devlet yapıyor”, “hükümet yaptırıyor”, “AKP'nin marifeti” dendiğinde, tuhaf ama, olay âdetâ vahşetinden kaybediyor. Bu yüzden, bazı sorularla sahneyi aşıp kulise yaklaşmayı deneyelim hele:
Hangi HDP binasına veya faaliyetine saldırı olacağına kim karar veriyor?
Kimse tek başına bütün Türkiye'deki irili ufaklı illerde, ilçelerde her anki durumu bilemeyeceğine göre bir heyet sözkonusu olmalı; kimler bunlar?
Karar alıcılara özel olarak bu işler için, bu işlere uygun bilgi taşınması gerek ülkenin dört bir yanından. Bu ağın elemanları kimler? Sıradan AKP ilçe teşkilatı elemanları falan bu işi yapamaz. Kimler o halde? Jandarma? Polis? MİT? Beyaz Kuvvetler?
Bilmediğimiz derin devlet dalları kolları?
Bu kararlar bir toplantıda mı alınıyor, bu toplantı(lar) nere(ler)de yapılıyor?
Bu kararlar alınırken neler neler hesaba katılıyor? Meselâ, “bayrak yapma, stand devirme gibi işleri Uşak'ta, Isparta'da yapalım, ama insan öldürüp kitlesel çatışma çıkarmak için Mersin, Adana daha münasip” mi deniyor? Kim diyor, kim onaylıyor?
Acaba 17-25 Aralık sürecinde karşımıza çıkan ve ötekilerin yanında son derece ayrıksı duran, meşhur “yollarız adam, sallarız füze” toplantısı bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırken bize ışık tutabilir mi?
Bunu bir şey bilerek veya kuvvetle tahmin ederek söylemiyorum. Hiçbir fikrim yok. Üstelik, askeriye tahakkümü devrinde olsa birşeyleri zihnimde çok daha doyurucu şekilde kurabilecekken şimdi bunu da yapamıyorum. Yukarıda belirttiğim gibi, bütün elemanlarıyla hükümetin değil de, görece dar bir kadronun bu işlerden haberdar olduğunu sanıyorum. “Özel birim kurduk” açıklamasını dar önderlik ekibinden Kültür Bakanı Ömer Çelik'in yapması manidar mıdır, bilemedim.
Devletin şu anda AKP önderliğiyle uzlaşmış görünen başka kısımları, memleketin ve toplumumuzun istikbalini fena halde baltalamaya yönelik bu sabotaj projesine mâlûm Kürt düşmanlığı nedeniyle seve seve katılmışlardır. Aksini düşünmek için hangi sebep var?
Yalnız bu defa işin bundan ibaret olmadığını da mutlaka düşünmeliyiz. Her nekadar iktidar ve hattâ muhalefetten birçokları HDP'de yoğunlaşan hareketliliği inatla yalnız “Kürtlerin partisi”, hattâ “dağdaki PKK'nin ovadaki sözcüsü” konumuna hasretmeye çalışsa da, durum böyle değil. PKK'yi onaylamadığı halde HDP'ye oy verecek çok insan var. Birtakım aykırı fikirleri açık yüreklilikle savunduğu için destekleyen var. Ezilenden yana diye seven var. Çoğulcu bir siyasî hayat fikrine ısınmaya çalışan ve bundan hoşlanan bir kesim var. Yani HDP, evet, bir yandan Kürtlerin partisi, ama öbür yandan tam da bu memleketin ihtiyaç duyduğu muhalefet hareketinin bir prototipi.
Dolayısıyla saldırıya uğrayan, yalnız Kürtlerin partisi değil, memleketin çoğulcu-demokratik istikbali. Önde Kürtlerin oluşu, devletin ve linççi kalabalıkların saldırılarını kolaylaştırıyor, meşrulaştırıyor, saldırı başkalarına yapılsa tepki gösterecek birilerinin sessiz kalmasına yolaçıyor.
Adana-Mersin bombalamalarından sonra çeşitli AKP “unsurlarının” aldığı tavra bakınca aklıma şöyle bir soru geldi, onu da ekleyeyim: Acaba bu iki katliam girişimi, işlerin, bir tür sınırlı sorumlu saldırı politikası yürütmek isteyen AKP'nin aklıevvellerinin elinden de kaçabileceğine mi delalet? Mâlûm, iş sabotaja, cinayete, katliama gelince, unsurlardan unsur beğen, bizim devlette...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024